Kooperatif genel kurul kararlarının iptaline ilişkin usulsüz defter tutma ve gerçeği yansıtmayan bilanço tespitleriyle ilgili istinaf kararı.
Özet: Kooperatif ortağının, kooperatif genel kurul kararlarının yasalara ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, bilgi edinme hakkının engellendiğini ve usulsüzlükler içerdiğini ileri sürerek iptalini talep etmesi üzerine, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan incelemede kooperatif defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bilançonun tek düzen hesap planına uygun hazırlanmadığı ve gerçeği yansıtmadığı tespit edilerek, ilgili genel kurulda alınan bilanço ve gelir-gider hesaplarının kabulü ile yönetim ve denetim kurullarının ibrası kararlarının hukuka aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/520 Esas
KARAR NO:2026/894
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:27/11/2025
NUMARASI:2018/429 Esas, 2025/888 Karar
DAVA:KOOPERATİF GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
KARAR TARİHİ:18/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı dava dilekçesinde; ortağı olduğu davalı kooperatifin 19/06/2004 tarihinde yapılan genel kurulunda 1163 sayılı kanun, 6762 sayılı kanun ile kooperatif ana sözleşmesine aykırılıklar olduğunu, genel kurul öncesi ve sırasında yapılan itirazlarına rağmen aykırılıkların giderilemediğini, bilançonun gerçeği yansıtmaması, harcama kalemlerinin karmaşık ve anlaşılmaz olması, bazı kalemlerin gizlenmiş olması nedeniyle genel kurul öncesinde kooperatiften ayrıntılı dökümler istenmiş olmasına rağmen bu dökümlerin gönderilmediğini, bilgi edinme hakkının kasten engellenmesi, genel kurulda okunan faaliyet ve denetim raporlarının gerçekleri yansıtmaması nedeniyle kooperatifin gerçek durumunun öğrenilmesinin mümkün olmadığını, yönetim ve denetim üyeleri hakkında açılmış olan iki adet ceza davası olup bu durumun gündeme alınması yasa gereği iken eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yeniden aday gösterilip normal bir seçim yapılıyormuş gibi seçilmelerinin yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, 2004 tahmini bütçesinde belirsizlik ve usulsüzlük olduğunu, tüm konutlar bitirilip teslim edilmediğinden ve ferdileşmeye de geçilmediğinden tasfiye koşullarının oluşmadığını, bu nedenle tasfiye ile ilgili kararların yasa dışı olduğunu, kooperatif mülkiyetindeki arsanın konumu, durumu ve değeri hakkındaki bilgilerin karanlık olduğunu, bu konudaki kararın da geçersiz olduğunu, ferdileşmeye geçilmemiş olması nedeniyle site yönetimi oluşturulması ve işlemesi ile ilgili tüm kararların da geçersiz olduğunu, menfaat bağlantısı ile hareket eden ekseriyet kararları ile azınlığın ezilmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek 19/06/2004 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, kooperatife karşı dava açmayı huy edindiğini, genel kurul kararının iptali istemi ile açılan davaların genel kuralının, genel kurulda alınan hangi kararın iptali isteniyorsa bu kararın belirtilmesi ve iptalinin istenmesi şeklinde olduğunu, bunun için de iptali talep edilen her karar maddesinde bu karar maddesine muhalefet edildiğini davacının tutanaklara yazdırması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde, genel kurul kararlarının hangisine itiraz ettiğini belirtmediğini, bildirdiği hususların tamamen afaki ve gerçek dışı olduğunu, bu güne kadar açtığı dört yada beş genel kurul kararının iptali davasının aleyhine neticelenmesinin bunun açık kanıtı olduğunu, davacının 4-5 yıldır ödentilerini yerine getirmediğini, kooperatifin yarım kalmış işlerini tasfiye aşamasında tamamlayabileceğinin genel kural olduğunu, kooperatif mülkiyetinde konumu karanlık arsanın ne olduğunu anlayabilmiş olmadıklarını, verilen karar doğrultusunda işlem yapılacak bir arsası dışında konumu karanlıkta olan bir arsasını bilmediklerini, yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılmış