11. Ceza Dairesi, bilişim sistemleri ve banka kullanılarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünü usuli hatalar ve kazanılmış hak nedeniyle düzelterek bozmuştur.
Özet: Sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtayca yapılan incelemede, gerekçeli kararda suç adının ve tarihinin eksik belirtilmesi, uygulama maddesinin tam olarak gösterilmemesi ve sanığın aleyhe temyiz bulunmayan önceki cezasının oluşturduğu kazanılmış hakkın gözetilmemesi gibi usul hataları nedeniyle bozulmuş; ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu eksikliklerin doğrudan Yargıtay tarafından düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/363 E., 2016/28 K.SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ve kamukurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, düzeltilerek onamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, temyiz edenin duruşmalı inceleme isteminin, koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilerek gereği düşünüldü:1. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Karara Yönelik Temyiz YönündenSanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 12 inci maddesi ğereği itiraz yoluna tabi oldığı, temyizinin mümkün olmadığı ve sanığın dilekçesi üzerine itiraz merciince de gereğince tevessül ediliği anlaşılmakla dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,2. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz YönündenGerekçeli karar başlığında "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" olarak eksik gösterilen suç adının " bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" olarak, yine 11.11.2006 olarak hatalı gösterilen suç tarihinin 05.09.2006 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde ihtar yapılmasına karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “...ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “...denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Hüküm fıkrasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.10.2014 tarihli ve 2014/38 Esas, 2014/17321 Karar sayılı bozma ilamından önce İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2009 tarihli ve 2008/43 Esas, 2009/400 Karar sayılı kararı ile verilen sanığın dolandırıcılık suçundan 10 ay hapis ve 100 TL adli para cezasına ilişkin hükmün sanık tarafından temyiz edilip hükme ilişkin aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bu cezanın sanık lehine 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiğinin gözetilmemesi,Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (B-1) bendinden "158/1 d-f" ibaresinin çıkartılarak yerine "158/1-d-f-son" ibaresinin eklenmesi, yine hüküm fıkrasına, hüküm fıkrasının (B-3) bendinden sonra gelmek üzere, "Aleyhe temyiz olmadığından sanık hakkında daha önce İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2009 tarihli kararı ile verilen ceza kazanılmış hak olarak değerlendirilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın sonuç olarak 10 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.04.2026 tarihinde karar verildi.