Şirket borcu yapılandırması sonrası şahıs malvarlığına baskıyla konulan ipoteklerin hukuki geçerliliği ile menfi tespit ve fekkine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, şirketinin davalıya olan 1.000.000 TLlik borcunu yapılandırarak yeni çek ve senetlerle ödemesine rağmen, davalının hukuki dayanağı ve şahsi borç ilişkisi bulunmamasına karşın kendisini baskı ve tehditle 750.000 TL bedelli üç adet taşınmaz ipoteği tesis ettirdiğini, ardından süresi dolmuş bu ipotekler üzerinden haksız bir icra takibi başlattığını iddia ederek, borçlu olmadığının tespiti, takibin ve ipoteklerin iptali ile tazminat talep etmiş, davalı ise tüm bu iddiaları reddetmiştir.

T.C. ... BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
ÜYE
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI : ... -
DAVALI : ... -
DAVA : Menfi Tespit ve İpoteğin Kaldırılması
KARAR TARİHİ :
YAZILMA TARİHİ :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit ve İpoteğin Kaldırılması davasında ilk derece mahkemesince verilen karara davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile ;Davalı tarafın, müvekkiline karşı .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkil ...'nın ... ... Tekstil İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, davalı ...'nın ise ... San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, müvekkiline ait şirketin uzun yıllardır tekstil sektöründe faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, söz konusu iki şirketin süregelen bir mal alım satım işi içerisinde olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin, mal alımı karşılığında davalının şirketine birçok kez çek senet verdiğini, müvekkilin şirketi 2016 yılında ekonomik krize girince söz konusu çek ve senetlerin toplam 1.000.000,00TL' lik kısmını ödeyemediğni, müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ile görüşerek 1.000,000,00TL. borcu için yapılandırma talep ettiğini, müvekkilinin yapılandırma talebinin davalı tarafından da kabul edildiğini, bu kapsamda yapılan anlaşmaya göre, daha önce davalının şirketine verilmiş ve ödenememiş olan yukarıda da bahsi geçen 1.000.000,00TL bedelindeki eski çek ve senetlerin müvekkilinin şirketine iade edileceği ve bunun karşılığında ise müvekkilinin şirketi tarafından davalının şirketine 250.000,00TL bedelinde yeni bir çek ve 75.000,00 TL bedelinde 10 adet yeni senet verileceğini, bu kapsamda müvekkilinin şirketinin müşterisi ...'a ait 250.000,00TL'lik müşteri çekinin arkasını cirolayarak davalının şirketine verdiğini, kalan 750.000,00TL'lik kısım için de 10 adet 75.000,00 TL bedelli senet verdiğini, söz konusu 1.000.000,00 TL lik borcun bu şekilde yapılandırıldığını, müvekkilinin şirketinin vermiş olduğu 250.000,00TL bedelindeki yeni çekin tahsil edildiğini ve yeni verilen senetlerin ise müvekkilinin şirketi tarafından ödendiğini, bu süreçte müvekkilin şirketinin borcu nedeni ile tarafların (şirketlerin) mutabık olduğu yapılandırma işleminin haricinde ayrıca hiçbir hukuki karşılığı olmamasına rağmen baskı ve tehdit ile, müvekkili ...’nın şahsına ait ... İli, ... 3 adet taşınmaz üzerine davalı ... lehine her bir taşınmaza 250.000,00TL olmak üzere 26/05/2016 tarihinde ipotek konulduğunu, şirket yetkileri olan müvekkili ... ile ... arasında bugüne kadar hiçbir zaman şahsi olarak bir iş ilişkisi, alacak verecek ilişkisi olmadığını, davalı tarafça işbu ipoteklere dayalı olarak ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası kapsamında "ipoteğin paraya çevrilmesi yolu" ile kötü niyetli olarak takip başlatıldığını, davalı tarafça icra takibine konu edilen üç adet ipoteğin herhangi bir hukuki karşılığının olmadığını, herhangi bir geçerli alacağa ilişkin ipotek tesis edilmediğini, müvekkili davacı ... ile Davalı ... arasında herhangi bir hukuki