İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, antrepo-depolama hizmeti faturalarına itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının incelenmesi.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının davalıya verdiği antrepo-depolama, taşıma hizmetleri ve imha bedellerine ilişkin düzenlenen faturaların tahsili amacıyla başlattığı icra takiplerine davalı tarafından yapılan itirazların iptali talepli iki ayrı davanın birleştirilerek görüldüğü ilk derece mahkemesi kararının incelenmesine yöneliktir; davacı icra inkar tazminatı talep ederken, davalı müvekkiline hizmet verilmediğini, faturanın tek başına borç doğurucu olmadığını, yetki, arabuluculuk ve derdestlik gibi usul itirazları bulunduğunu, ayrıca kötüniyet tazminatı hakkı olduğunu savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1257 Esas
KARAR NO:2026/822
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08/03/2022
NUMARASI:2020/302 Esas, 2022/181 Karar
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/132 ESAS SAYILI DOSYA TARAFLARI;
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:11/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya verdiği antrepo-depolama hizmetine karşılık 20/12/2019 tarihli, 12.213,63 TL bedelli faturayı düzenlediğini, tebliğ edilen faturaya rağmen davalının ödeme yapmadığını, faturanın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk son tutanağının sunulmadığını, müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Adliyesi (Çağlayan) mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacak iddiasının dayanağı olan faturanın tek başına borç doğurucu bir belge olmadığını, davacı tarafından fatura içeriğinde düzenlendiği gibi müvekkiline bir hizmet verilmediğini, zaten düzenlenen faturaların da müvekkili tarafından iade edildiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/132 ESAS SAYILI DAVASI:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya verdiği taşıma hizmetine karşılık 02/04/2020 tarihli, 1.156,40 TL bedelli faturayı düzenlediğini, tebliğ edilen faturaya rağmen davalının ödeme yapmadığını, müvekkilinin antreposunda uzun süre bekleyip ihtarlara rağmen davalı tarafından alınmayan emtiaların imha edilmesi sebebiyle imha bedelinin fatura edildiğini, faturanın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi başkaca bir sözleşmenin de bulunmadığını, müvekkilinin adresi itibariyle Bakırköy İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı aynı faturaya dayalı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/302 Esas sayılı dosyasına konu takip dosyası ile de icra takibi başlattığından derdestlik itirazlarının olduğunu, birleştirme taleplerinin olduğunu, müvekkiline ait ithal edilip davacının antreposunda kalıp teslim alınmayan ve imhası gereken bir malın olmadığını belirterek davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ile savunmaları, toplanan tüm deliller, mahkememizce alınan hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının asıl davada davanın dayandığı icra takibine 12.213,63 TL üzerinden konu ettiği “cari hesap” alacağının “gümrüklü antrepo” ücretinden kaynaklandığı, dava dışı ... tarafından, davalı adına gönderilen 2,750 koliye istiflenmiş 7.180 kiloluk tavuk yemleme makinesi türü emtianın ...plakalı araç hamulesi yük olarak dava dışı “...-.... Ltd.” unvanlı taşıyıcının hamili olduğu ... sayılı TIR Kamesi himayesinde Türkiye'ye taşındığı, ancak araçtan “2.750 kap yerine 24 kapta toplam 552 kg. fazlasıyla 2.774 kap” eşya çıktığı, davalı tarafın adına gönderilen ve faturasına göre bedeli 3.000,-USD. olan 2.750 koliye istiflenmiş 7.180 kiloluk ...plakalı araç hamulesi tavuk yemleme cihazı ekipmanının gümrük işlemlerini Erenköy Günrük Müdürlüğü nezdinde “adına” tescilli 27.12.2018 tarih ... sıralı gümrük beyannamesine kayden tamamladığı; gümrük işlemleri tamamlanan ... tescil sıralı gümrük beyannamesi kapsamındaki emtianın davacının işlettiği antrepodan çekilmediğine, davalı tarafından davacının işlettiği gümrüklü antrepoda takipsiz bırakıldığına dair dosyada herhangi bir bilginin olmadığı, dava konusu ... plakalı araçtan taşıma evraklarına ve sevk faturasına göre fazla çıkan ve dava dışı taşıyıcı tarafından davacımın işlettiği antrepoya tahliye edilen 24 kapta toplam “552 kiloluk fazla yük için” davalı tarafından herhangi bir işlem yapılmadığı, bu durumda davalının sipariş etmediği, faturasını dahi tedarik edemediği, üzerinde tasarruf hakkı bulunmadığından davacının işlettiği gümrüklü antrepodan teslim alamadığı; dava dışı taşıyan tarafından fazladan getirtilip davacının işlettiği antrepoya tahliye edilen eşyanın 27.12.2018-11.09.2019 tarihleri arası 258 günlük gümrüklü antrepo ücretinden ve/veya müstenidi sunulmadan 750,-TL. olarak talep edilen “tasfiye giderlerinden” davalının davacıya karşı sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağı, yine birleşen dava yönünden ise davanın dayandığı icra takibine 1.156,40-TL üzerinden konu ettiği “cari hesap” alacağının “antrepo-depolama hizmeti-imha bedeli” ücretinden kaynaklandığı, davalının kendisine ait olmayan ve gümrükten almadığı