Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, trafik kazası nedeniyle oluşan kemik kırığı, sürekli işgücü kaybı ve ailevi mağduriyetlerin tazminatı için açılan davanın istinafını karara bağladı.
Özet: Bu hukuki evrak, 27.02.2019 tarihinde iki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan (kemik kırığı, omurga çökmesi, 4.5 ay yatağa bağımlılık) ziraat mühendisi davacının, kusuru bulunmayan bir yolcu olarak, iş gücü kaybı, bedensel ve psikolojik mağduriyetler ile ailesinin yaşadığı zorluklar nedeniyle davalı sürücüler ve sigorta şirketlerinden talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin yerel mahkemenin kısmi kabul kararı üzerine davalılarca yapılan istinaf başvurusunun incelemesini konu almaktadır.

T.C. . BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1532 - 2024/1944
T.C. . BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : .KARAR NO :.BAŞKAN :.ÜYE : .ÜYE : .KATİP :. 292428İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACILAR : 1-VEKİLİ : DAVALILAR : 1 -VEKİLİ : Av. : 2 VEKİLİ : Av. 3 İHBAR OLUNAN :VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )B.A.M. KARAR TARİHİ :KARAR YAZIM TARİHİ : Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27.02.2019 tarihinde, davalılardan ..ın sevk ve idaresindeki .. plakalı araç ile müvekkili ..n içinde yolcu olarak bulunduğu davalılardan..’in sevk ve idaresindeki ticari taksinin .. sokağın oluşturduğu kavşakta çarpışmaları nedeniyle meydana gelen trafik kazasında müvekkilin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, kemik kırığı oluşacak ve kırığın hayati fonksiyonlarını etkileyecek derecede yaralandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin 4, 5 ay çelik korse ile yatağa bağımlı kaldığını, kazanın meydana gelmesinde her iki araç sürücüsünün kusurlu olduğu kaza tutanağı ile de tespit edildiğini, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin anılan kazanın ardından ... hastanesinde tedavi gördüğünü, 4.5 ay çelik korse ile yatağa bağımlı kaldığını, müvekkilinin omurgasında çökme meydana geldiğini, müvekkilinin bundan sonraki hayatına kazadan önceki gibi devam edemeyeceğini, kaza sebebiyle geçici iş göremez duruma gelen müvekkilinin iş gücünde de sürekli bir kayıp söz konusu olduğunu, müvekkilin lisans mezunu olup ziraat mühendisi olduğunu, müvekkilinin kazadan önceki hayatına kazadan itibaren devam edemeyeceğini, çalışma hayatında eski performansı sergileyemeyeceğini, halen belli bir süre ayakta durmakta ve oturmakta zorlanmakta, acı duymakta olduğunu, müvekkilinin çocuklarının küçük olması dolayısıyla uzun bir süre çalışma hayatına ara vermek zorunda kaldığını, ancak kaza tarihinden yaklaşık iki hafta önce .. isimli firma ile 01.03.2019 tarihinde iş başı yapmak üzere ücreti ve diğer sosyal hakları hususunda anlaşmış olduğunu, buna ilişkin 14.02.2019 tarihli iş teklif formunun dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, yapılacak hesaplamalarda bu hususunda göz önünde bulundurulması gerektiğini, kazaya sebep olan araçlardan ... plakalı araç ... Şirketine ...numaralı poliçe ile 30.03.2018- 30.03.2019 tarihleri arasında,...plakalı araç ise ... şirketine 4101900061936 numaralı poliçe ile aracın 18.01.2019 – 18.01.2020 tarihleri arasında sigortalı olduğu, davalı sigorta şirketleri Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına göre sigortacı sigortalısının 3.kişilere vermiş olduğu maddi ve bedeni zararlara karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu, müvekkili evli ve 3 çocuk annesi genç bir kadın olduğunu, çocukları okul çağında olan müvekkilinin eşi ve çocukları da kaza sebebiyle ciddi bir mağduriyet yaşamış olduklarını, meydana gelen trafik kazası neticesinde, 4,5 ay gibi uzun bir süre çelik korseyle yatmak zorunda kalan müvekkilinin çocukları ve evi ile ilgilenemediğini, başkasının bakımına muhtaç hale geldiğini, büyük çocuk ...müvekkilinin geçirdiği kaza dolayısıyla ev işlerine yardımcı olması gerekçesiyle okula devam edemeyip lise son sınıfı açıktan okuma kararı aldığını, bu durum derslerinden geri kalmasına ve bu yıl girdiği üniversite sınavından istediği puanı alamamasına sebep olduğunu, ortanca Çocuk Selçuk ise müvekkilimin kendisiyle ve dersleriyle ilgilenememesi nedeniyle girdiği lise sınavında başarısız olduğunu, duygusal bir yapıya sahip olan Selçuk annesini kaybetme korkusuyla annesinin yanında kalmak için okula gitmek istemediğini, annesinin kontrolünde katıldığı sosyal etkinliklere katılamadığını, küçük çocuk ...müvekkilce okul haricinde Sosyal Gelişim Merkezinde el becerileri ve resim kursuna düzenli götürüldüğünü, kaza dolayısıyla hem hastalıktan hem de buna bağlı olarak artan giderlerden ötürü kursu bırakmak zorunda kaldığını, kaza neticesinde çocukların psikolojisi ciddi anlamda bozulmuş olup, küçük çocuk Betül eğitimden uzaklaşmış ve uzunca süre rüyasında annesinin öldüğünü görerek uyanmış ve kazanın etkisini üzerinden atamadığını, davacı eş ... ise eşinin geçirdiği kaza sonrasında hala iyileşememiş olması ve maluliyetinin devam edecek olması sebebiyle derinden üzüldüğünü, okuyan 3 çocuğun psikolojilerinin bozulması işinde yaşadığı aksaklık ve kazanç kaybı hastane ve bakıcı ve diğer giderler nedeniyle yaşam standartları olumsuz etkilendiğini, zira kaza olduğu dönemde eşinin zaruri ihtiyaçlarının giderilmesinde yanında olması gerektiğinden işinde mesul olduğu uzak bölgeleri kontrol edemediğini, bu sebeple prim kaybı yaşamış ve eşinin zaruri ihtiyaçları sebebiyle işini ihmal etmek zorunda kaldığından işveren tarafından ihtar aldığını ve terfisinin engellendiğini, kazaya karışan araçlardan ... plâkalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe ile davalı ... Şirketi, davacıya kazadan yaklaşık 1,5 yıl sonra 25.06.2020 tarihinde 39.342,78 TL.