Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şarta dayalı alacak davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ek protokoller uyarınca davacı şirket, davalı bayinin benzin, motorin ve LPG gibi ürünlerdeki asgari alım taahhütlerini ihlal ettiğini ve bu nedenle sözleşmedeki cezai şart hükümleri gereği oluşan 76.702,52 USD alacaktan şimdilik 30.000 USDnin faiziyle tahsilini talep ederken; davalı taraf, cezai şartın piyasa koşulları, rekabet durumu, tek taraflı dayatma ve davacının edimlerini yerine getirmemesi gibi sebeplerle geçersiz olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise sözleşmedeki asgari alım taahhüdü ve cezai şart hükümlerinin açıkça düzenlendiğini ve davalı tarafından motorin ile LPG alımında ciddi eksiklikler bulunduğunu belirtmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2024/722 ( KABUL KALDIRMA)KARAR NO : 2026/900T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : .... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 12/09/2023ESAS-KARAR NO : 2019/492 E 2023/533 KDAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 19/06/2026YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜİDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, taraflar arasında 08.01.2014 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğinde Protokol, Ariyet Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ve diğer sözleşmeler akdedilerek, davalı şirkete ... adresinde akaryakıt bayiliği hakkı ve işletmeciliği verildiğini, taraflar arasındaki protokol uyarınca, akaryakıt işletmeciliği yapabilmesi ve bayilik faaliyetini eksiksiz gerçekleştirebilmesini teminen davacı şirket tarafından, davalı şirkete ariyet malzemeleri teslim edildiğini, taraflar arasında söz konusu malzemelerin davalı uhdesinde bırakıldığına dair teslim tesellüm belgesi imzalandığını, davalı yanca müvekkiline karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere lehine 190.000,00 TL tutarında banka teminat mektubu düzenlendiğini, taraflarca akdedilen protokol hükümleri uyarınca asgari ürün alım taahhüdünde bulunan davalı şirketin sözleşmenin yürürlük süresi boyunca davacı şirketten perakende standart satış fiyatından 1.075 m³ benzin, perakende özel satış fiyatından 8.000 m3 motorin, 1.250 ton LPG alımı ve 5 ton madeni yağ alımı gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, davalı yanın söz konusu alım taahhütlerini yerine getirmediğini, davalı şirket ile davacı şirket arasındaki bayilik sözleşmesinin süresi sonunda sona erdiğini, Üsküdar 17. Noterliği’nin 29 Ocak 2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek, asgari ürün alım miktarından kaynaklanan cezai şart borcunu ödemesi gerektiğinin ihtar edildiğini, davalı şirketin asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklı olmak üzere muaccel hale gelen toplamda 76.702,52 USD cezai şart borcunun bulunduğunu belirterek şimdilik 20.000 USD’ nin Devlet Bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 30.000 USD' nin sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren işleyecek olan Devlet Bankaları'nın yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme ve protokollerin süre sonunda kendiliğinden son bulduğunu, "Asgari Ürün Alım Taahhüdünden Kaynaklanan Cezai Şart" maddesinin geçersiz olduğunu, müvekkiline ait istasyonunun işlek bir yerde olmayışı, bölgede başkaca bayilerle rekabet ilişkisi içerisinde oluşu, bulunduğu bölgede davacı markasıyla tek elden satış yetkisinin müvekkilline tanınmamış oluşu, sektördeki daralma, akaryakıt fiyatlarındaki yükselmeler, herhangi bir yatırımın olmayışı değerlendirildiğinde zaten söz konusu taahhüt evrakının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca hakim durum kötüye kullanılarak cezai şartın tek taraflı olarak düzenlendiğini, müvekkilin ekonomik mahvına yol açabileceğinden düzenlenişi itibarıyla da geçerli olmadığını, sözleşme kapsamında motorin alışlarının önceleri perakende satış fiyatından verilmesine karşın sonradan bu yöndeki taleplerin erişimi engellenerek sadece özel satış fiyatından motorin taleplerinin karşılandığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan 08.01.2014 tarihli bayilik sözleşmesinin ekinde yer alan 08.01.2014 tarihli protokolün 8. maddesinde, "Asgari Ürün Alım Taahhüdü", 9. maddesinde; "Asgari Ürün Alım Taahhüdünden Kaynaklanan Cezai Şart" hususlarının açık bir şekilde düzenlendiği, somut olayda taahhüdü verilen 1.075,00 m3 perakende standart satış fiyatından benzinin taahhüt edilenden daha fazla alındığı, 8.000,00 m3 perakende özel satış fiyatından motorinin ise taahhüt edilen miktardan 5.929,28 m3 daha az alındığı, taahhüt edilen 1.250,00 ton LPG taahhüt edilen miktardan 185,00 ton daha az alınmış ve madeni yağ taahhüt edilen 5,00 tondan daha fazla alınmış olup, sözleşmede benzin ve motorin için ayrı ayrı asgari alım miktarlarının belirlendiği ve alım taahhüdünün yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak ceza tutarının farklı olarak belirlendiği, taraflar arasındaki sözleşmede taahhüt edilen en az miktarı aşan ürün alımları ile ilgili olarak iskonto veya mahsuba ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, tacir olan davalının imzaladığı sözleşmenin koşulları ile bunlara uymaması halinde doğacak sonuçları bilmesi gerektiği, sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin açık olup, her bir ürün için satış türleri de belirlenerek asgari ürün alım miktarlarının düzenlendiği, bu hükümlere uymayan davalının cezai şart ödemekle yükümlü olduğu, cezai şartın hesabında fazladan aldığı ürünün, eksik aldığı üründen mahsubunun yapılmasının mümkün olmadığı, eksik alınan ürün için hesaplanacak cezai şartı ödemekle yükümlü olup, diğer bir üründen taahhüt ettiğinden fazlasını almasının cezai şarta bir etkisinin olmayacağı, bu durumda perakende standart satış fiyatıyla alınan ve satılan benzin miktarındaki taahhüdü aşan miktarın, taahhüdü sağlanamayan perakende özel satış fiyatı ile alınan ve satılan