herhangi bir emtiası bulunmadığından söz konusu borçtan sorumlu olamayacağı..." gerekçelerine istinaden asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin, davalıya verdiği antrepo hizmeti karşılığında 20/12/2019 tarihli faturayı düzenlediğini, davalı adına ... Şirketi adına, müvekkili şirketin Erenköy Gümrüğüne bağlı antreposuna emtianın teslim edildiğini ve işbu emtia içerisinde fazla ürünler çıktığını, davalının ise bahse konu emtiaları müvekkili tarafından işletilen antrepoda takipsiz bıraktığından 258 günlük ardiye masrafının tahakkuk ettiğini, emtiaların teslim alınmaması üzerine, müvekkili emtiaları kanuna uygun bir şekilde tasfiye etmiş olup bu durumda davalının tasfiye giderlerinden sorumlu olduğunu, mail yazışmaları ile ticari defter ve kayıtlardan bu durumun açıkca anlaşıldığını, müvekkili şirketin alacağının varlığının bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Asıl davanın tarafları olan davacı tarafından davalıya karşı İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava mahkemenin 2021/132 Esas 2021/925 Karar sayılı kararı ile bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde birleşen davaya yönelik tesis edilen karar kesin olarak verilmiş olup istinaf başvurusunda bulunurken tek istinaf başvuru ve karar harcı yatırdığı nazara alındığında davacının istinaf talebinin asıl davada tesis edilen karara yönelik olduğu anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Asıl davanın konusu olan İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davacının, davalı hakkında 12.213,63 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 29/03/2021 tarihli raporda; davacının 2019 ve 2020 yıllarına ait elektronik olarak tutulan yevmiye defterleri ve defteri kebirleri ile 2019 yılına ait fiziki olarak tutulan envanter defterinin yerinde incelendiği, 2020 yılına ait envanter defterinin ise sadece onay sayfası ibraz edilip defterin aslı ibraz edilmediğinden incelenemediği (envanter defterinin yazdırılma süresinin henüz dolmadığını), davacının 2019 ve 2020 yıllarına ait defteri kebirlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmadığı, 2019 yılı yevmiye ve envanter defteri ile 2020 yılı yevmiye defterinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının 2019 ve 2020 yılı elektronik olarak tutulan yevmiye defterleri ve defteri kebirleri ile fiziki olarak tutulan envanter defterlerinin yerinde incelendiği, 2019 yılı ticari defterleri ile 2020 yılı yevmiye defteri ve defteri kebirin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, 2020 yılı envanter defterinin yazdırılma süresinin henüz dolmadığı, davacının 2019 ve 2020 yıllarına ait defteri kebirleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmadığı için, davacı ile davalı arasındaki borç alacak durumunun, dolayısıyla icra takibine konu dayanak faturalardan dolayı davacının, davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğunun ticari defterlerden kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından ibraz edilen davalının hesap hareketlerini gösteren 23.09.2019 - 23.06.2020 tarihleri arası cari hesap ekstresinin incelenmesinde, davacının, davalıdan olan 2019 yılından devreden alacak tutarının 12.213,63 TL olduğu, 2020 yılı içinde davacı tarafından davalı adına 1.156,40 TL tutarında 1 adet fatura düzenlendiği, 2020 yıl sonu itibarıyla davacının, davalıdan 13.370,03 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 23.09.2019 tarihli, 12.213,63 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının bu fatura ile ilgili 08.11.2019 tarihli iade faturası düzenleyip defterine kayıt ettiği, akabinde davacının tekrardan aynı tutarda 20.12.2019 tarihli olarak düzenlediği faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalının yine bu fatura ile ilgili de 31.12.2019 tarihli iade faturası düzenleyip defterine kayıt ettiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 02/04/2020 tarihli, 1.156,40 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının bu fatura ile ilgili 05.11.2020 tarihli iade faturası düzenleyip defterine kayıt ettiği, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresine göre davacının, davalıdan takip tarihi itibarıyla 12.213,63 TL alacaklı olarak gözüktüğü, ancak bunun doğruluğunu ticari defterler ile tespit etmenin mümkün olmadığı, davalının ise 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerine göre davacıya takip tarihi itibarıyla borcunun olmadığı, davacının cari hesap kayıtları ile davalının ticari defterleri arasında 12.213,63 TL fark bulunduğu, bu farkın nedeninin ise, davalının bu fatura ile ilgili düzenlediği iade faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, İran'da faaliyet gösteren dava dışı ... tarafından Türkiye'ye gönderilen 2.750 koliye istiflenmiş 7,180 kiloluk tavuk yemleme makinesi türü emtianın alıcısının davalı olduğu, emtianın davacının işlettiği antrepoya konulduğu, araçtan 2.750 kap yerine 24 kapta toplam 552 kg. fazlası ile 2.774 kap eşya çıkmış olsa da, davalının araçtan fazla çıkan, sipariş etmediği faturasız malın alıcısı konumunda olmadığı, fazla çıkan eşya ile ilgili davalı tarafından bir işlemde yapılmadığı, dava dosyasında araçtan fazla çıkan malın sebebine ilişkin denetime elverişli herhangi bir bilginin de mevcut olmadığı, davacının, davalıdan talep ettiği 258 günlük ardiye ücretini kaç tonluk mal için nasıl hesapladığının belli olmadığı, davalının sipariş etmediği, faturasını dahi tedarik edemediği, üzerinde tasarruf hakkı bulunmadığından davacının işlettiği gümrüklü antrepodan teslim alamadığı, dava dışı taşıyan tarafından fazladan getirtilip davacının işlettiği antrepoya tahliye edilen eşyanın 258 günlük gümrüklü antrepo ücretinden ve/veya müstenidi sunulmadan 750,00 TL olarak talep edilen tasliye giderlerinden davalının, davacıya karşı sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı, ancak aksi kanaat halinde 24 kap, 552 kilo emtianın 258 günlük ardiye ücretinin A tipi genel antrepoların uyguladıkları birim fiyatların ortalamasına göre 2.616,74 TL olarak hesaplandığı ve bu miktarın davalı taraftan talep edilebileceği, davacının, davalıdan 258 günlük ardiye ücreti ve masrafları olarak talep ettiği ve icra takibine konu ettiği bedelin, 7.180 kiloluk yükün faturaya bağlı gümrüklü antrepo ücreti ve masrafları için uygun sayılabileceği belirtilmiştir.Dava konusu icra takibinde borcun sebebi "cari hesap alacağı" olarak gösterilmiş ise de, davacının takibe konu alacağı 12.213,63 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Buna göre uyuşmazlık, davacının faturadan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı ile miktarı hususlarında toplanmaktadır."...Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın m.222 (TTK'nın 84. ve 85.) madde hükümleri uyarınca ispatlamış olur...." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/5678 Esas 2015/5377 Karar sayılı ilamı)."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, taraflar arasında ihtilaf konusu olan fatura 27/12/2018-11/09/2019 tarihleri arası depolama bedeli 9.600,53 TL ile antrepo yönetim giderleri ve diğer tasfiye işlem bedeli 750,00 TL olmak üzere KDV dahil toplam 12.213,63 TL olarak düzenlenmiştir. İlk olarak 23/09/2019 tarihli olarak düzenlenen bu fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olsa da, davalı taraf bu fatura ile ilgili 08/11/2019 tarihinde iade faturası düzenlemiş olup borç alacak durumu sıfırlanmıştır. Akabinde davacı tarafından bu kez 20/12/2019 tarihli olarak düzenlenen aynı faturanın da davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalının 31/12/2019 tarihinde düzenlediği ve ticari defterlerinde kayıtlı iade faturası neticesinde davalının, davacıya bir borcunun bulunmadığı görülmüştür.Yapılan açıklamalar ve yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında, 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesine göre faturaya itiraz süresinin 8 gün olduğu, davalının söz konusu faturayı ticari defterlerine kayıt ettiği her iki tarihten sonra da yasal 8 günlük süre geçtikten sonra iade faturası düzenlediğinin anlaşıldığı, buna göre faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan fatura nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle bu anlamda davalının ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, bu durumda davacının, faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerektiği, öte yandan alacağın dayanağının fatura olması sebebiyle davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan takip konusu alacağın likit olması sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olduğu anlaşılmakla davanın bu gerekçeler ile kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.İstinaf incelemesi asıl dava kapsamında verilen karara yönelik yapıldığından yeniden esas hakkında birleşen dava ile ilgili bir hüküm tesis edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesinin asıl davaya yönelik kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/302 Esas, 2022/181 Karar ve 08/03/2022 tarihli asıl davaya yönelik kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a)Davanın KABULÜ ile, davalının İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin, takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA,
b)Hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.442,73 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 834,32 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 147,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 686,81 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
d)Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 147,51 TL peşin harç olmak üzere toplam 201,91 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e)Davacı tarafından yapılan 1.820,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
g)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 12.213,63 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
h)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
İstinaf Giderleri Yönünden
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 87,50 TL istinaf yargılama gideri ile yatırılan 301,40 TL istinaf başvurma ve karar harcı olmak üzere toplam 388,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/06/2026