Konya BAM 6. Hukuk Dairesinin istinaf kararı, bankanın itirazın iptali davasında nakdi ve gayrinakdi alacaklar ile kefilin sorumluluğu hakkında.
Özet: Bir bankanın kredi borcunu ödemeyen şirket borçlusu ve müteselsil kefili aleyhine açtığı itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi, nakdi kredi alacağına ilişkin itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmederken, gayrinakdi alacak niteliğindeki teminat mektuplarından kaynaklanan borç için müteselsil kefilin sorumluluğunu, genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş; asıl borçlu şirketi ise hem nakde dönüşen hem de henüz dönüşmeyen teminat mektubu bedellerinden sorumlu tutmuş, ancak gayrinakdi alacaklar likit nitelikte olmadığından bunlar için icra inkar tazminatına hükmetmemiştir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALILAR : 1- ........
2- ........
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 25/06/2026
YAZIM TARİHİ: 29/06/2026
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 11/06/2025 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında düzenlenen genel sözleşmesi kapsamında davalının kredi kullandığını, diğer davalının kredi borcundan müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağının tahsili için davalılar hakkında Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu belirterek; davalıların icra takibine yaptıkları itirazın iptaline ve takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 15/12/2021 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Davacı bankanın nakdi alacak niteliğindeki taksitli ticari kredi alacağına yönelik yapılan değerlendirmede;.....kefalet sözleşmesinin yasal unsurları barındırdığı, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan bankacı bilirkişinin 10/03/2021 tarihli raporunda davalıların davacı bankaya olan borçlarının hesaplandığı, takibin bilirkişi raporunda hesaplanan miktar ve asıl alacağa işleyecek %57 temerrüt faizi ve bu faiz %5 BSMV'si üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği, alacak likit olduğundan toplam alacağın %20'si oranında davalılar aleyhine inkar tazminatına hükmedildiği,
Davacı bankanın gayrinakdi alacak niteliğindeki banka teminat mektuplarından kaynaklı alacağına yönelik yapılan değerlendirmede ise; 14/02/2020 dava tarihi itibariyle deposu talep edilebilecek teminat mektubu tutarının 521.920,00TL olduğu, dava tarihinden sonra 18/08/2020 tarihinde ........ nolu teminat mektubunun 99.739,50TL'lik kısmının nakde çevrildiği dosya içeriğinden ve düzenlenen bilirkişi raporundan anlaşıldığı, davacı banka ile davalı borçlu şirket arasında imzalanan ve davalı ........'in müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefilin gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu tutulacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı, her ne kadar genel kredi sözleşmesinin "Kefalet Sözleşmesi" başlıklı kısmında müteselsil kefaletin, doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağı hükmü bulunmakta ise de; bu hüküm, genel kredi sözleşmelerinin çerçeve niteliğinde sözleşmeler olmasına göre, banka tarafından kullandırılan veya kullandırılacak kredilerden sorumlu olduğu anlamına gelmekte olup, henüz nakde dönüşmeyen sadece nakde dönüşme riskine göre takip konusu yapılan gayri nakdi alacaktan, kefilin sorumluluğuna esas teşkil edebilecek nitelikte açık bir düzenleme olarak kabul edilmeyeceği, kefilin gayri nakdi alacaktan sorumlu tutulabilmesi için, gayri nakdi alacağın kefilden talep edilebileceğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık bir düzenlemenin sözleşmede yer almasının zorunlu olduğu, bu nedenle davalı ........ yönünden gayrinakdi alacak davasının reddinin gerektiği,