davaların bulunmasının seçme ve seçilme hakkını engelleyen bir husus olmadığını, davacının kooperatifi çalışamaz hale getirmeyi temel amaç edindiğini, açtığı davalar sonucunda kooperatifin işleyişini aksatarak gereksiz masraf oluşmasını sağlayarak zarar verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2014/309 ESAS 2017/539 KARAR VE 19/06/2017 TARİHLİ KARARI İLE:Davacının alınan tüm kararlara muhalif kaldığı ve davanın yasal süre içerisinde açıldığı, kooperatif kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde kooperatife ait defterlerin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı halde yevmiye ve envanter defterinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, bu nedenle kooperatif ana sözleşmesinin 77. ve 79. maddeleri ile TTK hükümlerine göre defterlerin usulsüz tutulduğu, bilançonun hazırlanış şekline göre tek düzen hesap planına uyulmadığı, bilançoların gerçeği yansıtmadığı, inceleyen tarafından anlaşılır objektif olması gerektiği halde bu hususlara uyulmadığı, gelir tablosunda görülen bir kısım rakamların birbirini teyit etmediği hususlarının bilirkişiler tarafından belirlendiği, buna göre davalı kooperatif defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bilançonun gerçeği yansıtmadığı, bu nedenle davalı genel kurul toplantısında alınan ve bilanço ile ilgili olan bilanço ve gelir-gider hesaplarının kabulü, yönetim ve denetim kurullarının ibrası kararlarının kanuna aykırılık nedeniyle iptali şartlarının oluştuğu, genel kurulda yeni yönetim ve denetim kurul üyelerinin seçimi, kooperatifin tasfiye sürecine girmesi, yönetim kurulunun aynı zamanda tasfiye kurulu olarak görev yapması, kooperatif mülkiyetindeki yaklaşık 350 m2 civarında olan arsanın satılması kararlarının bilanço ile ilgili olmamaları nedeniyle kanuna ve anasözleşmeye aykırı olmadığı, ayrıca iyi niyet kurallarına aykırılık şartlarının da oluşmadığı gerekçelerine istinaden 19/06/2004 tarihli genel kurulda bilanço, ibralar ve kooperatifin tasfiyesi ile ilgili alınan kararların iptaline, diğer istemlerin reddine dair karar verilmiştir.Karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN 2018/474 ESAS 2018/795 KARAR VE 02/05/2018 TARİHLİ KARARI İLE:Ortaklık sıfatının, ortağın açacağı iptal davasının dinlenebilmesi koşulu olduğu, davacının, bu sıfatını davanın kesin hükümle sonuçlanmasına kadar korumak zorunda olduğu, ancak somut olayda, davacı hakkında davalı kooperatif tarafından verilmiş olan ihraç kararının iptali davasının sonucu bekletici mesele yapılmışken ve henüz davanın derdest olduğu anlaşılmışken mahkemece gerekçe belirtilmeksizin davanın esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı, zira davacının ihraç kararını iptal ettirmemesi halinde bu dava bakımından hukuki yararının olmayacağı, bu nedenle dava şartı olarak kabul edilen bu hususun mahkemece re’sen gözetilerek gerek hüküm tarihine kadar bekletici mesele yapılan, davacı ortağın ortaklıktan ihraç kararına karşı açtığı İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1230 Esas sayılı derdest iptal davasının sonucunun, gerekse de, davacının 12/04/2017 tarihli dilekçesinde belirttiği İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/283 Esas sayılı dosyasında devam eden ortaklıktan çıkarma davalarının araştırılıp sonucunun beklenerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davalar sonuçlanmadan işin esası hakkında karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, kabul şekline göre ise, iptali talep edilen genel kurul kararlarının bir kısmının iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, "davanın kabulüne" şeklinde hüküm tesisi ve bu anlamda kısmen kabul durumunda 6100 sayılı HMK'nun 326. maddesi gözönünde bulundurulmayarak kendisini vekille temsil eden davalı yararına vekalet ücretine karar verilmemiş olmasının da doğru olmadığı gerekçelerine