Bölge Adliye Mahkemesinin 3. şahıs menfi tespit davasında, arabuluculuk şartı yokluğuyla reddedilen ilk derece kararının istinafında, hak düşürücü süre ve arabuluculuk süreci itirazları incelenmesi.
Özet: Bir icra takibinde üçüncü şahıs olarak kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince ticari dava olmasına rağmen arabuluculuk şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddedilmesi üzerine, davacı vekili hak düşürücü süreye tabi dava açma baskısı altında arabuluculuk sürecini tamamlamanın zor olduğunu, ancak arabuluculuğa başvurduğunu, ilk başvurunun reddedilmesine rağmen sürecin nihayetinde tamamlandığını ve arabuluculuk tutanaklarının mahkemeye sunulduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALI : ...
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ :
YAZILMA TARİHİ :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasında ilk derece mahkemesince verilen karara davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile ; ... İcra Dairesinin E. Sayılı dosyası ile davalı alacaklı olan ... ... ve Madeni Yağlar Tic. Ltd. Şti. tarafından ... Tar. Zir. Alet. Hayv. Kuru. Gıda Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu,bahse konu icra dosyasına müvekkili ....'in üçüncü şahıs olarak eklenmiş olduğunu ve 89/1 haciz ihbarnamesinin 10.07.2023 tarihinde, 89/... haciz ihbarnamesinin ise 04.09.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu,akabinde 89/3 haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, 25.09.2023 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak dosya borçlusu... Tar. Zir. Alet. Hayv. Kuru. Gıda Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkilinden herhangibir hak ve alacağının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek, müvekkilinin ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitini, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile ; Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın ortak olduğu dava dışı şirket ile ...tarihinde başlayan ticari alış verişinin 04.01.2023 tarihine kadar devam ettiğini, davacı taraf dava dışı borçlu şirketten herhangi bir hak alacağı veyahut borcu bulunmadığını beyan etmişse de bu durum ticari defterlerin incelenmesi ile ortaya çıkacağını, davacı tarafça söz konusu haciz ihbarnamelerine herhangi bir itirazda bulunulmamış olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek, alacağın %20'sinden az olamamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince ; Açılan davanın,ilgili icra dosyasından davacıya gönderilen 89/3 haciz ihbarnamesine dayalı olarak davalı tarafa borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesine ilişkin olduğu, davanın, mahiyeti gereği ticari bir dava olduğu, dava açılış tarihi itibariyle davacı tarafça arabuluculuğa başvuru yapılmadığının tespit edildiği belirtilerek, davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. .... f.,HMK 114/..., 115/.... maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN TARAF :
Davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf sebebi olarak; Huzurdaki davanın hak düşürücü süreye tabi olduğunu, müvekkilin kendisine gelen tebligatları kontrol etmediğinden davacı tarafça bu durumdan yararlanılarak, müvekkile haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkile 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğinde tarafından hukuki destek alındığını, icra dosyasına vekalet sunularak hak düşürücü süre sona ermeden huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkiline 3. Haciz ihbarnamesinin 25.09.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, hak düşürücü sürenin sona ermeden davanın açılabileceği tarihin.. tarihi olduğunu, nitekim huzurdaki davanın da ...tarihinde açıldığını, bu kadar kısa bir zaman diliminde arabuluculuk sürecinin tamamlanmasının mümkün olmadığını, arabuluculuk başvurusunun hak düşürücü süreyi kestiğine dair herhangi bir düzenlemenin de bulunmadığını, bu durumda dah...tarihinde...arabuluculuk bürosuna .. iş emri numarası ile arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, başvuru yapıldığına dair görsellerin daha önce sunulduğunu, bu hususa ilişkin UYAP işlem emrinin sorgulama sonuç ekranın da sunulduğunu, bu başvurunun sonucunda, ... Arabuluculuk Bürosu'nun görev ve yetkisini aşarak başvuruyu usulüne aykırı olarak reddettiğini, hal böyle olunca dava açma süresinin kaçırılmaması adına eldeki davanın süresi içerisinde ikame edildiğini ve ilgili icra müdürlüğüne davanın açıldığı hususunun yine süresi içerisinde bildirildiğini, arabuluculuk başvurusunun reddedilmesi üzerine hemen daha fazla zaman kaybetmemek adına bu kez ... Arabuluculuk Bürosunun işaret ettiği üzere ... Arabuluculuk Bürosuna da başvuru yapıldığını ve bu başvurunun ... numarasını aldığını, bu başvuru neticesinde düzenlenen arabuluculuk tutanaklarının da ilk derece mahkemesine sunulduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvuru yapıldığını ve sürecin ön inceleme duruşması yapılmadan önce tamamlandığının sabit olduğunu, ayrıca iş bu eldeki davanın ticari dava olmadığını, davanın, İİK. nun 89. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğunu, davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığını, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanmakta olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediğini, saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK'nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğunu, ileri sürmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, İİK.'nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece, davanın, mahiyeti gereği ticari bir dava olduğu, dava açılış tarihi itibariyle davacı tarafça arabuluculuğa başvuru yapılmadığından davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. .... f.,HMK 114/..., 115/.... maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nun "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355-(1) maddesi ile; "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu re'sen gözetir." hükmünü amir olup, bu amir hüküm uyarınca davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni bakımından yapılan incelemede;
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında "...Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir..." hükmüne yer verilmiştir.
Bu madde gereğince takip hukukunda, borçlunun kendi elindeki alacakları yanında üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları da haczedilebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları 2004 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir.
Takibin kesinleşmesi üzerine ve alacaklının talebi ile icra müdürü borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağı düzenler. İcra müdürü 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen süreci işleterek birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini düzenler. Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması kesinleşir. Üçüncü kişi yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, icra dairesine ödemez ise icra dairesi alacaklının talebi ile üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde itiraz etmediği için zimmetinde sayılması kesinleşen, borcu (parayı) (üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren) onbeş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfî tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.
Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, takip alacaklısına karşı açılır. Uygulamada söz konusu menfi tespit davasında, takip borçlusunun da davalı olarak gösterdiği de olmaktadır. Menfi tespit davası yalnızca takip alacaklısına karşı açılmışsa takip alacaklısı bu davayı takip borçlusuna ihbar edebilir. Takip borçlusunun menfi tespit davasına feri müdahalede bulunması da mümkündür.
Üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının konusu, takip borçlusunun kendisinde hiç ya da haczedilen miktarda alacağının bulunmadığı, yani takip borçlusuna borcunun olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddiadır. Takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancıdır.
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'un göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı Kanun'unda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun'un ... nci maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiş, 5 inci maddesinde de ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmadığından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmamaktadır.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/5228 Esas 2023/6468 Kara sayılı 06/11/2023 tarihli kararı)
Buna göre somut olayda; Tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı, davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, mahkemece dava şartı olan bu husus resen dikkate alınarak davanın Asliye hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken görev hususu gözden kaçırılarak hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
6100 sayılı HMK.353-(1)-a/3 maddesi ile mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde, bölge adliye mahkemesince dosyanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verileceği öngörülmüş olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK. 353-(1)-a/3 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve mahkemece görev hususunun değerlendirilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.. 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a/3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
...-Davanın yeniden görülmesi ve görev hususunun değerlendirilmesi için dosyanın ... .... Asliye ...Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60TL.istinaf karar harcı(maktu)'nın isteği halinde iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek esas kararda değerlendirilmesine,
5-Davacı istinaf avansının kullanılmayan kısmının iadesine,
6-Kararın taraflara tebliği ile harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda... günü HMK'nın 353-(1)-a maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
ÜYE
Katip