İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece, istinaf ve temyiz aşamalarını içeren, kusur oranları ile tazminat miktarlarının belirlenmesine dair yargı kararı.
Özet: Davacının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi bazı davalılar hakkındaki talepleri reddederken diğer davalılar hakkında kısmen kabulle maddi ve manevi tazminata hükmetmiş; istinaf mahkemesi ise davacının başvurusunu süre yönünden reddedip bir davalının başvurusunu esastan reddetmiş, bir diğer davalının başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış, bazı davalılar yönünden ret, diğerleri yönünden kısmi kabul kararı vererek manevi tazminat miktarını yeniden belirlemiş; son olarak tüm tarafların bu karara karşı kusur oranı ve tazminat miktarı gibi gerekçelerle temyiz başvurusu yapması üzerine dosya Yargıtay önüne gelmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2024/11937 E.  ,  2026/1127 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2018/2001 E., 2020/1335 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/123 E., 2017/555 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili, davalı ... .... A.Ş. vekili ve davalı .... San ve .... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin süre yönünden reddine, davalı ... .... A.Ş.‘nin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı .... San ve .... A.Ş. nin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... .... A.Ş. vekili ve davalı .... San ve .... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı .... San ve .... A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 08.03.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... ......San. ve ....Ltd.Şti. adına ve davalı ... adına Av. ... ile davacı adına Av. ..., davalı ...Ş. adına Av. ...ve davalılar ..., ... adlarına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek asıl dava dosyasında 145.433,96 TL maddi tazminatın davalılardan, 200.000,00 TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dosyasında ise aynı iş kazası nedeniyle davalılar ... ... Sanayi ve ... Şirketi, ... ve ...’tan 68.425,07 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle asıl dava dosyasındaki davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden asıl ve birleşen dava dosyaları hakkında tek hüküm kurulmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 213.859,03 TL maddi tazminatın davalılar ... ... Sanayi ve ... Şirketi, ..., ... ile davalı ...Ş.’nin poliçe limiti ve maddi tazminat yönünden 1.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ... Sanayi ve ... Şirketi, ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... ... Sanayi ve ... Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir. Davalı ...Ş. yönünden ise kararın gerekçesinde adı geçen davalının istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddi gerektiği belirtilmiş, hüküm fıkrasında ise davalı ...Ş.’nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ayrıca davalı ... ... Sanayi ve ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... ... Sanayi ve ... Şirketi yönünden manevi tazminat miktarının 75.000,00 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatın caydırıcı olmaktan uzak olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur oranına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmediğini, ceza dosyasında asli kusurlu olduğu belirlenen ... ile tali kusurlu olduğu belirlenen müvekkiline aynı oranda, %45’er kusur verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, asli kusurlu ve tali kusurlu kişilerin aynı kusur oranında sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, kazaya konu makinenin teslimi ve montajının ...Makineleri ve ... A.Ş.’nin yükümlülüğünde olduğunu, proforma faturada teslimatın fabrikaya yapılacağının ve montajın ... teknik elemanlarınca gerçekleştirileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle indirme ve montaj sırasındaki iş güvenliği tedbirlerinden esasen ...’ın sorumlu olduğunu ve müvekkilinin bu işlerden kaynaklanan kusuru bulunmadığını, teslimat ve montaj işlemlerini fiilen gerçekleştiren ......Sanayi ve ... Ltd. Şti. ile bu şirket adına olay yerinde bulunan ... ... ve ... ...’in de kazanın meydana gelmesinde kusurları bulunduğunu, buna rağmen kusur değerlendirmesinde bu kişiler ve şirket yönünden gerekli inceleme yapılmadığını, davacı tarafın ... tarafından belirlenen maluliyet oranına süresinde itiraz etmediğini, daha sonra müvekkilinin itirazı üzerine alınan Adli Tıp raporuna dayanılarak müvekkili aleyhine değerlendirme yapılmasının usulî kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, dosyada %32, %45, %46 ve %53 oranlarında farklı maluliyet raporları bulunduğunu, raporlar arasındaki ciddi çelişki giderilmeden hüküm kurulamayacağını, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerekirken bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini, ilk hesap raporunda zararın 152.333,96 TL olarak belirlendiğini ve davacının da bu rapora göre davasını ıslah ettiğini, hesaplamaya esas alınan veriler değişmediği hâlde yeniden rapor alınarak tazminatın 220.759,03 TL’ye yükseltilmesinin hatalı olduğunu, ilk rapor yönünden müvekkili lehine usulî kazanılmış hak oluştuğunu, tazminat hesabında asgari ücret yerine daha yüksek bir ücret esas alındığını, ...yazıları ile ücret bordroları asgari ücrete işaret ettiği hâlde bunun üzerinde ücret kabul edilmesinin doğru olmadığını, müvekkili tarafından davacıya yapılan 6.900,00 TL nakit ödeme ile 3.800,90 TL tedavi gideri ödemesinin tazminattan mahsup edilmediğini, bu ödemelerin iş kazası nedeniyle yapılmış olup zarardan indirilmesi gerekirken aksi yönde değerlendirme yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince 75.000,00 TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesinin yeterince gözetilmediğini, olayın özellikleri, kusur durumu ve maluliyet oranı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın indirilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm fıkrasında vekâlet ücreti yönünden hata bulunduğunu, manevi tazminat miktarının istinaf aşamasında düşürülmesi nedeniyle reddedilen kısım artmış olduğundan müvekkili lehine daha yüksek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekâlet ücretine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkeme kararında ... Sigorta yönünden davanın neden yalnızca 1.000,00 TL üzerinden kabul edildiğinin açıklanmadığını, sigorta şirketinin trafik poliçesi kapsamında sorumluluğunun bulunup bulunmadığının gerekçeli ve denetime elverişli şekilde tartışılmadığını, bu nedenle kararın gerekçesiz olduğunu ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, davaya konu olayın trafik kazası değil iş kazası olduğunu, kazanın karayolunda değil, atölye binasının içerisinde kumaş kesim makinesinin vinç yardımıyla taşınması sırasında meydana geldiğini, bu nedenle Karayolları Trafik Kanunu kapsamında trafik sigortacısının sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin düzenlediği Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının yalnızca trafik kazalarından kaynaklanan sorumluluğu teminat altına aldığını, somut olayda trafik kazası bulunmadığından müvekkili sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğu olmadığını, kazanın vinç yardımıyla atölye içerisine alınan kumaş kesim makinesinin dengesini kaybederek devrilmesi sonucu meydana geldiğini, olayın karayolu üzerinde, trafik akışı içinde veya motorlu aracın trafik hareketi sırasında gerçekleşmediğinden trafik kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, dosyadaki tanık beyanları, ... denetim raporu ve diğer delillerin olayın bir iş kazası olduğunu açıkça gösterdiğini, buna rağmen trafik sigortacısının sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aynı olay nedeniyle açılan diğer ... mahkemesi dosyalarında işbu dava bekletici mesele yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketinin sorumluluğuna ilişkin gerekli değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, trafik sigortasının kapsamının sigortalı aracın sebep olduğu her türlü zararı değil yalnızca trafik kazasından doğan zararları kapsadığını, somut olayda trafik kazası bulunmadığından ... Sigorta hakkında açılan davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesi ve istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davacı Vekilinin Katılma Yoluyla Temyiz İstemi Yönünden
6100 sayılı HMK'nın 102. maddesine göre adli tatilin, her yılın yirmi temmuz günü başlayıp, otuz bir ağustos günü sona ereceği ve yeni adli yılın bir eylülde başlayacağı belirtilmiştir. Bu süre içerisinde görülecek dava ve işler yönünden ise 103. maddede düzenleme yer almakta olup 104. maddesi kapsamında adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanun'un tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı belirtilmiştir. Ancak "103/1-ç" maddesi kapsamında hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar için adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 417/3. maddesi kapsamında ise işçinin ölümü halinde zarara uğrayanların zararlarının tazmininin iş sözleşmesine aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğu düzenleme altına alınmıştır. Bu açıklamalar karşısında gerek sigortalının iş göremezliğe uğramasından, gerekse de vefatı nedeniyle destekten yoksunluktan kaynaklı hak sahipleri tarafından açılan tazminat davaları yönünden adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağı açıktır. (Dairemizin 10.01.2023 tarih ve 2022/11679 E.- 2023/95 K. sayılı ilamı da bu yöndedir)
Somut olayda temyiz dilekçesinin davacı vekiline 09.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği, manevi tazminat tutarı yönünden itiraz içeren temyize cevap dilekçesinin ise 07.09.2020 tarihinde verildiği, bu haliyle katılma yoluyla temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı ... .... A.Ş. vekili ve Davalı .... San ve .... A.Ş. vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, Bölge Adliye Mahkemesi ilamının gerekçesinde "istinaf incelemesine esas miktar 6100 sayılı Kanun’un 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı kapsamında kaldığından, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca davalı ...Ş.’nin istinaf başvuru dilekçesinin reddine" karar verildiği belirtilmesine karşın hüküm fıkrasında adı geçen davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davalı ... şirketinin istinaf başvurusu doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp hüküm kurulurken asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmak yerine tek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü öngörülmüştür.
Eldeki davada, gerekçede davalı ... şirketinin istinaf isteminin miktar itibariyla kesinlikten dolayı reddedildiği açıklanmasına karşın hüküm fıkrasında adı geçen davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi hatalı olduğu gibi, davalı ... şirketinin istinaf başvurusu doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp hüküm kurulurken her bir davanın istiklalini muhafaza ettiği gözetilerek, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken tek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE,
2.Temyiz eden davalıların temyiz istemleri yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Davalılar ............. Şti. Avukata yarırına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi