Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, kayıt dışı çalışırken trafik kazasında vefat eden şoförün ailesinin maddi ve manevi tazminat talepli istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacılar vekilinin müvekkillerinin murisinin davalı şirkette kayıt dışı şoför olarak çalışırken, diğer davalı tarafından aracı park etmek isterken kaza yapması sonucu yol kenarındaki levhanın üzerine düşerek vefat etmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasına ilişkin olup, davacılar tam kusurlu olduğu tespit edilen diğer davalı ve işverenin yanı sıra sigorta şirketlerinden talep ettikleri maddi ve manevi tazminatları, bilirkişi raporları doğrultusunda eş ve engelli çocuk için maddi yönden milyonlarca liraya yükseltirken; davalı sigorta şirketi ise manevi tazminattan sorumlu olmadığını, dava şartı eksikliğini, davacıların murisin desteğinden yoksun kaldıklarının ispatlanması gerektiğini ve uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini savunmuştur.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 03/07/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 18/02/2026NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACILAR: 1- ........ 2- ........ 3- ........ 4- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALILAR : 3- ........ 4- ........ VEKİLİ : Av.....DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/07/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 03/07/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili 25/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ........'ın davalı şirkette nakliye şoförü olarak çalıştığını, 19/01/2024 tarihinde diğer davalı ........ ile birlikte Eskişehir iline giderken yolda ihtiyaç molası için durduğu sırada yolcu koltuğunda bulunan davalı ........'un sürücü koltuğuna geçerek aracı daha düzenli park etmek istediği sırada yol kenarında bulunan levhaya çarpması sonucu levhanın murisin üzerine düştüğünü ve murisin kaldırıldığı hastanede 20/01/2024 tarihinde vefat ettiğini, davalı ........ hakkında açılan Konya .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının halen devam ettiğini, meydana gelen kaza sonucu tutulan kaza tespit tutanağında ve ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu kusur raporunda davalı ........'un tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, murisin emekli olduğunu, davalı şirkette kayıt dışı olarak şoförlük yaptığını, SGK kaydının bulunmadığını, maaşlarının şirket yetkilisinin şahsi hesabından ödendiğini, murisin 2023 yılı Aralık ayı maaşının 28.000,00TL, 2024 yılı Ocak ayı maaşının ise 35.000,00TL olduğunu, ölümü sonucu Ocak ayından 19 günlük çalışma bedeli karşılığında mirasçısı olan davacı ........'a 23.000,00TL olarak ödendiğini, müvekkili ........'ın murisin eşi olduğunu ve murisin desteğinden ömür boyu yoksun kaldığını, yine müvekkili ........'ın 27 yaşında olup %70 engelli olduğunu ve murisin desteğinden ömür boyu yoksun kaldığını, diğer müvekkillerinin de babaları olan murisin desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin murisin ölümü ile derin üzüntü içerisinde olduklarını, manevi olarak da zor durumda olduklarını, davalı sigorta şirketlerinin de ZMMS ve Kasko poliçesi kapsamında sorumluluklarının bulunduğunu beyanla öncelikle davalı şirket ve davalı ........'un taşınır ve taşınmazları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, mahkememizce alınacak bilirkişi raporları ile tespit edilen bedel üzerinden ileride arttırılmak üzere şimdilik her bir müvekkili için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 4.000,00TL maddi tazminatın tüm davalılardan, her bir müvekkili için 400.000,00'er TL olmak üzere toplam 1.600.000,00TL manevi tazminatın davalı araç maliki şirket, davalı ........ ve kasko poliçesi kapsamında davalı ........ A.Ş.'den, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili 30/01/2026 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporlar doğrultusunda dava dilekçesinde talep etmiş oldukları tazminat taleplerini müvekkili ........ yönünden 2.381.552,54TL'ye, müvekkili ........ yönünden 1.335.833,75TL'ye arttırdıklarını beyanla maddi tazminat yönünden bu bedeller üzerinden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili 15/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kasko poliçesi kapsamında davaya konu aracın sigortacısı olduğunu, manevi tazminat taleplerine ilişkin müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava şartı olan sigorta şirketine başvuru şartının usulüne uygun yapılmadığını bu nedenle öncelikle dava şartı yokluğundan açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmesi için murisin davacılara desteği olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davacılardan ........'ın 39 yaşında, ........'