İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ödünç verme sözleşmesi kaynaklı davada asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arası görev uyuşmazlığını tacir/esnaf niteliği üzerinden belirlemesi.
Özet: Bu hukuki metin, bir ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, tarafların tacir niteliği ve işin ticari mahiyeti konusunda ortaya çıkan görev uyuşmazlığını ele almaktadır; birinci mahkeme her iki tarafın da tacir olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verirken, ikinci mahkeme ticari iş niteliğinin davayı otomatikman ticari hale getirmeyeceğini ve ticari işletme esasına göre belirlenmesi gerektiğini belirterek karşı görevsizlik kararı vermiş olup, bu durum tarafların tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesini gerektirmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1410 Esas
KARAR NO : 2026/1655 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/467
KARAR NO : 2026/442
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : DİDİM(YENİHİSAR) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/45
KARAR NO : 2026/88
KARAR TARİHİ : 30/03/2026
KESİNLEŞME TARİHİ : 21/04/2026
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09/07/2026
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 17/07/2026
Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davanın açıldığı Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/03/2026 tarih, 2026/45 Esas, 2026/88 Karar sayılı kararı ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlandığı, aynı Kanun'un 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, Vergi Dairesinin 06/03/2026 tarihli cevabi yazısında; davacının 31/12/1988 tarihinden ve davalının 08/01/2024 tarihinden beri faal olarak ticaret unvanına sahip olması sebebiyle ticari dava olduğu, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
Dosyanın gönderildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/05/2026 tarih, 2026/467 Esas, 2026/442 Karar sayılı kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davanın ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlendiği, hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olmasının davayı ticari dava haline getirmeyeceği, 14.05.2026 tarihli müzekkereden davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, açılan davaya bakmaya Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2-Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesi;Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının
tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri
gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte
yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar;
4. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukardaki bentlerden
hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.);
5. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzelkişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço
esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.);
6. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler.
(Ek fıkra: 21/1/1983-2791/4 md.; Mülga: 4/12/1985-3239/136 md.)
Didim Vergi Dairesi Müdürlüğü 14/05/2026 tarihli yazı cevabında; davalı ...'in ....'ın gerçek usul mükellef olduğu, gelir vergisinden muaf olmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir.
Somut olayda, Didim Vergi Dairesi Müdürlüğünün 14/05/2026 tarihli yazı cevabında; davalı ....' in gerçek usulde mükellef olduğu, gelir vergisinden muaf bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, bu kapsamda davalının tacir sayılmadığı, davalının da gerçek kişi tacir olmadığı, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırları içinde kaldığının anlaşıldığı, bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkemenin HMK’nın 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılarak bu yönde karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2026