Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında kur farkı hesaplamasına dair istinaf incelemesi kararı.
Özet: Depo ve lojistik hizmet sözleşmesi kapsamında, davacının kükürt cinsi emtiasının antrepoda depolanması ve gemiye yüklenmesi gibi hizmetler için davalı tarafından ABD doları üzerinden düzenlenen faturalarda, Türk parasının kıymetini koruma mevzuatına aykırı şekilde fahiş döviz kuru uygulandığı iddiasıyla, davacının fazla ödediği toplam 38.538,51 TLnin tahsili, bu alacak için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle dava açılmıştır.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1619
KARAR NO : 2026/1830
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/03/2022
NUMARASI : 2020/218 Esas ve 2022/489 Karar
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :25/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :25/06/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2022 tarih, 2020/218 Esas ve 2022/489 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı olarak gösterilen ... Limited Şirketinin Antrepo İşleticisi sıfatını haiz olduğunu, adı geçen taraf ile müvekkilinin akdetmiş oldukları 01.08.2018 sayılı Depo Lojistik Hizmet Sözleşmesi kapsamında, müvekkili şirkete ait kükürt cinsi emtianın antrepoda depolanması, elleçleme hizmetleri ile gemiye yüklenmesi gibi lojistik hizmetleri sağlamayı davalı tarafın taahhüt ettiğini, bu sözleşme tahtında hizmet bedellerinin Amerikan Doları üzerinden kararlaştırıldığını, davalı tarafça düzenlenen 24/09/2018 tarih 0106205 ve 0106206 numaralı faturaların 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi' Gazetede yayımlanan Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkındaki Cumhurbaşkanlığı kararı referans gösterilmek suretiyle fahiş olarak 6,2671 TL kur üzerinden hesap edilerek müvekkil şirkete fatura edildiği, 16.11.2018 tarihli ve 30697 sayılı Resmi' Gazetede yayımlanan Türk Parasının Kıymetinin Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52) ile 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'in 8 inci maddesinin ''(24) Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 02/01/2018 tarihinden, bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye istatistik Kurumunun her ay için belirlediği Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak arttırılması suretiyle belirlenir." şekilde yeniden değiştirildiğini, davalı tarafça yapılan kur hesaplaması işbu kanun maddesine muhalefet etmek suretiyle fahiş tutar üzerinden hesaplanarak müvekkil şirkete fatura edildiğini, bahis konusu yasal düzenleme uyarınca davalı tarafça faturalandırma işleminde esas alınması gereken kur oranı 6,2671 TL değil 4,4553 Türk Lirası olması gerektiği, bu durumda davalı tarafça yasa hükmüne aykırı şekilde düzenlenen faturalar incelendiğinde 24.09.2018 tarihli 0106205 numaralı faturaya ilişkin olarak tahakkuk eden kur farkı tutarı 14.772,41.TL ve 24/09/2018 tarihli 01062016 numaralı faturaya ilişkin olarak tahakkuk eden kur farkı tutarı ise 20.140.76 TL olarak hesap edileceği, davalı tarafça yanıltıcı kur hesaplaması neticesinde nedensiz zenginleşme yasağına aykırı olarak tahsil edilmeye çalışılan fazla tutarların toplamının 34.913,17 TL olduğu, yüzde 18 KDV oranının da hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, KDV dahil fazla olarak ödenen toplam tutar 38.538,51.TL olacağı; müvekkil şirketin basiretli bir tacir olarak davalı tarafın zorlaması, verdiği hizmetleri aksatması tehdidi, malzemelere el konulması ihtarları ve bu surette müzayaka altına sokması sebebi ve ayrıca herhangi bir şekilde temerrüde düşürülerek aleyhinde herhangi bir haksız işlem yapılmaması ve fakat yasal hakları saklı kalmak kaydıyla söz konusu faturaları yüksek ve fahiş bedelli kur üzerinden ödemek zorunda kalındığını, müvekkili şirkete ödenmesi gerektiği hususları davalı tarafa ihtar edildiği fakat herhangi bir olumlu yanıt alınamadığını, alacaklı müvekkil şirket tarafından ... icra Müdürlüğü'nün 2019/23799 E. sayılı dosyası kapsamında 06/08/2019 tarihinde icra yolu ile takip başlatıldığı ve fakat söz konusu takibe karşı borçlu davalı şirket tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyan ederek davalı borçlunun likit alacağımızı içeren icra takibine haksız itirazlarının iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkil şirketten kararname hükümlerine aykırı şekilde tahsil edilmiş olan 34.9131 17.TL tutarlı ödemenin ve %18 KDV oranının talepleri gibi tahsili ile aynı zamanda davalı tarafın icra takibine karşı yapmış olduğu haksız itirazlar sebebiyle likit alacağın %20'sinden az olmamak üzere haksız icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.08.2018 tarihinde "Depo ve Lojistik Hizmet Sözleşmesi" imzalandığı; 01.08.2018 Tarihli Sözleşme kapsamında müvekkil firma tarafindan davacı firmaya verilen hizmet bedeli karşılığı 24.09.2018 tarihli 106205 nolu fatura ve 24.09.2018 tarihli 1062016 tarihli fatura olmak üzere iki adet fatura tanzim edildiği, faturalarım davacı tarafından ihtirazi kayıt konmadan ödendiği; davacı tarafın işbu sözleşmeye istinaden hizmet karşılığı ödenen bu satış faturalarının 6,2671 kurdan düzenlenip tahsil edildiğini, oysaki 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" (85 