Otoyolda cisim çarpması sonucu araç hasarı ve ticari kazanç kaybı nedeniyle otoyol işletmecisinin kusur sorumluluğunun değerlendirildiği alacak davası.
Özet: Araç kiralama firması olan davacının otoyolda bir cisme çarparak hasarlanan ve tamir süresince gelir kaybına yol açan kiralık aracının zararının, yolun yapım ve bakımından sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan tahsili talebiyle açılan alacak davasında, davalı kusursuz olduğunu savunmuş; bilirkişi raporunda ise olaya kimliği belirsiz aracın sürücüsünün %100 asli kusurlu olduğu, davalı şirkete kusur atfedilemeyeceği ve davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararının bulunmadığı tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/677 Esas
KARAR NO : 2026/511
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2025
KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; araç kiralama işi yapan davacıya ait ... plakalı ... marka otomobilin 02.10.2023 günü saat 19:45 sıralarında ... yönetimindeyken ... otoyolunda ... mevkiinde seyir halindeyken sol ön tarafından bir cismin çarpması sonucu hasar gördüğünü, olayda yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşlun kusurlu bulunduğunu, davacının aracındaki hasarın tamir edildiğini ve 23.11.2023 tarihli ve 19.01.2023 tarihli faturaların düzenlendiğini, davacının aracının 25 gün süreyle tamirde kaldığından kiraya verilemediğini belirtmiş ve şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddinin gerektiğini, dava konusu kazada davalının kusursuz olduğuna dair tam 38 ayrı bilirkişi heyet raporu ve karar aşamasındaki dosyalar hariç 1 adet BAM kararı ile 27mahkeme kararı olduğunu, davalıya doğrudan sorumluluk yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki Jandarma tarafından düzenlenen tespit tutanağının sürücü beyanıyla düzenlendiğini, yolda olduğu ve kazaya neden olduğu ileri sürülen cismin ne olduğuna ilişkin bir somut delil olmadığını, dolayısıyla illiyet bağının kesildiğini, kazada cismin ne zaman düştüğü, kazanın cismin düşmesinden ne kadar sonra meydana geldiği hususları bilinmediğinden, davalıya hizmet kusuru yüklenmesinin mümkün olmadığını, benzer olaylarda alınan raporlar ve kesinleşen mahkeme kararlarının haklılıklarını ortaya koyduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, hasar bilgisi, araç tescil bilgisi, ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya bir kusur-hasar uzmanı ve sigortacı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 05/05/2026 tarihli raporda; dava konusu olayda plakası belirsiz aracın kimliği belirsiz sürücüsünün %100 oranında asli kusurlu olduğu, davalı şirkete kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, davacının davalı şirkette talep edebileceği maddi zararının olmadığı belirtilmiştir.
Dava; 02.10.2023 tarihinde meydana gelen kaza olayı nedeniyle davacı tarafça kiralanan ... plakalı araçta oluşan hasar nedeniyle aracın onrarımda kaldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle oluşan kar mahrumiyeti bedelinin hasara sebebiyet verdiği iddia olunan davalı otoyol işletmecisinden tahsiline yönelik açılan alacak davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, ayıplı otoyol hizmetinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının kazanın meydana geldiği yolun işletmesi, idaresi, bakım ve onarımı sırasında özen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davacının zararı nedeniyle kusurlu olup olmadığı ile kusur durumu ve davacının zarar miktarı hususunda toplanmaktadır.
Öncelikle HMK 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğu belirtilmiş olup, zararın meydana geldiği yer itibariyle yine zarar görenin (davacı) yerleşim yeri itibariyle Mahkememiz yargı alanı içerisinde bulunduğu anlaşılmakla yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça süresi dahilinde yapılan zamanaşımı definin olay tarihi, zararın öğrenilme tarihi(ekspertiz raporu tarihi) ile arabuluculuk başvuru tarihi ile dava tarihi arasındaki süreyle TBK 72-154-155-156. Maddesi hükmü dikkate alınarak tazmin talebinin süresinde yapıldığının tespitiyle zamanaşımı def'i yönünden davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre ... plakalı otomobil ... ili istikametinden ... ili yönüne doğru seyir halinde iken yukarıda belirtilen mevkiye geldiği esnada yol üzerinde bulunan bir cisme aracının sol ön kısmı ile çarpması neticesinde tek araçlı maddi hasarlı trafik kazası olayı meydana geldiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1.maddesi uyarınca; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü havi olup, Karayolları Trafik Kanununun; 7. maddesinin a.fıkrasına göre; Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev ve yetkilerinden olarak; Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmaktır.
13. Maddesine göre; (Değişik birinci fıkra: 25/6/2010-6001/34 md.) Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.
Davalı şirketin, 3996 Sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre, ... işletme hakkı sahibi olduğu ve dolayısıyla, Karayolları Genel Müdürlüğünün, yukarıda izah edilen Karayolları Trafik Kanununda belirtilen, görev ve yetkilerinden, işletme hakkını elinde bulundurduğu otoyol sorumluluk alanında aynı şekilde sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelmesi ile kusur yönünden yapılan incelemede, dava konusu olayda davacıya sigortalı...plakalı otomobilin çarptığı belirtilen cismin bu aracın önünde giden araçtan yola düştüğü anlaşılmakta olduğu, aksi durumda daha öndeki bir araçtan düşmüş olması halinde, o aracın arkasından giden ilk aracın çarpması gerekieceği dolayısıyla davacı şirkete ait aracın çarptığı cismin bu aracın önünde giden ve yoğun trafikte bu araçtan 15-20 saniye önde olan araçtan düştüğünün açık olduğu, bu kadar kısa sürede davalı şirketin yola müdahale etmesi ve yola düşen cismi oradan uzaklaştırması maddeten imkansız olduğundan kazanın meydana gelişinde davalı şirkete kusur yüklenmesi mümkün görülmediği, dava konusu olayda plakası belirsiz aracın kimliği belirsiz sürücüsünün %100 oranında asli kusurlu olduğu, davalı şirkete kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, davacının davalı şirkette talep edebileceği maddi zararının olmadığı tespit edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanması ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerin belirlenmesi olarak ifade edilmiştir. Kanunun 2. Maddesinde de; Kanunun kapsamı, trafikle ilgili kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler, bunların uygulanması ve denetlenmesi, ilgili kuruluşlar ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hususlar olarak belirlenmiştir. 2918 Sayılı K.T.K. nu kapsamında görevli ve yetkili kuruluş ve komisyonlardan biri Karayolları Genel Müdürlüğü olarak belirtilmiş ve Kanunun 7. maddesinin (a) fıkrasına göre yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak; müdürlüğün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Buna göre, davacı ile davalı İCA arasında geçiş ücreti sebebiyle hizmet sözleşmesi kurulduğu, T.B.K. kapsamında davalı sözleşmenin kurulduğu geçiş anından otoyoldan çıkış anına kadar otoyolu kullandırma ve böylelikle ulaşım açısından beklenen faydayı sağlama borcunu üstlenmiş olup, davalı şirket otoyolun bakım ve onarımının gereği gibi yapılmaması sebebiyle otoyolu kullananların aldığı geçiş hizmetini etkileyecek ve bu hizmetin ayıplı hale gelmesine neden olabilecek zararlardan sorumlu olacaktır. Mahkememizce aldırılan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık bilirkişi heyeti raporunda, meydana gelen trafik kazasında otoyolun bakım, onarım ve denetimi, trafik güvenliği hususlarının sağlanması hususlarında davalının kusurunun bulunmadığının tespit edilmiştir.
Somut olaya bakıldığında, otoyolda bakım ve onarım eksikliği sebebiyle zarar meydana gelmemiştir. Zararın sebebi, yol üzerinde bulunan bir cismin aracın sol ön tarafından çarpması şeklinde hasarlanması sonucu meydana gelmiş olduğu, cismin ne olduğu ya da ne zaman yola düştüğü belirsiz olduğundan ayrıca yoldaki tehlike arz eden cismin ihbar edilip edilmediği bilinmediğinden, ihbar edilmiş ise yolun işletmesinden sorumlu davalı şirket personeli tarafından ihbarın savsaklanarak ihmalkar, tedbirsiz, geç davranış sergilendiğine veya zamanında gereken tedbirlerin alınması için harekete geçilmediğine dair somut bir delil olmadığından 2918 Sayılı KTK'nin ve bu kanuna bağlı yönetmelikte belirtilen kural ihlali olmadığından yolun işletmesinden sorumlu kuruluş ...AŞ'nin meydana gelen bu kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, kaza tespit tutanağının davacının beyanına göre hazırlandığı, cismin ne olduğu ya da nasıl düştüğü belirsiz olup, şu halde davacıya ait araca otoyolda bulunan bir cismin çarpması şeklinde gerçekleştiği ileri sürülen olayda davalıya kusur izafesininin ispata muhtaç olup mevcut bilgiler uyarınca kusuru bulunmayan davalının tazmin yükümlülüğünün de bulunmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 06/07/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır