Arsa tahsisi ihale iptal kararının hak düşürücü süre sebebiyle reddedilen davanın Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: Davacı şirketin açık artırma ile kazandığı arsa tahsisinin, peşinatı yedi gün gecikmeli ödemesi üzerine davalı yönetim kurulu tarafından iptal edilmesinin ardından, davacının tahsisin devamını talep ederek açtığı dava, iptal kararına ilişkin 6102 sayılı Kanunun kıyasen uygulanan 445. maddesindeki üç aylık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmiş; davacı ise temyiz başvurusunda, iptal sonrası davalı tarafından yapılan ödeme talepleri ve sürenin başlaması için gereken bildirimin yapılmaması gibi nedenlerle hak düşürücü sürenin dolmadığını veya yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/631 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/... E., 2025/63 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ... Bölgesi (...) Yönetim Kurulunun 28.01.2020 tarihli kararıyla, açık artırma usulü ile yapılan arsa tahsisi ihalesinde, ihaleye en yüksek teklifi veren müvekkili şirket lehine tahsis kararı verildiğini, söz konusu tahsis kararı gereğince ödenmesi gereken %25 peşinatın süresinde ödenmediği gerekçesiyle davalı Yönetim Kurulu tarafından 06.03.2020 tarihli kararla tahsisin iptal edildiğini, müvekkilince parselin yeniden tahsisi konusunda 26.03.2020 tarihinde başvuru yapıldığı halde davalı tarafından olumlu dönüş yapılmadığını, ihalede en yüksek ikinci teklifi veren şirket tarafından tahsisin kendilerine yapılması için başvuruda bulunulduğunu, başvurunun reddi üzerine Mahkemece verilen kabul kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığını, yargılamanın Yargıtayda temyiz incelemesinde olduğunu, davalı tarafından davaya konu arsanın bedelinin güncellediğini, ilk taksitin ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, bunun üzerine ilk taksitin müvekkili şirketce ödendiğini, kalan taksitlerinde ödeneceğini ve 09.08.2023 tarihli ihtarname ile söz konusu arsanın müvekkili şirkete tahsisinin yapılmasının istediğini, davalı ... Müdürlüğünün 17.08.2023 tarihli yazısında arsa ile ilgili dava sürecinin devam ettiği gerekçesiyle talebinin reddedildiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın müvekkil şirkete tahsisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin arsa tahsis talebi reddedilince ikinci şirkete arsa tahsisi yapılmasına dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/91 E. sayı ile başka bir dava açıldığı, bu dava dosyasının ilgili şirket aleyhine kesinleştiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) istisnai haller dışında genel olarak yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen 6102 sayılı Kanunun 445. maddeye atıf yapılarak kıyas yoluyla uygulanması gerektiği, bu noktada sürenin başlangıcının karar tarihinden itibaren üç ay olduğu, ancak karşı yan öğrendiği tarihin başka bir tarih olduğunu beyan eder ve kanıtlarsa bu durumun lehine değerlendirilmesi gerektiği, kararın alındığı tarihin 06.03.2020 tarihi olup davacı yanın ise karara muttali olduğu tarihin ... 4. Noterliğinin 09.08.2023 tarihli ihtarından da sabit olduğu üzere 26.03.2020 tarihi olduğu, bu hususun ihtarnamede 26.03.2020 tarihinde iptal kararının geri alınarak parselin tarafımıza tahsisi şeklinde davacı yanca davalıya bildirildiği, bu noktada davacı yanın dava açma tarihinin 22.08.2023 tarihi olduğu, alınan yönetim kurulu kararına muttali olunmasına rağmen 3 yıl sonra açılan davada hak düşürücü süre geçtiğinden alınan kararda da yokluk ve butlan gibi mutlak geçersizlik halleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iptali istenen yönetim kurulu kararının 06.03.2020 tarihli ve 2020/33 karar sayılı karar olduğu, eldeki davanın ise üç aylık yasal süreden sonra açıldığından hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tahsis kararının iptaline dair verilen kararda, dava açma hakkının ve süresinin bildirilmesi gerektiğini, davalı tarafça yapılan tüm yazışmalarda müvekkilinin tahsis hakkının ve talebinin devam ettiğinin ifade edildiğini, hatta müvekkilinden ek ödeme istendiğini, müvekkili şirketce, ödenmesi gereken peşinatın sadece yedi gün geciktirildiğini, söz konusu bedelin ödenmesinin, ödenmezse yaptırımlarına ilişkin herhangi bir bildirimin ya da ihtarın yapılmadığını, İstinaf Mahkemesince, sadece üç aylık sürenin geçip geçmediğinin incelediğini, sürenin başlamış sayılıp sayılmayacağını, sürenin başlamış sayılması için ihtar gerekip gerekmediğini, iptale rağmen müvekkili şirketten ek ödemelerin talep edilmesinin süreyi başlatıp başlatmayacağını, başlatsa dahi davalının müvekkili şirketten talep ettiği ek ödemeler olmasının, örtülü olarak davalının karardan geri dönerek müvekkiline tahsis yapılması iradesinin olup olmadığının tartışmadığını, söz konusu karardan sonra müvekkilinden ek ödeme talep edildiğini, müvekkilinin