ilişki, borç ilişkisi veya buna benzer ilişkinin var olmadığını, haliyle ipotek ilişkisinin temelinde geçerli bir hukuki ilişkinin mevcut bulunmadığının sabit olduğunu, bu nedenle gerek mezkûr ipotekler gerekse bu ipoteklere bağlı başlatılan icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bir an için işbu ipoteklerin geçerli olduğu düşünülse dahi, ipotek belgelerinde belirtilen sürelerin geçmiş olması, ihtar şartının yerine getirilmemesi, belirtilen limitin haricinde faiz ve ferilerin işletilmiş olmasının dahi davalı alacaklının taleplerinin hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, iki ipoteğin süresinin 31.12.2017 olup, başlatılan takibin 11.07.2019 tarihli olduğunu, ipotek takibinin, ipotek süresi dolduktan 2 yıl sonra açıldığını ileri sürerek davalı ... tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icraya konulmuş olan, "... ..Tapu müdürlüğü 26.05.2016 Tarih Ve ... Yevmiye Numaralı 250.000,00 Tl Bedelli", ... Tapu müdürlüğü 26.05.2016 Tarih ve Yevmiye Numaralı 250.000,00 TL Bedelli" ve "... ... Tapu müdürlüğü 26.05.2016 Tarih ve 20929 Yevmiye Numaralı 250.000,00 TL Bedelli" ipoteklerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, söz konusu ipoteklerin iptaline ve fekkine, müvekkili lehine takibe konu alacağın %20 si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile ; Davacının iddialarını kabul etmediklerini, davalının adresinin İstanbul/Beylikdüzü olup, yetkili mahkemenin de ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, iş bölümü ve yetki yönünden itiraz ettiklerini, esasa ilişkin olarak da tarafların hissedar bulundukları ve yönettikleri iki şirketin sahibi olduklarını, sahibi oldukları şirketlerin ticari ilişkilerinin eskiye dayandığının bir gerçek olduğunu, davacı şirketin 2016 yılında bir mali krize girdiği ve edimlerini yerine getirmediğinin de doğru olduğunu, açılan iş bu davanın menfi tespit yolu ile ipoteğin fekki davası olarak değerlendirildiğinde, iki şirket arasında iş bu davanın görülmesi gerektiğini ve borcun bulunmadığı tespit edildikten sonra da ipoteklerin fekkinin talep edilebileceği sonucunun çıktığını, ekte sundukları .../...şirket carisi incelendiğinde, ......'nin 2021 yılı cari hesap borcunun 235.442 USD olduğunun açık olduğunu, her iki şirket arasında cari hesabın 16.05.2016 tarihi baz aldıklarında yaklaşık 370.000 USD olduğunun görüleceğini, borçlu şirketin, muhtelif zamanlarda ve miktarlarda yaptığı ödemeler ile borcunu 235.442 USD'ye kadar indirdiğini, gerek şirkete, gerekse de davalıya ödemelerin yapılmaması nedeniyle, davalının İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ... 9. İcra Müdürlüğünden takibe gittiğini, takip kesinleşmiş ve satış aşamasına gelinmiş iken, dayanaksız iddialarla mahkemeye başvurulduğunu, her iki şirket arasında cari hesabın USD bazında olduğunu, davacının şirketi ödeme yaptığında bu ödemenin USD kuru baz alınarak cari hesaptan düşüldüğünü ileri sürerek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince ;" İpotek resmi senedine bakıldığında davacı Nevzat'ın davalı ...'ya borcu için resmi senetteki bedel mukabilinde ipoteğin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf cevaplarında ise davalının şirketi olan ... San. Ve Ltd. Şti.'nin davacının şirketi olan ... Ltd. Şti.'nden alacaklı olduğu, bu alacağın teminata bağlanması için söz konusu ipoteklerin tesis edildiğini bildirmiştir. Böyle bir alacağın teminata bağlanabilmesi için ipotek akit tablosunun davacının şirketi olan ...... .. Ltd. Şti.'nin davalının şirketi olan ... Ltd. Şti.'ne olan borçları için ipotek verildiğinin belirtilmesi suretiyle düzenlenmesi gerekmekteydi, oysa ki; ipotek akit tablosu incelendiğinde ipoteğin şirketlerin birbirlerine olan borcu için düzenlenmemiş olduğu, davacı Necat'ın davalıya borcu