FETÖ/PDY iltisakı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan davacının beraati sonrası Bölge İdare Mahkemesince somut delil yokluğundan göreve iade kararının temyizen incelenmesi.
Özet: Bu hukuki metin, kamu görevinden Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibat ve iltisak iddiasıyla çıkarılan bir kamu personelinin durumunu ele almakta olup, ilk derece mahkemesi davacının kendi beyanında FETÖ bağlantılı yurtta kaldığını belirtmesi, Bylock yazışmalarında adının geçmesi ve yoğun telefon trafiği gibi delilleri dikkate alarak, Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararına rağmen idarenin kamu görevinden çıkarma işlemini hukuka uygun bulmuşken; Bölge İdare Mahkemesi, davacının üniversite döneminde FETÖ kontrolündeki yurtta kalmasının veya adının Bylock yazışmalarında geçmesinin, örgütle somut ve objektif bir irtibat veya iltisakını göstermeye yeterli olmadığını, bu tür durumların tek başına kamu görevinden çıkarmaya esas oluşturamayacağını değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kararını sorgulamıştır.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/20932 E.  ,  2025/13857 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/20932
Karar No : 2025/13857
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılaması kapsamında, elde edilen belgelerden D.M. isimli şahsın kullandığı iddia edilen ... USERID nolu Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında: D.M. ile H.B. arasında "abi şimdilik 7 kişi var, yarın da 3 kişi daha başvuru yapacak inşallah, abi ben Zübeyir abiyle konuştum, ... (davacı) şu anda Çorum'da eğitim alıyor, tanıştıralım diye bana buradan irtibat verecekti ama dönmedi, ..." ve D.M. ile S.K arasında: "abi bende iki arkadaş var biri A.K., bu arkadaş Antakya'da eğitim alacak orada bizim burdan gitme bir abi ile irtibat halinde, oradan irtibata geçecek kişiyle onun üzerinden irtibat sağlarız, diğer arkadaş ... (davacı) Denizli'de çalışacak eğitimini Çorum'da alacak, bu hafta sonu gelecek buraya, burada biz görüşelim, siz de ne zaman isterseniz tanıştıralım, abi çorumdaki arkadaşla pazar görüşeceğiz, nasıl devir yapalım, size kimle muhatap olabiliriz burada, abi abimiz Çorum'da tam bilgilerini alalım ben oradan irtibat vereyim, tamam abi, ..." şeklinde yazışmaların yapıldığının görüldüğü; öte yandan, dava dilekçesinde "2014 yılında Çorum Alaca Avni Çelik Meslek Yüksek Okulunu kazanması nedeniyle 2014 Kasım - 2015 Haziran dönemini kapsayan zaman diliminde, davacının FETÖ'ye ait yurtta kaldığının" beyan edildiği; HTS kayıtlarının incelenmesinden, davacının, aynı suçtan soruşturma ve kovuşturmasına devam edilen bir çok kişiyle yoğun telefon konuşmalarının tespit edildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ".... Yukarıda belirtilen iltisak boyutundaki eylemlerin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk unsurlarını içermediği, delil durumuna göre sanığın atılı suçu işlediği konusunda her türlü şüpheden uzak, kesinlik ölçüsünde, tam bir vicdani kanıya ulaşılamadığından beraatine" karar verildiği; bu itibarla, dava konusu işlemin dayanağı 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B. maddesinde, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere takdir hakkı tanındığı göz önüne alındığında davalı idarece, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin uyuşmazlık konusu davalı idare işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlem gerekçesinde davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işleme dayanak gösterilen nedenlerin değerlendirilmesinden, davacının 2014 ve 2015 yılları arasındaki öğrencilik döneminde, FETÖ kontrolündeki öğrenci yurdunda kalmasının, bu yurtların her türlü denetim ve gözetiminin Devlet kurumlarınca yapıldığı ve yapılması gerektiği, aynı dönemde bir çok üniversite öğrencisinin yetersizlik, imkansızlık ve zorunlu nedenlerle FETÖ kontrolündeki öğrenci yurtlarında kaldıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğunu gösterir bir durum olmadığı; ayrıca davacının memuriyete girdikten sonra 2015 ve 2016 yıllarında bazı kişilerin bylock yazışmalarında isminin zikredilmiş olmsının da, bu yazışmalara taraf olmayan ve yazışmalara herhangi bir dahli bulunmayan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu ortaya koyacak bir durum olmadığı, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, dosyada yer alan ve yukarıda içeriğine yer verilen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının adı geçen örgütle irtibat ve iltisaklı olduğunu ortaya koyan somut ve objektif bilgi ve belgelerin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamakta olup, aksi yönde verilen istinafa konu Mahkeme kararında ise yasal isabet görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında yapılan inceleme ve araştırmalara göre davacının üniversite öğrenimi sırasında 2014 yılından 2015 yılı Eylül ayına kadar örgüte müzahir yurtta kaldığı, aynı süreçte infaz ve koruma memurluğuna