ödeme yaptığını, yapılan yazışmalarda da müvekkili şirketin tahsis hakkının devam ettiğinin ifade edildiğini, böyle bir karara rağmen müvekkilinin kendisinden ödeme talep edilmesini, tahsisin kendilerine yapılacağı şeklinde yorumladığını, zaten tahsis hakkının devam ettiğinin ifade edildiğini, bu nedenle dava açmayan müvekkilinin bu süreden sonra açtığı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, ... Yönetim Kurulunun 06.03.2020 tarihli kararının iptali istemine ilişkindir.Davalı ... Yönetim Kurulunun 06.03.2020 tarihli kararı ile davacıya yapılan arsa tahsisi iptal edilmiştir. Davacı tarafından 22.08.2023 tarihinde açılan işbu davada, İlk Derece Mahkemesince; davanın açılması için öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise, Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle reddedilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince karara esas alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 26.02.2014 tarihli ve 2013/4-329 E., 2014/... K. sayılı ilamında; 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu’nun (4562 sayılı Kanun) 25. maddesinin 5. fıkrasının “Genel kurulun teşkilini müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, ...'lerin organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin organları ile ilgili hükümleri kıyasen uygulanır.” hükmünü içerdiği, dava tarihinde yürürlükte olan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesinin 1. fıkrasında ise “Aşağıda yazılı kişiler, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve ana sözleşmede belirtilen hususlar ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine, toplantıyı izleyen günden başlamak üzere 30 gün içinde, ...'nin bulunduğu yerdeki ilgili mahkemeye başvurabilir.” düzenlemesine yer verildiği, normlar hiyerarşisine göre en üstte Anayasa’nın, ondan sonra sırasıyla kanun, tüzük ve yönetmeliklerin geldiği, yönetmeliklerle bir yasa hükmüne açıklık getirerek uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, kanun ve tüzükte öngörülen hak sağlayıcı düzenlemelerin yönetmelikle kaldırılamayacağı veya daraltılamayacağı gibi, bu tür düzenlemelerde öngörülmeyen yasaklayıcı veya sınırlayıcı hükümlerin yönetmelikle getirilemeyeceği, 4562 sayılı Kanunda iptal davasının açılabilmesi için bir sürenin düzenlenmediği, aynı Kanunun 25. maddesinin gönderme yaptığı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 381. maddesinde iptal davası açmak için üç aylık bir hak düşürücü süre öngörüldüğü, uyuşmazlık konusu olan, müteşebbis heyet tarafından alınan kararların iptali için hak düşürücü nitelikteki dava açma süresinin anılan Kanunun 381. maddesi uyarınca üç ay olduğu belirtilmiştir. Bu karardan sonra, 01.07.2017 tarihli ve 30111 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7033 sayılı Kanunla, 4562 sayılı Kanunun 25. maddesinin 5. fıkrası “...’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularında ... mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu maddede yapılan bu değişiklikle; önceki düzenlemeden farklı olarak, ...’lerin organlarına yer verilmemiş, sadece ...’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularıyla sınırlı olarak, 6102 sayılı Kanuna gönderme yapılmasıyla yetinilmiştir. Diğer bir anlatımla, yapılan bu değişiklik sonrasında, 6102 sayılı Kanunun anonim şirketler ile ilgili hükümlerinin, 4562 sayılı Kanunun 6. maddesinde ...’lerin organları olarak sayılan; müteşebbis heyet (işletme aşamasında genel kurul), yönetim kurulu, denetim kurulu ve bölge müdürlüğü hakkında uygulanması söz konusu olmayacaktır. Diğer taraftan, 7033 sayılı Kanunla değiştirilen 4562 sayılı Kanunda iptal davası açılması için bir süre öngörülmemiştir. Ancak 02.02.2019 tarihli ve 30674 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin (Yönetmelik) 22. maddesinde ise, genel kurul kararları aleyhine, toplantı tarihinden itibaren 3 ay içinde ...’nin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurulabileceği düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen YHGK ilamında da açıklandığı üzere, 4562 sayılı Kanunda öngörülmeyen hak düşürücü süre ile ilgili olarak Yönetmelik ile bir düzenleme yapılması düşünülemez. Bu nedenle, söz konusu Yönetmelik hükmünün, ...’lerin organları tarafından verilen kararların iptali için açılacak bir davada kıyasen uygulanması mümkün değildir. Öte yandan, 4562 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca ...’lerin sevk ve idaresini yürütmekle görevli olan yönetim kurulu kararlarının; doğrudan ...’nin katılımcıların kişisel haklarını etkilediği, aleyhine sonuçlar doğurduğu hallerde, ilgili katılımcının söz konusu yönetim kurulu kararının iptalini dava konusu edebileceği kabul edilmelidir.Gelinen bu aşamada, 05.09.2024 tarihli ve 32653 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 31. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik’in “Arsa tahsisinin iadesi veya iptali” başlıklı 62. maddesinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Söz konusu maddede yapılan değişiklikle, yönetim kurulu tarafından yapılan tahsis iptali işleminin, taraflara tebliğ edildiği tarihte geçerlilik kazanacağı hüküm altına alınmıştır.Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir ... katılımcısının, yönetim kurulu tarafından hakkında verilen arsa tahsisinin iptali kararına karşı, tebliğ edildiği tarihten itibaren dava açması mümkündür. Ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2. maddesinde yer alan;"...Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz..." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun maddesinde; hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifadesinin ardından, hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ... Yönetim Kurulu tarafından 28.01.2020 tarihinde dava konusu 80 33... nolu parsel için yapılan açık arttırma sonucunda en yüksek teklifi veren davacıya, taşınmazın tahsisinin yapıldığı, 04.02.2020 tarihinde davalı ... Müdürlüğü tarafından davacı şirkete ödeme planı gönderildiği, bu ödeme planında 20.02.2020 tarihinde 562.482,83 TL ödeme yapılması kalanının da üçer aylık sürelerle 12 taksit halinde ödeneceğinin bildirildiği ancak süresi geçtikten sonra 27.02.2020 tarihinde davacı tarafça peşinatın ödendiği anlaşılmıştır. Davalı ... Yönetim Kurulu tarafından 06.03.2020 tarihinde peşinat ödemesinin vadesinde yapılmadığı gerekçesiyle tahsis kararının iptal edildiği, aynı tarihte ikinci en yüksek teklifi verenin tahsis talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür. Davalı ... tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına 28.07.2020 tarihinde haklarında yapılan şikayet hakkında bilgi verildiği, bu bilgide tahsislerin tamamen iptal edilmediği, Mahkeme sonucuna göre işlem yapılacağı ve 11.06.2020 tarihinde tahsislerin yapıldığı belirtilmiştir. Bahsi geçen 11.06.2020 tarihli karar dosyada bulunmadığından, Dairemizce Mahkemesinden istenilmesi üzerine gönderilen davalı ... Müteşebbis Heyet Başkanlığının 11.06.2020 tarihli kararında;"06.03.20 20... /33- 2020/34- 2020/35 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile tahsisleri iptal edilen sanayi parsellerinin, isteklilerin yeniden aynı bedelden tahsisinin gerçekleştirilmesi ile ilgili talepleri Müteşebbis Heyetimizce görüşülmüş olup , firmalara aynı parsellerin aynı bedellerden tekrardan tahsis edilmesine, 80 33... olu 13.234, 89... 'lik sanayi parseli ... İnş. San Tic Ltd Şti.ne ise söz konusu parsel ile ilgili ihalede ikinci teklif sahibi firma tarafından mahkeme aracılığı ile koyulan tedbir gerekçesi ile adli süreç sonuçlandıktan sonra Yönetim Kurulu tarafından tekrar değerlendirilmesine" karar verildiği görülmüştür. Bu sefer, davalı ... Müdürlüğü tarafından, 29.03.2023 tarihinde davacı şirkete hitaben gönderilen yazıda ada ve parsel numarası belirtilmeksizin 13.234,89 m² ölçümlü arsa bedelinin 661.744,50 TL olarak güncellendiği, ilk taksidinin 264.697,80 TL olarak belirlendiği ve ödemesinin yapılması istenilmiş, bunun üzerine davacı şirket tarafından 31.05.2023 tarihinde belirtilen taksit süresinde ödenmiştir. Ancak davalı ... tarafından 10.08.2023 tarihinde ödenen bedel davacıya tekrar iade edilmiştir. Ayrıca, davalı ... Bölge Müdürlüğünün davacı şirkete hitaben yazdığı 17.08.2023 tarihli yazıda, dava konusu parsel ile ilgili dava süreci devam ettiğinden parsel tahsisinin olamayacağı belirtilmiştir. Bu arada, açık arttırmada ikinci teklifi veren şirket tarafından ... Yönetim Kurulunun arsa tahsis talebinin reddine yönelik kararın iptali istemine ilişkin ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine 2020/303 E. sayılı dosyası ile açılan davada, verilen davanın reddi kararının, Dairemizin 09.05.2024 tarihli kararı ile onandığı, davacının karar düzeltme isteminin 21.10.2024 tarihinde reddine karar verildiği, böylece kararın 21.10.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. O halde, yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerden, davacı şirket lehine tahsisi yapılan parsele ilişkin olarak, davacı tarafa güncellenmiş parsel bedelinin gönderilmesi, dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan davanın devam ettiğinin bildirilmesi ve davalı ... Müteşebbis Heyet Başkanlığının 11.06.2020 tarihli kararının da birlikte değerlendirilmesinde, davalı tarafça tahsisin iptaline ilişkin sürecin devam ettiği algısı oluşturulduğundan Mahkemelerce hak düşürücü sürenin başlangıç tarihinin 26.03.2020 tarihi olup 3 aylık sürenin geçtiğinin kabul edilmesi dürüstlük ilkesi gereğince yerinde görülmemiş, tahsisin iptaline ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline dair açılan davada işin esasına girilerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.