Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesince, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddi kararına yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Kooperatif üyeliğinden ihraç edilen davacının, ihraç kararının iptali istemiyle açtığı dava, ilk derece mahkemesince Kooperatifler Kanununda belirtilen üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş; davacı ise ihraç kararının tebliğinin usulüne uygun yapılmadığını ve davanın süresi içinde olduğunu iddia ederek bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/846
KARAR NO : 2026/734
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .............. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI : .........../.......... Esas - ........../........... Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA KONUSU :
DAVA TARİHİ : 21/04/2025
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin geçmiş yıllar genel kurul toplantılarının gündem maddelerindeki ödeme tabloları ile faize yönelik davaların istinaf aşamasında olup Mahkemece beklenmesi gerektiğini, davalı kooperatifin yöneticilerinin usulsüz seçimle yönetime geldiğini, yetkisiz yöneticilerin Kooperatifler Kanunu ve davalı Kooperatifin ana sözleşmesine ve hukuka aykırı kararlar aldığını, 2024 faaliyetine ilişkin genel kurul oylamaları ile ilgili Anayasa m.152 gereği somut norm denetimine başvurulması gerektiğini, davalı taraf ile ara buluculuk yolu ile anlaşma sağlanamadığını buna ilişkin 17/04/2025 tarihli anlaşamama son tutanağının bulunduğunu, ilk ihtarın 14/08/2024 tarihinde yapıldığını, ihraç kararının 16/12/2024 tarihinde alındığını, kararın davalı tarafından 27/12/2024 tarihinde notere tevdi edildiğini, ihraç kararının kendilerine 31/12/2024 tarihinde tebliğ edildiğini beyanla ......... .. Noterliği'nin ............... tarihli ............... yevmiye numaralı- ................. tarihli ............. sayılı kooperatif ana sözleşmesinin 10 ve 14. maddeleri hükümlerine göre kooperatif üyeliğinden ihraç kararına- itirazının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihraç kararının davacıya ...................... tarihinde tebliğ edildiğini, davanın ise ................... tarihinde açıldığını, 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde ihraç kararına itiraz edilmediğini davanın usulden reddine aksi kanaatte ise davacının iddia ettiği vakıaları inkar ile davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi "... Somut davada, yukarıda izah olunan mevzuata göre ......... .... Noterliği'nin ............ tarihli ................ Yevmiye sayılı ihraç kararının davacıya .................... tarihli tebliğinin usule uygun olduğu tebligat parçasından anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun 32 nci maddesinde yer alan "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmus ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur" hükmü gereğince de her halükarda davacı tarafın tebliğden haberdar olduğunu dava dilekçesinde beyan ettiği ............. tarihi itibariyle .......... ... Noterliği'nin ........... tarihli ............ Yevmiye sayılı ihraç kararına muttali olduğu ve eldeki davayı açmak için aranan hak düşürücü sürenin ....................... tarihinden itibaren işlemeye başladığı sabittir.
Dava açmaya ilişkin Kooperatifler Kanunu m.16'da düzenlenen ''... Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. ...'' şeklinde kanunen dava açmak için emredici hüküm olarak belirlenen süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece kendiliğinden re'sen dikkate alınması gereken özel dava şartıdır. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Süre her halükarda tebliğden başlamaktadır.
Eldeki davada; davacının ihracına ilişkin kararın davacıya ................... tarihinde tebliğ edildiği- davacının dava dilekçesinde tebliğ tarihinin .................. olduğu hususunun kabulünde/ ikrarında olduğu-, davanın ............ tarihinde süresinden sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Bu husus heyetçe müzakere edilmiş, Mezkur Kanun'da belirtilen 3 aylık hak düşürücü sürede davanın açılmadığı gözetilerek ..." gerekçesiyle "1-)Davacının davasının usulden REDDİNE..." karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; .............. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ........./...... Esas ve ........../......... Karar sayılı dosyada .............. tarihinde verilen usulden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kooperatiften ihraç kararına karşı açtığı davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, kararın oy çokluğuyla alındığını ve Üye Hakim ....... ............. tarafından tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin isabetli bir muhalefet şerhi düşüldüğünü, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21/1 ve ilgili yönetmelik uyarınca tebliğ mazbatasında muhatabın adreste bulunmama sebebinin ve haber verilen kişinin isminin ve sıfatının açıkça belirtilmesinin emredici bir kural olduğunu, somut olayda tebligat mazbatasında ismi geçen ....... .............'in sıfatının belirsiz olması nedeniyle tebligatın mutlak surette usulsüz olduğunu, Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca usulsüz tebligatlarda öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini, müvekkilinin ihraç kararını ................. tarihli arabuluculuk süreciyle öğrendiğini, dava dilekçesinde sehven yazılan tarihin maddi hata niteliğinde olduğunu, davalı kooperatifin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 16/3 uyarınca kararı 10 gün içinde notere tevdi etmesi gerekirken ............. tarihli kararı ................. tarihinde yani 11. günde tevdi ederek kendi kusuruyla süreyi ihlal ettiğini, davalının kendi kusuruna dayanarak hak düşürücü süre itirazında bulunmasının Türk Medeni Kanunu m. 2 uyarınca hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, .............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........./................ Esas sayılı dosyasının yönetim kurulunun meşruiyetini tartışması nedeniyle bu dava için bekletici mesele yapılması gerektiğini, yerel mahkemenin bu talebi reddetmesinin eksik inceleme doğurduğunu, kararın kesinleşmeden uygulanması halinde müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağını belirterek ...................... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının istinafen kaldırılarak davanın esastan görülmesi için yerel mahkemeye iadesini, yargılama süresince tehir-i icra kararı verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .................... Asliye Ticaret Mahkemesinin ........../......... Esas - ........./........... Karar sayılı dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir :
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararına itiraz davasıdır.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Bu davaların ihraç kararının tebliğinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği, eldeki davanın ise davalı koopetarif merkezinin bulunduğu ................ Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 3 aylık kanuni hak düşürücü süreden sonra; .................... tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının dava dilekçesi incelendiğinde uyuşmazlığın özeti başlıklı 10. Fıkrada ...................... tarihinde tebliğ alındığının ifade edilmesine rağmen istinaf dilekçesinde tebliğin usulsüz olduğu, arabuluculuğa başvurma tarihinin tebliğ tarihi olarak esas alınması gerektiği gerekcesiyle istinaf edildiği anlaşılmaktadır.
Tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince, mahalle muhtarına yapıldığı görülmekte ise de bu durumda muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini, muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalanması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur (Y.H.G.K'nun 29/12/1993 tarihli 1993/18-778-876 sayılı kararı).İsmi geçen ......... .............'in komşu mu, kapıcı mı yönetici mi olduğu tebliğ evrakından anlaşılamamakta ve usulsüz tebligat kural olarak geçersizse de muhatabı onu öğrenmiş ise tebligat geçerli sayılmaktadır. TK 32.md.) Usulsüz tebligatın geçerli olmasının koşulu "muhatabın" tebliği öğrenmesidir. Bu tarihte dava dilekçesinde ........................... olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle yerel mahkemece tebliğ tarihinin .................. tarihinin esas alınarak değerlendirme yapılması yerindedir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; davacının ihracına ilişkin kararın davacıya ......................... tarihinde tebliğ edildiği, davacının dava dilekçesinde tebliğ tarihinin ............... olduğu hususunun kabulünde/ ikrarında olduğu, davanın .................. tarihinde süresinden sonra açıldığı, 3 aylık hak düşürücü sürede davanın açılmadığı gözetilerek hak düşürücü süre yönünden davanın usulden reddi gerekçesiyle verilen kararın, mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun şekilde değerlendirilmek suretiyle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-)Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; HMK m.361/1 gereğince; kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan
E-İmza
Üye
E-İmza
Üye
E-İmza
Katip
E-İmza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*