5. Ceza Dairesinin, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararlarını, yasal dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bozarak kamu davasının düşmesine hükmetmesi.
Özet: Sanıklar hakkında yerel mahkemece verilen "icrai davranışla görevi kötüye kullanma" suçundan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları incelenmiş; suçun Türk Ceza Kanununda öngörülen cezasının üst sınırı gereği tabi olduğu sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı tarihi ile Yargıtaydaki inceleme tarihi arasında dolduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına ve yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu durum karşısında, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/386 Esas, 2014/125 KararSUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanmaHÜKÜMLER : Mahkumiyet (05.06.2009 tarihli eyleme ilişkin olarak sanıklar ... ve ... hakkında), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (05.06.2009 tarihli eyleme ilişkin olarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), beraat (diğer isnatlara ilişkin olarak tüm sanıklar hakkında)TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozmaMahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;Sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan haline göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek adı geçenin temyiz talebinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği ve vaki itirazın merci Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2014 tarihli ve 2014/172 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden alınan güncel nüfus kayıt örneğine göre 30.07.2020 tarihinde öldüğü anlaşılan katılanın, kendisi ve vekili tarafından hükümler temyiz edilmiş ise de 5271 sayılı Kanun'un 243. maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, ölenin mirasçılarına da katılanın haklarını takip etmek üzere gerekçeli karar tebliğ edildiği halde yasa yoluna başvurmadıkları anlaşılmakla, katılan ve vekilinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin sanık ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında, sanık ...'ın ise kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:Sanıklara yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 14.02.2014 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.