Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin ticari işyerleri ortaklığı sözleşmesinden doğan gecikme tazminatının enflasyon nedeniyle uyarlanması davası istinaf kararı.
Özet: Bir ticari işyerinin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle gecikme tazminatı alan davacı, paranın alım gücündeki düşüş ve emsal kira bedellerindeki artış gerekçeleriyle, mevcut 2.400 TLlik aylık gecikme tazminatının 15.000 TLye uyarlanarak yıllık ÜFE oranında artırılmasını talep etmiş; ilk derece mahkemesi bu talebi kısmen kabul ederek aylık tazminatı 15.000 TL olarak belirlemiş; davalı ise borçlu sıfatı taşımayan davacının uyarlama davası açamayacağını ve uyarlama koşullarının oluşmadığını ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2025/367 KARAR NO : 2026/1256T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :14/01/2025NUMARASI :2024/144 Esas - 2025/26 KararDAVACI :...(T.C.No:...) - ...VEKİLİ :Av. ... - ...DAVALI :... - ...VEKİLİ :Av. ... - ...DAVA :Sözleşmenin UyarlanmasıDAVA TARİHİ :15/03/2024KARAR TARİHİ :26/06/2026KR. YAZIM TARİHİ :16/07/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 02.10.2015 tarihli Ticari İş Yerleri Ortakları Sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedildiğini, sözleşme uyarınca davalı kooperatifin kendisine ait S.S. Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Ticari Bölüm iş yerlerinin bulunduğu sanayi sitesinin A Blok 4 No'lu 60 m² zemin 67 m² 1. kattan oluşan iş yerinin işletmesini yapıyı tamamlayıp işletmek üzere davacıya devredeceğini, 01.08.2018 tarihinde teslim süresinin dolduğunu ancak iş yerinin davacıya teslim edilmediğini, bunun üzerine davacıya gecikme tazminatı ödenmeye başlandığını, kooperatifin iş yerini davacıya halen teslim edemediğini, bu sebeple 2017'den beri sözleşmede belirtilen bu gecikme tazminatını ödediğini, söz konusu gecikme tazminatına 2017 yılında 800,00,00-TL olarak başlandığını, yıllar içerisinde arttırılarak en son 2023 yılının haziran ayında 2.400,00-TL ödendiğini, 2023 Temmuz ayından sonra ise hiçbir ödeme yapılmadığını, söz konusu bedelin, emsal kira bedelleri, paranın alım gücünde ki değişmeler enflasyon ve diğer şartlar değerlendirildiğinde oldukça düşük kaldığını, davacının bu yerin sahibi ve işleteni olmak amacıyla 2015 yılında toplam 280.000,00-TL ödeme yaptığını, bu miktarın o günün koşulları değerlendirildiğinde oldukça yüksek bir miktar olduğunu, böyle bir yatırımın ve ticari ilişkiye giren davacıya söz konusu yapı teslim edilmiş olsa ve davacı tarafından kiralanmış olsa kira bedelinin minimum 15.000,00-TL olacağını belirterek, davacıya en son ödenen aylık 2.400,00-TL gecikme tazminatının uyarlanarak arttırılmasına ve arabuluculuk son tutanağının imza tarihinden itibaren başlamak üzere aylık 15.000,00-TL olarak belirlenmesine, her yıl üfe oranında arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme gereği cezai şart bedeli alacaklısı olduğunu beyanla, sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiğini, oysa ki uyarlama davasını alacaklının değil, borçlu tarafın açabileceğini, davacının borçlu sıfatına sahip olmadığı için uyarlama davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, uyarlama davasının kabulü için öncelikle olağanüstü koşulların ortaya çıkması, olağanüstü koşulların tüm ülkeyi etkileyebilecek nitelikte olması, bu olağanüstü koşullarda borçlunun borcunu aynen ifa etmesinin mümkün olamamasının gerektiğini, uyarlama davasının borçlunun açabileceğini, iş bu davada borçlu olduğu iddia edilen, davalı kooperatif olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden davacının, uyarlama talep etmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, uyarlama talep edecek biri varsa, davalı kooperatif olabileceğini, kaldı ki uyarlama davasının kabulü için aranan ve tüm ülkeyi etkisi altına almış olması gereken olağanüstü koşulların da mevcut olmadığını, davacının sözleşme ile belirlenen ceza-i şart bedelinin arttırılmasını talep edemeyeceğini belirterek, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davacı ile davalı SS Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi arasındaki 02/10/2015 tarihli ticari işyerleri ortaklıkları sözleşmesinden kaynaklanan aylık gecikme tazminatının arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih olan 23.02.2024 tarihinden itibaren 15.000,00-TL olarak TESPİTİNE2-Fazlaya ilişkin talebini REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sözleşme gereği cezai şart bedeli alacaklısı olduğunu beyanla, sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiğini, oysa ki uyarlama davasını alacaklının değil, borçlu tarafın açabileceğini, davacının borçlu sıfatına sahip olmadığı için uyarlama davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki uyarlama davasının kabulü için aranan ve tüm ülkeyi etkisi altına almış olması gereken olağanüstü koşulların da mevcut olmadığını, borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklının herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararın şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkanını bulacağını, zira cezai şartın borcun ihlali hainde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminat olduğunu, ayrıca kooperatif ortakları arasında kanunen sıkı sıkıya korunmak zorunda olan eşitlik ilkesine aykırı şekilde ve sadece davacı için farklı bir cezai şart bedeli belirlemenin, diğer ortaklar ile davacı arasında korunması gereken eşitliğin ihlali ve ortadan kalkması anlamına geleceğini, ayrıca somut ve tatmin edici emsallere dayanmayan hesaplamaların da kabulünün mümkün olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtayın son dönem uygulamalarında kararlaştırılan maktu gecikme tazminatın süresiz uygulanamayacağı, sözleşmedeki teslim süresi, gecikilen sürenin uzunluğu, sözleşmede öngörülen tazminat miktarı, geçen süre içinde gerçekleşen enflasyon, döviz fiyatları ve faiz oranlarındaki artış ve eksilişler, fiyat artışları, rayiçlere göre istenebilecek miktar gözönünde tutulmak suretiyle bu hususta bilirkişi görüşünden de yararlanılarak sözleşmedeki miktarın en az 1 yıl süreyle mutlak bağlayıcı olacağı ve maktu tazminat ile rayiçlere göre belirlenecek gecikme tazminatı arasında en az bir misli fark bulunması halinde hakkaniyete uygun biçimde hakim tarafından takdir edilmesi gerektiği şeklinde olduğunu, davacının, kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi ve söz konusu işletmeden kar elde etme amacıyla dava konusu sözleşmeye imza atmasına rağmen; karşı tarafın kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemiş olması, günümüz ekonomik koşulları içinde davacıyı zarara uğrattığını, günümüzde, o miktara herhangi bir taşınmazın kiralanmasının asla mümkün olmadığını, karşı tarafın iddialarının kabulü halinde, her ay bu miktarın ödenmesi koşulunda ömrünün sonuna kadar borcunu ifa etmekten kaçınabileceğini, hal böyleyken davalı tarafın uyarlama talep etme hakkına haiz olmadığına ilişkin iddiasının haksız olduğunu, bununla beraber davalı tarafın, uyarlama davasının kabulü için olağanüstü koşulların oluşmadığını ve bu koşulların ülkeyi etkileyecek nitelikte olmadığını iddia ettiğini ancak ülkemizde borcun ifa edilmediği süreçte başta pandemi dönemi olmakla beraber bir çok süreç gerçekleştiğini, bununla beraber enflasyon sürecinin oldukça keskin sonuçlar oluşturduğunu, davacının bu süreçte hali hazırda kar elde etmeye çalışması gerekirken borcun ifa edilmemesi sebebiyle zarara uğramış olup uygulanan cezai şartın günümüz koşullarının karşılamadığından artırılmasını talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, her ne kadar, gecikme tazminatında artışlar yapılmışsa da, söz konusu artışların da güncel rayicin oldukça altında olan ve davacının uğradığı zararı karşılamaktan oldukça uzak olan sembolik miktarlar olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2025 tarih, 2024/144 Esas - 2025/26 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; davalı kooperatif ile davacı kooperatif üyesi arasında ticari işyerleri ortaklıkları sözleşmesinden kaynaklanan aylık gecikme tazminatının arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle uyarlanması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Eldeki davada; davalı kooperatif ile davacı kooperatif üyesi arasındaki 02.10.2015 tarihli 280.000,00-TL bedelli "Ticari İşyerleri Ortakları İçin Sözleşmedir" başlıklı davalı SS Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi tarafından sitenin orta kuzey bölümü A Blok 4 nolu işyerinin davacıya yapılarak teslim edileceğine ilişkin sözleşme akdedildiği, sözleşmede teslim tarihi 30.01.2017 olarak belirlendiği, iş yerinin belirlenen tarihte teslim edilmemesi halinde davalı kooperatif tarafından her ay için 800,00-TL gecikme tazminatı ödeneceği kararlaştırıldığı, gecikme tazminatının 2017 yılında 800,00-TL, 2018 yılında 950,00-TL, 2019 yılında 1.150,00-TL, 2020 yılında 1.300,00-TL, 2021 yılında 1.600,00-TL, 2022 yılında 2.480,00-TL olarak ödendiği, 2023 yılı Temmuz ayından sonra ise hiçbir ödeme yapılmadığını, yerinde yapılan incelemede sözleşme konusu bağımsız bölümün yapımına ilişkin inşaat faaliyetinin bulunmadığı ve iş yerinin davacıya teslim edilmediği uyuşmazlık konusu değildir.Mahkemece GDU bilirkişi ile kooperatifler hukukunda uzman bilirkişisinden oluşan bilirkişi kurulunun 10.12.2024 tarihli raporlarında; davacının, davalı kooperatifin 573 nolu üyesi iken 02.10.2015 tarihli "Ticari İşyeri Ortakları Sözleşmesidir" başlıklı dosyada yer alan 2 sahifelik sözleşme ile mevcut Başiskele Küçük Sanayi Sitesinin Orta bölümünde yapım kararı alınan ticari işyerlerinden A Blok 4 nolu (60 m² zemin +67 m² 1. kattan ibaren toplam 127 m²) işyerini toplam 280.000,00-TL bedel ile ortaklık tesisi ile satın aldığı peşinat ve taksitli ödemelerini tamamladığı, davalı kooperatifin ticari işyerlerinin yapımını fiilen gerçekleştirmediği, sözleşmenin kooperatifin sorumlulukları başlıklı hükmü gereğince 2017 yılı Ocak ayından itibaren 800,00-TL bedel ödemeye başladığı, bu ödemesini 2019 yılında 950-TL, 2020 yılında 1.300-TL, 2021 yılında 1.600-TL ve 2022 yılında 2.480-TL olmak üzere toplam 101.680,00-TL tutarında (son ödeme Mayıs 2023 dönemi için) tazminat ödemesi yaptığı, bu iş yerine benzer konumdaki 2 ayrı ticari iş yeri içinde benzer sözleşmeler aynı tutarlarda aylık gecikme bedeli ödendiği, davalı kooperatifin üyelik sözleşmesinde yer alan gecikmeye bağlı aylık bedel ödemesinin 2017 yılı sonrası nasıl uygulanacağına dair sözleşmede hüküm bulunmadığı, yıl bazında yapılan artış oran ve rakamlarının hangi usulde hesaplandığının tespit edilemediği, ayrıca Haziran 2023 dönemi itibariyle son verilen tazminat ödemeleri için herhangi bir Genel Kurul veya Yönetim Kurulu Kararı alınmadığı, dava konusu aynı olup kesinleşen Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/57 Esas dosyasında verilen 2023/685 nolu karar hükmü dikkate alınarak yapılan emsal kira hesaplamasına göre iş bu dosyadaki 127 m² iş yerinin 15.03.2024 dava tarihi itibariyle tazminata esas asgari kira bedelinin 12.782,55-TL olacağı, gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiliğince yapılan inceleme ve değerlendirmede teslim edilemeyen 127 m² işyerinin 15.03.2024 dava tarihi itibariyle (Arabuluculuk son tutanağı 23.02.2024) emsal tazminata esas kira bedelinin 17.228,82-TL olabileceği belirtilmiş, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının gecikme tazminatı isteyip isteyemeyeceği ve sözleşmede belirtilen gecikme tazminatının uyarlanmasının gerekip gerekmediği noktasındadır.Uyuşmazlığın çözümü için kooperatif ve ilgili kavramlar ile yasal düzenlemeler hakkında bir kısım açıklamalar yapılması gerekmektedir.Yargıtay HGK, 06/03/2024 tarih, 2023/6-71 E., 2024/156 K. Sayılı kararında aynen;"Kooperatif, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatiflerin esas amacı "sağlamak ve korumak"tır. Bu amaç ortakların belirli ekonomik menfaatlerine yönelik olabileceği gibi "ortakların özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçları"na yönelik de olabilir. Ortakların belirli ekonomik menfaatlerinden anlaşılması gereken kooperatifin amacının net bir şekilde ortaya konulması gerektiğidir. Kooperatifin amacının "kâr elde edip ortaklara dağıtmak" olmadığını belirtmekte fayda vardır. Bu bağlamda "gelir gider farkının ortaklar arasında bölüşülmesi (Kooperatifler Kanunu m. 38/II)" kooperatifin kâr elde ettiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Amaç unsurunun kooperatifi diğer ticaret şirketleri ile derneklerden ayırdığını da belirtmek gerekir. Kooperatifin amacı ortaklarının ekonomisini geliştirmek, sağlamak ve korumaktır. Oysa diğer ticaret şirketlerinde amaç kâr elde edip ortaklara dağıtmaktır. Kooperatif amacını ortaklarının iş gücü ve parasal katkıları ile karşılıklı yardım, dayanışma ve kefâlet araçlarını kullanarak gerçekleştirir. Söz konusu katkı yalnızca iş gücü veya yalnızca parasal olabileceği gibi hem iş gücü hem de parasal olabilecektir (Özge Örnek: Yargıtay Kararları Işığında Kooperatif Ortaklarının Hakları, Yükümlülükleri ve Sorumlulukları, Ankara 2020, s. 4 ilâ 6).Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde ve bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır.Kooperatif ortakları arasında hak ve borçlar bakımından "eşitlik ilkesi" esastır. Söz konusu ilkenin dayanağı Kooperatifler Kanunu’nun 23 üncü maddesi olup, anılan düzenlemeye göre ortakların hak ve vecibelerde eşitliğinin emredici nitelikte olduğunu belirtmek gerekir. Öte yandan ortaklar bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Kooperatifler, açık kapı ilkesine göre gerek ortaklığa girerken ve gerekse ortaklıktan çıkarken üyelerine serbestlik tanımakta, "eşitlik ilkesi" uyarınca da tüm ortaklarını hak ve yükümlülüklerde eşit tutmaktadır." şeklindeki ilmaı ile kooperatifin türü, türüne göre amacı ve ortakların kooperatifle ilişkileri hakkında açıklamalar yapmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. (Yargıtay 6. HD'nin 2025/3399 Esas ve 2025/4458 Karar sayılı ilamı)Eldeki uyuşmazlıkta, davalı kooperatifin yapı kooperatifi olduğu ve ana sözleşmenin 6. maddesinde kooperatifin amaç ve faaliyetleri düzenlenmiştir. Yine ana sözleşmenin 7, 8 ve 9. maddesinde kooperatif sermayesi, 59-65. maddelerinde arsa ve işyerlerinin alımı, inşası ve üyelere teslimi, ana sözleşmenin 67 vd. maddelerinde de hesap dönemi ve bilançoya ilişkin hükümler düzenlenmiştir.Bu belirlemelerden sonra eldeki uyuşmazlık incelendiğinde; öncelikle kooperatifin amacı ile ana sözleşme gereğimce amacın gerçekleştirilmesi için kooperatif gelirlerinin neler olduğunun belirlenmesi, bu anlamda üyelerin aidat ödemeleri ile yan yükümlülükler dışında bir geliri olup olmadığı (ticari faaliyet geliri, kira geliri vs.), kooperatifin kaç üyesi olduğu, üyelerin sermaye koyma borçları ile aidat borçlarını ödeyip ödemediğinin belirlenmesi gerekir. Diğer yandan, eldeki davanın davacısı ile Dairemize istinaf incelemesi için gelen diğer davalardaki davacılar dışında kaç üyenin bulunduğu, her bir üyenin kooperatif üyelik sözleşmelerinin nitelikleri, sermaye ve aidat ödeme borçlarının bulunup bulunmadığı ve kaç üyenin daha gecikme tazminatı aldığı veya bu yönde dava açtığının da belirlenmesi gerekir. Kooperatifin üyelerin sermaye koyma ve aidat ödeme borçları dışında bir geliri olmadığı ve bilançoya göre maddi duran varlığı bulunmadığı taktirde üyelerin kooperatifin borçlarından da sermaye payı ve aidat miktarı kadar sorumlu olmaları nedeni ile her bir üyenin kooperatifin hem borçlusu hem de alacaklısı duruma gelmesi olasılığı bulunmakta olduğu gibi, bir kısım üyelerin, gecikme tazminatı alan üyeleri finanse etmesi gibi bir durum da ortaya çıkabilecektir. Bu durum ise yukarıda açıklandığı üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde karşılığını bulan ortakların eşitlik ilkesinin ihlaline neden olacaktır.Bu açıklamalardan sonra eldeki dava incelendiğinde, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde açıklanan ilkeler kapsamında bir araştırma ve değerlendirme olmadığı görülmekle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemece yapılması gereken iş; kooperatif üye sayısının üye kayıt defterine göre belirlenmesi, gecikme tazminatı alan ve almayan üyelerin sayısı ile banka ve kooperatif kayıtlarına göre bugüne kadar ödenen gecikme tazminatı miktarının belirlenmesi, kooperatif gelirlerinin nelerden ibaret olduğunun belirlenmesi, bu aşamadan sonra kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişisinin de katılımı ile önceki heyetten, kaldırma kararında belirtilen hususlar ile özellikle 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde karşılığını bulan ortakların eşitlik ilkesi gözetilerek taraf ve mahkeme denetimine uygun ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2025 tarih, 2024/144 Esas ve 2025/26 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.26/06/2026 ...Başkan ... ¸e-imzalıdır...*Üye ... ¸e-imzalıdır...Üye ... ¸e-imzalıdır...Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*