...davalı ........ dava ve takip konusu kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olduğundan gayrinakdi nitelikteki teminat mektuplarının depo edilmesi ve teminat mektuplarının nakde dönüşmesi halinde dönüştüğü tarihten itibaren temerrüt faizi ve BSMV ile tahsilinden sorumlu olduğu, takip talebinde açıkça deposu istenilen alacağın nakde dönüşmesi halinde dönüştüğü tarihten itibaren kredi sözleşmesinde belirtilen oranlarda temerrüt faizi ve BSMV'si ile tahsili talebinde bulunulduğundan 18/08/2020 tarihinde nakde dönüşen 99.739,50TL alacağın bahse konu tarihten itibaren temerrüt faizi ve BSMV'si ile davalı şirketten tahsiline, dava tarihi itibariyle kalan 472.180,50TL tutarındaki gayrinakdi kredi bedelinin ise davalı asıl borçlu şirket tarafından depo edilmesine karar verildiği,
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gayrinakdi alacaklar likit nitelikte olmadığından ve dava konusu icra takip tarihi itibariyle nakde dönüşen bir gayrinakdi alacak olmadığından kabul edilen gayrinakdi alacak üzerinden davacı yararına bir icra inkar tazminatına hükmedilmediği, yine yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gayrinakdi alacak talepleri maktu karar harcına ve maktu vekalet ücretine tabi olduğundan ve takip tarihi itibariyle söz konusu alacak nakde dönüşmediğinden yargılama giderlerinin buna göre hesaplandığı..." gerekçesiyle;
1-Taksitli ticari krediye yönelik davanın her iki davalı yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile;
a) Davalıların Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile, takibe; 304.095,49TL asıl alacak, 13.848,22 TL işlemiş faiz, 699,46 TL BSMV, 3.177,50 TL teminat mektubu komisyonu, 123,90 TL ihtiyati haciz harcı, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 322.547,57 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek %57 temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si üzerinden devam olunmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Teminat mektuplarından kaynaklı gayri nakdi alacağa yönelik talebin davalı ........ yönünden reddine,
3-Teminat mektuplarından kaynaklı gayri nakdi alacağa yönelik talebin davalı ........ yönünden kısmen kabulü ile;
a)Davalı şirketin bu alacağa ilişkin takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile, 472.180,50 TL gayri nakdi kredi bedelinin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen hesaba yahut icra dosyasına depo edilmesine,
b)Gayri nakdi kredi bedelinin 99.739,50 TL'si 18/08/2020 tarihinde nakde dönüştüğünden 99.739,50 TL'nin 18/08/2020 tarihinden işleyecek %57 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile davalı ........'den tahsiline,
c)Gayri nakdi krediye yönelik talebin 68.000,00 TL'lik kısmı yönünden davanın reddine,
4-Kabul edilen nakdi alacağın %20'sine tekabül eden 64.509,51 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 20/06/2023 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI: İlk derece mahkemesinin 15/12/2021 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 20/06/2023 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Davacı, davalı şirket ile genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, diğer davalının ise kredi borcuna kefil olduğunu, davalıların ödenmeyen kredi borcundan sorumlu olduklarını iddia etmektedir. Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, davacı banka ile davalılar arasında kredi borcunun ödenmemesi üzerine 17/01/2019 tarihinde borcun yapılandırılması sözleşmesi düzenlendiği, yapılandırma sözleşmesi ile davalıların 329.315,84 TL borcu ödemeyi kayıtsız ve şartsız olarak kabul ettikleri, borcun 24 ay taksitle toplam 420.247,12 TL olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, bilirkişi raporunda taksitlerden hiç birinin ödenmediğinin bildirildiği, fakat hesaplamada bankaca 258.678,43 TL tahsilat yapıldığından bahsedildiği görülmekle, bilirkişinin hesaplamayı neye göre yaptığı, yapıldığı bildirilen tahsilatın ne şekilde yapıldığı hususlarında tereddütler oluşmuş, davacının asıl alacak ile ferilerinin ne kadar olduğu anlaşılamamıştır. Mahkemece bilirkişiden usule uygun ve denetime elverişli şekilde düzenlenmiş ek rapor aldırılması, bu rapor da yetersiz görülürse yeni bir bilirkişiden rapor aldırılarak karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmadığı görülen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Ayrıca kredi borçlarının ödenmemesi üzerine taraflar arasında borcun yeniden yapılandırılması kapsamında "Kredilerin yeniden vadelendirilmesi taahhütnamesi" başlıklı sözleşme düzenlendiği, bu sözleşmenin 5.maddesinde davalıların teminat mektuplarını bankaya iade etmeyi sağlamayı, ancak teminat mektuplarının tazmini halinde, bankaca ödenen tazminat bedelini, temerrüt faizi, fer'ileri ve BSMV'si ile birlikte ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettikleri, şu halde davalı kefil ........'in gayri nakdi kredilerin depo edilmesinden sorumlu olduğu anlaşılmakla, mahkemece gayri nakdi kredi alacağına ilişkin davalı ........'e karşı açılan davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 06/12/2023 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...İstinaf mahkemesi kararı uyarınca aldırılan ve kaldırma kararında belirtilen hususları karşılar nitelikte olduğundan hükme esas alınan 07/11/2023 tarihli bankacı bilirkişi raporu ve dosyadaki deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Davacı banka vekilince, davalı ........'nin asıl borçlu, davalı ........'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan bir takım nakdi ve gayrinakdi nitelikteki kredilerin ödenmemesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların icra müdürlüğüne sundukları müşterek imzalı dilekçe ile asıl borç miktarı ve ferilerine itiraz ettikleri, davacı vekilinin yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde söz konusu icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalılar dosyaya yazılı veya sözlü herhangi bir cevap beyanında bulunmamışlardır.
Davacı bankanın nakdi alacak niteliğindeki taksitli ticari kredi alacağına yönelik yapılan değerlendirmede;
Davacı banka ile davalı şirketin asıl borçlu, davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, kefalet sözleşmesinin yasal unsurları barındırdığı, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan bir takım ticari kredilerin ödenmemesi üzerine 17/01/2019 tarihinde borcun yapılandırılması sözleşmesi düzenlendiği, yapılandırma sözleşmesi ile davalıların 329.315,84 TL borcu ödemeyi kayıtsız ve şartsız olarak kabul ettikleri, borcun 24 ay taksitle toplam 420.247,12 TL olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, yapılandırmaya rağmen kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı borçlulara noter ihtarnamesi gönderildiği, buna rağmen davalılar tarafından davacı bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan bankacı bilirkişinin 07/11/2023 tarihli raporunda tespit edildiği üzere takip tarihi itibariyle davalıların davacı bankaya 303.472,59 TL asıl alacak, 13.848,22 TL işlemiş temerrüt faizi, 696,46TL gider vergisi,
3.019,20 TL teminat mektubu komisyonu,
123,90 TL. ihtiyati haciz harç alacağı,
606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 321.766,37TL borçlarının olduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki mahkememizce verilen ilk hüküm sadece davacı banka tarafından istinaf edildiğinden, bilirkişi raporunda belirtilen nakdi alacak yerine usuli kazanılmış hak sebebiyle, mahkememizce kurulan ilk hükümdeki davacının daha lehine olan alacak miktarları üzerinden hüküm kurmak gerekmiştir.
