Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, haksız hacizle yediemine çekilen araçlar nedeniyle oluşan maddi zararların kabulü ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davalı tarafından başlatılan haksız icra takibi neticesinde davacının araçlarına konulan haciz ve yediemin uygulaması nedeniyle uğradığı yediemin ücreti, bakım masrafı, muayene gecikme ücreti, icra dosyasına yapılan ödeme ve araç mahrumiyeti gibi maddi zararlar ile ticari itibarının zedelenmesinden kaynaklanan manevi tazminat talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin maddi tazminatları faizleriyle birlikte kabul edip manevi tazminatı reddetmesi üzerine, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kararın haksız haciz nedeniyle ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle istinaf edilmesi sürecini özetlemektedir.

T.C. BAM HUKUK DAİRESİ

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
B.A.M. KARAR TARİHİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine icra takibi başlatığı sırada haksız şekilde müvekkiline ait araçların haczedilerek muhafaza işlemi uygulandığını, müvekkili tarafından açılan menfi tespit davasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, araçların haczedilip muhafaza altına alınması nedeni ile müvekkilinin maddi zarara uğradığını,.İcra Müdürlüğünün dosyasından 09.08.2017 tarihinde 1.729,46 TL reddiyat yapıldığını, takibin haksız olduğunun anlaşılmasından sonra bu tutarın müvekkiline iade edilmediğini, bu nedenle davanın kabulüne, müvekkilinin ödediği; 8.650 TL yediemin ücretinin ödeme günü olan 21.11.2018 tarihinden, 1.250 TL periyodik bakım masrafının ödeme günü olan 22.11.2018 tarihinden, 464,45 TL muayene gecikme ücretinin 12.12.2018 tarihinden, icra dosyasından yapılan 1.729,46 TL reddiyatın ödeme günü olan 09.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müvekkilinin araçlarından mahrum kalması nedeni ilc uğramış olduğu kazanç kaybının araçların muhafaza altına alındığı tarihlerden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikle davalıdan tahsilini, haksız takip nedeniyle ticari işlerinde kullandığı araçlarının yedi eminde kalması nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı tarafından 31/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde 464,45.-TL olarak talep edilen Tüv Muayene gecikme bedelini 83,37-TL daha artırarak 547,82.-TL ye, 1.000,00.-TL olarak talep edilen mahrumiyet zararını 35.631,00.-TL artırarak 36.631,00.-TL ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmekte olup; davaya karşı görev itirazlarının olduğunu, davayı kesinlikle kabul etmemekle birlikte; müvekkili şirket tarafından mahkeme ilamları dayanak gösterilmek suretiyle icra takip işlemi yapılmış olması sebebiyle davanın Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğinden davanın husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve davacı tarafın iş bu davaya ilişkin iddialarını idare mahkemesinde adalet bakanlığına husumet yönelterek açacağı tam yargı davasına konu etmesi gerektiğini,... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ... sayılı karar ile davacının hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulduğunu ve davacı tarafça söz konusu ihtiyati haciz kararına karşı itiraz kanun yoluna dahi başvurulmadığını, bunun yanı sıra; dava konusu ... İcra Müdürlüğünün ..Esas sayılı icra takip dosyasına (kambiyo takibi-örnek 10) karşı davacı tarafça takibin iptali talebinde dahi bulunulmadığını, davacı tarafça gerek ihtiyati haciz kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulması suretiyle verilen kararı kaldırma imkanı varken gerek icra tetkik mercinde takibin iptali davası açarak takibin iptali yoluna gidebilecekken; söz konusu eylemlerde bulunmaması üzerine... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2015/3440 D.İŞ 2015/3440 sayılı kararını icra takibine konu eden müvekkilinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın zamanaşımı, görev, husumet yönünden usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 8.650,00 TL Yediemin ücretinin 21/11/2018 tarihinden, 1.250,00 TL bakım masrafının 22/11/2018 tarihinden, 547,82 TL muayene gecikme ücretinin 12/12/2018 tarihinden, 1729,46 TL icra dosyasına yapılan ödemenin 09/08/2017 tarihinden, 36.631,00 TL araç mahrumiyet zararının 20,284,00 TL'sine 16/01/2017 tarihinden, 16.347 TL'sine 29/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davalının haksız haczi nedeniyle müvekkilinin araçlarının yediemine çekilmesinin müvekkilinin tacir itibarını zedelediğini bu nedenle manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davacı tarafından açılan menfi tespit davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra davanın açılması nedeniyle dava dilekçesinde talep edilen ve ıslah ile arttırılan alacağın zaman aşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkil tarafından mahkeme ilamları dayanak gösterilerek takip yapıldığını, bu nedenle husumetin Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, davacının ihtiyati haciz kararına itiraz etmediği gibi takibin iptaline yönelik dava da açmadığını, bu nedenle ağır kusur bulunduğundan müvekkilinden tazminat talep etme hakkı olmadığını, bilirkişi raporu ile yapılan hesaplamanın fahiş olduğunu, ara buluculuk masrafı ve yargılama giderlerine haklılık oranına göre hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava; haksız haciz nedeniyle maddi manevi tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının davacı hakkında ihtiyati haciz kararına istinaden yapılan hacizlerin haksız olup olmadığı ve haksız haciz nedeniyle tazminat talep etme hakkı bulunup bulunmadığı ile miktarının ne kadar olduğu hususudur.
