T.C. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde arsa sahibi ile müteahhit arasındaki hasılat paylaşım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının ticari nitelikte olmaması nedeniyle görevsizlik kararı.
Özet: Arsa sahibi davacı, müteahhit ile imzaladığı arsa satışı karşılığı hasılat paylaşım sözleşmesinden kaynaklanan, kendisine düşen daire satış payının eksik hesaplandığı ve ödendiği, usulsüzlükler yapıldığı, dairelerin güncel satış değerlerinin tespitiyle enflasyona uyarlanarak eksik ödenen alacağın ve inşaattaki kusurlu/eksik iş bedellerinin tahsilini talep ettiği bir alacak davası açmış, ancak mahkeme, uyuşmazlığın mutlak veya nispi ticari dava kapsamında bulunmaması nedeniyle davanın asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girmediğini ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu tespit etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/630 EsasKARAR NO : 2026/661DAVA : Eser SözleşmesiDAVA TARİHİ : 22/06/2026KARAR TARİHİ : 16/07/2026DAVA:Davacı Vekili Mahkememize Sunduğu 22/06/2026 Havale Tarihli Ve Aynı Tarihte Harçlandırdığı Dava Dilekçesinde Özetle; arsa sahibi müvekkili ... ile davalı Müteahhit Şirket Yetkilisi --------, --------- Noterliğinde 18.12.2015 Tarih ve ---------- yevmiye numarası ile 10 Sayfadan ibaret Düzenleme şeklinde Arsa Satışı Karşılığı Hasılat Paylaşım Esaslı Sözleşmesi imzaladıklarını, taraflar arasında imzalanan bu sözleşmeye göre,--------- İli, -------- Ilçesi, -------- Mah. --------- Ada, ---------- Parselde kayıtlı 2254,66 m2 arsa üzerine Sözlesmenin 3. Maddesinde kat irtifakı listesine göre bağımsız bölümlerin nihai alıcılara satışının gerçekleştirilmesi ve bu satıştan elde edilecek gelirin taraflar arasında paylaşımı ile tarafların hak ve yükümlülüklerin belirlendiğini, bağımsız bölümlerin toplam Satış Hasılatının KDV Hariç % 59 u ARSA sahibine, % 41 i MÜTEAHHİT' e ait olacağı kararlaştırıldığını, Sözleşmede tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenmiş ise de, Davalı ( Müteahhit ) Firmanın sözleşmeye açık bir şekilde uymaması yanı sıra bir çok usulsüz işlemlerde bulunduğu tespit olunduğunu, müvekkili tarafından kabulü mümkün olmamasına karşılık, 2015 Yılındaki rakamdan yani en dip miktar olan 753.600,00 TL tutar üzerinden Müvekkilin % 59 hissesine 444.624,00 TL düşeceği, Davalı şirketin ödeme tarihindeki belirlediği 6,2012 USD kuruna göre, 444.624,00 / 6,2012 = 71.699.67 Dolar ödenmesi gerekmekte iken 58.831,91 USD ödeme hesap edildiğini, dairelerin İnşaatın tamamlandığı tarihteki satış değerlerinin tespiti, Yapılan satışların hem sözleşmeye hemde geçen sürede çevre alım satım rayiçleri ile eflasyona uyarlanarak hesap edilecek değerler üzerinden Müvekkile ödenmesi gereken % 59 Hisseye düşen miktarın karşılığının tespiti ile yapılan ödemelerden sonra Davalı borçlunun müvekkilime ödenmesi gereken tutarın ödenmesine, Müvekkilinin sorumluluğunda olmayan ve kendisinde ödenecek tutardan mahsup edilen ,dava dilekçemizde belirttiğimiz kesintilerin tespiti ile müvekkilime ödenmesi istemine dair talebimiz, binanın yapılmasında ve dairelerde olması gereken eksiklikler dahil olmak üzere yapımdaki kusurlu ve yapılmayan işlerin bedelinin tespit ile bu tutarında Müvekkilime ödenmesine dair iş bu tazminat davamızın kabulünü, açılan davada, davalının temerrüde düşürüldüğü ihtarnameden itibaren reeskont avans faizi üzerinden faize hükmedilmesini, yargılama gider ve masraflarının davalıdan alınarak Müvekkilime verilmesini, söz konusu davada mevcut zararın oluşmasından kaynaklanan alacağın ancak yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağından davanın belirsiz alacak davası olarak açmakta olduğunu, harca esas miktarın ise 5.000.00 TL olduğunu, beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Dava; taraflar arasında imzalanan Düzenleme Şeklinde Arsa Satışı Karşılığı Hasılat Paylaşım Esaslı Sözleşmesine aykırı olarak davacıya düşen inşaat miktarının az verildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.TTK. nun 4. maddesinde ticari davalar düzenlenmiş olup buna göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Ayrıca TTK'da düzenlenen hususlar ile Medeni Kanun ve Borçlar Kanunuda düzenlenen bazı dava türlerinin ticari dava olduğu belirtilmiştir. TTK. nun 5. maddesinde ise ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiştir. Ayrıca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasıdaki ilişkinin görev ilişkisi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır.Davacı vekilinin dilekçesinden davacının gerçek kişi olduğu anlaşılmakta, UYAP kayıtlarında da davacının ticari işletme kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Düzenleme Şeklinde Arsa Satışı Karşılığı Hasılat Paylaşım Esaslı Sözleşmesine kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlık mutlak ticari dava veya nispi ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir. Dosyada mevcut deliller, taraflar arasında kurulan sözleşmeye göre, davacının gerçek kişi olduğu, ayrıca dava konusu olan sözleşmeden kaynaklanan bu uyuşmazlığın mutlak ticari dava ve nispi ticari dava olmadığı anlaşıldığından açılan dava ticari dava olarak kabul edilemeyecek olup buna göre davanın ve tarafların belirtilen niteliğine göre bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan (HMK.m.4) davanın mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK. 114/c ve 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ------------ Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06.07.2026