Sayılı karar)' a atıf yaparak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan TL Parası cinsinden karşılığının 02.01.2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye istatistik Kurumunun her ay içln belirlediği tüketici fiyat endeksi aylık değişim oranları esas alınarak belirlenir- bu karara göre uygulanması gereken kuru 4,4553.TL üzerinden belirlenerek tarafımıza fazla ödenen KDV dahil 38.538,51.TL tutarında kur farkı tahakkuk ettirerek tahsili için işbu dava ikame edildiği, İşbu yasal mevzuatın taraflar arasında gerçekleşen 01.08.2018 tarihli Depo ve Lojistik Hizmet Sözleşmesine, sözleşme edimlerine ve edimler karşılığı düzenlenen fatura bedellerine uygulama olanağının bulunmadığı, davacı tarafın iş bu davada hukuki dayanak yaparak atıf yaptığı 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile 16.11.2018 tarihli "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişikli yapılmasına ilişkin 30597 Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52) mevzuatın 28. Maddesinin uygulanabilmesi için 01.08.2018 tarihli sözleşmenin bedeli ve sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya döviz endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşme olması gerektiği, oysa taraflar arasında imzalanan 01.08.2018 tarihli "depo ve lojistik hizmet sözleşmesi" sözleşme konusu itibariyle; yurt dışından karayolu ile getirilen ihraç malların depolama elleçleme lojistik ve gemiye yüklemeyi ihtiva ettiği, taraflarca imzalanan 01.08.2018 Tarihli sözleşmenin 2. Maddesinde Sözleşme Konusunun;"Baymineral firmasına ait yurtdışından karayolu ile getirilen eşyanın sözleşme çerçevesinde ...'a ait antrepoda depolaması, elleçleme hizmetleri ve gemiye yüklemeyi ihtiva eden lojistik hizmetleri karşılığında ... firmasının ödeme yükümlülüğünü ihtiva ettiği,13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile 16.11.2018 tarihli "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişiklik yapılmasına ilişkin 30597 Tebliğ'in hiçbir maddesinde edimleri tamamlanmış sonlanmış devam etmeyen bir sözleşmenin ödenen fatura bedellerinin geri ödenmesi gibi bir şart olmadığı gibi kazanılmış hakların ihlali niteliğinde bu yönde bir yorum yapılmasının mümkün olmadığı; davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun faturaların kur farkı iadesi ilk talebi ve ihtarnamesi 22.10.2018 tarihi olduğu, dava konusu 24.09.1018 tarih 106205 nolu fatura ve 24.09.2018 tarihli 1062016 tarihli fatura bedelleri ödendiği zaman ve öncesinde davacı tarafından herhangi bir mutabakat teklifi yapılmadığı, tacirin ticari işletmesiyle ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiği; dolayısı ile davacı ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorunda olduğu , işbu davaya karşı tüm beyan ve itirazlar doğrultusunda davacının haksız ve kötüniyetli davasının ve taleplerinin reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2022 tarih, 2020/218 Esas ve 2022/489 Karar sayılı kararında, taraflar arasındaki iş ve işlemlerin, tebliğin 8 nci maddesinin yedinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca; Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmelerinin döviz cinsinden ya da dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğunu, dolayısıyla, bu kapsama giren taşımacılık ve nakliye hizmet sözleşmeleri döviz cinsinden veya dövize endeksli düzenlenebileceğini, Türkiye'deki gümrüklü liman sahalarında sunulan hizmetler kapsamında Türkiye'deki yerleşik kişiler arasında akdedilecek iş ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilmesinin mümkün bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği itibari ile davacının dayandığı yasal düzenleme kapsamına girmediği ve bu suretle 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile 16.11.2018 tarihli "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişikli yapılmasına ilişkin 30597 Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52) mevzuatın 28. Maddesinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine uygulanma ihtimali bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, basiretli bir tacir olarak davalı tarafın zorlaması, verdiği hizmetleri aksatması tehdidi, malzemelere el konulması ihtarları ve bu surette müzayaka altına sokması sebebi ve ayrıca herhangi bir şekilde temerrüde düşürülerek aleyhinde herhangi bir haksız işlem yapılmaması ve fakat yasal hakları saklı kalmak kaydıyla söz konusu faturaları yüksek ve fahiş bedelli kur üzerinden ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle, davalı tarafın kanunu dolanmak suretiyle fatura bedelini yüksek kurdan hesaplanması göz ardı edilmiş olduğunu, müvekkil şirketin itibarı zedelenerek maddi zarara uğramasına sebebiyet verilmiş olup, başından beri Yargıtay İçtihatlarına uygun olarak ve emsal niteliğe sahip olan kararları dosyaya sunan ve taraflar arasındaki sözleşme bedellerinin belirlenmesinde dahi kanuna uygun davranmaya çalışan Müvekkil Şirket’in talepleri yok sayılmış olduğundan, eksik incelemeye ve yasal düzenlemelere aykırı olan Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, dosyada mübrez dilekçelerinden de yer aldığı üzere, davalı şirketin yalnızca depolama hizmeti değil aynı