Yargıtay, gebelik takibinde Down Sendromu teşhisindeki yetersiz aydınlatma ve ihmal iddiasıyla açılan maddi/manevi tazminat davasında, vekalet sözleşmesinden kaynaklı 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının doğru olduğuna hükmederek kararı onadı.
Özet: Davacıların, gebelik takibinde davalı hastanenin yeterli özen ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek Down sendromlu bebek dünyaya gelmesine neden olduğu iddiasıyla açtıkları maddi ve manevi tazminat davasında, yargılama süresince tüm mahkemeler, hekim ile hasta arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve Türk Borçlar Kanunu uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle davanın reddine karar vermiş, davacıların daha uzun bir zamanaşımı süresi uygulanması yönündeki itirazları kabul edilmemiştir.
3. Hukuk Dairesi         2025/5817 E.  ,  2026/2817 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1670 E., 2025/1554 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2025/11 E., 2025/246 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'in 2015 yılı Mayıs ayında gebe olduğunu öğrenmesi üzerine gebelik takibinin davalı şirkete ait hastanede devam ettiğini, müvekkiline gebelik takibi sürecinde yapılan ikili tarama testi sonucunda bebeğin down sendromlu olma riskinin düşük ancak annenin yaş riskinin cut-off değere yakın olduğunu, buna rağmen detaylı araştırma ile üçlü ve dörtlü tarama testlerinin yapılmadığını ve müvekkilinin de gereği gibi aydınlatılmadığını, başkaca testlerin yapılmasına gerek olmadığının beyan edildiğini, müvekkilinin teşhiste hata neticesinde rahim tahliyesi hakkını kaybettiğini ve down sendromlu bir bebek dünyaya getirdiğini, davalı hastanenin gebelik sürecinde göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğü yerine getirmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sürekli iş gücü kaybı yönünden 10.000,00 TL, eğitim ve terapi giderleri yönünden 10.000,00 TL, bakıcı giderleri yönünden 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi ve 5.000.000,00 TL manevi tazminatın davalı hastaneden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı hastane vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı annenin ikili test yapıldığı sırada 25 yaşında olduğunu ve test sonucunun negatif olması nedeniyle ileri düzey testlerin yapılmadığını, yapılsaydı dahi kesin bilgi verilemediğini, davacının önceki ilk ve üçüncü çocuklarının gebelik takibi ve doğumlarının müvekkili hastanede sağlıklı olarak gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut uyuşmazlığın vekalet sözleşmesine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesine göre vekalet sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davalı tarafça süresinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı definin ileri sürülmüş olduğu, davacı küçüğün doğum yılı olan 2016 yılı ve dava tarihi dikkate alındığında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; somut olayda arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlanamadığına dair son tutanak alındıktan sonra 01.12.2024 tarihinde davanın açıldığını, onam alınmadan yapılan tıbbi müdahalelerin vekâletsiz iş görme olarak nitelendiği, bu durumda 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı, Mahkemenin uygulaması gereken doğru zamanaşımı süresinin 5 yıl değil, TBK 72. maddesi kapsamında en az 10 yıl yahut fiilin niteliğine göre ceza zamanaşımı süresi olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı özen borcuna aykırılıktan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle doktor ve özel hastane ile hasta arasındaki ilişkinin TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesinden kaynaklandığı ve dava konusu olay nedeniyle zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.