Davalı tarafından davacı aleyhine ..Asliye Ticaret Mahkemesinin .. değişik iş sayılı dosyası ile 72.987,50 TL alacak için ihtiyati haciz talep edildiği ve mahkeme tarafından talebin kabulü ile % 15 teminat karşılığına alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere davacının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler üzerindeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiği görülmüştür.
İhtiyati haciz kararın istinaden ..İcra Müdürlüğünün .. takip sayılı dosya ile davacı borçlunun aleyhine ihtiyati haciz kararının icraya konulduğu ve davacının araçları üzerine haciz konularak yediemine teslim edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında çeke dayalı kambiyo senedine mahsus takip yaptığını, çekin arkasındaki cironun çizilerek iptal yazılması suretiyle çekin iptal edildiği ve müvekkilinin davalıya çek nedeniyle borcu olmamasına rağmen müvekkil hakkında çek ile ilgili haksız ihtiyati haciz kararı alarak müvekkilinin araçları üzerine haczi konulduğu ve müvekkili tarafından araçların yedi emin deposundan alınması için masraf ödendiğini, araçların yediemin deposunda kaldığı süre nedeniyle bakım ihtiyacı oluştuğunu bakım nedeniyle bir takım masraflar yaptığı, araçların muayenesinin gecikmesi nedeniyle gecikme masrafı ödediğini icra dosyasından yapılan reddiyat ile araçlar nedeniyle uğradığı kazanç kaybı bedellerinini davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .. esas sayılı dosyası ile menfi tespiti davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının davasının kabulü ile takip konusu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesinin istinaf incelemesinden ve sonrasında Yargıtay incelemesinde geçerek kesinleştiği görülmüştür.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 259. maddesinin 1. fıkrasında; ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür.
Davalı vekili süresinde ibraz ettiği cevap dilekçesi ile dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını beyanla zaman aşımı defi ileri sürmüş ve bilirkişi raporu alınmasında sonra tespit edilen kazanç kaybı bedeli ile ilgili olarak davacı tarafından arttırılan miktar yönünden de ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunduğu görülmüştür.
Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun’nun 72. maddesi gereği, haksız fiil nedeniyle tazminat talebiyle açılacak davada zamanaşımı, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıllık süreye tabidir. Eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda uzamış (ceza) zamanaşımı uygulanacaktır. Davaya esas eylem suç niteliğinde değildir. Davacının menfi tespit talebi kabulle sonuçlanmış ve karar istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 15/10/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Menfi tespit kararının kesinleştiği tarih itibarıyla haczin haksızlığı saptanmış olup zamanaşımının bu tarihten itibaren başlatılması gerekir. Davacı tarafından davanın 28/12/2021 tarihinde açılmış olması nedeniyle dava dilekçesi ile talep edilen alacaklarla ilgili zaman aşımı süresi dolmadığı gibi davacı tarafından açılan davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle dava ile birlikte alacağın tamamı için zaman aşımı süresi kesilmiş olduğundan arttırılan miktar bakımından zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin mahkemeden aldığı ihtiyati haciz kararın istinaden takip ve haciz işlemlerini yaptığını bu nedenle uğranıldığı iddia edilen zararın müvekkilinden değil Adalet Bakanlığından talep edilmesi gerektiğini beyanla husumet itirazında bulunmuş ise de; davacının uğradığını iddia ettiği zararın davalının kendisi hakkında yaptığı haksız haciz iddiasına dayandığından husumetin davalıya yöneltilmesinde her hangi bir aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi tazminat talep edilmesi için davalı alacaklının kusuru gerekli olmayıp sadece haksız haciz nedeniyle borçlunun zarar görmesi yeterli olacaktır. Haczin kötü niyetle yapılmış olması manevi tazminat talep etme şartı olarak öngörülmüştür. Ancak her iki durumda tazminat talep edebilmek için haciz koyduranın haczinin haksız olduğunun kesin olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda davalının davacı hakkında çeke dayalı yaptığı takip nedeniyle davacının araçlarına haciz konulduğu , davacı tarafça davalı aleyhine açılan dava ile çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmekle bu durumda davalının davacı hakkında yaptığı haczin haksız olduğu mahkeme kararı kesinleşmiştir. Bu durumda haczin haksız olduğunun kesinleşmesinden sonra bu haksız haciz nedeniyle davacının uğradığı maddi zararların tespit edilmesi gerekmektedir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde uğranılan zarar ilişkin bir takım belgeler ibraz edilmiş ve ayrıca belirsiz alacak davası olarak araçların hacizli kaldığı süre içerisindeki mahrumiyet giderinin talep edildiği görülmüştür. Davacının maddi tazminat talebinin, araçların yedi emin otoparkından alınması için yapılan masraf, araçların yedieminde kaldığı süre nedeniyle yapılan bakım masrafları, gecikme muayene masrafları ile icra dosyasına ödenen masraf ve kazanç kaybını içerdiği anlaşılmakla davacının araçların haksız haczi nedeniyle dava dilekçesi ekindeki belgeler kapsamında yapılan masrafları talep etme hakkı bulunduğu gibi, ayrıca araçların hacizli kaldığı süre boyunca araçlardan mahrum kalma nedeniyle uğranılan kazanç kaybının bilirkişi raporu ile hesap edildiği görülmekle bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın bilimsel verilere uygun olması nedeniyle davacının araçlar nedeniyle uğradığı mahrumiyet gideri de talep etme hakkı bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Ancak davacı vekilinin dava dilekçesi ile araç muayene masrafı olarak 464,45 TL talep ettiği, bilirkişinin raporunda KDV dahil olmak üzere araç muayene masraflarının 547,82 TL olarak tespit etmesi üzerine davacı vekilinin ıslah ile araç muayene masrafını ,değer arttırım ile de araç mahrumiyet gideri yönünden dava değerini arttırdığı, mahkemenin de talep edilen üzerinden maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği görülmekle, davacı vekilinin dava dilekçesi araç mahrumiyet gideri dışındaki maddi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan dilekçe ekinde ibraz faturalardaki bedelleri talep etmiş olması nedeniyle her ne kadar bilirkişi raporu ile araç muayene masrafları KDV dahil olmak fazla belirlenmiş ise de, bu kısma ilişkin isteminde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması nedeniyle dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden talebin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken tamamının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bu miktar yönünden davalı vekilinin maddi tazminat miktarına ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi hükmüne göre zararın kanıtlanması davacı tarafa, tazminat miktarının belirlenmesi ise hakime aittir. Hakim kar kaybı zararının miktarını belirlerken halin icaplarını ve kusurun ağırlığını (TBK 51. md), zararın azaltılması için davacı tarafın aldığı veya alması gereken tedbirleri (TBK 52. md) gözönünde tutmalı, olayların olağan akışına ve davacının aldığı veya alması gereken tedbirlere göre elde edilmesi kuvvetle mümkün görülen karı davacı tarafın zararı olarak kabul etmelidir. 6098 sayılı TBK 51 ve 52 maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için diğer taraf yararına vekalet ücreti takdir edilememelidir. (Yargıtay 4 HD 2021/6857 E-2021/10530 K sayılı ilam)