ödemiş ise de, davacının beden gücü kayıp oranına, aktif ve pasif dönem zarar sürelerine ve davalı sürücünün kusur durumuna göre ödenen bu miktar son derece yetersiz olduğundan, 2918 sayılı KTK’nun 111/2 maddesine dayanılarak ibranamenin iptali ile bakiye zararın davalı sigorta şirketinden, temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte tahsili istendiğini, bu nedenlerle davalı ... Şirketi yönünden, yetersiz ödemeye ilişkin ibranamenin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 11.800TL maddi tazminatın (Bakıcı, çelik korse ve muayene ücretleri) ile müvekkilde meydana gelen iş gücü kaybı oranının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 1.000.00TL tazminatın ( trafik kazasından doğan iş göremezlik, tedavi, iş gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması)işleten ve sürücüler yönünden olay tarihinden; sigortacılar yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden yasal faizden aşağı olmamak üzere işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılara ödetilmesine, müvekkil için 60.000 TL, davacı eş ...için 40.000 TL, her bir çocuk için 10.000’er TL olmak üzere toplam 130.000 manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek yasal faizden aşağı olmamak üzere avans faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme işleten ve sürücülere ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ...plakalı aracğın sigortacı şirket tarafından tanzim edilen,. vadeli . poliçe no’lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.11.2013 tarihli 2013/17-72 E. 2013/1558 K. sayılı kararında, trafik sigortasının, araç işleteninin sorumluluğunu üzerine almış bulunmasına göre ancak işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde zararı gidermekle yükümlü olduğu sonucuna ulaşmış olduğunu, işletenin sorumluluğu da ancak sigortalı araç sürücüsünün sorumluluğunun doğması ile ortaya çıkacağını, zorunlu mali mesuliyet sigortası meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınmasını talep ettiklerini, diğer yandan kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespiti halinde ortaya çıkan zarardan kaynaklanan tazminatın hesaplanması için dosyanın aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanına gönderilmesini, aktüer hesabı yapılırken kullanılan yaşam tablosuna göre bakiye ömür, bilinen dönem, aktif ve pasif dönemin ayrı ayrı ve denetime elverişli biçimde hesaplanması gerektiğini, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte temerrüt süresi, kaza tarihinden itibaren değil; delillerin (tamamlanmış olması halinde) tümünün müvekkil şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başlayacağını, KTK'da yer alan halefiyet hükümleri gereği müvekkil şirket sigortalıya halef olduğundan; haksız fiil kaynaklı dava nedeniyle ticari faiz taleplerinin de reddine karar verilmesini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar gereği geçici iş göremezlik zararı, bakıcı, ulaşım ve tedavi giderleri, sağlık giderleri teminatına alındığını, ayrıca sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığı açıkça belirtildiğini, davacının bu yöndeki taleplerinin reddini talep ettiklerini, zarar gören davacının sağlığına kavuşabilmesi için bakıcıya ihtiyacı olup olmadığını, iyileşme süresi, bakıcıya ödemeleri gösterir makbuzların tarihleri de dikkate alınarak bu kalem zararının bulunup bulunmadığını, yapılan giderin kadri maruf olup olmadığı noktalarında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi gerektiğini, SGK'ya prim aktarımı neticesinde 6111 sayılı yasa uyarınca, müvekkil şirketin tedavi giderlerinden sorumluluğu kalmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın, yukarıda sırasıyla sayılan ve açıklanan nedenlerle reddine, teminat dışı olan bakıcı gideri, çelik korse bedeli, muayene ücretleri ve sair tedavi gideri taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; . plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde, ..vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinin ardından davacı tarafın maluliyet zararının tazmini için müvekkil şirkete başvurusu üzerine yapılan değerlendirme sonrasında davacının uğramış olduğu bedeni zararı tespit edilmiş ve .L tutarındaki tazminat miktarı davacı vekiline ödenmek suretiyle davacının maluliyete ilişkin zararı tazmin edilmiş ve müvekkil şirket poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, söz konusu ödemeyi davacı tarafa yapmakla poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getiren müvekkil şirketin davacı tarafından tamamen ibra edildiğini, davacının “geçici işgöremezlik zararı, çelik korse, muayene ücretleri talebi” ve ''bakıcı gideri talebi'' poliçe teminat kapsamında olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığını, var ise kusur oranı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince belirlenmesi gerektiğini, dava konusu olayda trafik sigorta poliçesi sebebiyle uygulanması gereken Trafik Sigortası Genel Şartları; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları olduğunu, davacının maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, yeni genel şartlar uyarınca; sürekli maluliyet zararı, TRH moralite tablosu’na göre ve yaralananın vergilendirilmiş gelirine göre hesaplanması gerektiğini, bu nedenlerle poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirmiş olan müvekkil şirket bakımından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; öncelikle davaya husumet yönünden itiraz ettğini, davada asli kusurlu olmaması sebebi ile davada taraf olmaması gerekirken, davacı yanın kötü niyetli olarak kendisine karşı dava açmış bulunmakta olduğunu, kaza sebebi ile asli kusurlu olmamasına rağmen ve kaza sebebi ile ticari olarak kullandığı aracı günlerce kullanamaması gerçeğine rağmen, davacı yanın tek zarar gören kendisiymiş gibi tarafına dava yönlendirdiğini, davayı kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte davacı taraf bir zarar gördü ise burada muhatap olması gereken sigorta şirketi olduğununu, öncelikle davacı yanın kazadan önce bel bölgesi ile ilgili herhangi bir probleminin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, karşı taraf her ne kadar konu ile ilgili çeşitli doktor muayene makbuzlarını delil olarak kullansa dahi, bu makbuzlar karşı tarafta kaza sebebi ile yapılması gereken zorunlu masraflar mıdır yoksa keyfi yapılan masraflar mıdır anlaşılamadığını, bu sebeple davacı yan tarafından talep edilen bedeli kabul etmediğini, davacı yanın kaza sebebi ile herhangi bir acze düşüp düşmediğinin bilinmediğini, yatağa bağımlı kaldığına dair herhangi bir devlet hastanesinden alınmış rapor olmadığını, davayı kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte, davacının yatağa bağımlı kalması, dolayısı ile kazanç kaybına sebep olunduğu ile ilgili iddialarını kabul etmediğini, davacı yanın dosyaya sunduğu iş teklif formu ve içeriği gerçek dışı olduğunu, teklif edildiği iddia edilen bedel ile piyasa şartlarında iş bulmak mümkün olmadığını, teklifte bulunan firmada kaç kişinin çalıştığını, bu bedelle bir personel çalıştıracak kapasitede olup olmadığı bilinmediğini, sadece soyut açıklamalardan ibaret dilekçe içeriğini kabul etmediğini, tutanak şeklinde hazırlanarak, refakat ve ev işlerinde yardımcı olmak üzere ...ı tarafından imzalandığı iddia edilen belgeyi kabul etmediğini belirterek davanın reddina karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; öncelikle davaya husumet yönünden itiraz ettğini, davada asli kusurlu olmaması sebebi ile davada taraf olmaması gerekirken, davacı yanın kötü niyetli olarak tarafına dava açmış bulunmakta olduğunu, kaza sebebi ile asli kusurlu olmamasına rağmen ve kaza sebebi ile ticari olarak kullandığı aracı günlerce kullanamaması gerçeğine rağmen, davacı yan tek zarar gören kendisiymiş gibi tarafına dava yönlendirdiğini, davayı kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte davacı taraf bir zarar gördü ise burada muhatap olması gerekenin sigorta şirketi olduğunu, öncelikle davacı yanın kazadan önce bel bölgesi ile ilgili herhangi bir probleminin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, karşı taraf her ne kadar konu ile ilgili çeşitli doktor muayene makbuzlarını delil olarak kullansa dahi, bu makbuzlar karşı tarafta kaza sebebi ile yapılması gereken zorunlu masraflar mıdır yoksa keyfi yapılan masraflar mıdır anlaşılamadığını, bu sebeple davacı yan tarafından talep edilen bedeli kabul etmediğini, davacı yanın kaza sebebi ile herhangi bir acze düşüp düşmediğinin bilinmediğini, yatağa bağımlı kaldığına dair herhangi bir devlet hastanesinden alınmış rapor olmadığını, davayı kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte, davacının yatağa bağımlı kalması, dolayısı ile kazanç kaybına sebep olunduğu ile ilgili iddialarını kabul etmediğini, davacı yanın dosyaya sunduğu iş teklif formu ve içeriği gerçek dışı olduğunu, teklif edildiği iddia edilen bedel ile piyasa şartlarında iş bulmak mümkün olmadığını, teklifte bulunan firmada kaç kişinin çalıştığını, bu bedelle bir personel çalıştıracak kapasitede olup olmadığı bilinmediğini, sadece soyut açıklamalardan ibaret dilekçe içeriğini kabul etmediğini, tutanak şeklinde hazırlanarak, refakat ve ev işlerinde yardımcı olmak üzere Nurhan Balcı tarafından imzalandığı iddia edilen belgeyi kabul etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; kazaya ilişkin hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenle kendisine atfedilebilecek kusur olmadığından davacının tüm taleplerinin reddini ve davanın reddini talep ettiğini, yıllarca polis olarak görev yaptığını ve şu an emekli olduğunu, halen Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Sürücü kurslarında direksiyon eğitimi, trafik çevre bilgisi, ilk yardım ve motor ve araç tekniği eğitmeni, ayrıca usta öğretici olduğunu, Emniyet Müdürlüğünün çeşitli birimlerine de araç tekniği ve motor derşleri verdiğini, bugüne kadar en ufak bir trafik kazası yapmadığını, 32 yıllık B sınıfı sürücü belgesi sahibi olduğunu, hiç bir trafik kuralını ihlal etmediğini ve ceza yemediğini, elbette bu hiç bir zaman da olmayacağı anlamı taşimayacağı ancak söz konusu olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağı yanliş ve eksik olduğunu, kaza tespit tutanağına itiraz ettiğini, mahkemece kusur raporu aldırılıp bu rapor doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, söz konusu olayda kavşağa kontrollü girmesine ve yol hakkı kendisine ait olmasına rağmen, taksi şoförünün hatalı hareketi nedeniyle kaza gerçekleştiğini, olaya ilişkin kastı ve kusurunun bulunmadığını, davacı da bulunduğu araç içerisinde emniyet kemerinin takmamak suretiyle yolculuk ettiği için yaralandığını, dolâyısıyla yaralanmasında kendi kusuru da bulunduğunu, ancak kaza tespit tutanağında bu husus gözardı edildiğini, ayrıca davacının maddi zararı sigortaca karşılanmış olup ibraname imzalandığını, tazminat talepleri fahiş olup reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; maddi tazminat istemine yönelik davanın kısmen kabulü ile; bakıcı giderine ilişkin 10.700,00-TL; sürekli ve geçici iş göremezliğe ilişkin 328.481,11-TL olmak üzere toplam ...-TL maddi tazminatın; davalı sigorta şirketleri yönünden ( davalı ... a.ş. bakiye ... ile sorumlu olmak kaydıyla) 10/01/2020 temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak alınarak davacı Özlem Abonoz'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat istemine yönelik davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 25.000,00-TL, davacı ...için 15.000,00-TL, davacı ...