istinaden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2018/429 ESAS 2025/888 KARAR VE 27/11/2025 TARİHLİ KARARI İLE:Kaldırma kararı uyarınca sonucu beklenen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1230 Esas, 2022/627 Karar ve 23/09/2022 tarihli kararına göre, asıl davanın kabulü ile, davacının, davalı kooperatif ortaklığından çıkarılmasına ilişkin 08/03/2006 tarih ve 101 sayılı ortaklıktan çıkarma kararının iptaline karar verildiği, Yargıtay 6. HD'nin 2023/585 Esas 2024/1748 Karar sayılı ilamı ile verilen kararın onandığı ve karar düzeltme talebinin de reddine karar verildiği, buna göre davacının üyeliğinin ve bu bağlamda davacı sıfatının devam ettiği kanaati ile, istinaf kararı öncesinde alınan bilirkişi raporu uyarınca kooperatife ait defterlerin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu halde yevmiye ve envanter defterinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, bu nedenle kooperatif ana sözleşmesinin 77. ve 79. maddeleri ile TTK hükümlerine göre defterlerin usulsüz tutulduğu, bilançonun hazırlanış şekline göre tek düzen hesap planına uyulmadığı, bilançoların gerçeği yansıtmadığı, inceleyen tarafından anlaşılır objektif olması gerektiği halde bu hususlara uyulmadığı, gelir tablosunda görülen bir kısım rakamların birbirini teyit etmediği hususlarının belirlendiğinden bahisle davalı kooperatif defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bilançonun gerçeği yansıtmadığı, bu nedenle davalı genel kurul toplantısında alınan ve bilanço ile ilgili olan bilanço ve gelir-gider hesaplarının kabulü, yönetim ve denetim kurullarının ibrası kararlarının kanuna aykırılık nedeniyle iptali şartlarının oluştuğu, genel kurulda yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi, kooperatifin tasfiye sürecine girmesi, yönetim kurulunun aynı zamanda tasfiye kurulu olarak görev yapması, kooperatif mülkiyetindeki yaklaşık 350 m2 civarında olan arsanın satılması kararlarının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olmadığı, ayrıca iyi niyet kurallarına aykırılık şartlarının da oluşmadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalı kooperatifin 19/06/2004 tarihli genel kurulunda alınan bilonço ile ilgili olan bilanço ve gelir-gider hesaplarının kabulü, yönetim ve denetim kurullarının ibrası kararlarının kanuna aykırılık taşımaları nedeni ile iptaline; genel kurulda yeni yönetim ve denetim kurul üyelerinin seçimi, kooperatifin tasfiye sürecine girmesi, yönetim kurulunun aynı zamanda tasfiye kurulu olarak görev yapması, kooperatif mülkiyetindeki yaklaşık 350 m2 civarında olan arsanın satılması kararlarının iptaline yönelik davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı istinaf dilekçesinde; istinaf talebinin kararın aleyhine olan kısmına ilişkin olduğunu, buna göre mahkemece geçersizliği raporlanmış bilançonun içinde olan/olması gereken kalemlerin dikkate alınmadığını, duran varlıklar, dönen varlıklar, ticari alacaklar ve ticari borçlar v.b. başlıklara ek olarak, satılması düşünülen arsanın da bilançonun içinde olduğunu, satılmak üzere elde tutulan ve elden çıkarılacaklar varlıkların toplamına ilişkin kalemin de bilançoda yer alması zorunlu hususlardan biri olduğunu, ancak mahkemece bir yandan bilançonun iptaline karar verilirken, diğer yandan bilançoda yer alması zorunlu arsa satışı konusunun kabulüne karar verilmesinin çelişkili olduğunu, bütçe ve bilanço tartışılarak alınan ibra kararının içinde, kooperatifin finansal varlığı konusunun olduğunu, arsa satışı, bu satıştan elde edilecek gelir ve bu gelirin nerede kullanılacağı hususları da işbu finansal varlık konusu içinde olacağından, rapora göre bilanço kanuna aykırı, ibrası geçersiz ise, bu satışın söz konusu edilmemesinin hukukun gereği olduğunu, ortaklara tapularının verilip konutların teslimi (ferdileşme) yapılmadan tasfiye işlemlerinin başlayamayacağının yasa gereği olduğunu, kooperatifin, ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle dağılacağını, buna göre konutu halen verilmediğinden ferdileşmenin tamamlanmadığını ve bu nedenle tasfiye sürecinin de geçersiz olması gerekirken alınan kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; istinaf taleplerinin kararın aleyhlerine olan kısma ilişkin olduğunu, mahkemenin, müvekkilinin yetkililerinin iyiniyet kurallarına aykırılığının olmadığını tespit ederek bunu kararında belirttiğinden Kooperatifler Kanununun 53. maddesine bir aykırılığın olmadığını, davacının genel kurul kararlarına muhalefet şerhi koyması gerekirken somut olayda böyle bir hususun bulunmadığını, defterlerin usulüne uygun tutulmadığı iddiasının doğru olmadığını, kapanış tasdiki bulunmadığından bahisle bilirkişilerce defterlerin usulsüz tutulduğu belirtilmiş ise de, taraflar tacir olmadığından böyle bir usulsüzlükten bahsedilemeyeceğini, karara esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin olaya vakıf olmadığını, oy birliği ile alınan kararlar olduğu gibi bire karşı oy çokluğu ile alınan kararlara kimin muhalefet ettiğinin belli olmadığını, her madde için ayrı ayrı muhalefet şerhi yazdırılması gerekirken tutanak sonunda genel bir muhalefet şerhinin kabulünün söz konusu olamayacağının Yargıtay içtihadı gereği olduğunu, bilançonun genel kurulda bilindiğini, konuşulduğunu, ayrıca açıklamalarda bulunulduğunu ve genel kurulun tatmin edidiğini, usülüne uygun olmadığı iddia edilen bilançonun, gerek kamuya (vergi dairesi) gerek ...üyelerine, gerek Ticaret Bakanlığı'na göre uygun ve geçerli bir bilanço olduğunu, bu nedenle bu bilirkişi raporuna dayalı karar tesis edilmesinin uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı istinafa cevap dilekçesinde, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davalı kooperatifin 19/06/2004 tarihinde yapılan 2003 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların geçersiz olması (yokluk) hali, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için toplantıya katılan ortağın ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açması gerekmektedir.Somut olayda, 19/06/2004 tarihinde yapılan 2003 hesap yılı olağan genel kurul toplantısından itibaren işbu davanın 1 aylık hak düşürücü süre içinde 19/07/2004 tarihinde açıldığı, davacının isim ve imzasının bulunduğu genel kurul toplantı tutanağının son sayfasında tüm maddelere olumsuz oy kullanarak muhalif olduğunu bildirdiği, ayrıca davanın kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı dikkate alındığında bu açılardan dava şartlarının sağlandığı anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararında belirtildiği üzere, işbu iptal davasının dinlenebilmesi için davacının ortaklık sıfatını, davanın kesin hükümle sonuçlanmasına kadar koruması gerektiğinden davacının işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, bu anlamda Dairemizin kaldırma kararının gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti gerekir.İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/426 Esas 2007/811 Karar ve 06/12/2007 tarihli kararına göre, davacı, davalı kooperatifin 08/03/2006 tarihli yönetim kurulu kararı gereğince ortaklıktan çıkarılmasına dair verdiği kararın iptalini talep etmiş olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2008/5278 Esas 2009/5053 Karar ve 07/07/2009 tarihli ilamı ile, davaya konu alacağın varlığının ve miktarının belirlenmesi, buna göre de ihraç kararının yerinde olup olmadığı hususunun davacının, davalı kooperatife açtığı menfi tespit ve genel kurul kararının iptali davalarının sonucuna göre belirleneceğinden bu davaların akıbetinin araştırılarak gerektiğinde sonuçlarının beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozmadan sonra dava önce Mahkemenin 2010/325 Esas sırasına daha sonra ise İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/134 Esas sırasına kaydedilmiş olup davacı tarafından davalı kooperatife karşı açılan ihraç kararına konu iki ihtarnamede belirtilen 30.497,00 TL kadar borcun bulunmadığının tespitine dair dava, ihraç kararının iptaline ilişkin bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemenin 2011/134 Esas 2012/90 Karar ve 19/04/2012 tarihli kararı ile, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/3203 Esas 2013/4781 Karar ve 08/07/2013 tarihli ilamı ile, bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, bu nedenle davacının beyanlarında belirttiği genel kurul kararlarının iptaline yönelik açtığı davaların akıbetinin ve sonuçlanmış iseler asıl ve birleşen davaya olan etkilerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, zira ihtarnamalere konu alacak dönemleri dikkate alındığında davacının asıl ve faiz borcunun anılan davaların sonucuna göre değişiklik göstermesi ihtimalinin mevcut bulunduğu, 6098 sayılı TBK'nun temerrüt faizine ilişkin 120. maddesi görülmekte olan davalarda da uygulanması gerekirken genel kurullarda kabul edilen faiz oranlarına göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının da doğru olmadığı gerekçelerine istinaden bozulduğu anlaşılmıştır. Bozmadan sonra dosyanın kapatılan İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/137 Esas sırasına kaydedildiği, bu mahkemenin kapanmasından sonra ise dosyanın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1230 Esas numarasını aldığı ve bu mahkemenin 2022/67 Karar ve 23/09/2022 tarihli kararı ile, asıl davanın kabulü ile, davacının, davalı kooperatif ortaklığından çıkarılmasına ilişkin 08/03/2006 tarih ve 101 sayılı ortaklıktan çıkarma kararının iptaline; birleşen davanın ise reddine karar verildiği, temyiz edilen kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/585 Esas 2014/1748 Karar ve 27/05/2024 tarihli ilamı ile, onandığı ve karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 2024/3159 Esas 2025/1061 Karar ve 13/03/2025 tarihli ilamı ile reddedildiği anlaşılmıştır.Öte yandan Dairemizin kaldırma kararında bahsi geçen davacının ihracına ilişkin bir diğer dava olan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/283 Esas sayılı dosyasının ise, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1230 Esas sayılı dosyasından verilen karar içeriğine yansıyan ifadelere göre fiziki olarak getirtilip incelendiği anlaşılmakla buna göre mahkemenin 2004/283 Esas 2005/230 Karar ve 12/04/2005 tarihli kararı ile, davacının, davalı kooperatif ortaklığından çıkartılmasına ilişkin 31/05/2003 tarihli kooperatif genel kurulunda alınan kararın iptaline karar verildiği ve işbu kararın 21/06/2005 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.Yukarıda safahati açıklanan dava süreçlerine göre, davacının, davalı kooperatiften ihracına ilişkin davalı kooperatif genel kurulu ve yönetim kurulu tarafından alınan kararların iptaline karar verildiği ve bu kararların kesinleştiği gözetildiğinde davacının işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu anlaşıldığı gibi davalının aksine bir itiraz ve beyanı da bulunmamaktadır.Dosya kapsamında bulunan genel kurul tutanağına göre; ortaklar listesinde kayıtlı 54 ortaktan 17 ortağın asaleten 6 ortağın ise vekaleten olmak üzere toplam 23 ortağın genel kurul toplantısında hazır bulunduğu, hazirun cetveline göre, davacının toplantıya asaleten katıldığı, sonradan toplantıya 4 kişinin daha katılarak hazır bulunanların sayısının 27'ye yükseldiği anlaşılmıştır.Genel kurulda alınan ve dava konusu olan gündem maddelerinin incelenmesinde, 3 nolu karar ile, bilanço ve gelir gider hesaplarının 1 red oyuna karşılık 26 oyla kabul edildiği; 4 nolu karar ile, yönetim ve denetim kurulunun 1 red oyuna karşı 23 oyla kabul ve ibra edildiği; 5 nolu karar ile, yönetim ve denetim kurulu seçimlerinin yapıldığı; 6 nolu karar ile, 2004 yılı tahmini bütçesi ve çalışma programının 1 red oyuna karşılık 