motorin miktarından mahsup edilemeyeceği, asgari alım taahhüdüne uyulmaması sebebi ile uygulanacak cezai şart tutarının 76.702,52 USD (Amerikan Doları) olarak hesaplandığı, davacının sözleşme uyarınca bu tutarı davalıdan talep etme hakkının bulunduğu, ancak davalının dosyaya getirtilen vergi dairesi kayıtları uyarınca belirlenen son birkaç yıla ait vergi matrahları ve tahakkuk eden vergi tutarları göz önüne alınarak ortaya çıkan mali durumu değerlendirildiğinde, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ile davacı tarafından iş bu davada yapılan ıslah sonucu talep edilen 30.000 USD cezai şartın tahsiline bile karar verilmesinin davalının mali gücü, ekonomik koşullar, cezai şartın yabancı para birimi üzerinden kararlaştırılmış olması ve yabancı para birimi olan Amerikan Dolarının sürekli olarak artması, bunun ticari ve ekonomik hayata etkisi ile davalının akde aykırılığının derecesi ve niteliğine göre, talep edilen miktarın aşırı bir miktar olduğunun takdiri ile davacı tarafça talep edilen 30.000 USD cezai şartın, TBK'nun 182/son maddesi uyarınca takdiren 10.000 (Onbin) USD olarak belirlenmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİİstinaf eden-davalı vekili tarafından;Mahkemece itiraz edilen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiği, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiği, hangi miktarda benzin hangi miktarda motorin alındığına dair dökümlerim yapılmadığı, sistemde motorin alımı için protokolde kararlaştırılan perakende özel fiyattan alışın başlangıçta izin verilmesine karşın sonradan engellendiği ve zorunlu olarak perakende standart fiyattan verildiği, ancak bu husustaki itiraza dair araştırma yapılmadığı, kimsenin kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, müvekkili tarafından davacı lehine verilen teminat mektubunun nakde çevrildiği, nakde çevrildiği tarih itibariyle müvekkilinin borçlu değil, alacaklı duruma geçeceği,İstinaf eden- davacı vekili tarafından;Mahkemece asgari alım taahhüdünden müvekkilinin alacaklı olduğu hususu yerinde olarak kabul edilmek ile birlikte tenkis şartları oluşmamışken tenkis yapılması doğru olmadığı gibi, somut olayda davalı yanın hükmedilecek cezai şartın davalı yanın mahvına sebebiyet verip vermediği hususlarında araştırma yapılmadığı bildirilerek başvurulmuştur.UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLARUyuşmazlık taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve eki protokol kapsamında davacı yanın asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının bulunup bulunmadığı, var ise kapsamı ve cezai şartın davalı yanın mahvına sebebiyet verip vermeyeceği noktalarında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve eki protokol kapsamında asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.Taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şartı ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan cezaî şartın butlanı, hukukun genel bir ilkesidir. Bir borçlunun, iktisadi ve ticari faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırıdır.Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder. Taraflar arasındaki sözleşme ve eki protokolde asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağı taahhüt edilmiş olup, mahkemece bu bağlamda davalı aleyhine cezaî şartta hükmederken 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezaî şart bedelinden indirim yapılmamış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür.Hemen belirtilmelidir ki; cezaî şart, tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus ahlâka ve adaba aykırı sayılacağından, hâkimin cezaî şartın tamamen veya kısmen geçersiz olduğuna karar vermesi mümkün ise de; bir sözleşmenin taraflardan biri için ekonomik yıkım teşkil ettiği ve bu sebeple ahlâka ve adaba aykırı olduğu hususu taraflar veya hâkimin bu husustaki sübjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir. Zira bir tacirin hayatını başka yolda düzenlemek, özellikle masraflarını azaltmak ve bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek mecburiyetinde kalması, ahlâka ve adaba aykırılığın kabulü için yeterli değildir. Ahlâka ve adaba aykırılığı tayin ve takdir edebilmek için taahhüt olunan işin değeri, tarafların ve özellikle borçlunun cezaî şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu tespit edilmeli, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını belirlenmelidir (İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, s. 237).Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki protokol kapsamında davalı şirket tarafından cezaî şart taahhüt edildiği, mahkemece 76.702,52 USD cezai şart alacağı belirlendiği, davalı şirketin cevap dilekçesi ile cezaî şart tutarının fahiş olduğundan ve ekonomik mahvına neden olacağından bahisle mahkemeden indirim talep ettiği, yargılama sırasında davalı şirketin sorumlu olacağı cezaî şart tutarının 10.000 USD olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen karar yerinde olmadığı gibi (Yargıtay HGK 2017/(19)-11 943 Esas, 2021/984 Karar 14/09/2021 tarih, 2024/11-108 Esas 2024/596 Karar 27/11/2024 tarihli) tespit edilen cezai şart alacağı üzerinden tenkis yapılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece her ne kadar dosya kapsamında alınan 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak tenkis yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de tarafların kabulünde olduğu üzere davalı yanca verilen teminat mektubunun paraya çevrildiği hususu da gözden kaçırılmış olup, cezai şart alacağı, tenkis, ıslah edilen miktar ve bedeli nakde çevrilen teminat mektubu dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Kaldırma sebebine göre diğer istinaf itirazları şimdilik incelenmemiştir.HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/492 Esas, 2023/533 Karar ve 12/09/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 19/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdırNOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."