İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka tecavüzü davası: Yeni markanın ihlal ve tazminat talepleri ile köklü şirketin zamanaşımı ve kötü niyet savunması.
Özet: Davacının tescilli "..." markasına davalının depolama hizmetleri, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında aynı ibareyi izinsiz kullanarak tecavüz ettiği, bu durumun Sınai Mülkiyet Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla, tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması, ihtiyati tedbir ve maddi-manevi tazminat talepleriyle açılan davada, davalı şirket 2014ten beri tescilli "..." markasına sahip köklü bir firma olduğunu, davacı markasıyla karışıklığın mümkün olmadığını, davacının kötü niyetli hareket ettiğini, ayrıca davanın zamanaşımı ve arabuluculuk şartı eksikliği nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.

T.C.

İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/107 Esas
KARAR NO : 2026/65
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/07/2025
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
Davacı vekili tarafından 10/07/2025 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olan “...” markasının hak sahibi olduğunu, 17/02/2025 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle korunmak üzere, 18/06/2025 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, Davalı şirkete ... Barkodlu İadeli Taahhütlü mektupla, ... Takipçisi aracılığıyla yasal uyarı yapılmış, hukuka aykırı olan tescilini yaptırmadıkları faaliyet alanlarında yaptıkları faaliyetlerini durdurmaları konusunda ihtar gönderilmiş, ancak davalı şirket İzmir ... Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname ile olumsuz cevap vermiş olduğunu, müvekkilinin tescil edilmiş marka hakkına açıkça ve ısrarlı şekilde tecavüz etmekte olduğunu, Öncelikle, işbu hukuka aykırılığın tespitini talep etmekle, Davalının, müvekkilinin markasıyla aynı ibareyi, (... ismiyle) depolama hizmetlerinde, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında izinsiz şekilde kullanmakta olduğunu, böylece markanın ayırt edici niteliğini zedelemekte ve haksız kazanç elde etmekte olduğunu, Bu kullanımın, hem 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesi kapsamında açık bir tecavüz niteliği taşımakta olduğunu, hem de Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketiciyi yanıltıcı bir etki doğurmakta olduğunu, Öncelikle ihlalin devam etmesini önlemek amacıyla 6769 sayılı kanunun 159. maddesi uyarınca, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının yayınının durdurulması, depolama hizmetlerinin ve pazarlanmasının durdurulması, depolama hizmetlerinde kullanılan araç giydirmelerini sökmeleri, depolama alanlarında .../... v.b. gibi benzer etiketlerin ve tabelaların çıkartılmasına, depolama hizmetleri için verdiği iş tekliflerinin geri çekilmesi, konularında davalı şirket hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz eden eylemlerinin ve marka hakkının ihlal ettiğinin tespitine, Müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, Ayrıca alınacak Kararın, 6769 sayılı kanunun 149/1-g, (3) maddesi uyarınca ilan ve tebliğ edilmesine, Davalıdan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 6769 sayılı kanunun 150. , 150/3 Ve 151/1-2 b/3. Maddesi uyarınca hesaplanarak, şimdilik 100.000 TL. Maddi tazminat ve 100.000 TL. Manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği istemlerin zamanaşımına uğramış olduğunu, ve bu istemler hakkında hak düşürücü süreler geçirilmiş olduğunu, zamanaşımı def'ini ve hak düşürücü süre itirazlarını süresi içerisinde ileri sürmekte olduğunu, Müvekkili şirket aleyhine açılan işbu dava ticari arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu, arabuluculuk süreci işletilmediğinden davanın usulden reddine, Davalı şirketin, 80 yıla yakın bir süredir ticaret hayatının içerisinde bulunan ve faaliyet alanında hem ülkesel hem de uluslararası alanda geniş çaplı tanınırlığa sahip, alanında öncü ve tercih edilen bir şirket olduğunu, başarılı ticari hayatını marka hukukunun ülkemizde oturmasıyla ve yaygınlaşmasıyla birlikte marka haklarını korumak amacıyla markasını tescil ettirmek için 2012 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’na... no’lu marka tescilleri ile “...” ‘ın ticari unvanını ve el ile çizilmiş gibi duran tır şeklindeki logosunu 13.02.2014 tarihinde ve 03.09.2014 tarihinde 39. Sınıfta marka olarak tescil ettirmiş olduğunu, Bu markaların tescil ve korumaları ise halen devam etmekte olduğunu, dava dilekçesinde sözleşmeye aykırı denilmişse de davacı ile davalı arasında bir sözleşme olmadığını, davacının hiçbir tanınırlığının olmadığını, dava dilekçesinde bu durumun TKHK açısından yanıltıcılık sağladığını, Öncelikle müvekkili şirketin tüketici vatandaşa iş yapan bir firma olmadığını, Dilekçe ve delillerden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin ulusal ve uluslararası alanda büyük şirketlerin taşımacılık işlerini ama asıl ama fiili taşımacı olarak yürütmekte olduğunu, Müvekkili şirketin tüketicinin evden eve nakliye işlerini değil, gümrüğe girecek tonlarca mermeri taşıma işini yaptığını, Normal bir vatandaşın müvekkili şirketten alabileceği hiçbir hizmet olmadığını, çünkü yapılan işin salt ticaret ile ilgili olduğunu, 80 yıllık bir firmanın da 2025'te tescil yaptıran ve logosu bile olmayan bir marka ile karıştırılması ise imkansız olduğunu, davacının markasının, müvekkilinin markası sanılacağını, Yani bu birebirlik davacı tarafından kötüniyetli bir şekilde kendi lehine menfaat devşirmek için kullanılmakta olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup SMK hükümleri uygulanacaktır.
Davacı adına kayıtlı ve tescilli olduğu iddia edilen... ibareli markasına karşı davalının internet sitelerinde ... şeklindeki paylaşımlarının davacının ... nolu markasına tecavüz teşkil edip etmediği, davalı adına tescill iolduğu iddia edilen... nolu markaların davacının markasından önce kullanılıp kullanılmadığı, davacının markaya tecavüz nedeniyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerinin haklı ve yerinde talep olup olmadığı, davacının taleplerinin hak düşürücü süreç ve zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı, emtia ve sınıf farkının bulunup bulunmadığı, işbu davanın markaya tecavüzün tespiti, meni ve tazminat talepleri noktalarında uyuşmazlık toplanmakta olup yapılan yargılama sonucunda,
Davalının zorunlu arabuluculuk iddiası bakımından yapılan değerlendirmede; davacının davasının markaya tecavüzün tespiti, men'i ve tazminat taleplerini içerdiği, tespiti, men'i davaları ile birlikte açılan tazminatın zorunlu ara buluculuğa tabi olmadığından, davalının zorunlu arabuluculuk yönündeki usulden ret talebine itibar edilmemiştir.
Davacı markaya tecavüz olarak, delil listesi ekinde sunduğu, marka tescil belgeleri, ihtar ve tarihi belli olmayan siyah, beyaz görüntülü olan fotoğraflar sunmuştur.
TPMK cevap yazısında, davacının markası yanında davalının ... numaralı markalarının olduğu ve markalarının hukuki korumalarının devam ettiği bildirilmiştir.
Davalının markalarının, davacının markası ile aynı sınıfta tescilli olup, davalının markasının davacının markasına göre öncelikli bulunduğu anlaşılmıştır. Davacıya tazminat ve ihlalin sosyal medya hesaplarında paylaşımı ve diğer iddialarını tespiti için ayrıca zarar kalemlerinin de hesap edilmesi için dosyanın bilirkişilere tevdii edilmesi, rapor alınması gerektiğinden, davacıya ön inceleme duruşmasında bilirkişi ücretlerini yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde de ücret yatırılmadığı anlaşılmıştır.
Davacının iddia ve taleplerinin mevcut dosya kapsamında değerlendirildiğinde, davacının markasının, davalının markalarına göre önceliğinin bulunmadığı, davacının delil listesinde sunduğu fotoğraflarının hangi tarihli olduğu, sosyal medya kullanımlarının tarihinin tespiti ve fotoğrafın orjinal olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yine alacak kalemlerinin tespiti için bilirkişi incelemesi gerektiğinden davacının da kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmış olup, mevcut dosya kapsamına göre de markasının önceliğinin bulunmadığından, koşullar oluşmadığı gibi iddiasını da ispatlayamadığından, davasının reddine dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Koşulları oluşmayan ve ispatlanamayan davanın reddine,
2-Alınması gereken 732 TL peşin harcın, davacı tarafından yatırılan 4.030 TL harçtan mahsubuyla fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 55.000 TL (maddi tazminat) vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine,
4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 55.000 TL (manevi tazminat) vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 55.000 TL (tecavüz) vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 87,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
8-Kalan ve kullanılmayan yargılama giderlerinin karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 07/05/2026
Katip ...
E imza
Hakim...
eimza