Davacıya ait araçların haciz edildiği tarih ile teslim edildiği tarih arasında; ...plakalı araç için ...gün bulunmakta olup davacının araçlarını kullanamaması nedeniyle kazanç kaybı olduğu, araçların ... ay yediemin deposunda kaldığı, mahkemece bu süre zarfı nazara alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, her ne kadar davacının zararı, haczin konulduğu ve kaldırıldığı tarihler arasında kalan tüm günler üzerinden tespit edilmiş ise de, davacının bu süreyi kapsayan günlerin tamamında çalışması mümkün olmadığı gibi, ayrıca davacının hakkında yapılan kambiyo senedine mahsus takibe konu çekin arkasındaki cironun iptal edilmesi nedeniyle süresinde icra mahkemesinde itirazda bulunarak takibin iptaline karar verilmesini talep etme hakkı bulunmasına rağmen itirazda bulunmayarak genel mahkemede dava açması nedeniyle zararın artmasında kusuru bulunduğu dikkate alındığında kazanç kaybı olarak hesaplanan tazminattan TBK 52 maddesi uyarınca % 50 oranında takdiri indirim yapılması gerekirken indirim yapılmaması nedeniyle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. indirim (Yargıtay 4 HD 07/11/2017 tarih 2017/3387 E 2017/6902K)
Haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir. Somut olay bakımından, davacının davalı hakkında yaptığı takibe konu çek ile ilgili açılan menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda verilen kararın istinaf incelemesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi....Hukuk Dairesince davalının kambiyo senetlerine dayalı takipte kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ve karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olup bu yönüyle davalının takipte kötü niyetli olduğu hususu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğundan davacının haksız haciz nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü ile davacı lehine olayın oluş şekli ve tarafların kusur durumuna göre 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. ( Yargıtay 4.HD 04/03/2019 tarih 2016/14427 E 2019/1158 K)
Davalı vekili ara buluculuk ücreti, harç ve yargılama giderlerine hükmedilirken haklılık oranının gözetilmediğini beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Davanın kısmen kabulü halinde karar verilmesi halinde alınması gerekli karar ilam harcının kabul edilen miktar üzerinden hesaplanması nedeniyle davacı tarafından yatırılan peşin harç mahsup edildikten sonra kalan bakiye miktarının tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi, davalıdan alınması gerekli karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan peşin harcın mahsup edilmesi nedeniyle mahsup edilen harcın tamamının yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca dava açılmadan evvel ara buluculuk yoluna başvurulmuş olması bir dava şartı olduğundan ve açılan dava ile davacının kısmen de olsa dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından hazine bütçesinden karşılanan ara buluculuk masraflarının tamamının da davalıdan tahsil edilmesi gerektiği ile kalan yargılama giderlerinin kabul ve reddedilen miktar dikkate alınarak davalıdan tahsiline karar verilmiş olması karşısında mahkemenin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece gerekçe yönünden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek ve kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararı hakkındaki davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Davacının davasının kısmen kabulü ile,
a)Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, ... TL Yediemin ücretinin... tarihinden, 1.250,00 TL bakım masrafının 22/11/2018 tarihinden, 464,45 TL muayene gecikme ücretinin 12/12/2018 tarihinden, 1.729,46 TL, icra dosyasına yapılan ödemenin 09/08/2017 tarihinden, 36.631,00 TL, araç mahrumiyet zararının %50 sinin kabulü ile 10.142,00.-TL'sine 16/01/2017 tarihinden, 8.173,5.-TL'sine 29/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacının manevi tazminat talebinin 10.000,00.-TL'sinin kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Harçlar yasası gereği alınması gereken 2.760,36.-TL harçtan peşin alınan 565,17-TL + 609,91 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 1.585,28-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
d)Davacı tarafından karşılanan 565,17.-TL peşin harç, 609,91.-TL ıslah harcı ve 59,30.-TL başvurma harcı toplamı olan 1.234,38.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e)7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine,
f)Davacı tarafından yapılan 142,00.-TL tebligat gideri ve 1.500,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.642,00.-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 964,30-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
g)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığında bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
ğ)Maddi tazminat yönünden davacı yararına ölçümlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
h)Manevi tazminat yönünden davalı yararına ölçümlenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ı)Maddi tazminat talebi yönünden reddedilen miktar için 83,37.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
i)Manevi tazminat talebi yönünden reddedilen miktar için 10.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
j)Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı ve davalının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tebliğ, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 01/10/2024 tarihinde karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip