Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alkol etkisiyle kaza ve tazminat talebinin teminat dışı kalması hususunda istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan araç hasar talebine ilişkin bir davanın istinaf incelemesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporlarına dayanarak kazanın sürücünün iddia edilen alkol seviyesinden münhasıran kaynaklanmadığına hükmedip davayı kabul ederken, davalı sigorta şirketi ise sürücünün kaza anındaki alkol oranının yasal sınırın üzerinde olduğunu ve hasarın bu nedenle teminat dışı kalması gerektiğini ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1557 Esas 2026/815 Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : 2024/1557 KARAR NO : 2026/815TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 29/12/2023NUMARASI : 2022/416 Esas 2023/990 KararDAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 14/06/2022KARAR TARİHİ : 25/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 01/07/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulü yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, sürücünün kaza anında kanında bulunduğu iddia edilen alkol oranının gerçeği yansıtmadığını, davalının sürücünün alkollü olması nedeniyle hasarın teminat dışı kaldığını ileri sürerek müvekkilinin zararını karşılamadığını, kazanın salt alkolün etkisinden kaynaklandığının ispatının gerektiğini, kazada sürücünün kusuru olmadığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 65.585,84 TL'ye artırmıştır. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın gerçekleştiği andan 2 saat 36 dakika öncesinde yapılan teste 0,09 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, kaza tutanağında kaza saati 12:10 olarak belirtilmişse de, araç Sürücüsünün el yazılı imzalı beyanında kaza saatini 11:15 olarak belirttiğini, kandaki alkolün saatteki azalma oranı gözetildiğinde araç sürücüsünün kaza anındaki alkol oranının 0,48 olarak tespit edileceğini, bu oranın da ticari araçlar için belirlenen 0,20 yasal sınırın üzerinde kaldığını, sürücünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olmasının dahi talebin teminat dışı kalması için yeterli olduğunu, davacının aracın onarıldığına ve kdv ödediğine ilişkin fatura sunmadığını, müvekkilinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; birbirleri ile uyumlu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporu içeriği dikkate alındığında, söz konusu kazanın salt sürücüdeki alkol değerine bağlı olmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edilen kdv dahil 65.585,84 TL hasar tutarı üzerinden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 65.585,84 TL'nin 10.000,00 TL’sinin temerrüt tarihi olan 20/07/2022 tarihinden, 55.585,84 TL’sinin ise ıslah tarihi olan 11/10/2023 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sunulan tutanakta kaza saati 12.10 olarak belirtilmiş ise de, davaya konu aracın sürücüsünün el yazılı imzalı beyanında kaza saatinin 11.15 olarak belirtildiğini, alkol ölçümünün kazadan 2 saat 36 dakika sonra yapıldığını, bilimsel olarak kandaki alkolün saatte ortalama 0,15 azaldığı göz önüne alındığında, araç sürücüsünün kaza anındaki alkol oranının yapılacak basit bir hesaplama ile (0,15x2 + (36x1/60*x0,15=0,09) + 0,09=0,48) 0,48 olduğunu, bu oranın da ticari araçlar için belirlenen 0,20'lik yasal sınırın üzerinde olduğunun görüleceğini, talep edilen hasar bedelinin teminat dışı kaldığını, sürücünün 0,09 promil (kaza anında ise 0,48 promil) alkollü olduğunun tespit edildiğini, dava konusunu oluşturan kazada araç sürücüsü trafiğe kapalı yolda rampa aşağı giderken önündeki tırı fark etmesine rağmen duramadığını, ... plakalı araçla çarpıştığını, kazanın oluşumunda kusur atfedilecek tek kişinin araç sürücüsü olduğunu, ayrıca araç sürücüsünün alkollü olmasının ve kazada kusur atfedilecek başka bir kişi yahut olayın gerçekleşmemesinin kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleştiğini de ispat ettiğini, aksi kanaatte olunursa dahi zararın teminat kapsamı dışında bulunması sebebiyle kurulan hükmün hatalı olduğunu, Yargıtay kararları çerçevesinde, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması ve alkol miktarının yasal kullanım sınırının üzerinde bulunması nedeniyle hasarın teminat kapsamında kalıp kalmadığına yönelik bir değerlendirme yapılmadığını, alkolün kazaya etkisinin hatalı şekilde değerlendirildiğini, alkol oranının yasal sınırın üzerinde olmasının yeterli kabul edilip, sürücünün güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmemesinin dahi öneminin bulunmadığının açıkça kabul edildiğinin görüleceğini, bu çerçevede kasko sigortalarında değişikliğin yapıldığı 11 Haziran 2013 tarihinden sonra vuku bulan bütün olaylarda, yeni düzenlemenin uygulanmasının zorunlu olduğunu, buna göre yalnızca yasal sınırın üzerinde alkollü araç kullanma durumunun ispatlanmasının hasarın teminat dışında kalması için yeterli olduğunu, sigorta şirketlerinin TTK'nun 1409/2. maddesindeki ispat yükünü yerine getirmiş sayılarak hasarı teminat kapsamından çıkarması için araç sürücüsünün KTK'nun 48. maddesinde belirtilen oranların üstünde alkollü olduğunu ispat etmesinin yeterli sayılacağını, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini ispat etmesine ise gerek