varmışçasına düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Anapara ipoteğinde, temel ilişkiden doğmuş bulunan bir alacağın teminat altına alındığı, temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacağın bulunmadığı hâlde görünürde yapılan tescilin alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmayacağı hususu dikkate alındığında alacaklının kişisel alacağını ispat etmesi gereklidir. Öte yandan; ipotek senedinin içeriği taraflarca belirlenecek olup, ipotek sözleşmesinde hukukî ilişkiye işaret edilmesi ipoteğin tesisi için yeterli olacaktır. Oysa ki taraf beyanlarından da anlaşılacağı üzere şirketlerin birbirlerinden alacak borç iddiası bulunsa da davalının davacıdan bir alacağının olmadığı, davalının şirketinin davacının şirketinden olan alacağının ileri sürülmüş olduğu görülmekle ipotek resmi senedine konu borcun taraflar arasında bulunmaması nedeniyle davacının söz konusu ipotekler dolayısıyla borçlu olmadığı tespit edilerek söz konusu ipoteklerin taşınmazlar üzerinden terkinine ve davalı tarafın söz konusu ipoteğin alacağı güvence altına aldığı yanılgısı ile takip başlattığından bu yanılgı onu açıkça kötü niyetli saymayacağı belirtilerek, davanın kabulü ile; ... ili ... Bağımsız bölüme ilişkin 26/05/2016 tarihli 250.000,00 TL bedelli ipotek, ... ili ... sayılı taşınmaza ilişkin 26/05/2016 tarihli 250.000,00 TL bedelli ipotek, ... ili ... sayılı taşınmaza ilişkin 26/05/2016 tarihli 250.000,00 TL bedelli ipotekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile; ... ili ... Bağımsız bölümde bulunan 26/05/2016 tarih ... yevmiye numaralı 250.000,00 TL bedelli ipoteğin tapu kaydından terkinine, ... ili ... sayılı taşınmazda bulunan 26/05/2016 tarihli ... yevmiye numaralı 250.000,00 TL bedelli ipoteğin tapu kaydından terkinine, ... ili ... taşınmazda bulunan 26/05/2016 tarih 4075 yevmiye numaralı 250.000,00 TL bedelli ipoteğin tapu kaydından terkinine, Kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN TARAF :
Davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf sebebi olarak; Kabul anlamına gelmemekle her ne kadar ... İlçesi ve ... İlçesindeki taşınmazların kaydı limit ipoteği olarak tanımlanmış ise de müvekkil lehine tesis edilmiş olan ... İlçesi Başköy Mahallesindeki ipoteğin kesin borç ipoteği olduğunu, ancak yerel mahkemenin işbu hususun diğer ipoteklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gerekçelendirerek İİK. Md. 68 de sayılmış olan kesin borç delili olan ipoteği de diğer ipoteklerle birlikte değerlendirdiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte; söz konusu ipoteğin tefrik edilerek farklı bir dosya üzerinden değerlendirilmesi ve karara çıkartılmasının gerektiğini, ancak yerel mahkemenin hepsini birlikte değerlendirerek işbu hususu göz ardı ettiğini, davalı tarafın müvekkile dava dilekçesinde de belirtmiş oldukları üzere 750.000TL senet verdiğini ve müvekkilin işbu senetleri takip yoluna gittiğini, ancak; davalı yanın herhangi bir ödeme yapmamakla birlikte kötü niyetli olarak süreci uzatmak adına senetlerin tümüne itiraz ettiğini, dosya kapsamında bilgileri verilmiş olan tüm ipoteklerin işbu senetlere istinaden alındığını, yerel mahkemenin gerekli tahkikatı yapmadan dosyayı karara çıkardığını, eksik inceleme yaptığını, işbu dava konusu ihtilaf her ne kadar borcun kaynağı hususunda olsa da, kanun metninde açıkça belirtildiği üzere ipoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunmasının gerekmediğini, yerel mahkemenin işbu hususta eksik inceleme yaptığını, borcun kaynağına ilişkin tanığın dahi dinlemediğini, ileri sürmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava; Davaya konu ipotekler nedeniyle davalıya borçlu olunmadığın tespiti ve ipoteklerin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK'nun "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355-(1) maddesi ile; "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu re'sen gözetir." hükmünü amir olup, bu amir hüküm uyarınca davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni bakımından yapılan incelemede;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Davacıya ait ... ili ... Bağımsız bölüme 26.05.