Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari araç kasko poliçesi kapsamında eksik değer tespiti ve sebepsiz zenginleşme iddiasıyla açılan tazminat davasının istinaf incelemesine ilişkin kararı.
Özet: Sigortalı davacı, trafik kazasında pert olan ticari aracının kasko sigortası kapsamında sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin aracın gerçek piyasa değerinin altında kaldığını, bu durumun haksız zenginleşmeye yol açtığını ve yeterli tazminat ödenmediğini ileri sürerek ek alacak talebinde bulunmuş; ilk derece mahkemesinin davasını reddetmesi üzerine, aracın ticari niteliği, değerleme hatası ve ödenen bedelin zararı karşılamadığı gerekçeleriyle kararın bozulması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/400 - 2026/1236

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/400
KARAR NO : 2026/1236
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2024
NUMARASI : 2023/326 Esas - 2024/510 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ETHİCA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/07/2023
KARAR TARİHİ : 25/06/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...’ün 31 ... plakalı aracın sürücü ... idaresinde, araç kaza tespit tutanağında belirtili olan Yalova İli, Altınova İlçesi, Kaytazdere Mah. Kocaeli istikametine doğru seyir halindeyken ışıklarda, şerit değiştirilmemesi gereken yerde şerit değiştirmiş ve bir anda müvekkilini sağlayarak önüne geçmesi nedeniyle müvekkiline ait olan 41 ... plakalı araçla çarpışması sonucu Maddi Hasarlı Trafik Kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda 31 ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkilinin aracının pert total olduğunu, ... poliçe nolu genişletilmiş kasko poliçesi sigorta teminatı 1.000.000,00 TL değerindedir ancak müvekkilinin aracının rayiç değeri davalı tarafça 365.000,00 TL olarak belirtilerek müvekkiline bu bedel üzerinden ödemenin yapıldığını, müvekkilinin aracının ticari bir araç olduğu ve işini yapabilmek için bir an evvel araç sahibi olmaya uğraştığını, müvekkilinin bu zor durumundan yararlanılması hukuk ve ahlak kurallarına aykırı olup ,hukuk kurallarına aykırı olarak düzenlenen kasko tazminat makbuzu ve mutakabatname de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, maddi hasarlı trafik kazası sonucu müvekkiline ait ticari aracın piyasa (rayiç) değerinin yanlış değerlendirilerek davalının sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle müvekkilin 100.000,00 TL' den aşağı olmamak üzere zararının giderilmesi ve 19.02.2023 tarihinden itibaren bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak alacağının sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği 14.03.2023 tarihten itibaren en yüksek faiz üzerinden hesaplanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, talep edilen hasar bedeli ödenmiş olduğunu, kasko poliçesi sigortalısı davacı ile ibraname düzenlendiğini, poliçenin kasko poliçesi olmasından dolayı ibranamenin akdedildiği bir noktada, bu ibranamenin geçersiz olduğu iddia edilemeyecek ve bu tür iddiaların iyiniyetli olduğu da kabul edilemeyeceğini, dava konusu tazminattan sorumluluğun ve tazminatın miktarının, teknik bir inceleme sonucunda belirlenmesi ile tespit edilebileceği izahtan vareste olduğunu, dayanılan poliçenin, bir meblağ sigortası olmayıp gerçek zararı karşılamaya yönelik bir sigorta türü olduğu nazara alındığında, sigorta tazminatının önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığından da söz edilemeyeceğini, dolayısıyla talep edilen tazminatın türü, mahiyeti gereği yargılamayı gerektirdiğini, davanın yetkisiz mahkemede açılması sebebiyle yetki yönüyle reddini, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaati bulunmadığından huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesini, yapılan ödeme ile davacının zararı karşılanmış olması ve müvekkilinin tüm borçlarından ibra edilmiş olması nedeniyle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, icra inkar tazminatına ilişkin taleplerin reddini, talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... SÜBUT BULMAYAN DAVANIN REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava konusu aracının ticari bir araç olduğu ve işini yapabilmek için bir an evvel araç sahibi olmaya uğraştığının göz önüne alınması gerektiğini, davacının aracıyla aynı özellikleri taşıyan bir aracın kaza geçirmiş hasarlı bir araçla aynı fiyatta olduğunun düşünülemeyeceğini, davacı kazaya karışmasaydı aracının değerinin 465.000,00 TL olarak kabul edileceğini, bu durumda davacının 100.000,00 TL zarara uğradığını, mahkemece 03.05.2024 tarihli bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının ve dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmesi talebini içerir dilekçelerini reddetiğini, Ethica Sigorta tarafından düzenlenmiş olan mutabakatnamenin hukuka aykırı olarak düzenlendiğini ve rayiç bedelinin çok altında bir bedelle düzenlendiği ve bu nedenle geçersiz olduğunu, davacının mutabakatnameyi imzalarken baskı altında olduğunu, belki fiziksel bir baskı değil ama ekonomik baskı altında olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi dava konusu borç nedeniyle kayıtsız ve şartsız ibra edildiğinden huzurdaki davanın reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu, kaldı ki ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunmadığından davacının aşırı yararlanma iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/10/2024
tarih, 2023/326 Esas - 2024/510 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava genişletilmiş kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı sigortalının 41 ... plakalı aracının davalı nezdinde ... poliçe numaralı kasko poliçesi ile 16.01.2023-16.01.2024 tarihleri arasında sigortalı olduğu, davacının aracının 19.02.2023 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle pert olan aracı için davalının davacıya ödemede bulunduğu, davacının aracına davalı tarafından 365.000,00 TL değer biçildiği, davacının bir an evvel araç sahibi olmak için anılan teklifi kabul etmek zorunda kaldığı, ancak davalının rayiç bedelin çok altında teklif sunduğundan eksik ödenen bakiye bedelin tahsili için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça davacı ile ibraname imzalandığından bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nın 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409. maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olup, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükü sigortacıya aittir. Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.3.1.maddesinde “Sigorta Bedeli” düzenlenmiş olup, B.3.3.1.1.maddesinde; “Sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibariyle rayiç değerine kadar teminat altına almıştır. Sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur. " şeklinde düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 1409. maddesine göre "Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur."  6102 Sayılı TTK'nın 1459. maddesine göre ise; "Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder."  6102 sayılı TTK'nın 1486/1. maddesine göre, TTK'nın 1459. madde hükmüne aykırı yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1427/2. maddesi hükmüne göre; "Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırk beş gün sonra muaccel olur." Kaza tarihinde yürürlükte olan Kasko Genel Şartlarının B.3.3.4.1. maddesi "Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur" düzenlemesini getirmiştir.
Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. (6098 sayılı TBK’nın 132.maddesi)
2918 sayılı KTK'nın hem işletenleri, hem de onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayan emredici nitelikteki 111. maddesinin 1. fıkrasında bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu belirtilmiş 2. fıkrasında ise "Tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir" hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi madde, ibranamenin iptali için zarar görene yetersizlik, zarar verene de fahişlik iddiası ile iptal hakkı tanımış, iptal sebebi olarak da objektif bir unsur olarak bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması halini kabul etmiştir. Bu durumdan anlaşılacağı gibi, maddede aşırı yararlanmayı düzenleyen TBK'nin 28. maddesinde öngörülen zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmış olması gibi halleri aranmamış diğer bir deyişle sübjektif unsurlara yer verilmemiş, TBK’de öngörülen aşırı yararlanmanın şartları aranmaksızın sadece açıkça yetersizlik veya fahişlik objektif unsurunun yeterli olacağı kabul edilmiştir. Ayrıca, davacı tarafından dava dilekçesinde TBK.28. maddeye de dayanılmamıştır. KTK.111. maddenin kasko sözleşmelerinde uygulanamayacağı, davacı tarafından, dava dilekçesinde TBK'nin 28. maddesine de dayanılmadığı hususu da dikkate alınarak mutabakatname gereği yapılan ödeme kabul edilirken davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülüp sürülmediğinin araştırılarak ihtirazi kayıt ileri sürülmediyse davanın reddine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/14093 esas – 2017/6940 karar sayılı ilamı) (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2017 tarih 2016/15159 Esas 2017/8079 Karar sayılı içtihatı, Dairemizin 2023/398 esas 2024/877 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; Davacı yanca, davalı sigorta şirketince ödenen hasar bedelinin pert total işlemine tabi tutulan sigortalı aracın piyasa değerinin altında kaldığı ve bu nedenle eksik ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan varlığı inkar edilmeyen "Kasko Tazminat Makbuzu ve Mutabakatname"den de açıkça sigortalı aracın piyasa güncel değerinin 365.000,00 TL olduğu yönünde tarafların mutabık kaldığı, davacının mutabakatnamede yazılı miktarın kendisine ödenmesi kaydıyla davalı şirketi ibra ettiği, aracını hasarlı hali ile kendi uhdesinde bıraktığı, bakiye bedelin kendisine ödenmesini talep ettiği yazılmıştır. Araç bedelinin 14.03.2023 tarihinde ödendiği, yapılan ödemeler sırasında davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürdüğüne dair dosyada bir delil de olmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen mutabakatname içeriği itibariyle TBK'nın 132. maddesi uyarınca tam bir ibradır. ZMMS kapsamında düzenlenen ibraname olmadığından KTK'nın 111. maddesi uygulanmayacaktır. Davacı taraf kayıtsız şartsız şekilde ibranameyi imzalamış olup, davacı yanca eldeki davada TBK'nın 28.maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma hükümlerine açıkça dayanılmadığı gibi, davacının araç bedelinin hemen ödenmesi için bedelin kabul edildiğini iddia etmiş, bu durumun davacının zor durumundan faydalanıldığını göstermediği gibi bilirkişi tarafından tespit edilen bedel de dikkate alındığında aşırı yararlanma sayılacak bir bedel farkının da bulunmadığı, davacının esasen zararın tamamının karşılanmadığından bahisle bakiye tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Esasen ödemeyi kabul edip ibraname veren sigortalının müzayaka halinde olduğu da kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, borcu doğuran sebeplerden olan ödeme ve ibraname uyarınca davanın reddine karar verilmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2017 tarih 2016/15159 Esas 2017/8079 Karar sayılı içtihatı). (Dairemizin 2023/398 esas 2024/877 karar sayılı ilamı) yerindedir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/06/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*