Haksız çek ödeme yasağı nedeniyle fazladan ödenen 45.000 TLnin tazmini talepli maddi zararın giderilmesi davasına ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Davacı, ciro silsilesinde yer alan bir çeke davalının silahlı saldırı sonucu kaybolduğu iddiasıyla haksız yere ödeme yasağı kararı aldırması neticesinde, icra takibi altında kalan çek bedelinden 45.000 TL fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek maddi tazminat talep etmiş; mahkeme, davalının iddialarının aksine, savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen bir olaya dayanarak haksız yere ödeme yasağı kararı aldırdığını, bu durumun davacının zararına yol açtığını belirterek, 45.000 TL tazminatın davalıdan faiziyle tahsiline karar vermiştir.

T.C. ............2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/778 Esas - 2025/690
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/778 EsasKARAR NO : 2025/690H..........x..............x.......................x................x........x.........x.................xDAVA : Maddi TazminatDAVA TARİHİ : 19/10/2021KARAR TARİHİ : 10/11/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin keşide ettiği 480.000 TL bedelli, 20.03.2021 ödeme günlü 0395136 seri numaralı çekin lehtarının ................ Elektrik San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, çekin cirolanarak birden fazla kişide el değiştirdiğini, ciranta ..........’in çekin kaybolduğu iddiası ile mahkemeye başvurduğunu, ............2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2021/170 Esas sayılı dosyası ile çeke ödeme yasağı konulduğunu, çekin vade tarihi geldiğinde son hamil ... Otomotiv şirketinin çeki bankaya ibraz ettiğini, çekte ödeme yasağı olduğundan ödeme yapılmadığını, bunun üzerine ... Otomotiv şirketinin müvekkili aleyhine ............17. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4012 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, müvekkili icra baskısı altında 525.000 TL ödeme yaparak icra dosyasını kapatmak zorunda kaldığını, oysa banka hesaplarında çekin bedelinin hazır olduğunu, kendi kusuru bulunmadığı halde çekte ödeme yasağı konulduğunu ve çekin bedeli olan 480.000 TL ödemesi gerekirken fazladan 45.000 TL ödeme yapmak durumunda kaldığını, davalının TTK emredici hükümlerine aykırı şekilde ödeme yasağı kararını aldığını, davalının ciro ederek kendi iradesi ile elinden çek çıktığı halde dürüstlük kuralına uymadığından müvekkilinin zarara uğradığını, davalı çekin bedeli ödendikten sonra çek iptali davasından vazgeçtiğini, bu nedenlerle fazladan ödemiş olduğu 45.000 TL tutarın müvekkilinin zararı olduğunu ileri sürerek bu miktarın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bahsettiği dava konusu çekin, müvekkilinin 13.11.2020 tarihinde silahlı saldırıya uğradığı gün kaybolduğunu, çek yasağı için başvuruda bulunulan ............2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/170 esas sayılı dosyasına da müvekkilinin karakolda verdiği ifadenin ibraz edildiğini, saldırı ile ilgili soruşturma dosyasının ............Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/38662 soruşturma numarası ile devam ettiğini, olay sırasında cüzdanında bulunan çek, gasp mı, çalıntı mı olduğunu bilinmediğinden çekin kaybolduğundan bahisle mahkemeye başvurma zorunda kalındığını, davacının davada hukuki yararının bulunmadığını, icra takibi yapıldığında fazla ödeme yapmaması için yasal yollara başvurabileceği halde başvurmadığını, müvekkilinin çek yasağı başvurusundaki ............2. Ticaret Mahkemesindeki davadan feragat etmediğini çek tahsil olduğundan ve çekin ortaya çıkması nedeniyle dava konusuz kalması sebebiyle ödedikleri teminatı almak maksadı ile hukuki yarar kalmadığından teminatın iadesi talebinde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.............5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/648 Esas-2022/622 K. Sayılı karar sayılı dosyası incelendiğinde; dava konusu çekin incelenmesinde davalının ciro silsilesinde bulunduğu ve silsilenin sağlıklı olduğu, her ne kadar çekin elinden silahlı saldırı sonucu elinden rızası dışında çıktığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuşsa da ............CBS 2020/25885 nolu soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının çek ibrazından sonra dava dışı üçüncü kişiye istirdat davası açmamış olduğu, davalının ciroladığı çek hakkında haksız ödeme yasağı kararı aldırdığı, bu fiili ile davacının zarara uğramasına sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 45.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.............5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/648 Esas-2022/622 K. Sayılı karara karşı yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvuru yapılması neticesinde; ............Bölge Adliye Mahkemesi 25. HD'nin 2023/1418 Esas-2024/2292 K. sayılı ilamı ile;"Dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK’nın “Tazminat” başlıklı 399. maddesinde; “(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmü düzenlenmiştir.Kural olarak, ihtiyati tedbir isteyen tarafın bu tedbiri haksız olarak koydurduğu anlaşılırsa, karşı taraf veya üçüncü kişi, bu haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradıkları zararın ödenmesini, ihtiyati tedbir koydurmuş olan taraftan ayrı bir tazminat davası ile isteyebilir. Haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.HMK'nın 399/2. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararın tazmini davasının, esas hakkındaki davanın görüldüğü ve karara bağlandığı mahkemede açılması gerekir.Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca "dava şartı" niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında ve resen gözetilmelidir.Somut olayda dosya kapsamından, davacının keşidecisi, dava dışı ................ Elektrik San. Tic. Ltd. Şti.'nin lehtarı olduğu 480.000 TL bedelli, 20.03.2021 ödeme günlü 0395136 seri numaralı çekin ciro silsilesiyle birçok kez el değiştirdiği, cirantalardan olan davalı tarafından çekin, 13/11/2020 tarihinde uğradığı silahlı saldırı esnasında kaybolduğu iddiasıyla 09/03/2021 tarihinde ............2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/170 Esasına kayden zayi nedeniyle çek iptali davası açıldığı ve çekin dava sonuna kadar ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiği, anılan mahkemece 11/03/2021 tarihli ara kararla talebin kabulüne karar verilerek teminat mukabilinde tedbirin uygulandığı, davacı keşideci şirket tarafından; son hamil olan dava dışı ... ........ Otomotiv şirketince çekin vade tarihinde bankaya ibraz edildiği, ödeme yasağı nedeniyle karşılığı bulunmasına rağmen ödeme yapılamadığı, anılan şirket tarafından çekin icra takibine konu edilmesi nedeniyle icra baskısı altında icra alacaklısına ödeme yapılmak durumunda kalındığı, çekin bedeli olan miktarın ödenmesi gerekirken fazladan ödeme yapılması nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece, HMK’nın 399/2. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin ............2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu gözetilerek davanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.Öte yandan mahkemenin karar başlığında davacı şirketin unvanı “İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde” ........ Elektrik ve İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olarak gösterilmiş olup bu hususta dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. İflâs hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirdiğinden Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2021 tarih ve 2021/3014 esas, 2021/791 karar sayılı kararında açıklandığı şekilde 2004 sayılı İİK’nın 191 vd. maddeleri uyarınca gerekli araştırmanın yapılması gerektiği görevli mahkemece gözetilmelidir." şeklinde belirtilerek, ............5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/648 Esas-2022/622 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği, akabinde, ............5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2024 tarih, 2024/767 Esas-2024/733 K. sayılı kararı ile, dosyanın Mahkememize gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.............2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/170 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı... tarafından sunulan dava dilekçesi ile; ........ Elektrik ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin keşideci olduğu, ... Katılım Bankası ............Kurumsal Şubesi'ne ait; ... seri no.lu, 20.03.2021 vade tarihli, 480.000,00 TL bedelli çekin, 13.11.2020 günü silahlı saldırıya uğradığı sırada kaybolduğunu, olay sonrası Karakolda ifade verdiğini, anılan ifade tutanağında ... plaka sayılı araçtaki cüzdanının içindeki ... seri numaralı çekin kaybolduğunu, çekin arkasında kendisinin de cirosunun bulunduğunu, bu hususta ............Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/25885 numaralı dosyasında soruşturma devam ettiğini, anılan çekin tanınmayan kişiler tarafından bankadan, tahsil edilmesini önlemek maksadıyla öncelikle söz konusu çekin dava sonuna kadar ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir konulması için... Katılım Bankası ............Kurumsal Şubesine müzekkere yazılmasına, ... Katılım Bankası ............Kurumsal Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 20.03.2021 vade tarihli, 480.000,00 TL bedelli senedin iptaline karar verilmesini talep ettiği, Mahkememizin 11/03/2021 tarihli ara kararı ile, %15 teminat mukabilinde, tedbiren çeke ilişkin ödeme yasağı kararı verildiği, ilerleyen süreçte; çek keşidecisi dava dışı ........ Elektrik. ... A.Ş vekilinin uyap sistemi üzerinden sunduğu dilekçe ile davaya konu çek aslının icra dosyasından geri alındığının beyan edildiği, davacı vekilinin 29/03/2021 tarihli dilekçesi ile davaya konu çekin tahsil edildiğini beyan ettiği görülmekle, 02/04/2021 tarihli celsede, davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Mahkememizin 11/03/2021 tarihli ödeme yasağı kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.............4. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/60886 (............17. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4012) esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; ... ........ Otomotiv Gayrimenkul Oto Kiralama Tarım Hayvancılık Kuyumculuk Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından, ..., ........ Elektrik ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin de aralarında bulunduğu borçlular aleyhine, "20/03/2021 günlü 39513620 seri nolu 480.000,00 TL çek" açıklamasıyla, 480.000,00 TL çek alacağı, %30 komisyon tutarı 1.440,00 TL, %10 çek tazminatı 48.000,00 TL olmak üzere toplam 529.440,00 TL alacağın tahsili amacı ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, mahkememiz davacısı borçlu tarafından yapılan ödeme üzerine dosyanın 02/04/2021 tarihinde haricen tahsille kapatıldığı anlaşılmıştır.............Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/38662 E.sayılı soruşturma dosyası kapsamında, müşteki... tarafından, ... aleyhine, hırsızlık suçu kapsamında şikayette bulunulduğu, yapılan inceleme neticesinde; 13/11/2020 tarihinde işyeri çıkışında uğramış olduğu silahlı saldırı neticesinde şikayetçi olduğu şüpheliye kendi adına kayıtlı aracını sattığını, şüphelinin de ... plakalı aracı kendisine emaneten verdiğini, şüphelinin daha sonra aracın devrini kendisine vereceğini, silahla yaralanma olayı olduktan sonra aracında bulunan cüzdanı ve cüzdanının içerisindeki sürücü belgesini, Türk Hava Yolları kartını ve çeki bulamadığını, şüphelinin ya da onun yönlendirmiş olabileceği kişi ya da kişilerin bu eşyalarını almış olabileceğini beyanla, şikayetçi olduğu olaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, şüpheliye ulaşılamaması nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, henüz infaz edilmediği, olay sırasında kullanılan tabancaya ait alınan uzmanlık raporunda 6136 SK kapsamında değerlendirilmeyeceğinin belirlendiği, şüphelinin üzerine atılı suça ilişkin olarak soyut beyan dışında kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı ayrıca olayda kullanılan silaha ait rapora göre suçun yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, kamu adına Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına şeklinde karar verildiği görülmüştür. ............75.