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile davalı ... lehine 31.12.2017 süreli faizsiz 250.000,00 TL bedelli ipotek, ... ili ... sayılı taşınmaza 26.05.2016 tarih ve 20929 yevmiye numaralı resmi senet ile davalı ... lehine 250.000,00TL bedelli FBK 2.derece ipotek, ... ili ... sayılı taşınmaza 26.05.2016 tarih ve 4075 yevmiye numaralı resmi senet ile davalı ... lehine 31.12.2017 süreli faizsiz 250.000,00TL bedelli ipotek tesis edildiği, davalı tarafça işbu ipoteklere dayalı olarak .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine 11.07.2019 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek, TMK'nın 881 ilâ 897 nci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde ipoteğin tanımı yapılmaksızın, ipoteğin amacı ve niteliği (m. 881), kurulması ve sona ermesi (m. 882- 887), hükümleri (m. 888- 891) ve kanuni ipotek hakları (m. 892- 897) ile ilgili hususlar ele alınmıştır.
Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlanmaktadır (Akipek, J.G./Akıntürk,T.: Eşya Hukuku, İstanbul 2009, s. 786; Gürsoy, K./Eren, F./Cansel, E.: Türk Eşya Hukuku, 1984, s. 1032). Bu şekilde, ayni teminat sağlayan sınırlı bir ayni hak niteliğindeki ipotek; belirli bir borcun ifasının teminat altına alınması amacını güder ve alacaklıya, teminatın konusunu oluşturan taşınmazın paraya çevrilmesi suretiyle alacağını elde etme yetkisi sunar (Köprülü, B./Kaneti, S.: Sınırlı Ayni Haklar, İstanbul 1983, s. 252).
Taşınmaz rehninin temel ilkelerinden biri belirlilik ilkesi olup, bu ilke ipoteğin kurulmasında alacak ve taşınmaz bakımından kendisini göstermektedir. İpoteğin alacak bakımından belirli olması, taşınmazın ne miktar alacak için güvence teşkil edeceğinin tapu kütüğünde açıkça gösterilmesidir. Bu husus, TMK’nın 851 inci maddesinde "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir" şeklinde ifade edilmiştir. Çeşitli borçların teminat altına alınması için ipotek tesis edilmesi mümkünse de kural olarak, söz konusu hüküm gereği, alacağın belirli miktar üzerinden Türk Lirası ile gösterilmesi gerekir.
İpotek, hâlen mevcut veya ilerde doğması olası bir alacağı teminat altına alır (TMK m. 881). Miktarı ipoteğin tesisi anında belli olan alacaklar için ana para ipoteği (sabit ipotek, adi ipotek, karz ipoteği, kesin borç ipoteği), miktarı ipoteğin tesisi anında belli (muayyen) olmayan fakat ilerde gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği (limit ipoteği, azami meblağ ipoteği, maksimal ipotek) kurulur (TMK m. 851). Ana para ipoteğinde taşınmazın teminat altına aldığı miktar rehin sözleşmesinde yazılı olan meblağ, üst sınır ipoteğinde ise ilerde tahakkuku muhtemel alacağın tahakkuk eden ve fakat üst sınır olarak belirlenen meblağı geçemeyecek olan kısmıdır.
İpoteğin taşınmaz bakımından belirli olması ise, ipotekle yüklenecek taşınmazın belirli, tapuya kayıtlı bir taşınmaz olması gerektiğidir (TMK m. 853). Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde taşınmaz rehni kurulamaz. TMK'nın 704 üncü maddesine göre, arazi, tapu kütüğünde bağımsız ve sürekli olmak üzere kaydedilen haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler taşınmaz olarak kabul edilmiş, TMK'nın 998 inci maddesinde de bu üç kategoride belirtilen taşınmazların tapu siciline kaydedileceği ifade edilmiştir. Kat mülkiyeti tesis edilmiş binalarda kat mülkiyeti maliki, bağımsız bölümü üzerine taşınmaz rehni kurabilir (Kat Mülkiyeti Kanunu m. 15).