Her ne kadar davalı ........ ile davacı banka arasında imzalanan baştaki kredi sözleşmesinde gayri nakdi alacaklardan adı geçen davalının sorumlu tutulduğuna ilişkin bir hükme yer verilmemiş ise de, daha sonradan imzalanan 17/01/2019 tarihli yapılandırma sözleşmesinde davalı ........'in de gayri nakdi kredilerden özellikle sorumlu tutulması sebebiyle adı geçen davalının da gayri nakdi alacaklardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu bağlamda davacı bankanın gayrinakdi alacak niteliğindeki banka teminat mektuplarından kaynaklı alacağına yönelik yapılan değerlendirmede;
Davacı banka tarafından davalı ........ lehine düzenlenen 01/12/2017 tarihli Konya Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığına hitaben verilen 139.920,00TL tutarında ........ nolu, yine davalı şirket lehine düzenlenen Konya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına hitaben verilen 500.000,00TL tutarında ........ nolu toplam 639.920,00TL tutarında iki adet teminat mektubunun icra takibinin konusu olduğu, ........ nolu teminat mektubunun dava tarihinden önce olacak şekilde 04/10/2019 tarihinde 68.000,00TL'lik kısmının serbest bırakıldığı, bu itibarla dava tarihi olan 14/02/2020 tarihi itibariyle deposu talep edilebilecek teminat mektubu tutarının 521.920,00TL olduğu, dava tarihinden sonraki 18/08/2020 tarihinde ise ........ nolu teminat mektubunun 99.739,50TL'lik kısmının nakde çevrildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olmakla 472.180,50 TL gayri nakdi nitelikteki alacağın depo edilmesi, alacak talebinin 68.000,00TL'lik kısmı yönünden davanın reddi, 99.739,50TL'lik kısmın ise dava tarihinden sonra nakde dönüşmesi ve ödenmesi sebebiyle bu hususun hükmün infazı sırasında nazara alınması yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gayrinakdi alacaklar likit nitelikte olmadığından ve dava konusu icra takip tarihi itibariyle nakde dönüşen bir gayrinakdi alacak olmadığından kabul edilen gayrinakdi alacak üzerinden davacı yararına bir icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Yine yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gayrinakdi alacak talepleri maktu karar harcına ve maktu vekalet ücretine tabi olduğundan ve takip tarihi itibariyle söz konusu alacak nakde dönüşmediğinden yargılama giderleri buna göre hesaplanmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, taksitli ticari krediye yönelik davanın her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile; davalıların Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile, takibe; 304.095,49TL asıl alacak, 13.848,22TL işlemiş faiz, 699,46TL BSMV, 3.177,50TL teminat mektubu komisyonu, 123,90TL ihtiyati haciz harcı, 606,00TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 322.547,57TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek %57 temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si üzerinden devam olunmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, teminat mektuplarından kaynaklı gayri nakdi alacağa yönelik talebin her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile; davalıların bu alacağa ilişkin takibe yönelik itirazlarının kısmen iptali ile, 472.180,50TL gayri nakdi kredi bedelinin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen hesaba yahut icra dosyasına depo edilmesine, gayri nakdi krediye yönelik talebin 68.000,00TL'lik kısmı yönünden davanın reddine, gayri nakdi kredi alacağının 99.739,50TL'lik kısmının dava tarihinden sonra nakde dönüşmesi ve ödenmesi sebebiyle bu hususun hükmün infazı sırasında taraflarca veya icra dairesince nazara alınmasına, kabul edilen nakdi alacağın %20'sine tekabül eden 64.509,51TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 14/11/2024 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI: İlk derece mahkemesinin 06/12/2023 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 14/11/2024 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Davacı vekili gayrinakti krediler yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmekte ise de gayrinakti kredi alacağı, likit bir alacak mahiyetinde olmadığından yargılama sırasında nakte dönüşmüş olsa dahi gayri nakti kredi alacağı yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/16494 Esas, 2018/1375 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle davacı vekilinin icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
2-Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı bankanın Beşiktaş .... Noterliği'nin 17/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 329.215,84 TL nakit ve 646.320,00 TL. gayrinakit borcun ödenmesinin istendiği, borçlunun talebi ile kredi borcunun 24.09.2018 tarihinde yeniden yapılandırıldığı, bu yapılandırma ile borçluya 379.843,12 TL kredi kullandırıldığı ve kredinin toplam 548.989,72 TL olarak 24 ayda ödenmesinin