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/125 E.sayılı dosyası incelendiğinde; sanık ... hakkında Basit Yaralama, Mala Zarar Verme suçları bakımından yapılan yargılama neticesinde; olay tarihinde, gece saatlerinde, müşteki Muzaffer'in işyerinden çıktığı ve arabasına binmek istediği sırada aracının ön tarafından park halinde bulunan koyu renkli ... marka araçtan inen sanığın müştekiye doğru ateş etmeye başladığı, mermilerden bir tanesinin müştekinin sol bacağının üst kısmına geldiği, eylem neticesinde ............Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi'nin adli muayene raporunda belirtildiği şekilde müştekinin yaralandığı, ayrıca mermilerden birinin müşteki Beste'nin park halindeki ... plakalı aracının sol arka çamurluğuna isabet ettiği, bu şekilde sanığın silahla kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarını işlediği kanaatine varıldığından sanığın üzerine atılı bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.Uyuşmazlık, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı maddi tazminat isteğine ilişkindir.Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası HMK'nın 399 uncu maddesinde;"(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar" şeklinde düzenlenmiştir.İhtiyatî tedbir kararı verilirken, ihtiyatî tedbirin niteliği gereği tam bir inceleme yapılmadan yaklaşık ispatla yetinilerek karar verildiğinden talep edenin sonuçta davada haksız çıkma ihtimali de bulunmaktadır. Bundan başka tedbirin uygulanması sonucu, karşı tarafın ya da üçüncü kişilerin zarar görmesi her zaman imkân dahilindedir. Nitekim bu ihtimalleri gözeten kanun koyucu tedbir kararı verilirken talepte bulunandan teminat alınmasını öngörmüştür (HMK md. 392).Tedbir talep eden tarafın bu talebinde haksız olduğu anlaşılırsa bu tedbirden zarar görenler, talepte bulunana karşı tazminat davası açabilirler. Burada bir kusursuz sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Ancak sorumluluğun haksız fiil veya tehlike sorumluluğundan ziyade, fedakârlığın denkleştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira sorumluluğun kaynağını oluşturan fiil (ihtiyatî tedbir kararı veya tedbirin icrası), mahkeme kararına dayanmaktadır ve bu nedenle haksız fiil veya tehlike sorumluluğunun temel unsuru olan "hukuka aykırı fiilden" söz edilemez. Bu bağlamda ihtiyatî tedbirin hukuka aykırı olması ile haksız olması arasında ayrım yapmak daha uygun olur. Yargılama yapılarak verilen bir mahkeme kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle tedbir talebinde bulunan sorumlu tutulamaz; olsa olsa tedbirin haksız olması nedeniyle aleyhine tedbir uygulananın uğradığı zararları telafi edilebilir. Kusursuz sorumluluk olması sebebiyle talep edenin dava sonucu haksız çıkması ve tedbirden dolayı bir zararın doğması yeterlidir. Bunun dışında tedbiri talep ederken iyiniyetli olması veya başlangıçta haklı görülmesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davasının şartlarına değinmekte de fayda vardır. İlk olarak ihtiyatî tedbir kararının icra edilmiş olması gerekir. Tazminat davasının açılabilmesi için ihtiyatî tedbire karar verilmiş olması yeterli olmayıp tedbirin infaz edilmesi de gereklidir. Ayrıca tedbir uygulanmamış olsa dahi, bu kişiler tedbirin uygulanmaması ya da kaldırılması için teminat göstermişlerse tazminat talep edebilirler. Çünkü, bu durumda teminat göstermek suretiyle bir zarar ortaya çıkacaktır.Tazminat davasının açılabilmesi için bir diğer şart ise, ihtiyatî tedbir talep edenin talepte bulunduğu anda haksız olması gerekir. Bu haksızlık da kural olarak asıl davanın sonuçlanması ile belli olur. Buna göre üç hâlde sorumluluk söz konusu olabilecektir. İhtiyatî tedbir talep etme anında haksız olma, ihtiyatî tedbirin kendilinden kalkması ve tedbirin itiraz üzerine kaldırılmasıdır.Teminat karşılığında veya durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbir kaldırılmış ise, hemen tazminat davası açılamaz. Zira bu iki ihtimalde, ihtiyatî tedbirin verildiği anda haksız olduğu ortaya çıkmamış, ihtiyatî tedbir ileriye etkili olarak kaldırılmıştır. Örneğin tedbir kararı verilmesini gerektiren tehlikeli hâl dava devam ederken sona ermişse ihtiyatî tedbir HMK'nın 396 ncı maddesine göre kaldırılır. Ancak ihtiyatî tedbir kararı verildiği tarihte tehlike mevcut olduğu için tedbir haksız değildir. Buna karşılık asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse tedbire esas hakkın bulunmadığı anlaşılmış olacağından tazminat davası açılabilir.Teminat karşılığında tedbirin kaldırılmasında esasen tedbir, teminat üzerinde devam etmiştir. Asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse karşı tarafın teminat göstermek zorunda kalmasından dolayı uğradığı zararın, örneğin bankaya teminat mektubu temin etmek için ödediği komisyonun ödetilmesi için tazminat davası açabilir.Tazminat davasının bir diğer şartı ise zararın doğmasıdır. Ortada doğmuş bir zarar yok ise bu dava açılamaz. Zarar ihtiyatî tedbir kararının icra edildiği tarih ile ihtiyatî tedbirin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarardır.Son olarak haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için zarar ile haksız ihtiyatî tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Başka bir anlatımla, davacının talep ettiği zararın, haksız olduğu anlaşılan ihtiyatî tedbirden kaynaklanması gerekir.Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Mahkememizin 2021/170 E.sayılı dosyası kapsamında, davacı...'in, 13.11.2020 günü silahlı saldırıya uğradığı sırada davaya konu çekin kaybedildiği, çekin, ... plaka sayılı araçtaki cüzdanının içinde bulunduğu, çekin arkasında kendisinin de cirosunun bulunduğu yönünde beyanda bulunduğu, davacı tarafça bildirilen savcılık dosyası kapsamında, yaklaşık ispat koşulları oluştuğundan Mahkememizce tedbiren ödeme yasağı kararı verildiği, dosya içerisine alınan savcılık ve ceza dosyaları incelendiğinde, silahla kasten yaralama ve mala zarar verme suçları nedeniyle dava dışı ... aleyhine mahkumiyet kararı verildiği(08/11/2022 tarihinde), hırsızlık suç isnadı bakımından ise yeterli delil bulunmadığından, kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiği(03/09/2021 tarihinde), şüpheliye ulaşılamaması nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere; tazminat davasının açılabilmesi için, ihtiyatî tedbir talep edenin talepte bulunduğu anda haksız olması gerekir. Bu haksızlık da kural olarak asıl davanın sonuçlanması ile belli olur. Buna göre; savcılık ve ceza dosyalarındaki tahkikat henüz sonuçlanmadığından, ...'in ihtiyati tedbir talep etme tarihi olan 09/03/2021, Ödeme yasağı karar tarihi olan 11/03/2021, çekin ibraz tarihi olan 22/03/2021 tarihleri itibariyle ihtiyati tedbir talebinde haklı olduğu açıktır.Diğer taraftan; tedbir kararının hüküm fıkrasında konulan, 6102 sayılı TTK'unun 778/ı bendinin atfı ile 757. madde uyarınca ödeme yasağıdır. Ödeme yasağı ise bankanın kredi hesabından çek bedelinin ödenmemesini temin eder. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre ödeme yasağı bulunması çeklerin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmeyeceğinden çek hamili ilgililer hakkında icra takibi yapabilir. Ödeme yasağından çekin ibrazı ile haberdar olan davacı şirketin, HMK’nın 394/3 maddesinde düzenlenen “İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.” hükmü uyarınca ihtiyati tedbire itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Davacı şirket tarafından bu yönde de bir talepte bulunulmamıştır.Bu durum karşısında; HMK'unun 399.maddesi kapsamında yasal şartları oluşmayan ve haklı görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 847,05 TL harçtan mahsubu ile bakiye 231,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 72.00 TL ( posta gideri ) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/11/2025 YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ:DAVALIPosta Masrafı : 72.00 TL