ın da 35 yaşında olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre herhangi bir maddi tazminat hak edişlerinin bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için öncelikle araç sürücüsünün kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin iş bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınması gerektiğini, uygulanması gereken faizin ticari faiz olamayacağını yasal faiz olabileceğini beyanla açılan davanın müvekkili yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili 18/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kazaya karışan ........ plakalı aracın maliki olduğunu, söz konusu kazada müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını, yargılama sırasında alınacak raporlarla da bu durumun ortaya çıkacağını, aracın hem ZMMS kapsamında hem de KASKO poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, maddi ve manevi zararlardan sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunduğunu, davacıların talep ettiği tazminatlar bakımından murisin gelir durumunun ve ailesine bakıp bakmadığının araştırılması gerektiğini, dosya kapsamında aktüerya hesap bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, davacılardan ........ 40, ........'ın 35 yaşında olup her ikisininde çalışmakta olduğunu, muris babalarının desteğine ihtiyaçlarının bulunmadığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda destek tazminatı talep etme haklarının olmadığını, davacılardan ........'ın engelli olduğu iddiasına ilişkin engellilik durumunu gösterir rapor aldırılması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarlar olup sebepsiz zenginleşme aracı olarak görülemeyeceğini, davacıların ihtiyati haciz taleplerinin de yerinde olmadığını, ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili 21/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin olay anında murisin yanında yol arkadaşı olarak araçta olduğunu, murisin lavabo ihtiyacı için aracı yol kenarına uygun olmayan bir şekilde trafik levasına çarpmak suretiyle park etmesi üzerine müvekkilinin aracı daha düzgün park etmek için sürücü koltuğuna geçerek aracı hareket ettirdiğini, bu sırada tabelaya çarptığını, bu çarpma sonucu araçtan indiği sırada murisin yerde hareketsiz olarak yattığını gördüğünü, hemen yardım etmek üzere yanına gittiğinde başında kanlar olduğunu gördüğünü, yoldan geçen bir şahsın durmak suretiyle murise müdahale ettiğini, yine kontrol noktasındaki polis memurunun da yardım etmek üzere olay yerine geldiğini, murisin ambulansla hastaneye kaldırıldığını ancak hastanede hayatını kaybettiğini, müvekkilinin iyi niyetli bir şekilde aracı daha uygun bir şekilde park etmek istemesi üzerine bu elim kazanın yaşandığını, müvekkilinin yakın arkadaşı ve dostu olan murisin kaybettiğini, müvekkili hakkında Konya .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açılan davanın halen devam ettiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, söz konusu kazanın taksirle meydana geldiğini, davacıların talep ettiği tazminatlar bakımından murisin gelir durumunun ve ailesine bakıp bakmadığının araştırılması gerektiğini, dosya kapsamında aktüerya hesap bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, davacılardan ........ 40, ........'ın 35 yaşında olup her ikisininde çalışmakta olduğunu, muris babalarının desteğine ihtiyaçlarının bulunmadığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda destek tazminatı talep etme haklarının olmadığını, davacılardan ........'ın engelli olduğu iddiasına ilişkin engellilik durumunu gösterir rapor aldırılması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarlar olup sebepsiz zenginleşme aracı olarak görülemeyeceğini, davacıların ihtiyati haciz taleplerinin de yerinde olmadığını, ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ A.Ş. vekili 05/02/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava başvuru şartı olun müvekkili sigorta şirketine başvuru şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin sigorta poliçesi kapsamında sınırlı sorumluğunun bulunduğunu, davaya konu kazaya ilişkin kusur durumunun mahkememizce usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini, iş bu davada ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, murisin davacılara destek olduğu hususunu ispatlanmasının zorunlu olduğunu, davacıların hem hayatın olağan akışına hem de Yargıtay içtihatlarına göre destek alacaklısı olmadıklarının açık olduğunu, açılan davanın haksız olduğunu, dosya kapsamında alanında uzman aktüerya hesap bilirkişisinden hesap raporu aldırılması gerektiğini, dosya kapsamında murisin gelir durumunu gösterir bir belgenin mevcut olmadığını, bahsi geçen gelir iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şirketin talep edilen faiz bedelinden sorumluluğunun sınırlı olduğunu beyanla açılan davanın müvekkili yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacılar ........ ve ........'ın destek zararlarının esas alınması gerekmiştir.DAVA KONUSU KAZADAKİ MÜTERAFİK KUSUR DURUMU YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE;6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.Somut olayda, müteveffa, araç dışında yaya olarak beklediği sırada aracın hareket etmesi ve yol üzerinde bulunan trafik levhasının üzerine düşmesi sonucu vefat etmiştir. Müteveffanın alkollü veya ehliyetsiz sürücünün kullandığı aracın kendisine çarpması üzerine vefat etmesi gibi bir durum vukuu bulmamıştır. İTÜ heyetince düzenlenen raporda da müteveffanın bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.DAVALILAR ........ VE ........'NE YÖNELİK MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME;TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )Somut olayda; davacılar ile davalıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin adı geçen davalılar yönünden tam kabulü gerekmiştir.BELİRLENEN TAZMİNATLARA İŞLETİLECEK FAİZ TÜRÜ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:Konuya ilişkin Konya BAM 3. Hukuk Dairesinin 20/06/2025 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile;"...Kazaya konu davalı sigortalara sigortalı ........ plakalı sürücünün kullandığı araç ruhsatında yük nakli amaçlı ticari kamyonet olduğu belirtilmiş olmakla, ıslah dilekçesinde de hükmedilecek tazminatlara ticari faiz uygulanması talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesi yerine yasal faize hükmedilmesinde yasal isabet bulunmamakla, buna yönelik davacı taraf istinafının kabulü gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiştir.Somut olayda, kazaya karışan ........ plakalı aracın araç ruhsatında yük nakli amaçlı ticari kamyonet olduğu belirtilmiş olmakla ve dava dilekçesinde ve ayrıca bedel arttırım dilekçesinde avans faizi talep edilmiş olmakla belirlenen tazminatlara uygulanacak faiz türünün avans faizi olması gerektiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacılar vekili davalı araç sürücüsü ile işleten için faiz başlangıcının kaza tarihinden değil, müteveffanın vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren olmasını talep ettiğinden hüküm davacının talebine bağlı olarak oluşturulmuştur. ........ A.Ş. yönünden ise tazminat ödemesi için yapılan ihbardan itibaren geçen 8 iş günlük sürenin sonunda 26/02/2024 tarihinden itibaren faizin işlemeye başlayacağı karar altına alınmıştır.1-a)DAVACI ........'IN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN KABULÜ İLE; 2.381.552,54TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat klozu ve garame hesabı kapsamında 1.153.174,36TL(faiz ve ferileri hariç) ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 26/02/2024 tarihinden itibaren, diğer davalılar ........ ... ve ........ yönünden davacının talebiyle bağlı kalınarak desteğin vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ........ A.Ş., ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,b)DAVACI ........'IN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN REDDİNE,2-a)DAVACI ........'IN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN KABULÜ İLE; 1.335.833,75TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat klozu ve garame hesabı kapsamında 646.825,64TL (faiz ve ferileri hariç) ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 26/02/2024 tarihinden itibaren, diğer davalılar ........ ve ........ yönünden davacının talebiyle bağlı kalınarak desteğin vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ........ A.Ş., ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,b)DAVACI ........'IN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN REDDİNE, 3-DAVACI ........'IN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN TÜM DAVALILAR YÖNÜNDEN REDDİNE,4-DAVACI ........'IN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN TÜM DAVALILAR YÖNÜNDEN REDDİNE,5-a)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 400.000,00TL manevi tazminatın, davacının talebiyle bağlı kalınarak desteğin vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ........ ... Ltd. Şti. ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,b)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN REDDİNE,6-a)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 400.000,00TL manevi tazminatın, davacının talebiyle bağlı kalınarak desteğin vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ........ ... Ltd. Şti. ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,b)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN REDDİNE,7-a)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 400.000,00TL manevi tazminatın, davacının talebiyle bağlı kalınarak desteğin vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ........ ... Ltd. Şti. ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,b)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN REDDİNE,8-a)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 400.000,00TL manevi tazminatın, davacının talebiyle bağlı kalınarak desteğin vefat tarihi olan 20/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ........ ... Ltd. Şti. ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,b)DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; başvuran tarafından yapılan geçerli bir başvurunun söz konusu olmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla; zararın tespiti için davacı tarafından elde edilen kazanımların belirlenmesi ve aleyhe hüküm kurulacak olması halinde bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, başvuru konusu kaza çit taraflı trafik kazası olup kusur oranlarının tespiti bakımından bilirkişi raporu alınmayarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müteveffanın davacılara "destek" olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, davacıların destek yaşı geçmiş olup herhangi bir tazminata hak kazanmamaları gerektiğini, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, başvuru konusu kaza, haksız fiil mahiyetinde olmasına rağmen avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve müvekkili şirket lehine davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffanın kullandığı araçta müteveffanın daveti üzerine müvekkilinin yolcu olarak bulunduğunu, bu nedenle hükmedilen tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken hakkaniyet indirimi yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin tespit ettiği maddi tazminatlar fahiş ve gerçek zararın katbekat üzerinde olup bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminat miktarlarının hükme esas alınmasının da hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince objektif kriterlerden uzak, hakkaniyete aykırı bir manevi tazminata ve avans faizine hükmedilmesini kabul etmediklerini, manevi tazminat miktarının davacıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacak nitelikte olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın müvekkilini fakirliğe düşüreceğini ve ömür boyu ödeyemeyeceği bir tazminat borçlusu haline getireceğini, olayın ticari iş olarak kabul edilerek avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu olayda uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine ek olarak sunduğu 30/03/2026 tarihli dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda bilinmeyen döneme ait mükerrer hesaplama yapıldığını, yapılan hata sebebiyle davacılar lehine yaklaşık 407.198,08 TL haksız ve fazla tazminatın hüküm altına alındığını, raporun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değilken yerel mahkemece hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yeniden bilirkişi raporu alınmasına ve yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davalı ........ ve davalı ........ tarafından aşağıdaki sebeplerle istinaf edilmiştir.1-Davalı Sigortanın Usulüne Uygun Başvuru Bulunmadığı İstinafında;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olupSomut olayda 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasında dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvurdukları, sigorta şirketin tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı sigortanın istediği belgeler maluliyet tazminat talebi için Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.2-Davalı Sigortanın Zamanaşımı itirazında;01.08.2019 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası nedeniyle, 19/01/2024 tarihinde Belirsiz Akacak olarak açılan maddi ve manevi tazminat davasında, davacılarca 30/01/2026 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunularak maddi tazminat taleplerinin artırıldığı anlaşılmıştır.Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davacıların murisi ........ vefat etmiş olup, taksirle ölüme neden olma fiili bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre taksirle öldürme suçu olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 85. maddesi kapsamındadır ve dava zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK’nun 66/d maddesi uyarınca 15 yıldır. Olayın gerçekleşme ve dava tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itiraz yerinde değildir.3-Davalıların Kusura İtirazında;19.01.2024 tarihinde, davalı sürücü ........ yönetimindeki ........ plaka sayılı aracı ile Yeni İstanbul caddesi uygulama noktası karşısında, duraklamakta olduğu sırada aracını kaldırım üzerine park etmek istediğinde, kaldırımda bulunan şerit düzenleme levhasına çarparak levhanın yaya olarak olay yerinde bulunan davacılar murisi ........’a çarpmasına ve ölümüne neden olmuştur.Mahkemece İTÜ Makine Mühendisliği Öğretim Üyelerinden alınan 05.09.2025 tarihli raporda, 2918 sayılı KTK'nın Araç Manevralarını Düzenleyen Kurallar ile ilgili 67.maddesinde; a) Sürücülerin park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek veya bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır. Davalı sürücü ........ belirtilen kurallara aykırı şekilde yolun sağındaki aracı banketten de öteye yaya kaldırımına sevk etmek istediğinden, her ne kadar bu hatalı davranışını iyi niyetle aracın daha güvenli alana çekilmesi amacıyla yapmış ise de, gerekli özeni göstermeyip tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu yol dışında bulunan levhaya çarptığından kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu görülmüştür. Davacılar murisi ........ olay sırasında kaplama dışında olup tamamen yaya kaldırımında bulunduğu sırada aracın çarptığı levhanın başına çarpması ile kazaya maruz kaldığından olayda kusuru görülmemiş olup kazayı önlemek için alabileceği tedbir bulunmamaktadır, görüşünün bildirildiği görülmüştür.Raporun, denetime elverişli ve açıklayıcı şekilde hazırlandığı, kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında ATK'dan alınan kusuru raporu ve olayla uyumlu olduğu, anlaşılmakla itirazlar yerinde değildir.4-Davalı Sigortanın Hesap yöntemine, teknik faiz uygulanması gerektiği itirazında;Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir.TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır.Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir.Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin 2019/3292 E. 2021/1848 K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ileYine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15277 esas, 2022/4707 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir.Bu kapsamda İDM ce yapılan hesaplama TRH 2010 tablosunun esas alınması, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması suretiyle alınmış olup itiraz yersizdir.5-Davalı Sigortanın destekten faydalananlara yönelik itirazında;Mahkemece, kazada yaşamını yitiren ........'ın eşi davacı ........ ve kızı ........ yönünden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir.Davacı ........'ın, müteveffanın eşi olması nedeniyle, ........'ın desteğinden yaralanacaktır. Müteveffanın kızı davacı ........ ise kaza tarihinde her ne kadar 26 yaşında bulunuyor, eğitim görmüyor 22 yaşına kadar destekten yararlanabilecek ise de dosya kapsamında bulunan özürlülük raporuna göre %70 oranında engelli olması nedeniyle, babasının farazi ölüm yaşına kadar onun desteğinden yaralanacaktır. 05/01/2026 tarihli aktüerya raporunda, müteveffanın diğer aile bireyleri yönünden de değerlendirme yapılarak, müteveffanın eşi ve belirtilen sebepten dolayı kızı yönünden destekten yoksun kalma hesabı yapılmış olup, bunlar dışında müteveffanın desteğinden yaralanacak kimse olmadığı anlaşılmıştır. İtirazlar yerinde değildir.6-Davalı sigortanın davacılara ölüm aylığı bağlanmış olması halinde, tazminattan indirim yapılması gerektiği itirazında;TBK’nun 55. maddesi gereğince rücuya tabi olmayan ödemelerin tazminattan indirilmesi söz konusu olmayıp, ÖLÜM AYLIĞI rücuya tabi olmadığı için tazminattan indiriminin gerekmediğinin dosya kapsamından anlaşıldığından, itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.7-Davalıların faizin türüne itirazlarında;Kazaya karışan ........ plakalı araç, ruhsatına ticari amaçlı kullanılan kamyonet olması nedeniyle, davalı sigorta yönünden temerrüt tarihiden, davalı sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi yerindedir.8-Davalı İşleten şirketin mükerrer hesaplama yapıldığı itirazında;Gerekçeli kararın davalı işleten şirket vekiline 18/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, Davalı ........, vekilince sunulan 30/03/2026 tarihli Ek İstinaf dilekçesinin, istinafa başvuru süresinde olduğu anlaşılmakla, yapılan incelemede,Mahkemece hükme esas alınan 05/01/2026 tarihli hesap raporunda, PMF 191 yaşam tablosu ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre ihtimalli hesaplama yapıldığı, mahkemece doğru şekilde TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı görülmüştür.Aktüerya hesap bilirkişince hazırlanan 05/01/2026 tarihli raporda, müteveffanın bilinmeyen pasif dönem hesabında farazi ömür süresi 2040 yılına kadar dönem dikkate alınmış ancak 2033 ve 2034 dönemini ikişer kez olmak üzere mükerrer şekilde hesaba katıldığı anlaşılmış olup; bu şekilde yapılan hesaplama doğru olmamıştır. Bu nedenle, önceki raporu hazırlayan aktüerya bilirkişinden, 05/01/2026 tarihinde geçerli asgari ücret verileri dikkate alınmak suretiyle, bilinmeyen pasif dönemdeki hesap hatasının düzeltilerek, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için ek rapor alınarak, verilecek kararda usuli kazanılmış haklar nazara alınarak, bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.9-Davalı İşleten şirketin Manevi Tazminata İtirazında;6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.Somut olayda; davacıların tazminat hesabında esas alınması gereken davalı tarafın tamamen kusurlu olması, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, trafik kazası sonucu oluşan vefat nedeniyle davacıların yakınlık durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda mahkemece hükmedilen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu, bu itibarla davalı ........ vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı ........ vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra delillerin esastan değerlendirilip hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ........ vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine,4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,7-Konya 3. İcra Dairesinin 2026/2813 sayılı dosyasına davalı ........ tarafından sunulan; ........ A.S. / Büsan, 27/03/2026 tarihli, 394TM720 numaralı 9.384.527,18 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 03/07/2026 .....Başkan... e-imzalı.....Üye... e-imzalı .....Üye... e-imzalı .....Katip... e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.