Eser sözleşmesi kapsamında mimari proje karşılığı taahhüt edilen dairenin üçüncü kişiye devri nedeniyle bedelinin tahsili talepli alacak davasında kefilin sorumluluğuna ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, mimar olan davacının, inşaat projesi hizmetleri karşılığında kendisine devredilmesi taahhüt edilen iki daireden birinin teslim edilmemesi üzerine açtığı alacak davası ele alınmıştır; ilk derece mahkemesi, davacının edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, devri mümkün olmayan dairenin bedelinin davalı şirketten yasal faiziyle tahsiline karar verirken, müteselsil kefalet şartları oluşmadığından diğer davalının sorumluluğunu reddetmiş; davacı ise eksik kalan dairenin bedeli ve şahıs davalının sorumluluğu talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO : KARAR NO :T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : NUMARASI : DAVACI : DAVALILAR : 1-DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi. İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, dava dışı ... ile davalı şirket arasında önceki yükleniciler tarafından yarım bırakılan inşaat işlerin yapılmasına dair kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin de mimar olup davalı yüklenici ile söz konusu inşaatın ruhsatının alınması ve imalatının yapılması için gerekli mimari, statik, elektrik, makine projelerinin hazırlanması, zemin etüdü ve harita uygulama sorumluluğu dosyalarının hazırlanması işlerini yüklendiğini ve bu işleri tamamlayıp teslim ederek inşaat ruhsatının alınmasını sağladığını, iş bedeli karşılığından yapılacak inşaatın C Bloğunda bulunan 13 ve 21 nolu dairelerin mülkiyetlerinin verilmesi kararlaştırıldığını, 13 nolu daireyi teslim etmiş ise de ... ili ... parselde bulunan gayrimenkulün C Blok 21 nolu bağımsız bölümü teslim etmediğini ileri sürerek, mülkiyetin hala davalılardan birinin üzerine ise müvekkiline devrini, iyi niyetli 3. kişilere devredilmesi sebebiyle müvekkiline devri mümkün değilse gayrimenkulün bedelinin tespiti ile bu bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen savunmada bulunmamışlardır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafın “Mimari Proje İşleri Sözleşmesi” kapsamında üstlenmiş olduğu edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiği, dava konusu taşınmaz yapılarına sözleşmede yapılması ön görülen projeleri hazırladığı, yapı ruhsatlarının alındığı, inşaat imalatlarına başlandığı ve inşaatın süresinde tamamlandığı ve yapı kullanma izin belgesinin alınmasını sağlanmış olduğu, davalı tarafın “Mimari Proje İşleri Sözleşmesi” kapsamında üstlenmiş olduğu edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, sözleşme gereği davacının yapacağı işleri tamamlaması neticesinde sözleşme konusu taşınmazın C bloğunda yer alan 13 ve 21 nolu bağımsız bölüm dairelerin mülkiyeti davacıya devir edileceğinin davalı firma tarafından taahhüt edildiği, C blokta bulunan 13 nolu bağımsız bölüm daire mülkiyeti devretmiş olduğu, ancak aradan geçen zamana rağmen 21 nolu dairenin mülkiyetini davacıya devrini yapmadığı, C blok 21 nolu bağımsız bölümün 3.kişi adına satışının yapılmış olduğu, davacı tarafın devrini talep etmekte olduğu gayrimenkulün iyi niyetli 3.kişiye devredilmesi sebebiyle tapu kaydının iptal edilemeyeceği, -TL olarak tespit edilen gayrimenkul rayiç değerini davalıdan talep edebileceği, taraflar arasında imzalanan ...tarihli Mimari Proje İşleri Sözleşmesi davalı ... tarafından “Müteselsil Kefil ve Müteaahhit Adına” sıfatı ile imzalanmış ise de TBK.m.583 ile yer verilen; kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmediği, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmemiş olduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... . Tekst. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın kabulü ile -TL'nin dava tarihi olan 16/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili firma ile davalı yan ... . Teks. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında tarihinde Mimari Proje İşleri Sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin 2. ve 3. maddelerinin incelenmesinde; sözleşme gereği müvekkilinin yapacağı işleri tamamlaması neticesinde sözleşmeye konu taşımazın C Blokta yer alan 13 ve 21 nolu dairelerin mülkiyetinin kendisine devir edileceği davalı yan firma tarafından taahhüt edildiğini, diğer davalı ...'ın da müteahhit şirketin dairelerin devri fiilini taahhüt ettiğini, ayrıca müteahhit firmanın sözleşmeden kaynaklanan müvekkiline karşı olan borçlarına kefil olduğunu, müvekkilinin davaya konu bu sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirme karşılığında kendisine C Blokta bulunan 13 nolu dairenin mülkiyetinin devredildiğini ancak aradan geçen zamana rağmen tüm sözlü ihtar ve hatırlatmalara rağmen C Blokta bulunan 21 nolu dairenin mülkiyetinin kendisine devrinin sağlanması mümkün olmadığını, davanın açılması ve ... İli... parselde bulunan gayrimenkulün C Blok 21 nolu bağımsız bölümünün mülkiyetinin şayet hala davalılardan birinin üzerine ise devrini, gayrimenkulün iyi niyetli 3. kişi elinde olması halinde ise gayrimenkulün bedelinin davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ettiğini, alınan bilirkişi heyet raporu ve diğer raporlar ile müvekkilinin sözleşme gereğince yüklendiği işleri tamamladığını, ancak davalı tarafın üstlenmiş olduğu edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, .. Nolu bağımsız bölümün devrini sağlamadığı, söz konusu taşınmazın 3. kişi olan İbrahim Özcan'a satıldığı, ....03.2022 tarihli heyet raporunda ...'ın kefilliğine dair TBK m.583 ile yer verilen hususların kefalet sözleşmesinde yer almadığı görüşü bildirilmişse de bu hususta bilirkişilerce bir sonuç veya kanaate varılmasının doğru olmadığını, Kooperatifin ilk müteahhit tarafından yarım bırakılan işlerin tamamlanması için 07.07.2014 tarihinde davalı ... ... İnş. Teks. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, diğer davalı ...'ın da bu sözleşmeye hem kefil hem de üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden sıfatıyla imza attığını, müteahhit ... ... İnş. Teks. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin mal sahiplerinin talebi üzerine inşaatta yapılması gereken “B Bloktaki kazan dairesinin iptal edilerek konutlara kombi sistemi kurulmasını sağlayacak mimari ve tesisat projelerinin hazırlaması, mimari projede kazan dairesi olarak gözüken yerin ortak alana çevrilmesi, bu işlerle ilgili projelerin tamamlanarak yapı denetim firmasına teslimi ve tadilat ruhsatının alınmasına kadar gerekli olan takip işlerinin yapılması” işleri için müvekkili ile 01.08.2014 tarihinde Mimari Proje İşleri Sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede; diğer davalı ...'ın da müteahhit şirketin dairelerin devri fiilini taahhüt ettiğini, ayrıca müteahhit firmanın sözleşmeden kaynaklanan müvekkiline karşı olan borçlarına kefil olduğuru, sözleşmenin 6. maddesinde "... iş bu sözleşmede ... ... İnşaat Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin mal sahibine taahhüt ettiği tüm edimlerden dolayı müştereken ve müteselsilen kefildir ve edimlerin yerine getirileceğini kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 128. maddesinde "Üçüncü kişinin fiilini üstlenme" hususu hüküm altına alındığını, maddeye göre; Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Açık hüküm uyarınca ...'ın hem kefil hem de taahhüt eden konumunda olduğunu belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenicinin iş bedeli alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklı iş sahibi şirket yönünden davanın kabulü, diğer davalı ... yönünden kefalet ilişkisinin şartlarının taşımadığından reddine karar verilmiş davacı vekili yukarıdaki gerekçelerle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı ile davalı ... ... İnş. Teks. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti.arasında ..tarihli Mimari Proje İşleri Sözleşmesi ile davalı şirket ile dava dışı ..i ile arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin .. Bloktaki kazan dairesinin iptal edilerek konutlara kombi sistemi kurulmasını sağlayacak mimari ve tesisat projelerinin hazırlaması, mimari projede kazan dairesi olarak gözüken yerin ortak alana çevrilmesi, bu işlerle ilgili projelerin tamamlanarak yapı denetim firmasına teslimi ve tadilat ruhsatının alınmasına kadar gerekli olan takip işlerinin yapılması” işleri için alt taşeron sözleşmesi düzenlendiği, davacının yüklenici, davalı ... ... İnş. Teks. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti ise yüklenici, diğer davalı ... sözleşmede müteselsil kefil ve müteahhit adına taahhüt eden olarak imzalanmıştır. Mahkemece, davacı yüklenici tarafından, davalı ...’a yönelik açılan davada, bu davalının müşterek ve müteselsilen kefil olduğu, TBK 583.maddesi uyarınca şekil şartlarının gerçekleşmediğinden geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından davalı ...’ ın TBK 128. maddesi uyarınca üçüncü kişinin edimini taahhüt olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğunu ileri sürerek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bu durumda uyuşmazlığın, davalı ...'ın düzenlenen...sözleşmesinde, müşterek ve müteselsil kefil mi üçüncü kişinin edimini taahhüt eden mi olduğu sonucuna göre davacı yüklenici ile davalı arasında eser sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “kefalet” ve “garanti” sözleşmelerinin nitelikleri ile aralarındaki farklar üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 581. ilâ 603. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Garanti sözleşmesi ise Kanun tarafından düzenlenmemiş olmakla birlikte sadece belli bir garanti sözleşmesi türü olan “başkasının fiilini taahhüt” 6098 sayılı TBK’nın 128. maddesinde hükme bağlanmıştır. Kişisel (şahsi) teminat sözleşmelerinin alt kavramlarını oluşturan kefalet ve garanti sözleşmelerinin temel amaçları, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. Her iki sözleşme de temel amaçları itibari ile aynı hedefe yönelmekle birlikte, gerek doktrinde, gerekse bu konudaki uygulamanın öncüsü niteliğindeki 11.06.1969 tarihli ve 1969/4 E, 1969/6 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (YİBK) belirlemelere göre, her iki sözleşme arasında temel farklar bulunmaktadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2001 tarihli ve 2001/19-534 E, 2001/583 K. sayılı kararında da her iki sözleşme arasındaki temel farklar belirtilmiştir. Öncelikle 818 sayılı BK’nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. 6098 sayılı TBK’nın 583/1. maddesi gereğince ise kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmasına bağlı olacağı düzenlenmiştir. Garanti sözleşmesinde ise şekil serbestisi geçerli olup, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olmasına da gerek yoktur. Öte yandan 6098 sayılı TBK’nın 591 maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde kefil, borçluya ait bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahipken, garanti sözleşmesinde üçüncü kişi sözleşme ilişkisine tamamen yabancı olduğundan garanti verenin üçüncü kişiye ait def’ileri ileri sürme hakkı bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 585/1. maddesi gereğince adi kefalette, kefilin sorumluluğu asıl borçlu aleyhine girişilecek takibin sonuçsuz kalması koşuluna bağlı olduğu halde garanti sözleşmesinde risk gerçekleştiğinde garanti alan derhal garanti verene başvurabilecektir. Bunların dışında 6098 sayılı TBK’nın 596. maddesi gereğince kefil kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra ödeme nispetinde alacaklının haklarına halef olup, asıl borçluya rücu edebilirken, garanti sözleşmesinde garanti verene bu şekilde bir kanuni halefiyet hakkı tanınmış değildir. Nihayet 6098 sayılı TBK’nın 598/1. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlı iken, garanti sözleşmesinde ise sorumluluk asıl borçtan tamamen bağımsız olup, üçüncü şahsın borcunun herhangi bir nedenle geçersiz olması garanti verenin sorumluluğunu etkilemeyecektir. Bu farklı hüküm ve sonuçlardan anlaşılacağı üzere, garanti veren kişinin sorumluluğu, kefalet veren kimsenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. Bu nedenle sözleşmenin niteliğinin tespit ve yorumunda teminat veren kimsenin iradesi de bu yönden titizlikle değerlendirilmelidir. İşte bu nedenledir ki, doktrinde ve uygulamada her iki sözleşmenin birbirinden ayırt edilebilmesi için çeşitli kıstaslar belirlenmiştir. Bu kıstaslardan ilk grubu yardımcı olarak belirlenen kıstaslar oluşturur ki, bunlar ana hatları itibariyle; sözleşmede kullanılan deyimler, üstlenilen rizikonun niteliği, borçlu yerine ifa veya tazminat ödeme yükümlülüğü, para borcunun tekeffülü veya bir fiilin tekeffülü gibi kıstaslardır. Bunlar, aşağıda belirtilecek ana kıstasların yanında kullanılması mümkün olan fer’i nitelikteki kıstaslardır. Yine doktrin ve uygulamada belirlenmiş olan ana kıstaslara gelince; bunlardan ilki, asli-fer’i yükümlülük kıstasıdır. Kefalet sözleşmesini garanti sözleşmesinden ayırt eden en bariz nitelik, kefaletin fer’i olmasına karşılık garanti sözleşmesinin bağımsız ve asli niteliğidir. Garanti sözleşmesi ile garanti veren bağımsız bir borç altına girmekte olup, bu yükümlülüğün bir başka borç ile ilgisi bulunmamaktadır. Garanti alanın üçüncü kişilerle ilişkisi, üçüncü kişinin bir yükümlülük altında bulunması, garanti sözleşmesinin niteliğine tamamen yabancıdır. Kefalette ise, asıl olan bir başka borcun (temel ilişki) olması ve verilen teminat ile o borcun ödenmesinin sağlanmasıdır. Ayrıca kişisel teminat içeren bir sözleşmede bir başka borç ilişkisine yollamada bulunulması da fer’ilik karinesini teşkil eder. Ana kıstaslardan ikincisini, teminat verenin yükümlülüğünün kapsam ve niteliği teşkil eder. Buna göre, asıl borçlu gibi yükümlülük altına girme amacını taşıyan sözleşme kefalet, asıl borçlunun borcunu aşabilecek, bir başka deyimle, lehine taahhüt altına girilen alacaklının hiçbir şekilde zarara uğramayacağını temine yönelik sözleşme ise garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Ana kıstaslardan bir diğeri ise, menfaat kıstası olup, bu kıstasa göre somut bir olayda teminat verenin şahsi bir menfaatinin bulunup bulunmadığına bakılacaktır. Kefalet ilişkisinde kefalet verenin genellikle bu ilişkide bir menfaat sağlama amacı olmadığı hâlde, garanti sözleşmesinde ilke olarak, garanti verenin bu ilişkiden bir menfaati olduğu kabul edilir. Ancak, menfaat her zaman açık olarak kendini göstermeyebilir. Kefalet sözleşmesinde kefil ile borçlu arasında gizli bir menfaat söz konusu olabileceği gibi hiçbir menfaate dayanmaksızın garanti sözleşmesi yapılabilmesi de mümkündür. O hâlde bu kıstas tek başına kesin bir ayırıma imkan vermemekte olup, menfaat kıstası diğer özelliklerle birlikte bulunursa bir garanti sözleşmesine işaret sayılabilir. Nihayet, ana kıstaslardan bir diğeri de kişiye yönelik teminat verme kıstasıdır. Bu kıstasa göre teminatın bir kişi göz önünde tutularak verilmesi halinde kefalet sözleşmesine işaret olunacaktır. Zira kefil, borç altına girerken alacağın her ne şekilde olursa olsun ödeneceğini değil, fakat bu borçlu tarafından ödeneceğini temin etmektedir. Başka bir deyişle kefilin ilgisi borçlunun şahsına yönelik olup, sonuç ikinci planda kalmaktadır. Garanti sözleşmesinde ise kişiye yönelik bir teminat verilmemekte, objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak teminat verilmektedir. Böylece teminatın bir kişi göz önünde tutularak verilmesi kefalet sözleşmesine, bir sonucun