Hizmet sözleşmesinden kaynaklı bayilik ihlali sonrası tacirler arası cezai şartın indirim kararının istinafı.
Özet: Bir akaryakıt dağıtıcısı (davacı) ile bayii (davalı) arasındaki bayilik sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davacının sözleşmeyi haklı feshettiğine hükmederek talep edilen 100.000 TL cezai şartı, davalının ekonomik olarak sarsılacağı gerekçesiyle 30.000 TLye indirmiş; bu karara hem davacı hem de davalı vekili istinaf başvurusu yaparak davacı, indirilen miktarın sözleşmenin gerçek değeri ve ticari ilişkinin boyutu göz önüne alındığında yetersiz olduğunu savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/103
KARAR NO: 2026/1192
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2022
NUMARASI: 2018/450 Esas - 2022/610 Karar
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ...dağıtım dağıtımı sektörleri işi ile uğraştığını, davalı şirketle müvekkil arasında olan ...dağıtım bayiliği sözleşmesi olduğu, sözleşmenin 03.09.2012 tarihinden itibaren 5 yıl geçerli olduğunu davalı bayinin sözleşme kurallarına aykırı olarak üst üste iki haftadan fazla alım satım taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı sözleşme süresi bitmeden başka bir dağıtıcı firmanın (...) giydirme ve reklamlarının firmada kullanıldığını, dolayısıyla sözleşmeye aykırılıktan 100.000,00 TL tazminat verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Söz konusu takibe itiraz ederken, sözleşmeye aykırı hareket edilmediği istasyonda tadilat yapıldığı için ...alımı yapılmadığı, davacı şirket ile 05.05.2017 tarihinde sözleşmenin sona erdiğini, tadilata başlanıldığını, davacı şirketin tadilat sürecinde şirket logo ve giydirmelerini söktüğünü davalı şirketin bu nedenle ...alım satımı yapamadığını bu hususta 21.07.2017 tarihinde davacı şirkete ihtar çekildiğini arz edilen sebeplerle davacının haksız, yersiz ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini istemiştir talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde, her ne kadar davalı tarafça taraflar arasında 07.07.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin 12.1 maddesi uyarınca sözleşme süresi içinde 2 haftadan fazla satıcıdan ... alıp satma taahhüdünü yeri getirmemesinin gerekçesi olarak istasyonun tadilata girmesi öne sürülmüş ise de davacıya bu hususta makul süre içerisinde bir bildirim yapıldığına dair dosyaya delil sunmamış olması sebebiyle davacının sözleşmenin 13. Maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği ve cezai şart alacağını hakettiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Dosyaya sunulu 11/03/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalının dava sürecinde ve sonrasında başka bir tedarikçi firma ile anlaşıp faaliyetine aynı sektörde devam ettiği düşünülürse sözleşme gereği cezai şart bedelinin davalının mahvına neden olmayacağı yönünden görüş bildirilmiş ise de davalının maddi durumuna ilişkin bir tespit içermeyen raporda tespit edilen bu husus hükme esas alınmamıştır.
Yargıda hedef süre uygulaması ve yargılamanın sürüncemede kalmaması adına mevcut ekonomik koşullar da düşünülerek Yargıtay 3. HD'nin 2017/15056 e 2017/17040 k sayılı kararında da hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptamalıdır tespiti gereği, talep edilen cezai şartın davalının iktisaden sarsılmasına neden olacağı değerlendirildiğinden T.B.K'nun 182/son ve TTK'nun 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, talep edilen 100.000,00 TL cezai şart tutarının davalı/borçlunun iktisaden sarsılmasınına veya çöküntüye uğramasına/mahvına neden olacağı değerlendirilerek, mahkememizce, takdiren uygun görülen miktarda indirim yapılarak belirlenen 30.000TL miktarında cezai şartın kabulüne, bundan fazla miktarda istenen cezai şartın ise reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki boyutunun 6.348.115,55-TL olduğunu, bu hususun birbirini teyit eden davacı ve davalı defter ve belgelerinin incelenmesi ile anlaşılacağını, dosyada mübrez davalı yan ... alım tablosu incelendiğinde, davalının 2017 yılında ayda ortalama 21 ton ... almış olduğunu, mahkemece hükmedilen cezai şart tutarı olan 30.000-TL ise 2017 yılındaki fiyatlara göre yaklaşık 8 ton ... bedeline denk geldiğini, bu yönü ile incelendiğinde hükmedilmiş olan cezai şartın (30.000-TL) davalının 2017 yılındaki aylık ortalama gelirinin yarısından azıyla dahi ödeyebileceğinin izahtan vareste olduğunu, sözleşmede yer alan cezai şart tazminatının 100.000 USD olduğunu, dava tarihine göre TL karşılığının 364.300,00-TL olduğunu, davada talep edilen tutarın ise 100.000,00-TL olduğunu, sözleşmeye göre talep edilebilecek olan tutarın % 27,45 olduğunu, talepleri gibi karar verildiği takdirde dahi talep edilebilecek cezai şarttan yaklaşık %72,55 oranında tenkis yapılmış olacağını, buna rağmen mahkemece tenkisat oranının %92'ye çıkarılmasının herhangi bir hukuki dayanağı olmadığını, Cezai şartın fahişliği konusunda değerlendirme yapılırken; cezai şartın, borcunu yerine getirmesi için borçlu üzerinde hukukun izin verdiği ölçüde ruhsal bir baskı aracı olduğunun dikkate alınması gerektiğini, aksi halde davalının sözleşmeyi ihlal eden davranışları sonrasında böyle bir indirimle ödüllendirilmiş olacağını, mahkemece hükmedilen tazminatın yaklaşık 2 ton ... bedeline eşit olduğundan davalı nezdinde ruhsal bir baskı aracı işlevinin kalmadığını ve davalıyı hukuka uygun davranmaya teşvik etmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın tenkis oranı yönünden kaldırılmasını, talep edilen cezai şart tutarı olan 100.000-TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında münakit sözleşmenin kim tarafından ve nasıl sona erdirildiğinin tespit edilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemenin işin bu yönüyle hiç ilgilenmediğini, davalı şirketin anılan sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak sona erdirmiş olarak kabul ettiğini, kararın gerekçe kısmının da bu durumu teyit ettiğini, Yerel mahkemenin davanın süreçlerinde usule uygun davranmadığını, başlangıçta yaptırılan bilirkişi incelemesi ile deliller toplanmadan dosyayı karar verebilme aşamasına getirdiğini, davacının davalı şirketin çektiği ihtar nedeniyle daha fazla zarara uğramamak adına yaptırdığı delil tespiti ve bu tespite dayalı olarak ikame ettiği mezkur bu davayı tenkis ederek de olsa kabul etmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, akaryakıt dağıtım sözleşmeleri ile ... dağıtım sözleşmelerinin ayrı ayrı düzenlenseler de belli akaryakıt şirketleri belli ...dağıtım şirketleri ile çalıştıklarından akaryakıt dağıtım şirketlerinin istemediği ...dağıtım şirketlerinin aynı istasyonda faaliyette bulunmasının fiilen mümkün olmadığını, bu itibarla ... akaryakıt dağıtım sözleşmesini feshetmesinin bir bakıma zorunlu olarak ... dağıtım şirketinin de feshini zorunlu hale getirdiğini, bunun oturmuş bir teamül olduğunu, bu itibarla yerel mahkemece itirazları karşılanmadan sözleşmenin kim tarafından ve nasıl sona erdirildiğinin kesin ve açıkça belirlenmeden bedelde indirim yapılarak davanın kabulüne kararı verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresiden önce haklı nedenle feshi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı ve davalı vekilince istinaf edilmiştir.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının sözleşme hükümlerini ihlal edip etmediği, ihlalin bulunması halinde sözleşmede öngörülen cezai şartın ödenmesinin gerekip gerekmediği, davacının sözleşmeyi haklı olarak feshedip etmediği, cezai şarttan mahkemece yapılan indirimin hakkaniyete uygun olup olmadığı noktalarınadır.
Bayilik sözleşmesi kendine özgü yapısı olan, çerçeve niteliğinde sürekli borç ilişkisi doğuran, çift edim değişimini esas alan bir sözleşmedir. Güven ilişkisi üzerine kurulan bayilik sözleşmesinin Türk Hukuku'nda mevzuatta tanımı yapılmamıştır. Bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir. Bayilik sözleşmesinde tarafların hakları ve yükümlülük yelpazesi geniştir.
Öyle ki sözleşme süresince ve sözleşme sonrasında devam eden yükümlülükleri olması güven ilişkisinin önemini bir kez daha vurgular. Sözleşme süresince devam etmesi gereken güven temelli olan bu ilişkide sözleşme ölüm, iflas, kısıtlılık kararı verilmesi, olağan fesih yolu ve olağanüstü fesih yollarıyla sona erebilir. Yine bayilik sözleşmesi Türk Mevzuatı’nda ismiyle düzenlenmediğin-den isimsiz sözleşmelerdendir.
Taraflar arasında 07.07.2012 başlangıç tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 12. maddesinde "Aşağıdaki zikredilen durumların gerçekleşmesi durumunda satıcı, işbu sözleşmeyi ihtara ve hükme hacet kalmaksızın tek taraflı olarak ve derhal haklı nedenlerle feshedebilir.... 12.1. Maddesinde "Bayi işbu sözleşme ile kabul etmesine rağmen sözleşme süresi içinde 2 haftadan fazla satıcıdan ... alıp satma taahhüdünü yeri getirmezse", sözleşmenin 13. Maddesinde "Satıcı 12. Maddenin (12.1) ve (12.2) fıkraları uyarınca feshettiği takdirde bayiden maruz kaldığı zarar, ziyan ve sözleşme sonuna kadar hesap edilmek üzere, mahrum kaldığı kar karşılığı tazminatı ve ayrıca 100.000,00 ABD Doları cezayı ... talep edebilir...." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Davalı tarafça davacıya hitaben .... Noterliğinin 21/07/2017 tarihli ihtarnamesi ile; 11.05.2017 tarihinde ... ve akaryakıt istasyonu olarak tadilata girilmiş ve bu hususta muhataptan da muvafakat alınmıştı. ... Belediyesi de verilen muvafakat doğrultusunda tadilat için izin vermiş ve bu süre içerisinde tadilat gerçekleştirilmiştir.