kararlaştırıldığı, daha sonra 17.01.2019 tarihinde yine borçluların talebi ile yeniden yapılandırma yapıldığı, bu yapılandırmada toplam 420.247,12 TL ana paranın toplam 537,219,22 TL olarak 22 ayda ödenmesinin kararlaştırıldığı, her iki yapılandırma sözleşmesinde de "İşbu taahhüdümüzün herhangi bir maddesini ihlal etmemiz ve/veya taahhüt ekinde yer alan ödeme planına
uygun ödeme yapmamamız halinde, bu ödeme planı ile sağlanmış olan tüm indirim, ayrıcalık ve diğer avantajların
geriye dönük olarak ortadan kalkacağını.(yapılmış tahsilat, alınmış ipotek ve diğer teminatlara halel gelmemek iade
vb. söz konusu olmaksızın). o güne değin yapılan tahsilatların Türk Borçlar Yasasının 100. Maddesi çerçevesinde
borçtan mahsup edileceğini, Bankanın ………..tarihinde keşide ettiği kat ihtarname verileri dikkate alınarak ve
Banka'nın takdirine bağlı olması adı ile Bankaca Genel Kredi Sözleşmesinin/Kredi Çerçeve Sözleşmesi
kapsamında belirlenecek oranda temerrüt faizi uygulanarak bulunacak borç miktarının ve ferilerinin tahsili için
bankanın yasal yollara başvurma hakkı bulunduğunu kabul ve beyan ederiz" şeklinde hüküm bulunduğu, davalıların her iki yapılandırma sözleşmesine de uymamaları sebebiyle yapılandırmanın bozulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bankacı bilirkişilerden alınan raporlarda temerrüt tarihinin hesaplanmasında ikinci yapılandırma sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 17.01.2019 tarihinin esas alınmıştır. Oysa taraflar arasında temerrüt tarihinin belirlenmesinde yapılandırma sözleşmelerinin imzalandığı tarihinin esas alınması için yapılandırma sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 133 üncü maddesinde düzenlenen ve borcu sona erdiren sebeplerden birisi olan "yenileme" mahiyetinde olması gerekmektedir. Taraflar arasında düzenlenen yapılandırma sözleşmelerinin bir yenileme sözleşmesi olmadığı sözleşmelerde açıkça belirtilmiştir. Buna göre temerrüt faizinin davalı borçluların davacının ihtarıyla temerrüde düştüğü tarihten itibaren hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece davacı bankanın alacağının yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanması için daha önce rapor hazırlayan bilirkişiden ek rapor alınarak veya başka bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine...." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 11/06/2025 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...İstinaf mahkemesi kararı uyarınca aldırılan ve kaldırma kararında belirtilen hususları karşılar nitelikte olduğundan hükme esas alınan 13/03/2025 tarihli bankacı bilirkişi raporu ve dosyadaki deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Davacı banka vekilince, davalı ........'nin asıl borçlu, davalı ........'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan bir takım nakdi ve gayrinakdi nitelikteki kredilerin ödenmemesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların icra müdürlüğüne sundukları müşterek imzalı dilekçe ile asıl borç miktarı ve ferilerine itiraz ettikleri, davacı vekilinin yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde söz konusu icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalılar dosyaya yazılı veya sözlü herhangi bir cevap beyanında bulunmamışlardır.
Davacı bankanın nakdi alacak niteliğindeki taksitli ticari kredi alacağına yönelik yapılan değerlendirmede;
Davacı banka ile davalı şirketin asıl borçlu, davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, kefalet sözleşmesinin yasal unsurları barındırdığı, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan bir takım ticari kredilerin ödenmemesi üzerine 17/01/2019 tarihinde borcun yapılandırılması sözleşmesi düzenlendiği, yapılandırma sözleşmesi ile davalıların 329.315,84 TL borcu ödemeyi kayıtsız ve şartsız olarak kabul ettikleri, borcun 24 ay taksitle toplam 420.247,12 TL olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, yapılandırmaya rağmen kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı borçlulara noter ihtarnamesi gönderildiği, buna rağmen davalılar tarafından davacı bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan bankacı bilirkişinin 13/03/2025 tarihli raporunda tespit edildiği üzere takip tarihi itibariyle davalıların davacı bankaya 314.277,03 TL Asıl alacak, 13.848,22 TL İşlemiş Temerrüt Faizi, 696,46 TL. Gider Vergisi, 3.019,20 TL. Teminat Mektubu Komisyonu, 123,90 TL. İhtiyati Haciz Harç Alacağı ve 606,00 TL. İhtiyati Haciz Vekalet Ücreti olmak üzere toplam 332.570,81 TL borçlarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki mahkememizce verilen ilk hüküm sadece davacı banka tarafından istinaf edildiğinden, bilirkişi raporunda belirtilen nakdi alacak yerine usuli kazanılmış hak sebebiyle bilirkişi raporundaki 3.019,20TL tutarındaki teminat mektubu komisyonu yerine mahkememizce kurulan ilk hükümdeki 3.177,50TL teminat mektubu komisyonu alacağına hükmedilmesi gerekmiş ve bilirkişi raporundaki diğer tespitler aynen hüküm altına alınmıştır.
