İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve davalının sorumluluğunun ispatına ilişkin ilk derece mahkemesi ret kararını incelediği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının eser sözleşmesinden doğan 440.561,00 TLlik alacağın tahsili talebiyle açtığı davada, davalının akdi ilişkinin bulunmadığı ve husumet yokluğu savunması yaptığı, ilk derece mahkemesinin davacının davalı ile eser sözleşmesi bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddettiği, davacının ise bu karara karşı istinaf başvurusunda, sözlü eser sözleşmesinin kurulduğunu, edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, delil tespiti raporuyla alacağının sabit olduğunu ve mahkemenin delilleri yeterince değerlendirmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ettiği ifade edilmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1981
KARAR NO: 2026/817
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/04/2022
NUMARASI: 2021/490 Esas, 2022/390 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasındaki iş ilişkisinde müvekkilinin edimini yerine getirdiğini karşı taraf edimini tam ve gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkilinin zarara uğradığını, anlaşılan işte ödemeler aksadığını sürekli ödemeleri davalının ertelediğini, müvekkilinin işi ödeme yapılacağı için devam ettirdiğini, ancak ödemeler yapılmamaya devam edilip oyalamaya başlandığından işi durdurduklarını davalının işi müvekkili yüzünden durduğunu iddia ederek işi başka bir ofise bitirteceğini belirttiğini, müvekkilinin haklılığının... 25 AHM 2020/28 D İŞ sayılı dosyası tespit edildiğini, alacağın tespiti de yapılması sebebiyle huzurdaki davanın açılarak 440.561,00 TL olan alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirket ile herhangi bir anlaşma veya akdi ilişkisi olmadığını, davacının müvekkili şirketin bir işini yapmadığını, işin yapıldığı iddia olunan dükkanın sahibinin tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, davacının 27/11/2020 tarihinde keşif talebinde bulunduğunu, delil tespiti dilekçesinde üç taraf belirttiğini bu tarafların içinde müvekkilinin bulunmadığını, bu sebeple davanın husumet yokluğu nedeni ile reddini talep ettiklerini, tüm bu sebeplerle hem esas hemde usul bakımından davanın reddine karar verilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, davanın taraflar arasında akdedildiği iddia olunan eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsiline ilişkin olduğu, davacı tarafça davalı ile sözlü eser sözleşmesi yapıldığı ve işin yerine getirildiği ileri sürülerek... 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/28 D. İş sayılı dosyasında tespit edilen alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı tarafça ise davacı ile herhangi bir sözleşme veya ticari ilişkinin bulunmadığı, şirketin 16/11/2021 tarihinde kurulduğu, dava konusu taşınmazın ise 01/12/2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle kiralandığı, delil tespiti dosyasında ve arabuluculuk görüşmelerinde taraf olmadıkları savunularak davanın reddinin istendiği, dosya kapsamındaki delil tespiti başvurusunda davalının taraf olarak gösterilmediği, eser sözleşmesinin yazılı olmadığı ve tarihinin de belirtilmediği, delil tespiti talebinin 27/11/2020 tarihinde yapıldığı, buna karşılık davalının kira ilişkisinin 01/12/2020 tarihinde başladığı, ayrıca aleyhine delil tespiti talep edilen kişiler arasında davalının yer almadığı ve davalının sözleşme ilişkisini açıkça inkâr ettiği dikkate alındığında, davacının davalı ile arasında eser sözleşmesi bulunduğunu ispat edemediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinafında, taraflar arasında... ili ... ilçesinde bulunan ... Şubesi’ne ilişkin inşaat ve dekorasyon işlerinin yapılması konusunda şifahi eser sözleşmesi kurulduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki işleri eksiksiz yerine getirerek işi teslim aşamasına getirdiğini, davalının ilave işler talep etmesi üzerine güven ilişkisi çerçevesinde bu işleri de üstlenerek gerekli teknik altyapıyı oluşturduğunu ve malzemeleri temin ettiğini, ancak davalı tarafça hiçbir ödeme yapılmaması nedeniyle işin sürdürülemediğini, müvekkilinin yaptığı iş ve masrafların tespiti amacıyla... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/28 D. İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti sonucunda düzenlenen 05.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, gerçekleştirilen imalat, malzeme, işçilik, nakliye, montaj-demontaj, projelendirme ve şantiye giderleri dâhil toplam maliyetin 440.561,00 TL + KDV olarak belirlendiğini ve müvekkilinin edimlerini gereği gibi yerine getirdiğinin tespit edildiğini, davalının ise herhangi bir ödeme yapmaksızın bu imalatlardan yararlanarak sebepsiz şekilde zenginleştiğini, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki eser ilişkisinin ve müvekkilinin gerçekleştirdiği işlerin yeterince araştırılmadığını, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunun, mevcut faturaların ve diğer delillerin değerlendirilmediğini, davalının ödeme yapmamasına rağmen işi tamamlamadığı gerekçesiyle müvekkilini sorumlu tutarak başka bir yüklenici ile çalışacağını bildirdiğini, bu davranışın TMK’nın 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve korunmaması gerektiğini, ayrıca bilirkişi raporunda davalı şirketin müvekkilinin zararından sorumlu olduğunun açıkça ortaya konulduğunu belirterek, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, diğer bir ifadeyle taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının davacı tarafından usulüne uygun şekilde ispat edilip edilemediği noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca ispat yükü, iddiasına hukuki sonuç bağlayan tarafa aittir. Bu kapsamda, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğunu ileri süren davacının, sözleşmenin kurulduğunu ve dava konusu işin davalı adına ve onun talimatıyla gerçekleştirildiğini usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu alacağın miktarı ile taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gözetildiğinde, davacının sözlü eser sözleşmesinin varlığını kanunda öngörülen kesin delillerle ispat etmesi zorunludur.
Dosya kapsamının incelenmesinde; her ne kadar davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış ise de, mahkemece akdi ilişkinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı ise istinaf dilekçesinde mahkemece yemin delilinin hatırlatılmaması veya değerlendirilmemesine ilişkin herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin incelemesi kamu düzenine ilişkin hususlar dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlıdır. Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda, dosyada mevcut deliller itibarıyla davacının taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Akdi ilişkinin ispat edilememesi hâlinde, davacının dayandığı alacak hakkının varlığı hukuken kabul edilemeyeceğinden, işin esasına girilerek alacak talebinin incelenmesi de mümkün değildir. Bu durumda, davacının dava konusu alacağı talep etme sıfatını ortaya koyamadığı gözetildiğinde, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.
Her ne kadar ulaşılan sonuç itibarıyla davanın reddi doğru ise de, ret gerekçesinin hukuki niteliği hatalı belirlenmiş olup, iş bu karar şekli hükmün fer'ilerini de etkileyeceğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının yazılı gerekçeyle kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin açıklanan gerekçeyle kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ./04/2022 tarih ve 2021/.... Esas, 2022/390 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 7.523,69 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 6.791,69 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 39.078,05 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 66,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 286,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 17/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.