Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin, 2/B arazisi üzerinde zilyetliğe dayalı tapu iptali, tescil ve kullanıcı şerhi istemlerinin değerlendirilmesine ilişkin temyiz kararı.
Özet: İlk derece mahkemesi, davacının 6 21... parsel sayılı taşınmazın bir kısmında zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil talebini, taşınmazın tarımsal nitelikte imar ihya edilmediği ve kadastro kanununda öngörülen şartları karşılamadığı gerekçesiyle reddederken; davacının sunduğu delillerle (ecrimisil ihbarnamesi, su ve elektrik abonelikleri, muvafakatname, yapı kayıt belgesi ve tanık beyanları) ispatlanan uzun süreli ve fiili kullanımına dayanarak, zilyetliğin tespiti ve tapuya şerh verilmesi talebini kısmen kabul etmiştir. Bu karar kapsamında, davalı adına mevcut kullanıcı şerhinin terkin edilerek, davacının 6 21... parselin bilirkişi raporunda belirlenen 243,09 metrekarelik kısmında 31.12.2011 tarihinden önceki kullanıcı olduğunun tespitine ve bu durumun beyanlar hanesine işlenmesine hükmedilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/3741 E.  ,  2026/1429 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2601 E., 2025/379 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/25 E., 2023/66 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 6 21... parsel sayılı 1.797,84 m² yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun’un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ....... kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edildiği; bilahare, 20.01.2010 tarihinde yapılan güncelleme çalışması ile ......'a ait zilyetlik şerhinin terkin edildiği ve ... ve ... adına kullanıcı şerhi verildiği, ...'in kendisine ait 67759/1039 16... .10.2017 tarihinde Hazineden 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satın aldığı, bakiye kalan pay üzerindeki şerhler ise aynen muhafaza edilerek Hazine uhdesinde bırakılmıştır.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 6 21... parsel sayılı taşınmazın 87,57 metrekarelik kısmında müvekkilinin nizasız fasılasız 19 yıldır aktif ve 39 yıldır eklemeli zilyet olduğunu ileri sürerek, bu kısmın Hazine adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tescilini, mülkiyet tescilinin davacı adına yapılamaması halinde davacı adına zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; mahkemenin 2017/540 Esas ve 2019/380 Karar sayılı ilamının kesin hüküm oluşturduğunu beyan ederek davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının iddiası, dava konusu taşınmazda ev yaptığı ve bu şekilde zilyetliğinin bulunduğuna ilişkindir. Davacının, dava konusu taşınmazı imar ihya ettiğine ilişkin bir beyanı olmadığı gibi keşif mahallinde, dava konusu taşınmaz üzerinde tarım yapılmadığı sadece evlerin yapıldığı ve kullanıldığı görüldüğünden, davacı Kadastro Kanununda düzenlenen şartları taşımadığından tapu iptal ve tescil davası yönünden davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Dava devam ederken kadastro işlemi yapıldığından davacının talep sonucunun netleştirilmesi gerekmektedir. Davacı, Hazine adına kayıtlı 87,5 metrekarelik alanda ve tescil harici alanda zilyetlik tespiti istemiştir. Davacının verdiği tüm beyanların bir bütün olarak incelenmesinde, davacının toplam olarak 369 metrekarenin adına zilyetliğinin tespitini istediği görülmektedir.Yerleşik Yargıtay kararlarınca zilyetlik tespiti davalarında, zilyetliğin tespitini isteyen kişinin taşınmazda zilyetliğinin bulunması yeterli olup belirli bir süre şartı öngörülmemiştir. Keşif mahallinde yapılan incelemede davacının zilyetlik tespiti istediği kısımda, ev yaptığı görülmüş ve keşifte dinlenen tanık beyanları ile de bu durum doğrulanmıştır. Ayrıca, davacının delil olarak sunduğu belgelerin incelenmesinde, davacı adına düzenlenen 15.05.2006 tarihli ecrimisil ihbarnamesi, su ve elektrik aboneliği istemine ilişkin belediyenin verdiği cevap, dahili davalı ...'in toplamda 70 metrekarelik alanı davacıya bıraktığına dair 19.02.2013 tarihli muvafakatname, 30.11.2018 tarihli ödeme dekontu ve 01.12.2018 yapı kayıt belgesi vs. deliller davacının dava konusu taşınmazdaki zilyetliğini kanıtlamaktadır. Kaldı ki davacı ... dahili davalı kardeş olup, dahili davalı, davacının zilyetliğine itiraz etmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tescil harici alan dışında davacının kullandığı alanın 243,09 metrekare olduğu tespit edilmiştir. Tescil harici alan için tapu kaydı oluşturulmadığından ve bundan dolayı zilyetlik şerhi oluşturulamayacağından, davacının tescil harici kalan alan dışında kullandığı alanın 243,09 metrekare olduğu tespit edilmiş ve bu miktar ile davacı lehine kullanıcı şerhi oluşturulduğu" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddiyle, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacının zilyetliğinin tespiti ve tapuya şerh verilmesi talebinin kısmen kabulüne 6 21... parsel sayılı taşınmazda bulunan davalı ... adına olan kullanıcı şerhinin terkini ile 16.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 243,09 metrekarelik kısımda davacının 31.12.2011 tarihinden daha öncesinden beri kullanıcı olduğunun tespiti ile beyanlar hanesine, “Bu parselin Hazine adına kayıtlı olan bölümünün Hazine hissesine düşen toplam 625,55 metrekarelik alandan; 243,09 metrekarelik alanın ........ oğlu ... ve 382,46 metrekarelik alanın ise ... oğlu ... kullanımındadır” şeklinde şerh edilmesine ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu eski 26 03... Ada 1 parsel sayılı taşınmazın 18.02.2000 yılında kesinleşen kadastro çalışmalarında 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğu bildirilerek Hazine adına tespit ve tescilinin yapıldığı, tapu kaydının beyanlar hanesine ......... kullanımında olduğuna yönelik şerh verildiği, tapudaki bu şerhin terkin edildiği tarihe göre 2010 yılında taşınmazda güncelleme yapılarak 20.01.2010 tarihinde ........ ait zilyetlik şerhinin terkin edildiği ve davalılar ... ve ... adına kullanıcı şerhi verildiği, ...'in kendisine ait 67759/1039 16... .10.2017 tarihinde Hazineden 6292 Sayılı Kanun uyarınca satın aldığı, taşınmazın 36157/103916 payının (625,55 metrekareye karşılık gelir) Hazine üzerinde kaldığı ve tapu kaydının beyanlar hanesinde Hazine üzerinde kalan bu paya denk gelen kısım için "Bu parselin 500/1437 hissesi ...'in kullanımındadır" şeklinde şerh bulunduğu, ayrıca taşınmazın yüzölçümü yönünden yapılan incelemede; taşınmazın tesis kadastrosu sonucu belirlenen yüzölçümünün 2010 yılında yapılan güncelleme sırasında yapılan düzeltme ile arttırıldığı ve geometrik şeklinin değiştirildiği, 2020 yılında yapılan uygulama kadastrosu tespiti ile yüzölçümü daha da arttırılmışsa da komisyon kararı ile yüzölçümünün 1797,84 metrekareye düşürüldüğü, davacının uygulama kadastrosu askı ilanı içinde kadastro Mahkemesine dava açarak birden fazla talepte bulunduğu, uygulama kadastrosuna itiraz davası, kadastro Mahkemesi tarafından aktif dava ehliyetinin yokluğu nedeniyle reddedilerek davacının diğer talepleri yönünden görevsizlik kararı verildiği, davacının birbiri içine geçmiş birden çok talep ileri sürmesi karşısında tam olarak ne talep ettiğinin hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerektiği, bu kapsamda istinaf Mahkemesi istinaf nedenleri ile bağlı olup davacının istinaf dilekçesinin talep sonucunda, Mahkemece kendisi lehine hükmedilen 243,09 metrekare alan ile ...'e hükmedilen 382,46 metrekarenin birleştirilerek toplam 625,25 metrekare alanın davacı adına kullanıcı olarak şerh edilmesi istemi karşısında talebinin davalı ...'e bırakılan kullanıcı şerhi kısmının da kendisi adına düzeltilmesine yönelik olduğunun kabulünün gerektiği, tapu kütük sayasına göre kullanım kadastrosunun 2000 tarihinde güncelleme işleminin (önceki kullanıcı ............ ait kullanıcı şerhinin terkin edildiği tarih) 2010 tarihinde kesinleştiği, davacının hem eklemeli zilyetlik iddia ettiği tarih yönünden, hem de 2001 tarihinde başladığını iddia ettiği müstakil zilyetliği yönünden hak düşürücü süre dolduğu gibi, davacının önceki kullanıcı ...........'dan kendisine geçen bir devre dayanmadığı, davalı ...'den ise 19.02.2013 tarihli iki ayrı muvafakat ile 35'er metrekareden 70 m² için muvafakat aldığı, muvafakatname tarihleri güncellemeden de sonraki bir tarihe denk geldiğinden daha fazla devir iddiası var ise bunu idareye karşı ileri sürmesi gerektiği, davalı ...'in karar tarihinden sonra dosyaya sunduğu dilekçe, hükmü istinaf edip etmediği noktasında tereddüt uyandırdığından bu hususta Dairemizce yapılan geri çevirme kararı üzerine davalının açıkça hükmü istinaf etmediğini bildirdiği, bu nedenle istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir kaldırma nedeni bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının, dava konusu taşınmazın 625,25 metrekarelik kısmının tamamını davalı ...'den satın aldığını ve tamamında kullanımının olduğunu, dosyada mevcut belgelerle zilyetliğinin sabit olduğu ve mülkiyeti edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın bir kısmında kısmında davacının zilyetlikle iktisap ya da adına kullanıcı şerhi verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.