26 oyla kabul edildiği; 7 nolu karar ile, kooperatifin 1 red oyuna karşılık 26 oyla tasfiye sürecine girmesine karar verildiği; 8 nolu karar ile, yönetim kurulunun 1 red oyuna karşılık 26 oyla aynı zamanda tasfiye kurulu olarak görev yapmasına karar verildiği; 9 nolu karar ile, kooperatifin konutlarının yerleşim alanı sınırları dışında ve kooperatif mülkiyetinde olan yaklaşık 350 metrekare civarındaki arsanın asgari metrekaresi 1.000.000 TL'den satılması konusunda yönetim kuruluna 1 red oyuna karşılık 26 oyla yetki verildiği; 10 nolu karar ile, kooperatif demirbaşlarının bila bedel site yöneticiliğine devri konusunda yönetim kuruluna 1 red oyuna karşılık 26 oy ile yetki verildiği; 11 nolu karar ile, tasfiye nedeniyle iş akdi feshedilecek elemanların kıdem ve tazminat ücretlerini karşılamak üzere fon oluşturularak gerektiğinde bu fonun site yönetimine devri için 1 red oyuna karşılık 26 oy ile yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacı tarafın, toplantı ve karar nisabının sağlanmadığına yönelik bir iddiası bulunmamakla birlikte nisaba ilişkin Kanunda yer alan hükümler emredici nitelikte olup öngörülen nisap ile alınmayan genel kurul kararları baştan beri hüküm ifade etmeyeceğinden (yok hükmünde) kamu düzenine ilişkin olan bu husus dava konusu yapılmasa da resen gözetilmiş olmakla dava konusu alınan kararlar bakımından toplantı ve karar nisabının sağlandığı anlaşılmıştır.Davacı taraf, genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan bahisle iptallerini talep etmekte olup bunun dışında kararlara karşı yokluk yada butlan iddiası bulunmasa da kamu düzenini ilgilendiren bu hususların da resen gözetilerek incelenmesi gerekmiştir."...Kooperatif genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından kararlar; yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır. Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (örneğin, toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (örneğin, kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren kanunun emredici olmayan hükümleri ile ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu öğreti ve yargı kararlarında kabul edilmektedir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/4092 Esas 2023/4002 Karar sayılı ilamı).Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/05/2007 tarihli raporda; davalı kooperatife ait defterlerin açılış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, yıl sonunda yapılması gereken yevmiye ve envanter defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmamış olduğu, defterlerin birbirini teyit ettiği, ancak yıl sonu kapanış tasdikinin yaptırılmamış olması nedeniyle defterlerin TTK hükümlerine ve ana sözleşmenin 77. ve 79. maddesine göre usulsüz tutulduğu kanısına varıldığı, davalı kooperatifin 19/06/2004 tarihinde yapılan 2003 yılına ait genel kurul toplantısında ortakların denetimine sunulan ve onayı talep edilen 31/12/2003 tarihli bilançonun, usuli olarak hazırlanış şekline göre tek düzen hesap planına uyulmadığı, bilançoların, alt yazıları ve açıklamaları ile birlikte gerçeği yansıtması ve inceleyen tarafından anlaşılır objektif olması gerektiği, olmayan bir borcun bilançoda yer alması halinde bunun alınacak karar ile düzeltilmesi ve alınan kararda tüm ortakların bilgisinin alınması gerektiği, gelir tablosunun da tek düzen hesap planına uygun olarak düzenlenmediği, yapılmakta olan yatırımlar tutarı olarak gelir kısmına alınan 273.173.149.317 TL'nin bilançoda gözüken 472.908.927.842 TL'yi teyit etmediği, gelir tablosunda gözüken diğer rakamların defterleri teyit ettiği, sonuç olarak bilançonun gerçeği yansıtmadığı, bu durumun Kooperatifler Kanununun 53, 98 ve TTK'nun 457. maddesinin atfıyla 75/1 maddesi uyarınca kanuna aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle genel kurul toplantısında alınan ve bilanço ile ilgili olan bilanço ve gelir - gider hesaplarının