İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kitap içeriğinden kaynaklanan kişilik hakları ve ticari itibar ihlali iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında istinaf kararını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin, davalılar tarafından yayımlanan bir kitaptaki içeriklerin ticari itibarlarını ve kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla talep ettiği manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini ele almaktadır. İlk derece mahkemesi, söz konusu davanın esasını iki kez incelemiş ve içeriğin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığını ve tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Davacı taraf, bu ret kararına karşı tekrar istinaf yoluna başvurmuş olup, istinaf mahkemesi, basın ve ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki dengeyi gözeterek uyuşmazlığın esasını araştırmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/2240
KARAR NO : 2026/3564
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/04/2026
NUMARASI : 2025/155 Esas - 2026/344 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nde basılan "...'..." isimli kitabın yazarları ... ile ... ve ... ... .... Ltd. Şti haksız fiil konusu içeriklerinden dolayı sorumlu olduğunu, müvekkil şirket hakkında basılan kitabın müvekkil şirketin yurtdışındaki ticari işlerinde itibar kaybına sebebiyet verdiğini, bu yüzden manevi tazminat haklarının olduğunu, müvekkillerinin fazlaya ilişkin hak ve alacakların saklı kalmak suretiyle müvekkillerin kişilik haklarının hukuka aykırı bir şekilde zedelenmesi sebebiyle toplamda 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkillere verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "Davanın reddine," karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dairemizin 2023/1674 Esas 2024/3926 Karar sayılı ilamı ile; "Eldeki dosyada; Davacı ... Anonim Şirketi ve Davalı ...Limited Şirketi tacir olup, davalı tarafından basılıp yayılan kitap sebebiyle davacıların ticari itibar ve kişilik haklarının ihlal edildiği iddia olunmuştur. Bu eylem her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgilidir. Diğer taraflar yönünden de aynı hukuki sebebe dayalı davada birbirinden farklı kararlar çıkmaması ve uygulama birliği açısından davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin yerinde olacağı anlaşılmaktadır (Aynı doğrultuda Dairemizin 2020/889 E., 2022/585 K. Sayılı İlamı). Taraflar arasındaki irtibat ve usul ekonomisi gözetilerek tüm taraflar hakkındaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözülmesi gerekmektedir (Yargıtay4. Hukuk Dairesi 2017/1454 E,2019/5777 K)." gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, devam eden yargılama sonunda;
İlk Derece Mahkemesince; "Davaya konu "...'ın ..." isimli inceleme türündeki kitap bir bütün olarak incelendiğinde ise kitaptaki açıklamaların hem basın özgürlüğü hem de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, vaki kitaptaki davacının hak ihlali olarak belirttiği açıklamaların kötüleme, haksız rekabet, şeref ve haysiyetin ihlali, kişilik hakkının ihlali olarak nitelendirilemeyeceği kanaati ile yazılan hususların kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı nazara alınarak, ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yazımın ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı kanaati ile davacıları aşağılayan, kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir ifade kullanıldığının tespit edilemediğinden ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından (bu kapsamda açıklanan sebepler gereği davacı tarafından sunulan uzman görüşü kabul edilmeyerek) davanın reddine," karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu iddiaya ilişkin bilirkişi uzmanlığına gerek olmadığını, bilirkişi raporu alınmasının yasaya aykırı olduğunu, raporun hatalı olduğunu, mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını tazminat koşullarının bulunduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Kişilik haklarının zedelenmesinden kaynaklanan manevi tazminat davasıdır.
Basın özgürlüğü; Anayasa'nın 28. maddesi ile Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın" demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir.
İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir.
Basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayımın haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayımın hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı halinde mümkündür.
Dava konusu yayın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava konusu yayında Tacir olan davacıların ticari faaliyetlerinin illegal faaliyetler gibi gösterildiği, iddiaların kesin doğrularmış gibi okuyucuya sunulduğu, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı bu durumlarda, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, en başta bulunması gereken gerçek olma unsuru dosya kapsamına göre bulunmadığı, davacılar hakkındaki İddiaların hiç biri ile ilgili bir soruşturma bir kovuşturma bulunmadığı gibi soyut iddiaları destekler somut emare de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda gerçek olmayan iddialar ve fotoğraflardan ibaret yayının hukuka uygunluğundan söz edilemez. Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir (Dairemizin 2023/2443 esas, 2024/4522 karar sayılı, 18/12/2024 günlü ve 2023/1026 esas, 2025/281 karar sayılı, 22/01/2025 günlü ilamları).
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 21/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/155 Esas 2026/344 Karar sayılı 28/04/2026 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda;
2-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ ile 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 21/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,
3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 853,88 TL'nin mahsubuyla bakiye 2.561,62 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3/b-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 853,88 TL peşin harç, 23,00 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 1.241,00 TL olmak üzere toplam 9.198,58 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,
3/c-Davalılar tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10. ve 13/(1). maddelerine göre 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,
4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
4/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 500,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.502,00 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,
4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
7-İstanbul 7. İcra Dairesi'nin ...esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 11.898,17 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davacılara talebi halinde İADESİNE,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026