çin 10.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00-TL ve davacı ... için 10.000,00-tL olmak üzere toplam 70.000,00-TL manevi tazminatın; davalılar ..., ... ve ...'den kaza tarihi olan 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davalı ... istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; tazminat hesabında davalının gelirinin belgelendirilmiş yasal gelir üzerinden değil alınan iş teklifi üzerine ileride çalışacağı iş yerindeki muhtemel geliri baz alınarak yapıldığından yapılan hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının kaza tarihinde çalıştığı iş yerinde asgari ücretle çalıştığından gelirin asgari ücretten hesaplanması gerektiğini, davacının yargılama sırasında birden fazla ıslah hakkını kullanmasının hatalı olduğunu, mahkemenin kararında tazminatın müteselsilen tahsiline karar verildiğini ancak alınan bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranlarına göre sorumlu olunan tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, aracının zorunlu mali mesuliyet poliçesinde ek manevi tazminat klozu bulunmasına rağmen manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; sigortalısı bulunduğu aracın sürücüsünün kazada kusuru bulunmamakla birlikte kusur ve sorumluluk oranları açıkça belirli olmasına rağmen müvekkilinin tazminatın tamamından sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, müvekkilinin zarardan sorumluluğunun sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nispetinde olduğunu, sigortalı aracın sürücüsüne atfedilen kusurun hukuka aykırı olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesi için ATK dan rapor alınması gerektiğini, davacının müterafik kusurunun dikkate alınması ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının sürekli maluliyetinin olması gerekenin üzerinde ve kaza ile illiyetlendirilmeden tespit edildiğini, davacının kazadan önce ve sonra asgari ücretle çalışmış olması nedeniyle SGK hizmet dökümüne göre gelirin asgari ücret olarak hesaplanması gerekirken adi bir belge olan iş teklifi formuna göre asgari ücretin yaklaşık olarak iki katı üzerinden gelir hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, kazanın iş kazası olduğunu, bu nedenle davacıya yapılan geçici iş görmezlik ve peşin sermaye değeri ödemesinin tazminattan mahsup edilmesi için bu hususta gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini, tazminat hesabının genel şartlarda kabul edilen esaslara göre teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin geçici iş görmezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, bu hususta sorumluluğun SGK ya ait olduğunu, davcının bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığının tespiti için uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, bakıcı ücretinin brüt asgari ücret üzerinden afaki olarak hesaplandığını, davacının bakıcı tutmadan bakıcı gideri talep etme hakkı bulunmadığını, davacının davasının üç kez ıslah ettiğini ve bu hususta muvafakatlerinin bulunmamasına rağmen mahkeme tarafından bu ıslaha göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; müvekkilinin davacıya yaptığı ödeme ile poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirdiğini, ödeme nedeniyle davacının müvekkilini ibra ettiğini, bu nedenle davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesabı yapılırken müvekkilinin ödeme tarihindeki geçerli yaşam tablosu ve hesap yöntemine göre tazminat hesabı yapılması gerektiğini, farklı hesaplama yöntemine göre belirlenen tazminat ile müvekkilinin ödemesinin yeterli olup olmadığı hususunun tespitinin hatalı olduğunu, davacının kaza tarihinde elde ettiği gelir yerine meslek odasında bildirilen emsal ücret dikkate alınarak asgari ücretin 1,90 katı üzerinde gelir hesaplamasının doğru olmadığını, tazminat hesabının genel şartlardaki esaslara göre belgelendirilmiş gelir dikkate alınarak yapılması gerektiğini, geçici iş görmezlik ve bakıcı giderinin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, sorumluluğun SGK ya ait olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bir belgeye göre bakıcı gideri hesaplanmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını hususunun araştırılması ile yapılmış ise tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinde aktif çalışmasının bulunmaması halinde geçici iş görmezlik tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesininde müvekkilinin ambulans çağırmak yerine hastaneye ticari taksi ile gönderilmesi nedeniyle müvekkilinin omurgasında meydana gelen rahatsızlığın hayat boyu devam etme ihtimali bulunduğu belirtilmiş ise de, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, kaza olduktan sonra ticari takside arkada bulanan davacıya araçtan inmemesini hemen 112 yi arayacağının söylemesine rağmen davacının kendisini dinlemeyerek eşinin özel sigortası olduğunu ve ambulans istemediğini belirterek yürüyerek başka bir ticari taksiye binmek suretiyle olay yerinden ayrıldığını, davacının ticari taksi içerisinde emniyet kemeri gibi gerekli önlemleri almaması nedeniyle kusurlu olduğunu, olay yerinde ambulansı beklemek yerine taksiye binerek hastaneye gitmesi nedeniyle maluliyetinin artmasına nedeni olduğunu, davacını.....alınan rapora göre fiziksel tıp ve rehabilitasyon sistemlerine göre engel durumunun % 0 olduğunu, davacının yatalak durumu bulunmamasına rağmen bilirkişi tarafından yatarak tedavi olduğuna ilişkin masrafların hatalı hesaplandığını, geçici iş görmezlik zararının sağlık gideri teminatı kapsamında olması nedeniyle KTK 98 maddesi uyarınca SGK nın sorumluluğunda olduğunu, kazadan sonra davacıya sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını ve davacının sigorta şirketi ile ibraname imzaladığını, sigorta şirketinin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğinden davanın reddinin gerektiğini, davacının çocuklarının okul ile ilgili olumsuz gelişmelerinin kaza ile ilgili değil pandemi süreci ile ilgili olduğunu, davacı tanıklarının yalan beyanda bulunduklarını, bakıcı giderinin fahiş hesaplandığını, kazadan 15 ay sonra alınan raporda belirtilen rahatsızlıkların kaza ile ilgisinin bulunmadığını, alınan kusur raporunu kabul etmediğini, kara yolları genel müdürlüğüne bağlı mühendislerden rapor alınması gerektiğini, değişen her asgari ücrete göre tazminat hesabı için bilirkişiden rapor alınmasını kabul etmediğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; gerekçeli kararda tazminattan sorumlu tutulmamasına rağmen tavzih kararı ile tazminattın sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, sigorta şirketi birlikte aynı miktarda tazminattan sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, sigorta şirketi ile kendisinin aynı kişi kabul edilmesi ile tazminattan sorumlu tutulmaması gerektiğini, asıl karara karşı da katılma yoluyla istinaf talebinde bulunduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında kendisinin sorumluluğuna ilişkin hüküm tesis edilmediğinden kararın istinaf edilmediğini ancak tavzih kararı ile sorumlu tutulması nedeniyle asıl karara karşı istinaf talebinde bulunduğunu, davacının gelirinin belgelendirilmiş gelir üzerinden hesaplanması gerekirken iş teklif formu dikkate alınarak asgari ücretin üzerinde hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının yargılama sırasında birden fazla ıslah hakkını kullanmasının yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen tazminattan hangi oranda sorumlu olduğunun kararda belirtilmediğini, kusurun aşan tazminattan sorumlu tutulmaması gerektiğini, manevi tazminatın trafik sigortasında ek teminat bulunması nedeniyle sigorta şirketinin de sorumlu tutulması gerekirken sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava; yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının kaza nedeniyle bakıcı ihtiyacı olup olmadığı, davacının asgari ücret üzerinde gelir elde edip etmediği, kazadaki kusur durumu, davacının birden fazla ıslah hakkını kullanıp kullanmadığı, davalıların tazminattan müteselsil sorumlu olup olmadığı, davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı ile tazminat hesabına ilişkindir. Davalı ...'in ibraz ettiği dilekçesi ile tavzih ek kararına karşı istinaf, asıl karara karşı da katılma yoluyla istinaf talebinde bulunduğu görülmüştür. Davalıya gerekçeli karar evrakının 26/05/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalının HMK 345 maddesi uyarınca iki haftalık yasal süre içerisinde karara karşı istinaf isteminde bulunmadığı gibi, mahkemece verilen kararın davacı taraflarca da istinaf edilmemiş olması nedeniyle HMK 347 ve 348 maddeleri uyarınca davalının karşı taraf olmayan diğer davalıların istinaf taleplerine katılma yoluyla istinaf yoluna başvurması mümkün olmadığından davalının asıl karara karşı istinaf isteminin HMK 352/1-c maddesi uyarınca usulden reddi gerekmiştir. Davalıya 19/06/2023 tarihli tavzih ek kararının 03/07/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tavzih kararına karşı davalının 07/07/2023 tarihinde istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmakla ek karara karşı yapılan istinaf başvurusu süresinde olduğundan davalının tavzih kararına karşı istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. HMK’nın 304 ila 306. maddelerinde hükmün tashihi ve tavzihi düzenlenmiş olup, 304. madde uyarınca "hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.” HMK’nın 305 maddesinde de "hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt yada aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” şeklinde düzenleme mevcut olup, Aynı maddenin 2. Fıkrası gereğince “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” HMK’nın 304. maddesi son iki cümlesi ile 2. fıkrasında ve 306. maddesinde tashih ve tavzihe dair usul belirtilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda aktüerya bilirkişisi raporu ile tespit edilen ve ıslah ile arttırılan tüm tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği ancak kararda tazminat miktarının davalılardan ne şekilde tahsil edileceğinin hükümde açıkça belirtilmediği bunun üzerine davacı vekilinin hükmün icrasında tereddüt uyandırıyor olması gerekçesi ile hükmün tavzihinin talep edildiği ve mahkemenin tavzih ek kararı ile maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş olduğu görülmekle; mahkemenin kararın gerekçesinde davalıların tazminattan müteselsilen sorumlu olduklarını kabul ettiği ancak hüküm kısmında bu hususun açıkça belirtilmediği dikkate alındığında hüküm bu hususta yeterince açık olmadığından bu kısmın tavzih yoluyla düzeltilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, yapılan tavzihle taraflara yüklenen hak ve borçların daraltılmadığı anlaşılmakla davalı ...'in tavzih ek kararına karşı istinaf isteminin reddi gerekmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı dava dilekçesinde zararın tamamını kazada kusuru bulunan iki kişiden ve bu iki kişinin sigorta şirketlerinden talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmakta olup zararın tamamının kusurlu olanlardan birinden ya da hepsinden tahsilini talep etmede seçimlik hak davacıya aittir. Bu durumda zararın tamamını ödeyenin kusuru nispetinde ödediği fazla kısım için diğer kusuru bulunan rücu hakkı bulunduğu ve bunun kusurlular arasındaki iç ilişki olması nedeniyle davacının olayda birden fazla kusurlu bulunmasına rağmen zararın tamamının tüm davalılardan talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemin de reddi gerekmiştir. Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, 6098 sayılı TBK’nun 61. ve 62. maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı Kanun'un 162. maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. 2918 sayılı KTK'nun 88/1. maddesinde de trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebileceği gibi, yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilir. Bu hususta seçim hakkı davacı zarar görene aittir. Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı dava dilekçesinde araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin zararın tamamını kazada kusuru bulunan iki araç sürücüsü ile işletenleri ve iki aracın sigorta şirketlerinden talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmakta olup zararın tamamının kusurlu olanlardan birinden ya da hepsinden tahsilini talep etmede seçimlik hak davacıya aittir. Bu durumda zararın tamamını ödeyenin kusuru nispetinde ödediği fazla kısım için diğer kusuru bulunan rücu hakkı bulunduğu ve bunun kusurlular arasındaki iç ilişki olması nedeniyle davacının olayda birden fazla kusurlu bulunmasına rağmen zararın tamamının tüm davalılardan müteselsilen talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekili ile ...'in bu husustaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Davalı ... vekili ve davalı ... alınan kusur raporunun hatalı olduğu ve ATK dan kusur raporu alınması gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. İlk derece Mahkemesi tarafından yargılama sırasında trafik bilirkişisinden alınan kavşaklarda geçiş üstünlüğüne aykırı hareket eden... plakalı aracın sürücüsünün % . oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın sürücüsünün ise aracın hızını kavşağa gelirken azaltmadığından dolayı %. oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Davacının kaza anında araçta yolcu olması nedeniyle kazanın oluşumunda kusuru bulunduğundan bahsedilemeyeceği gibi, her iki araç sürücüsünün de az da olsa kazanın oluşumunda kusurlarının bulunması halinde davacının talebi ile tazminatın tamamınından müteselsilen sorumlu olmaları nedeniyle kusur oranlarının bu dava açısından önem arz etmeyip araç sürücülerinin birbirleri arasındaki rücu davasında önem arz etmesi nedeniyle kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekili ile davalı ...'ın kusura ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.İş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli yer tutmaktadır. Zarar görenin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, zarar görenin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer gelirin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme zararı resen belirlemek durumundadır. Bu nedenle mahkeme, zarar görenin asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiği iddia edilmiş ise SGK'dan kaza tarihteki zarar görenin ücret ve tüm gelirlerini gösterir ücretlerini getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın, örneğin duvar ustası, sıvacı gibi belirli bir meslek icra eden kişilerden ise ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. (Y. 17 HD. 23/10/2019 tarih ve 2017/3052 - 2019/9891 sayılı ilamı)Somut olayda, davacı vekili müvekkilinin ziraat mühendisi olduğu ve yüksek lisans yaptığını, uzun yıllar çocuklarının küçük olması nedeniyle çalışmadığını, SGK da görülen ücretin müvekkilinin isteğe bağlı sigorta ödemesine ilişkin olduğunu, ancak kazadan evvel iş teklifi aldığını, kaza olması idi aldığı teklif üzerine çalışacağını beyanla gelirini iş teklif formunda belirtilen bedel dikkate alınarak hesaplama yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme tarafından Ziraat Mühendisleri Odasına müzekkere yazılarak emsal ücret araştırması yapılmış ve yazılan müzekkereye verilen cevap ile bildirilen ücret dikkate alınarak aktüerya bilirkişiden rapor alındığı ve tazminat miktarının belirlendiği görülmüştür. Her ne kadar davacının kaza tarihinde ve öncesinde aktif çalışma kaydı bulunmamakta ise de davacının ziraat mühendisi olduğu ve yüksek lisans yaptığı bu yönüyle asgari ücretten fazla kazanç elde edeceğinin kabulü gerekmekte olduğundan gelirinin meslek kuruluşundan bildirilen emsal ücrete göre belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekili, davalı ..., davalı ... ve ... vekilinin bu husustaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekili tarafından maluliyete ilişkin maddi tazminat talebi HMK 107 maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Yargılama sırasında aktüerya bilirkişisinden alınan ek rapor ile dava değerinin belirlenebilir hale gelmesi üzerine davacı vekilinin ibraz ettiği 06/07/2022 tarihli değer arttırım dilekçesi ile dava değerini belirli hale getirildiği, mahkemece bilirkişiden yeniden ek rapor alınması ile tazminat miktarının artması üzerine bu kez davacı vekili tarafından 17/02/2023 tarihinde ibraz edilen dilekçe ile dava değerinin ıslah ile arttırıldığı görülmüştür. Davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olması nedeniyle dava değerinin birden fazla kez belir hale getirilme dilekçesi ile arttırılması mümkün olduğu gibi, davacı tarafça ibraz edilen ilk dilekçenin belirli hale getirme dilekçesi ,ikinci dilekçenin de ıslah dilekçesi olduğu dikkate alındığında davacı tarafça iki kez ıslah hakkını kullandığından bahsedilemeyeceğinden bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi . tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Somut olayda, davacı ile ilgili mahkeme tarafından ... ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ek rapor ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kaza ile illiyetli yaralanması nedeniyle % 8 oranında kalıcı maluliyet bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmakla raporun hem Üniversite hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hem de kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak tanzim edildiğinden dolayı raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi, alınan raporda davacının kaza ile illiyetli yaralanması nedeniyle oluşan maluliyetinin tespit edilmiş olması karşısında davalı ... vekili ile davalı ...'ın bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup Yargıtay uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki (başkasının bakımına muhtaç olduğu 4 aylık döneme ilişkin) geçici bakıcı gideri ile geçici iş görmezliğe ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketlerine ait olduğundan, davalı ... vekili, ... vekili davalı ...'ın bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. ( Yargıtay 4. HD 06/04/2022 tarih 2021/13507 E- 2022/7004 K) Geçici iş göremezlik zararının; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebileceği Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş olmakla davacının kaza tarihinde çalışmaması geçici iş görmezlik tazminatı bakımından hak kazanması bakımından önem arz etmediğinden geçici iş göremezlik zararına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davacı vekilinin dava dilekçesi ile geçici ve sürekli maluliyeti ile bakıcı giderini talep ettiği ve maluliyetin tespiti için ... ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının 6 ay geçici maluliyeti ve % 8 sürekli maluliyeti bulunduğunun tespit edildiği ancak davacının kaza sonucu yaralanması ve maluliyeti nedeniyle bir başkasının bakımına ihtiyacı olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığı ve aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen brüt asgari ücret yerine raporda davacının ödediği beyan ettiği bakıcı ücreti üzerinden bakıcı giderinin hesaplandığı görülmüştür. Mahkeme tarafından aktüerya bilirkişiden ek rapor alınırken doktor bilirkişiden de davacının yaralanması nedeniyle iyileşme süresi boyunca bakıcı ihtiyacı olup olmadığı hususunda rapor alınsına karar verildiği ve aktüerya bilirkişi ile birlikte tanzim edilen raporda doktor bilirkişi tarafından 6 ay geçici iş görmezlik süresi boyunca davacının bakıcı ihtiyacı bulunduğu belirtilerek aktüerya bilirkişisince yine davacının bakıcıya ödediği beyan ettiği ücret üzerinde bakıcı giderinin hesaplandığı görülmüştür. Davacının bakıcı giderine ilişkin olarak talebi bulunmakta olup, uğranılan cismani zarar nedeniyle doğan bakım ihtiyacı ve yapılacak bakıcı giderinin doğru tespiti açısından, bakım ihtiyacının boyutunun belirlenmesi önem arz etmektedir.Mahkemece davacının, işgöremezlik döneminde bakıcıya ihtiyacı olup olmayacağı, bakıcıya ihtiyaç olması halinde bakıcı ihtiyacının süresi (tam zamanlı/yarı zamanlı/süreli) ile ilgili ... ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ek rapor aldırılarak davacının kaza sonucu yaralanması ve maluliyeti nedeniyle geçici süreli yada sürekli olarak bir başkasının bakımına ihtiyacı olup olmadığının tespit edilmesi ile oluşan sonuca göre bakıcı gideri hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile bakıcı gideri hakkında hüküm kurulması doğru olmadığından davalı ... vekili, ... vekili, ve ...'ın bu husustaki istinaf istemlerinin kabulü gerekmiştir.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde, hatır indirimi savunmasında bulunmadığı anlaşılmıştır. Usul hükümlerine göre iddia veya savunma genişletilemeyeceği yahut değiştirilemeyeceği, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati gibi durumlar saklı olup davalı tarafından hatır taşıması indirimi savunmasının, savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu ve bu genişletmeye davacılar tarafından açıkça muvafakat edilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.SGK ya yazılan müzekkereye verilen cevap ile kaza nedeniyle davacıya herhangi bir iş görmezlik ödeme yapılmadığının bildirildiği ve bu yönüyle mahkeme tarafından bu hususta gerekli araştırmanın yapıldığı anlaşılmakla davalı ... ve ... vekillerinin bu yöndeki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Bilirkişi tarafından öncelikle davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden önce davacıya bir miktar ödeme yapıldığının belirlenmiş olmasına göre; ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin davacının zararının karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması yani ödemenin yapıldığı tarih itibarı ile geçerli verilere göre hesaplanan tazminatı yapılan ödeme tamamen karşılıyorsa zarar görenin zararının kalmadığı, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 19/12/2013 tarih 2012/12123 esas 2013/18083 karar sayılı emsal kararı )Somut olayda aktüerya bilirkişisi tarafından ... şirketinin ödeme tarihi olan 2020 yılı verileri kullanılarak gerçek zarar belirlenmiş ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğu bildirilmiş olup bu kez rapor tarihindeki verilere göre gerçek zarar miktarı tespit edilerek sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncelleştirilmiş hali ile mahsubu ile bakiye miktarın belirlenmiş olması nedeniyle yapılan hesaplamada bu yönüyle bir aykırılık bulunmadığı gibi , gerçek zararın belirlenmesi ilkesi kapsamında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca hesaplamanın prograsif yönteme göre yapılmasında da isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davacı vekili ile davalı ... arasında yapılan ibraname ve sulh protokolü başlıklı belgenin ibraz edildiği görülmüştür.İbraname adı altında sigorta şirketlerine ve ya ödemede bulunan zarar sorumlularına verilen belge kesin bir aklama ve vazgeçme belgesi olmayıp ödenenle sınırlı bir ''makbuz'' hükmündedir.Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması hem sigortacı hem de sigortalı işleten yönünde poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sonuç doğurur. Zira taraflarca imzalanan ibraname uyarınca davacı vekili, davalı sigorta şirketi ve işleten ile sürücüyü kaza nedeniyle poliçe limiti kadar her türlü maddi tazminattan ibra ederek feragat ettiğini beyan etmiş olup davalı sigorta şirketi ile birlikte davalı işleten de poliçe limiti kadar borçtan kurtulmuş sayılır. Ancak aracın sürücüsünün işleten dışında başka bir olması halinde sürücünün sorumluluğu sigorta şirketi tarafından ibranamedeki ödenen tutarla sınırlı olacaktır. Somut olayda, davacı vekili ile davalı sigorta şirketi arasında tanzim edilen ibranamenin sürekli sakatlık tazminatı ile ilgili olduğu anlaşılmakla poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 360.000,00 TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 360.000,00 TL poliçe limiti olup bu iki limit birbirinden bağımsız olduğundan, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Bu durumda kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. Davalı olarak ... A.Ş ve onun sigortacısı işleten yönünden ibra ve ödeme nedeniyle bedeni zarar yönünden poliçe limiti kadar sorumluluktan kurtulduklarının kabul edilmesi gerekmekte olup hesaplanan sürekli sakatlık tazminatının 360.000,00 TL poliçe limitinin altında olduğundan davalı ... A.Ş ve onun işleten olan davalı ... yönünden sürekli sakatlık tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken diğer davalılar ile birlikte sürekli sakatlık tazminatından sorumlu tutulmaları doğru olmadığından davalı ... vekili ve davalı ...'ın bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Somut olayda; davacının araçta yolcu olduğu ve yaralanmasının omurga-bel bölgesi ile ilgili olduğu ve kaza tespit tutanağından kaza anında emniyet kemeri takılı olup olmadığının belli olmadığı görülmüştür. KTK'nun 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda maluliyet raporunu tanzim eden ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ek rapor alınarak koruyucu ekipmanın takılmayışının maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi nedeniyle kararı bu yönüyle istinaf eden davalı ... ve davalı ... kazanılmış hakkı korunmak suretiyle bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.( Yargıtay 4 HD 29/12/2021 tarih 2021/7069 E 2021/11345 K) Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam). Somut olayda alınan raporda yukarıdaki ilkelere uygun hesaplama yöntemi benimsendiği görülmekle davalı ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. 6098 sayılı TBK 75 maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece resen gözönünde tutulması zorunludur. Bu nedenle hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarı belirlenerek bu verilere göre hesap yapılması gerekmekte olup bu hususta ilk derece mahkemesinin takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'ın istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD 2016/8879 E-2019/3815 K sayılı ilam ).Davalı ... istinaf dilekçesinde zorunlu mali mesuliyet poliçesinde manevi tazminat ile ilgili ek kloz bulunması nedeniyle manevi tazminattan sigorta şirketinin de sorumlu tutulması gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de davacının dava dilekçesi ile manevi tazminatı sadece gerçek kişi sürücü ve işletenden talep etmiş olması nedeniyle KTK 88 maddesi ve HMK 26 maddesi uyarınca manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumlu tutulmamasında isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'in bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Yukarıdaki açıklamalar uyarınca mahkeme tarafından yapılması gereken davacının kaza nedeniyle yaralanmasından dolayı bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı ile yaralanması ile emniyet kemeri takılması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ek rapor alınarak alınan rapor uyarınca gerekli görülmesi halinde aktüerya bilirkişiden ek rapor alınarak yukarıdaki açıklamalar uyarınca ibranın değerlendirilmesi suretiyle kararı istinaf eden tarafların kazanılmış hakkı korunmak suretiyle tazminata hükmekmektir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'in asıl karara karşı istinaf başvurusunun HMK 352/1-c maddesi uyarınca usulden reddi ile davalı ...'in ek karara karşı ve ...'in asıl karara karşı istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi gereğince esastan reddi ile davalı vekili ... vekili, ... vekili ve ...'ın istinaf başvurularının kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (a-6) bendi gereğince kararın kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ...'in asıl karara karşı istinaf başvurusun HMK 352/1 -c maddesi uyarınca USULDEN REDDİ ile Davalı ...'in ek karara karşı ve davalı ...'in asıl karara karşı ... ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nisayılı kararına yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, a) Davalı ... tarafından yatırılan 6.987,80 TL nisbi istinaf karar harcının alınması gerekli 27.951,17.-TL'den mahsubu ile bakiye 20.963,36.-TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b) Davalı ... tarafından yatırılan 6.987,80 TL nisbi istinaf karar harcının alınması gerekli 27.951,17.-TL'den mahsubu ile bakiye 20.963,36.-TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, c) Davalı ... ve davalı ... istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 2-Davalı ... A.ş vekili, davalı ... vekili ve davalı ... 'un istinaf talebinin KABULÜ ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... sayılı kararının KALDIRILMASINA,Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.ş, davalı ... ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. BaşkanÜye Üye Katip