Ne var ki tadilat öncesi muhatap ile müvekkiller arasında mevcut akaryakıt dağıtım sözleşmesi süresi sona erdiğinden karşılıklı olarak sonlandırılmıştır. Bu esnada ise muhatap şirket elemanları ...ilişkin sözleşme uyarınca istasyonda bulunması gereken fiyat panosu vs bir takım malzemeleri söküp alıp götürmüşlerdir.
Bu nedenle tadilat bitmiş olmasına rağmen istasyonda ... satışı yapılamamaktadır. İş bu ihtarnamenin muhataba tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde anılan Malzemelerin ... satış istasyonuna getirilerek sözleşme sonuna değin müvekkil şirketin ... satışı yapabilmesine imkan tanınmalı ya da eğer bu yapılmayacaksa iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren belirtilen bu sürede sözleşmenin ... bakımından da tarafımıza bildirilmesini, aksi halde halen yürürlükte bulunan sözleşme sebebiyle müvekkil şirketin uğrayacağı zararların tazmini cihetine gidileceğinin de bilinmesini son kez ihbar yerine kaim olmak üzere ihtaren bildiririz." şeklinde ihtarda bulunulduğu görülmektedir.
Davacı tarafça Kayseri 1 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/29 D.İş dosyası ile davalıya ait akaryakıt istasyonu üzerinde tespit talep edilmesi üzerine 03/08/2017 tarihinde yapılan keşifte davacıya ait ... malzemelerinin tamamının sökülmüş olduğu, başka bir dağıtıcıya ait (...) ... malzemelerinin tesise kurulmuş olduğu ancak henüz satış yapılmadığı tespit edilmiştir. Davacı 03/08/2017 tarihli noter ihtarı ile davalının ihtarına cevapları ile birlikte sözleşmenin 12. ve 12.1 maddesi feshettiğini, 13.3 maddesindeki 100.000 USD cezai şartın ihtarın tebliği ile derhal ödenmesinin ihtar edildiği, İhtarnamenin muhatap 1'e 4/8/2017, muhatap 2'ye 8/8/2017 tarihide tebliğ edildiği şerh edilmiştir.
Davalı taraf davacının tadilata muvafakat ettiğini, bu sürede ...alımının gerçekleşmediğini savunmuş ise de davacının bu yönde bir muvafakatı bulunduğuna dair herhangi bir evrak sunulmadığı görülmektedir. Sözleşmenin süresinin dolmasına 4,5 ay kala başka bir dağıtıcı firmanın malzemelerinin istasyona kurulmuş olduğu yapılan tespit ile sabittir. Davalının ayrı tüzel kişiliğe sahip akaryakıt dağıtım şirketi ile olan bayilik sözleşmesinin sona ermesinin, aynı şirketler grubuna dahil de olsa ayrı tüzel kişiliği bulunan davacı ile olan ...bayilik sözleşmesinin davacı tarafça sona erdirildi savunmasını ispatlar nitelikte değildir. Bu durumda davalının sözleşmenin 12. Ve 12.1 maddelerini ihlal ettiği, davacı tarafça sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği anlaşılmakla davalının istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
6102 sayılı TTK 22. Maddesi gereği; kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz.
Ancak tacir de olsa, tarafların ekonomik mahvına sebep olan cezai şarta ilişkin Sözleşme maddesinin, TBK’nın 27. maddesinde yer alan “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” düzenlemesi uyarınca “ahlak ve adaba aykırı” görülmesi mümkündür. Bu durumda cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise, o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun : 2017/(19)11-943 e. 2021/984 k. Sayılı ilamında belirtildiği gibi Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder. Aynı incelemeyi gerçek kişi olan tacir için de yapması gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-922 E., 2019/706 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Belirlenen cezai şartın davalıların ekonomik mahvına neden olup olmayacağına bilirkişi raporu sunulmuş olmasına rağmen mahkemece rapor değerlendirmeye tabi tutularak, davalının maddi durumuna ilişkin bir tespit içermeyen raporun esas alınmamış olmasında, mevcut ekonomik koşullar da düşünülerek talep edilen cezai şartın davalının iktisaden sarsılmasına neden olacağı değerlendirilerek indirime gidilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5 yıl süreli (60 ay) sözleşmenin süresinin dolmasına 4,5 ay kala davalı tarafça ihlal edildiği, sözleşmenin ayakta kaldığı süre ile kalan süre dikkate alındığında mahkemece cezai şarttan yapılan indirimin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılarak davacının istinaf istemlerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 512,50 TL harcın, alınması gerekli olan 2.049,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.536,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026