başvurarak kazandığı, ayrıca örgütün askeri ve adalet mahrem yapılanmalarında görevli mahrem imamların, 2015 yılı Aralık ve 2016 yılı Ocak aylarında Bylock programında yaptıkları yazışmalarda; o esnada infaz ve koruma memuru adayı olan şahsın bilgilerini birbirleriyle paylaşarak davacının mahrem yapı içerisindeki devrini organize ettiklerinin kendi ikrarı ve Bylock yazışma içerikleri ile tespit edildiği, bu hâliyle davacının 17/25 Aralık sürecinden sonra 2014 - 2015 senelerinde örgütle organik bağını devam ettirip, anılan süreçte örgüt tarafından Devlet memuriyetine yerleştirildiği hususunun sabit olduğundan davacının en az irtibat derecesinde terör örgütütüyle bağının olduğu, davacının kamu görevinden çıkarılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İnfaz ve Koruma Memuru olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca Adalet Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 28/01/2022 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Öte yandan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılanlar hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak'' suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu bağlamda, davacı hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına yönelik olarak davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile delil ve tespitler incelendiğinde:
Davacının Kendi Beyanları:
Davacının kendi beyanı şu şekildedir:
Davacının ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kesinleşen beraat kararında yer alan savunmasında; "... yaklaşık 2.5 yıldır ... T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak çalıştığını, görevine halen devam ettiğini, 2013-2014 yılları arasında Çorum ili Alaca İlçesinde meslek yüksek okulunda eğitim gördüğü süreçte söz konusu ilçede başkaca yurt bulunmaması sebebi ile bir yıl ismini hatırlayamadığı ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlı olan bir yurtta kaldığını ve süreç sonunda kendi isteği ile yurttan ayrıdığını, kaldığı yurdun sorumlusu olan E.Ç. isimli şahsın sohbet organize ettiğini ve kendisini sohbetlere çağırdığını, fakat teklifleri kabul etmediğini, yalnızca bir iki defa namazlara katıldığını, ayrıca yine Ekrem isimli şahsın Zaman Gazetesine abone olması için telkinlerde bulunduğunu, ancak kendisinin söz konusu gazeteye abone olmadığını, ByLock yazışma içerikleri ile ilgili olarak yaklaşık 9 yıldır babası İ.A. üzerine kayıtlı bulunan ... nolu GSM hattını kullandığını, söz konusu hattan başka bir hat kullanmadığını, 2015 yılında infaz koruma memurluğu mülakatını kazandığını, mülakatı kazanmak için kimse ile görüşmediğini, H.B., D.M. ve S.K. isimli şahısları tanımadığını, bahsedilen üç şahısın Bylock üzerinden kendi aralarında gerçekleştirdikleri konuşmalarda isminin nasıl ve ne şekilde geçtiğini bilmediğini, söz konusu ByLock yazışma içeriklerinden örgüt üyesi olduğu sonucunun çıkarılamayacağını beyan ettiği, ...” ,
Davacı Hakkındaki ByLock Yazışma İçerikleri:
Davacı hakkındaki ByLock yazışma içerikleri şu şekildedir:
... ID numaralı ByLock kullanıcısı FETÖ üniversite mezun mesulü D.M. ile ... ID numaralı ByLock kullanıcısı H.B.'ye ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan 24/12/2015 tarihli yazışma içeriklerinde; "abi şimdilik 7 kişi var, yarın da 3 kişi daha başvuru yapacak inşallah, abi ben ... abiyle konuştum, ... şu anda Çorum'da eğitim alıyor, tanıştıralım diye bana buradan irtibat verecekti ama dönmedi, ..."
... ID numaralı ByLock kullanıcısı FETÖ üniversite mezun mesulü D.M. ile ... ID numaralı ByLock kullanıcısı adalet mahrem yapılanmasında görevli mahrem imam S.K.'ye ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan 27/01/2016 tarihli yazışmada; "abi bende iki arkadaş var biri A.K., bu arkadaş Antakya'da eğitim alacak orada bizim burdan gitme bir abi ile irtibat halinde, oradan irtibata geçecek kişiyle onun üzerinden irtibat sağlarız, diğer arkadaş ... Denizli'de çalışacak eğitimini Çorum'da alacak, bu hafta sonu gelecek buraya, burada biz görüşelim, siz de ne zaman isterseniz tanıştıralım, abi çorumdaki arkadaşla pazar görüşeceğiz, nasıl devir yapalım, size kimle muhatap olabiliriz burada, abi abimiz Çorum'da tam bilgilerini alalım ben oradan irtibat vereyim, tamam abi, ..." şeklinde içeriklerin yer aldığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen tespitler bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 2013-2014 yılları arasında Çorum ili Alaca İlçesinde meslek yüksek okulunda eğitim gördüğü süreçte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlı olan bir yurtta kaldığına yönelik kendi beyanı ile Bylock kullanıcılarına yönelik olarak yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında yapılan araştırmalarda davacının adının geçtiği, davacının mahrem yapı içerisindeki devrini organize ettikleri anlaşılan ByLock yazışma içeriklerinin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde delil olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.