Her ne kadar davalı ........ ile davacı banka arasında imzalanan baştaki kredi sözleşmesinde gayri nakdi alacaklardan adı geçen davalının sorumlu tutulduğuna ilişkin bir hükme yer verilmemiş ise de, daha sonradan imzalanan 17/01/2019 tarihli yapılandırma sözleşmesinde davalı ........'in de gayri nakdi kredilerden özellikle sorumlu tutulması sebebiyle adı geçen davalının da gayri nakdi alacaklardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu bağlamda davacı bankanın gayrinakdi alacak niteliğindeki banka teminat mektuplarından kaynaklı alacağına yönelik yapılan değerlendirmede;
Davacı banka tarafından davalı ........ lehine düzenlenen 01/12/2017 tarihli Konya Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığına hitaben verilen 139.920,00TL tutarında ........ nolu, yine davalı şirket lehine düzenlenen Konya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına hitaben verilen 500.000,00TL tutarında ........ nolu toplam 639.920,00TL tutarında iki adet teminat mektubunun icra takibinin konusu olduğu, ........ nolu teminat mektubunun dava tarihinden önce olacak şekilde 04/10/2019 tarihinde 68.000,00TL'lik kısmının serbest bırakıldığı, bu itibarla dava tarihi olan 14/02/2020 tarihi itibariyle deposu talep edilebilecek teminat mektubu tutarının 521.920,00TL olduğu, dava tarihinden sonraki 18/08/2020 tarihinde ise ........ nolu teminat mektubunun 99.739,50TL'lik kısmının nakde çevrildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olmakla 472.180,50 TL gayri nakdi nitelikteki alacağın depo edilmesi, alacak talebinin 68.000,00TL'lik kısmı yönünden davanın reddi, 99.739,50TL'lik kısmın ise dava tarihinden sonra nakde dönüşmesi ve ödenmesi sebebiyle bu hususun hükmün infazı sırasında nazara alınması yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gayrinakdi alacaklar likit nitelikte olmadığından ve dava konusu icra takip tarihi itibariyle nakde dönüşen bir gayrinakdi alacak olmadığından kabul edilen gayrinakdi alacak üzerinden davacı yararına bir icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Yine yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gayrinakdi alacak talepleri maktu karar harcına ve maktu vekalet ücretine tabi olduğundan ve takip tarihi itibariyle söz konusu alacak nakde dönüşmediğinden yargılama giderleri buna göre hesaplanmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, taksitli ticari krediye yönelik davanın her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile; davalıların Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile, takibe; 314.277,03TL asıl alacak, 13.848,22TL işlemiş faiz, 699,46TL BSMV, 3.177,50TL teminat mektubu komisyonu, 123,90TL ihtiyati haciz harcı, 606,00TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 332.732,11TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek %57 temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si üzerinden devam olunmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, teminat mektuplarından kaynaklı gayri nakdi alacağa yönelik talebin her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile; davalıların bu alacağa ilişkin takibe yönelik itirazlarının kısmen iptali ile, 472.180,50TL gayri nakdi kredi bedelinin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen hesaba yahut icra dosyasına depo edilmesine, gayri nakdi krediye yönelik talebin 68.000,00TL'lik kısmı yönünden davanın reddine, gayri nakdi kredi alacağının 99.739,50TL'lik kısmının dava tarihinden sonra nakde dönüşmesi ve ödenmesi sebebiyle bu hususun hükmün infazı sırasında taraflarca veya icra dairesince nazara alınmasına, kabul edilen nakdi alacağın %20'sine