Tapu siciline egemen ilkelerden olan ve taşınmaz rehnine de uygulanan bir diğer ilke açıklık ilkesidir. Açıklık ilkesinin bir gereği olarak taşınmaz rehni tapu siciline tescille doğar (TMK m. 856), tapu kütüğünde kayıt bulundukça devam eder ve kaydın terkini ile sona erer (TMK m. 858). İpoteğin doğması için, tapu kütüğüne geçerli bir tescilin yapılması gerekir. Geçerli bir tescil için, kural olarak, taşınmaz malikinin tescil istemi ve geçerli bir iktisap sebebinin varlığı şarttır. İktisap sebebi bir rehin sözleşmesi, ölüme bağlı tasarruf, kanun hükmü veya bir mahkeme kararı olabilir.
Taşınmaz rehni sözleşmesi resmî şekilde yapılır (TMK m. 856/2). Taşınmaz rehni sözleşmesinin yer aldığı resmî senedin tapu memuru tarafından düzenlenmesi zorunludur (Tapu Kanunu m. 26). Resmî şekil bir geçerlilik şartı olduğundan, bu şarta uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersiz sayılır. Taşınmaz rehni sözleşmesinin asli ve zorunlu içeriğini, rehin veren, rehin konusu taşınmaz/taşınmazlar, rehinli alacaklı ve rehinli alacak ile rehin türü olarak saymak mümkündür (Oğuzman, M.K/ Seliçi, Ö./Oktay-Özdemir, S.: Eşya Hukuku, İstanbul 2020, s. 1039-1041). İpotek tesisinin nedenini de ipotek akit tablosunda yazılanlar belirler.
İpotekte, iktisap sebebinin dışında, ondan bağımsız olan bir temel ilişkinin (borç ilişkisinin) varlığı gerekir. Ana para ipoteğinde, bu temel ilişkiden doğmuş bulunan bir alacak teminat altına alınmaktadır. Temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacak doğmamışsa, yapılan tescil görünürdeki alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmaz. Bir başka anlatımla, ipoteğin doğumu için yapılması gerekli tescilin alacaklı ile borçlu arasındaki temel borç ilişkisine bir etkisi yoktur. Tescil, alacağı doğurmaz ve alacağın varlığı için bir delil olmaz. Tescil ancak rehinli alacaklının ayni hakkının varlığına bir delil teşkil eder ve bu hususta bir karine yaratır. Rehinli alacaklı, rehin hakkını kullanmak için kişisel alacağını ispat etmelidir. İpoteğin amacı alacağı teminat altına almaktır. Bu yüzden de ipotek, teminat altına aldığı alacağa bağlıdır. Teminat altına alınacak bir alacak kesin olarak mevcut değil ise ipotek hakkı da alacağa bağlılığı dolayısıyla mevcut değildir. Diğer taraftan teminat altına alınan alacağın borçlusu, ipoteğe temel teşkil eden borç ilişkisine göre belirlenir. İpotek eşyaya bağlı bir borç doğurmadığından, ipotekli taşınmaz maliki, taşınmazın maliki olduğu için borçlu değildir, borcu ancak kendisi ile alacaklı arasındaki bir temel borç ilişkisinden doğabilir (Oğuzman, M.K./Seliçi, Ö.: Eşya Hukuku, 1982, s. 906 vd, Oğuzman/ Seliçi/Oktay-Özdemir, s. 1025-1026).
İpotek; alacakların güvence altına alınması özel hukukun temel amaçları arasında yer alır. Bu amaç doğrultusunda ortaya çıkan güvence araçları özel hukukta şahsi ve ayni güvence olmak üzere ikiye ayrılır. Ayni güvencede şahsi güvenceden farklı olarak güvencenin içeriğini kişiler değil malvarlığı oluşturmaktadır. Hukukumuzda alacağa bu tür bir güvenceyi sağlayan ayni güvence rehin hakkıdır. Rehin hakkı, taşınır ve taşınmaz rehni şeklinde gerçekleşebilir. Taşınmaz rehni kendi içerisinde ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üçe ayrılır (Şener, Y.S.: Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, Ankara 2010, Genişletilmiş 3. Baskı, Önsöz).