zamanda Müvekkil Şirkete ait kükürt cinsi emtianın antrepoda depolanması, elleçleme hizmetleri ile gemiye yüklenmesi gibi lojistik hizmetleri sağlamayı taahhüt etmiş olduğunu, bu hizmeti taahhüt ettiği şekilde vermekle yükümlü olduğunu da kabul etmiş bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede; davalı tarafından faturaya konu edilen işlemler; transit için gelen konteyner ve araçların tahliyesi, antrepoda depolama hizmeti, antrepoda bağlı olarak gelen malların dökmeye çevrilmesi, dökme malların antrepoda yüklenmesi, limana kadar nakliye, limanda dökme gemi yüklemesi hizmetlerini kapsadığını, davacı müvekkil şirkete ait emtialar Davalı Şirkete ait antrepoda araç üzerinde teslim edilmiş olup; teslimat sonrasında elleçleme, nakliye ve gemi yükleme işlemleri Davalı Şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği diğer hizmetler olduğunu, söz konusu emtialar millileştirilmeden transit yapıldığını, emtiaların Mısır'a gönderildiğini, davaya ilişkin taleplerinin yerindeliği bilirkişiler tarafından da teyit edilmiş olup, faturalandırmanın Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca; 4,4553 Türk Lirası kur üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabul edildiğini, anılan ve dosyaya delil olarak sunulan yasal düzenlemeler çerçevesinde Türkiye’de yerleşik kişiler arasında antrepo kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedellerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi hususunda; anılan Tebliğ’in 8 inci maddesinin üçüncü ve on dokuzuncu fıkralarında belirtilen istisna hükümleri kapsamına girmeyen ve anılan maddenin ikinci fıkrası kapsamında konusu yurtiçinde yer alan gayrimenkuller olan antrepo kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün bulunmadığını, bu nedenle, sözleşme içerisinde verilen hizmetlerin niteliği itibariyle anılan yasal düzenlemelere dahil olduğu ve kapsama alanına girdiğinin kabulü ile yapılacak olan hesaplamaların hukuka uygun bir şekilde yapılması gerektiği hususunun izahtan vareste olduğunu, açıklanan nedenlerle; ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/218 Esas ve 2022/489 Karar sayılı kararına karşı Tehir-i İcra Talepli Ve Duruşmalı olarak istinaf yoluna başvurmakta olduğunu beyan eder; gerek dava dosyasında yer alan savunma dilekçelerdeki tüm sebeplere dayalı olarak Sayın Yüksek Mahkeme tarafından yapılacak istinaf incelemesinde eksik yargılama sonucunda verilen yasa ve usule aykırı ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının kaldırılması ile yasa ve usul gereğince hakkaniyete uygun bir karar oluşturulmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2022 tarih, 2020/218 Esas ve 2022/489 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibarıyla itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, tüm dosya kapsamından; bilirkişi raporu, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği,13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile 16.11.2018 tarihli "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişikli yapılmasına ilişkin 30597 Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52) mevzuatın 28. Maddesinin taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği gereğince uygulanma yerinin olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu ancak hazine tarafından karşılanan arabuluculuk ücretinin hazineye irad kaydına karar verilmesi gerekirken davalıya ödenmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, mahkemece kararda hata edilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, karar vermek gerekmiş, hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2022 tarih, 2020/218 Esas ve 2022/489 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3)- YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
a)-Davanın REDDİNE,
4)-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00TL karar ilam harcının dava açılırken yatırılan 392,19.TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 339,81 .TL peşin harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5)-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihlinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.236,98.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
6)-Başvuru tarihi itibariyle hazine tarafından karşılanan 1.320,00.TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak , HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2023 tarih ve 2020/218 Esas, 2022/489 Karar, 2023/222 Harç nolu, Harç Tahsil Müzekkeresinin İPTALİNE, Harç tahsil edilmiş ise MAHSUBUNA,
7)-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
8)-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının İADESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden;
1)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafça yatırılan 179,90.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2)-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafça yapılan 195,00.TL posta gideri ve 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının toplamı olan 687,00.TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3)-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5)-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Katip
... ¸e-imzalıdır