2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası, kısmi ödemelere rağmen kalan alacağın tahsili amacıyla açılmıştır.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan bir davayı konu almaktadır. Davacı taraf, iş makinası hizmetleri karşılığı düzenlediği faturalardan doğan 527.592,00 TL alacağı için icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, ancak itiraz sonrası davalıdan 477.592,00 TL ödeme aldığını ve kalan 50.000,00 TL borcun tahsili ile icra inkar tazminatı istediğini belirtmiştir. Davalı ise, davacıya hiçbir borcunun kalmadığını, toplam 527.592,00 TLnin tamamını ödediğini, icra takibinin kendisine bildirim yapılmadan başlatıldığını ve ödenen borç için itiraz etme hakkını kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, dosyayı inceleyerek davacının belirli bir miktar asıl alacak ve faiz için takip başlattığını ve davalının ödeme emrine süresinde itiraz ettiğini tespit etmiştir.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/782 Esas - 2025/645

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/782 Esas
KARAR NO : 2025/645
..........x..............x.........
..............x................x.
.......x.........x.................x
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/11/2024
KARAR TARİHİ : 24/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında iş makinası hizmeti karşılığı olarak ticari iş ilişkisi kapsamında toplam 527.592,00 TL tutarlı iki adet fatura düzenlendiğini, bu faturalar kapsamında davalının ödeme yapmaması üzerine 23.10.2024 tarihinde ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2024/68793 Esas sayılı dosyası ile doğan fatura borçlarından kaynaklanan 527.592.00 TL asıl alacağı nedeniyle icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, icra takibi sonrasında müvekkilin hesabına 24/10/2024 tarihinde 127.592.00 TL, 26/10/2024 tarihinde 50.000,00 TL, ödeme gönderdiğini, ayrıca 24/10/2024 tarihinde WhatsApp üzerinden adresini sorarak Türkiye İş Bankası'na ait 3076997 numaralı 30.11.2024 keşide tarihli 300.000,00 TL bedelli çeki Yurt İçi Kargo 201377584620 nolu kargo numarası ile gönderdiğini ve 25/10/2024 tarihi müvekkili tarafından çekin teslim alındığını, takipten sonra çek ile 2 adet banka havalesinin toplamının 477.592,00 TL olduğunu, davalının müvekkili şirkete fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL asıl alacak borcu bulunduğunu belirtilerek, borçlunun itirazının iptaliyle takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatı ile %10 para cezasına hükmedilerek, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığını, davacı şirketin dava dilekçesinde zikretmiş olduğu 527.592.00 TL tutarındaki bakiyenin tamamının davacı şirkete ödendiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete herhangi bir temerrüt ihtarı gönderilmeksizin hiçbir bildirim yapılmaksızın, taraflar arasındaki ticari ilişki hiçe sayılarak ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2024/68793 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından, başlatılmış olan icra takibinden bilgi sahibi olunmaksızın davacı şirkete olan bakiye borcun birkaç parça halinde ödendiğini, ödenmiş olan borç için tebliğ edilen ödeme emrine itiraz edilmesi müvekkili şirketin en doğal hakkı olduğunu savunarak, haklı ve yerinde olmayan, yasal koşulları bulunmayan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK olarak kısaltılacaktır) 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasına ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 Sayılı İİK'nın 67.maddesinde, "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır" hükmü bulunmaktadır.
Mahkememizce davaya dayanak icra dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir. ... 2. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/68793 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacının, davalı aleyhine 527.592,00 TL asıl alacak ve 31.131,01 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 560.723,01 TL alacak yönünden icra takibi başlattığı, icra takibine dayanak olarak 228.792,00 TL ve 298.800,00 TL bedelli iki adet faturanın gösterildiği, bu kapsamda 23/10/2024 tarihli örnek 7 ödeme emrinin davalıya 30/10/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafından 30/10/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında iş makinesi çalışma hizmeti sunduklarını, bu hizmet karşılığında iki adet fatura tanzim ettiklerini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, takibin hemen akabinde iki adet banka havalesi yoluyla ve bir adet çek ile ödeme yapıldığını, ödemeler düşüldüğünde davalıdan 50.000,00 TL alacaklı olduklarını belirterek davalı tarafça takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili tarafından faturaya konu alacakların davacı tarafa eksiksiz ödendiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Bu ön tespitlerin ardından, eldeki davanın alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun, davacının davalıdan icra takibine ve davaya konu iki adet faturadan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, davalı tarafça fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, ödenmişse davacının bakiye alacağı olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü açısından davacının iddiaları çerçevesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için davacıya ve davalıya ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri ve iletişim kurulacak kişileri bildirmek için kesin süre verilmiş, verilen kesin sürede ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer ile iletişim kurulacak kişilerin bilgilerinin bildirilmemesi halinde defter ibrazından kaçınılmış sayılacağı ihtar edilmiştir. Bu kapsamda, taraf vekillerince belirlenen süre içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu yerin bildirildiği görülmüştür. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan davacının ticari defterlerinin incelenmesinde, davacı tarafça düzenlenmiş takip ve davaya dayanak olan 228.792,00 TL bedelli fatura ile 298.800,00 TL bedelli fatura olmak üzere toplam 527.592,00 TL bedelli iki adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça dava öncesi yapılan 127.592,00 TL, 50.000,00 TL havale ile 300.000,00 TL bedelli çek ödemesi düşüldüğünde davacının davalıdan bakiye 50.000,00 TL alacağı bulunduğu görülmüştür. Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda ise, davacının takibe ve davaya dayanak olarak gösterdiği iki adet faturanın davalının da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine davalı tarafça dava öncesi yapılan ödemeler dikkate alındığı dava tarihi itibariyle davalının davacıya 50.000,00 TL bakiye borcu kaldığı, dava tarihinden sonra da bakiye borç tutarı olan 50.000,00 TL kadar ödeme yapıldığı görülmüştür. Dolayısıyla tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı açıktır. Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar etmemiş, borcu olmadığını, fatura bedellerini ödediğini iddia etmiştir. Gerçekten de tarafların ticari defterleri incelendiğinde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda takibe ve davaya konu iki adet faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüştür. Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesiyle davacı tarafa borcu olmadığını, fatura bedellerini ödediğini beyan etmiş ise de, davalı tarafın davacı tarafından tanzim edilen faturaları itiraz etmeksizin ticari defterlerine kaydettiği, dava tarihi itibariyle kendi ticari defterlerine göre de davacıya 50.000,00 TL borçlu gözüktüğü, bu nedenle davacının mevcut dosya kapsamındaki delillere göre dava tarihi itibariyle davalıdan iki adet faturadan kaynaklı bakiye 50.000,00 TL alacaklı olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Bu itibarla, davalı, davacı tarafça 23/10/2024 tarihinde başlatılan icra takibinden sonra,
-24/10/2024 tarihinde banka havalesi yoluyla 127.592,00 TL'lik kısmi ödeme
-26/10/2024 tarihinde banka havalesi yoluyla 50.000,00 TL'lik kısmi ödeme ve
-30/11/2024 keşide tarihli 300.000,00 TL'lik çek ile kısmi ödeme olmak üzere toplam 477.592,00 TL'lik ödeme yapmış, davacı da eldeki davada takipten sonra ancak davadan önce yapılan bu ödemeler mahsup edilmek ve hukuki yarar gözetilmek suretiyle 50.000,00 TL üzerinden dava açmıştır. Yargılama devam ederken davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere 04/12/2024 tarihinde bakiye asıl alacak miktarı kadar, yani 50.000,00 TL kadar ödeme yapıldığı anlaşılmış ve ödemeye ilişkin bilgi ve belgeler Mahkememize sunulmuştur. Bilindiği üzere, borçlunun dava açıldıktan sonra yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanı mahkemenin davayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazdan haksızlık durumuna göre inkar tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmez. Ancak verilecek kararda sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması belirtilmelidir (Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2015 tarihli 2014/19-525 Esas 2015/2838 Karar sayılı ilamı bu yöndedir). Buna göre dava açıldıktan sonra davalının bakiye asıl alacak kadar ödemede bulunduğu görülmekle, davanın açıldığı tarihte davacı talebinde haklı olduğundan Mahkememizce davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve dava tarihinden sonra yapılan ödemenin icra müdürlüğünce infaz sırasında değerlendirileceği gözetilmek suretiyle hüküm tesis edilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden ise, İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu dönem yönünden davacı alacağının likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davaya konu ... 2. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/68793 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yönelik davalının itirazının 50.000,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin aynı koşullarda DEVAMINA, dava açıldıktan sonra davalı tarafça yapılan 50.000,00 TL ödemenin icra dairesince infaz aşamasında DİKKATE ALINMASINA,
3-Alacağın (10.000,00 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Alınması gerekli 3.415,5‬0 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.987,9‬0 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 10.613,40 TL ( 427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 125,00 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İADESİNE,
9-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2025