tekabül eden 66.546,42 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yeniden yapılan incelemede düzenlenen bilirkişi raporunda bedelin hatalı ve eksik hesaplandığını, mahkemece ek rapor alınmadan alacak bedeli yönünden ilk karara dayanılarak hüküm tesis edildiğini, bilirkişi tarafından yapılan incelemede 12.09.2019 takip tarihi itibarıyla banka alacağı 332.570,81 TL olarak hatalı hesap ediliğini, müvekkili banka tarafından taraflarına tevdi edilen 11.09.2019 tarihli banka hesap dökümlerinde, banka alacağının asıl alacak 323.935,08 TL, temerrüt faizi 13.848,22 TL, BSMV 696,46 TL, teminat mektubu komisyon alacağı 3.177,50 TL, ihtiyati haciz harcı 123,90 TL, ihtiyati haciz vekalet ücreti 606,00 TL olup toplamda 342.387,16 TL olduğunu, bilirkişi raporunda da değinilen Kredilerin Yeniden Vadelendirilmesi Taahhütnamesinin, mevcut borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmediğini, taahhütnameden önce borçlulara Beşiktaş .... Noterliği'nden çekilen ihtarname ile borçluların temerrüde düştüklerini, taahhütnamede de belirtildiği üzere taahhüt hükümlerinin ihlali sonucu bu ödeme planı ile sağlanmış olan tüm indirim, ayrıcalık ve diğer avantajların geriye dönük olarak ortadan kalkacağını, hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmayacağını borçluların kabul ve taahhüt ettiklerini, işbu sebeple, Beşiktaş ... Noterliği 17.09.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname ile temerrüde düşürülen borçlularla yapılan yapılandırma ve taksitlendirme sözleşmesinin ihlaliyle borçluların temerrüt tarihlerinin 17.01.2019 tarihinden itibaren başlatılmasının kabul edilemeyeceğini, 17.09.2018 tarihli ihtarnamenin her iki davalıya da tebliğ edildiği tarih olan 22.09.2018 tarihinden itibaren temerrüt halinin oluştuğunun kabulünün zorunlu olduğunu, davalılar ile banka arasında vadeden önce yapılmış olan bir yapılandırma sözleşmesi olmadığını, vade tarihi geçip borçlular temerrüde düştükten sonra davalılar ile banka arasında borcun yapılandırılması amacıyla yapılmış bir taahhütname söz konusu olduğunu, bu sebeple, taahhütnamenin ihlal edildiği tarihten başlayarak temerrüt faizinin hesap edilmesinin banka alacağının tespitinde büyük bir hesap hatası meydana getirdiğini, temerrüt tarihinin her iki davalı yönünden de 22.09.2018 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, yerel mahkemece bozma sonrasında alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların eksik ve hatalı olmasına rağmen ek rapor alınmadığını ve bozma öncesinde alınan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiğini, dava konusu, kabul edilen gayrinakdi alacak üzerinden müvekkil banka yararına icra inkar tazminatına hükmedildiğini ancak kabul edilen gayrinakdi alacak eksik hesaplandığından bu alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatı miktarının da eksik hesaplandığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının reddedilen kısımlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, mahkemece hükme esas alınan ve dairemizce de usul ve yasaya uygun görülen dairemiz ikinci kaldırma kararından sonra alınan 13/03/2025 tarihli bankacı bilirkişi ek raporunda temerrüt tarihinin, alacak kalemlerinin ve alacak kalemlerine uygulanan faiz oranlarının sözleşme hükümlerine uygun olarak belirlendiği, temerrüt tarihinin doğru bir şekilde 22/09/2018 tarihi olarak alındığı, buna göre mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve kabul edilen nakdi alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,
6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 25/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
.....