İpotek alacağa bağlı bir hak olduğundan, tarafların alacağı ipotekle teminat altına alma konusunda anlaşmaları ve bu yöndeki iradelerini Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca resmî şekilde işlem yaparak yerine getirmeleri gerekmektedir. (Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 2023/4487 Esas 2023/5257 Karar sayılı 01.11.2023 tarihli ve 2023/4442 Esas 2023/5570 Karar 21.11.2023 tarihli ilamları)
Davacı, davalı ile aralarında şahsi bir borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek ipoteklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde , davalının şirketi olan ... San. Ve Ltd. Şti.'nin davacının şirketi olan ... Ltd. Şti.'nden alacaklı olduğu, bu alacağın teminata bağlanması için söz konusu ipoteklerin tesis edildiğini beyan etmiştir. Davalının ileri sürdüğü alacağın teminata bağlanabilmesi için ipotek akit tablosunun davacının şirketi olan ...... Ltd. Şti.'nin davalının şirketi olan ... Ltd. Şti.'ne olan borçları için ipotek verildiğinin belirtilmesi suretiyle düzenlenmesi gerekirdi. Oysa ki; ipotek akit tabloları incelendiğinde ipoteklerin ... Ltd. Şti.'nin ...... Ltd. Şti.'nden olan alacağı için düzenlenmemiş olduğu, davacı Necat'ın davalıya borcu varmışçasına düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, ipotekte, temel ilişkiden doğmuş veya doğacak bir alacağın teminat altına alındığı, temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacağın bulunmadığı hâlde görünürde yapılan tescilin alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmayacağı hususu dikkate alındığında alacaklının kişisel alacağını ispat etmesi gereklidir. Öte yandan; ipotek senedinin içeriği taraflarca belirlenecek olup, ipotek sözleşmesinde hukukî ilişkiye işaret edilmesi ipoteğin tesisi için yeterli olacaktır. Bu durumda yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda davalı lehine tesis edilen dava konusu ipoteklerin, davacının şirketi ... Ltd. Şti.'nin davalının şirketi olan ... Ltd. Şti.'nin borcuna ilişkin olduğuna kabule olanak bulunmamaktadır. İpotek alacağa bağlı bir hak olduğundan, tarafların alacağı ipotekle teminat altına alma konusunda anlaşmaları ve bu yöndeki iradelerini Tapu Kanunu'nun 26 ıncı maddesi uyarınca resmî şekilde işlem yaparak yerine getirmeleri gerekmektedir. Ortada davacının yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti.'nin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı lehine dava konusu taşınmazlara ipotek tesis edildiğine dair resmî şekilde düzenlenmiş ipotek akdi bulunmamaktadır. Somut olayda taraf beyanlarından da anlaşılacağı üzere şirketlerin birbirlerinden alacak borç iddiası bulunsa da davalının davacıdan bir alacağının olmadığı, davalının şirketi ... Ltd. Şti.'nin davacının şirketi ... Ltd. Şti.'den alacağının bulunduğu, neticeten davacı ile davalı arasında davaya konu ipoteğe temel teşkil eden borç ilişkisinin mevcut olmadığı ve davacının davalıya borcu bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davacının davaya konu ipotekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve ipoteklerin terkinine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olup davalı vekilinin hükme yönelik istinafı yerinde görülmemiştir.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.'nun HMK’nın 353-(1)-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. Karar sayılı kararına istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.'nun 353-(1)-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 58.268,90TL. (nispi) istinaf karar harcından peşin alınan 427,60TL. harcın mahsubu ile bakiye 57.841,30TL. harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan istinaf avansının davalıya iadesine,
5-Kararın taraflara tebliği ile harç tahsili ve avans iadesi işlemlerinin Daire Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesine istinaden iki hafta süre içerisinde 6100 sayılı HMK'nın 365-(1). maddesi uyarınca Daireye veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya ilk derece mahkemesine ibraz edilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere .. günü oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip