Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, marka başvurusuna yönelik YIDK kararının iptali davasında, başvuru sahibinin davalı sıfatıyla davaya dahil edilmemesi nedeniyle usuli bir hata bulunduğunu belirlemiştir.
Özet: Uluslararası tanınmış markalarının başka bir başvuru ile karıştırılma ihtimali yarattığı ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla bir marka başvurusuna yapılan itirazın reddi yönündeki kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın istinaf incelemesinde, ilk derece mahkemesinin esasa ilişkin değerlendirmesi yerine, markanın tescil başvurusunu yapan asıl tarafın zorunlu dava arkadaşı sıfatıyla ilk davanın başında davalı olarak gösterilmemiş olmasının usuli bir eksiklik olduğu, yargılamanın ilerleyen aşamalarında taraf değişikliği veya dahilinin hukuken mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın bu usuli noksanlık üzerinden yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/900 - 2026/1171

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/900
KARAR NO : 2026/1171
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/01/2024
NUMARASI : 2023/106 E. - 2024/21 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2024 tarih ve 2023/106 E. - 2024/21 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı yana ait 2020/166171 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markalarının bulunduğunu, bu markaların yabancı ülkelerde de tescilli olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, öte yandan müvekkili markalarının dünyaca tanınmış bulunduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca da reddi gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-17426 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2020/166171 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 28. sınıftaki mallar ile davacı yanın dayanak yaptığı markalar kapsamında yer alan emtialar arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olmadığı, SMK m. 6/1 düzenlemesine ait iki ana koşuldan ilkinin somut olayda meydana gelmediği, bu nedenle işaretler arasındaki benzerlik karşılaştırmasından bağımsız olarak taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı, davacı tarafından işlem ve dava dosyasına sunulan delillerden davacı markalarının tanınırlığı hususunda bir kanaate varılamadığı, bu nedenle SMK m. 6/4 ve 6/5 koşullarının somut olayda oluşma ihtimalinin bulunmadığı, davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markaları kapsamında yer alan emtialar arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olmadığına dair kabulün hatalı olduğunu, mahkeme kararının aksine dava konusu başvuru kapsamındaki mallar ile müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve mahkemenin aksi yöndeki kararının yerinde bulunmadığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı ...'nın marka başvurusuna itirazı ...Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından haklı bulunmayarak reddedilmiş, davacının bu karara itirazı da dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararı ile reddedilmiştir. İşbu davada, YİDK kararının iptali talep edildiğine ve sonuç itibariyle başvuruya yapılan itirazın reddine ilişkin kararın yanlış olduğu ileri sürüldüğüne göre bu YİDK kararının tarafı olan ve marka başvurusunda bulunan ...'nın da işbu davada hakları etkilenecektir. Bu durumda ... ile marka başvuru sahibi arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan, başvuru sahibinin de işbu davada davalı safında yer alması, sunması halinde delillerinin toplanması ve bundan sonra tüm delillerin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafça, dava dilekçesinde yalnızca ...davalı olarak gösterilmiş, davacı vekili tarafından 12.07.2023 tarihli dilekçe ile başvuru sahibinin davaya dahil edilmesi istenilmiştir. Ancak, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı). Bu nedenle davacı tarafa, YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, zorunlu dava arkadaşı olarak bulunması gereken ...'ya karşı, işbu dava ile birleştirilmek üzere ayrı bir dava açılması ve eldeki dava ile birleştirilmesi yönünde kesin süre verilmesi, bundan sonra hasıl olacak duruma göre, dosyanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak usulünce taraf teşkili sağlanmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18/01/2024 gün ve 2023/106 E. - 2024/21 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.