gerçekleşmesi için verilmesi ise garanti sözleşmesine işaret sayılacaktır. Her olayda diğer vakıalarla birlikte bu özelliğin de araştırılması gerekir (Bütün bu açıklamalar için bkz. Reisoğlu, Seza: Türk Kefalet Hukuku, Ankara, 2013, s. 121 vd.; Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri C. II, Ankara, 1987, s. 818 vd.; Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2017, s. 766 vd.; Özen, Burak: Kefalet Sözleşmesi, İstanbul, 2017, s. 23 vd.; Gümüş, Mustafa Alper: Borçlar Hukuku Özel Hükümler C. II, İstanbul, 2014, s. 509 vd.). Bu şekilde iki sözleşmenin nitelikleri ve farkları belirlendikten sonra, yukarıda açıklanan kıstaslara göre dava konusu sözleşmenin niteliğinin saptanması gerekmektedir. (HGK 2017/11-1731 Esas, 2019/608 Karar sayılı kararı) Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya döndüğümüzde, taraflar arasındaki Mimari Proje İşleri Sözleşmesinin 7 madde halinde düzenlendiği, 1. maddesinde taraflarının İşveren Müteahhidin; ... ... İnşaat Şirketi ile yüklenicisi TODE Mimarlık Mühendislik İnşaat Tesisat Taah. müteselsil kefil ve Ticaret Ltd. Şti. olduğu, sözleşmenin 2. maddesinde sözleşmenin konusu ve yapılacak işler, 3. madde de iş bedeli, 4. madde de iş programı, 5. madde de ceza-i şart, 6. madde de ise ihtilaf halinde yetkili mahkeme ve davalı ...’a atıf yapılmış, ... Gıda Yarı İnşaat Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin mal sahibine taahhüt ettiği tüm edimlerden dolayı müştereken ve müteselsilen kefildir ve edimlerin yerine getirileceğini kabul ve taahhüt edeceğini, taraflar ve sözleşmede davalı ... tarafından “Müteselsil Kefil ve Müteaahhit Adına” sıfatı ile imzalandığı anlaşılmıştır. Bu itibarla düzenlenen sözleşmenin 6. maddesinde belirtildiği üzere, davalı ...’ın objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak teminat verildiği ve alacaklının esas alındığı, taahhütte bulunarak güven verdiği anlaşılmakla davalı ...’ın TBK 128. maddesi uyarınca üçüncü kişinin edimin taahhüt eden olduğu, kefil olmadığı ve şekil şartının aranmayacağından mahkemece, bu davalı yönünden de davanın kubulune karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2 maddesine göre, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... ,Asliye Ticaret Mahkemesinin ,,,sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK’nın 353/1/b/2 maddesine göre YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, a-)Davanın KABULÜ ile, b-) ,,, TL'nin dava tarihi olan ,, tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, c-)Harçlar yasası gereği alınması gereken 7.514,10-TL harçtan peşin alınan 1.878,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.635,57-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, d-)Davacı tarafından yapılan bilirkişi, tebligat ve posta gideri 3.872,65-TL, başvurma harcı 31,40-TL ile peşin harç 853,88-TL olmak üzere sonuçta toplam 4.757,93-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, e-)Davacı yararına ölçümlenen 30.000-TL vekalet ücretinin (....400,00-TL vekalet ücretinden davalı ... sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, f-)Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, g-)HMK’nın 333. maddesine göre artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf harç ve giderleri yönünden, a-)Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine, b-)İstinaf başvurusu için davacı tarafından yapılan 183,50-TL yargılama gideri, 220,70.-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere 404,20-TL istinaf giderinin davalı ..."dan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, c-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-)Karar tebliği, harç iadesi ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere ,,,,Tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...Başkan... ¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Katip...¸e-imzalıdır