Hırsızlık suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuk hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280/1-(e) ve (f) bentlerinde sayılmayan nedenlerle duruşma açmaksızın bozma kararı vermesinin hukuka aykırılığı.
Özet: Yüksek mahkeme, hırsızlık suçundan yargılanan bir suça sürüklenen çocuk hakkında, etkin pişmanlık ve ceza tayini sıralamasında hatalar bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünü bozan bölge adliye mahkemesinin, kanunda duruşma açılmaksızın bozmaya izin veren sınırlı haller dışında bu kararı dosya üzerinden vermesini usul ve yasaya aykırı bularak, bu hukuka aykırı bozmaya dayanarak yeniden hüküm kuran ilk derece mahkemesi kararının da ağır hukuka aykırılıkla malul olduğuna karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2239 E., 2025/2014 K.SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ...SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozmaİlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuğun suçu işlediğine dair delil bulunmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2024 tarihli ve 2022/189 Esas, 2025/480 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 28.02.2025 tarihli ve 2025/281 Esas, 2025/480 Karar sayılı kararı ile “...Suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydının incelenmesinde suç tarihinden önce hapis cezasına mahkumiyetinin bulunduğu anlaşılmakla, şartları oluşmadığı halde hatalı şekilde TCK nın 50/3 maddesi yollamasıyla hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCKnın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesi, Kabule göre de; a- Gerekçeli kararda ''(Her ne kadar ... ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanırken 5237 sayılı TCK'nın 168/1 maddesi gereğince cezalarından indirim yapılmış ise de; zararın kovuşturma aşamasında giderildiği sehven hüküm kurulurken zararın soruşturma aşamasında giderilmiş gibi hüküm kurulduğu, gerekçe yazımı esnasında fark edilmiştir.)'' şeklindeki gerekçe ile suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 168/1 maddesi gereğince indirim yapılmasının hatalı olduğu kanaatinde ise de ve her ne kadar zarar kovuşturma aşamasında giderilmişse de; suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında zararı gidermek istemesine rağmen zarar miktarı tespit edilerek ödemesi için suça sürüklenen çocuğa tevdi mahalli de gösterilmek suretiyle makul süre tanınmadığı, bu usulü eksikliklerin suça sürüklenen çocuk aleyhine sonuç doğuramayacağı, suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek zararı giderme iradesinde bulunması nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 168/1 maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılmasının yasaya uygun olduğu halde aksine gerekçe ile hüküm kurulması, b- Cezanın belirlenmesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 61/5. maddesi gereğince önce anılan Kanun'un 31/3. maddesi gereğince yaş küçüklüğünden indirim yapılması ardından TCK'nın 168/1 maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak indirim yapılması gerekirken, sıralama hatası yapılarak 5237 sayılı Kanun'un 61/5. Maddesine aykırı davranılması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 28.02.2025 tarihli ve 2025/281 Esas, 2025/480 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2025 tarihli ve 2025/239 Esas, 2025/443 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.