kabulü, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrası kararlarının kanuna aykırılık nedeniyle iptal şartlarının oluştuğu, yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi, kooperatifin tasfiye sürecine girmesi, yönetim kurulunun aynı zamanda tasfiye kurulu olarak görev yapması, kooperatif mülkiyetinden yaklaşık 350 metrekare civarında olan arsanın satılması kararlarının bilanço ile ilgili olmamaları nedeniyle kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduklarının söylenemeyeceği, bununla birlikte bu kararların iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle iptali şartlarının oluşup oluşmadığı hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile, davalı kooperatifin 19/06/2004 tarihli genel kurulunda alınan bilonço ile ilgili olan bilanço ve gelir-gider hesaplarının kabulü, yönetim ve denetim kurullarının ibrası kararlarının kanuna aykırılık sebebiyle iptaline; yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi, kooperatifin tasfiye sürecine girmesi, yönetim kurulunun aynı zamanda tasfiye kurulu olarak görev yapması, kooperatif mülkiyetindeki yaklaşık 350 m2 civarında olan arsanın satılması kararlarının iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir.Davacı taraf reddedilen talepler yönünden; davalı taraf ise kabul edilen talepler yönünden hükmü istinaf etmiştir."...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 380. maddesi “Bilançonun tasdikine dair olan umumi heyet kararı, aksine sarahat olmadığı takdirde, idare meclisi azalariyle müdürler vemurakıpların ibrasını tazammun eder. Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veyahut bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususları ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıplar, bilançonun tasdikiyle ibra edilmiş olmazlar.” hükmünü içermektedir. Buna göre ibra, kooperatifin gerçek durumunu yansıtmalıdır. Bilanço ve gelir gider tablosu tüm ayrıntıları ile açıklanıp irdelenmişse, genel kurulca verilen ibra kararı, gerçek anlamda borçtan kurtarma ve aklama niteliğini taşır. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir. Açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibra yok sayılır..." (Yargıtay 23 HD'nin 2013/1093 Esas 2013/1811 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davalı kooperatife ait defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, bilanço ve gelir tablosunun tek düzen hesap planına uygun olarak düzenlenmediği ve bilançonun gerçeği yansıtmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup buna göre bilanço ve gelir gider hesaplarının kabulü ile buna bağlı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Usulî kazanılmış hak kurumu, bir davada mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Davacı taraf, mahkemece tesis edilen ilk karara yönelik istinaf başvurusunda, istinaf sebeplerini açıkladığı gerekçeli ve ayrıntılı bir istinaf dilekçesi sunmadığından artık ilk karara yönelik ileri sürülmeyen hususlar bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Ayrıca kararda resen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık da bulunmamaktadır. Kaldı ki kooperatifin en yetkili organı olan genel kurulun kazanılmış hakları ihlal etmemek kaydıyla hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alabilecek olmasına, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre iptal talebi reddedilen genel kurul kararlarının iptali ile ayrıca yokluk ve mutlak butlanla malul olmasını gerektirir bir durumun da bulunmadığı, bu nedenle kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu dikkate alındığında davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla tarafların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/429 Esas, 2025/888 Karar sayılı ve 27/11/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı ve davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/06/2026