kalmayacağını, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kaza sırasında yasal sınır olarak belirlenen 0.20 promilin üzerinde, 0.48 promil alkollü olduğunun bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiğini, söz konusu zarar teminat kapsamı dışında kalmakta olup aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, müvekkilinin faaliyeti gereği çokça yedek parça alımı yaptığından anlaşmalı olduğu servislerden indirimli olarak parça tedarik etme hakkını haiz olup tedarik edilen parçalara uygulanan indirimin hesaplanacak olası hasar bedelinden düşürülmesi gerektiğini, uyuşmazlığa ilişkin kasko poliçesinde de bu hususun "parça türü başlığı altında onarımın, ... ile anlaşması olmayan servislerde/ tamirhanelerde yapılması durumunda; sigortacının, orijinal parça veya eşdeğer parçaları tedarik etme hakkı, sigortalı tarafından peşinen kabul edilmiş sayılır." şeklinde kararlaştırıldığını, başka marka yetkili servisinde yapılacak onarımlarda eksper tarafından belirlenecek hasar tutarının %20’si (minimum 750 tl olmak üzere) oranında tazminattan muafiyet kesintisi yapılacaktır.” şeklinde düzenlendiğini, buna göre mezkur poliçe hükümleri uyarınca, hesaplanacak tazminat miktarından en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, müvekkili ve davacı arasında imzalanmış sigorta poliçesi kasko sigortasına ilişkin olup imza altına alınan poliçe hükümleri sözleşmenin tarafı olan davacıyı bağladığını, hesaplanacak hasar tutarının %20’lik kısmının sigortalı davacı sorumluluğunda olduğunu, poliçede muafiyet oranının %20 olarak belirlendiğini, sigorta primlerinin bu orana göre düzenlendiğini ve ödendiğini, haliyle taraflar arasında kararlaştırılmış ve sözleşmesel hüküm haline gelmiş muafiyet oranının onarım bedeline yansıtılması gerektiğini, muafiyet tenzili uygulanmaksızın yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, muafiyet hususu gözetilerek ve anlaşmalı servis fiyatları ile iskonto uygulanarak zararın hesaplanması gerekmekte iken aksi şekilde tanzim edilen bilirkişi raporuna itibar edilerek kurulan hükmün hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, zarardan davalının sorumlu olduğunu, davalının sürücünün alkollü olması nedeniyle teminat dışı kaldığını ileri sürerek hasarı karşılamadığını iddia etmiş, davalı yan ise sürücünün alkollü olması nedeniyle hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasar miktarı, davacı zararının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı dışında kaldığını savunmuştur. 2918 Sayılı KTK'nun 48. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0,50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0,20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasaklandığı düzenlenmiştir. Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesi ile Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla alkol almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu düzenlenmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.Ayrıca, 24/05/2013 tarihli 6847 Sayılı Kanunun 19. maddesiyle değişik 2918 Sayılı KTK.'nun 48/6. maddesinde; "Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır." düzenlemesi ve TCK'nun 179/3. maddesinde ise "Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır." düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde yer alan; "Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır. Kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır. 0,50 promil ile 1,00 promil arasındaki alkol oranında da kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması, bu hal dışında ise trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır.Somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün 29/12/2021 tarihinde saat 13:51:06'da alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucu 0,09 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Kaza yerine gelen kolluk tarafından işbu kazaya ilişkin olarak düzenlenen tutanak 29/12/2021 tarih 12:10 saatlidir. Sigortalı araç sürücüsü ... el yazılı beyanında 29/12/2021 günü saat 11:15 civarında kazanın meydana geldiğini belirtmiştir. Davacının kaza saatinde yasal sınırın üzerinde alkollü olması halinde hasarın teminat kapsamında kalabilmesi kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması, bu hal dışında ise, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması halinde mümkün olacaktır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanının da içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/10/2002 gün ve 2002/11-768 Esas 2002/840 Karar, 07/04/2004 gün ve 2004/11-257 Esas 2004/212 Karar, 02/03/2005 gün ve 2005/11-81 Esas 2005/18 Karar sayılı ilamları). Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, yargılama aşamasında nörolog ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, ... yöntemince alkol ölçümü yapılan saat 13:51'den, sigortalı araç sürücüsünün kaza saati olarak bildirdiği 11:15 saati esas alınmak suretiyle kaza saati olan saat 11:15'de sürücünün 0,48 promil alkollü olduğu, kazanın tek başına bu alkol değerine bağlı gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile de uyumlu niteliktedir. Bu durumda mahkemece, bilirkişi heyeti raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında, ticari araç sürücüleri için yasal sınır olan 0,20 promilin üzerinde 0,48 promil alkollü olmasına rağmen meydana gelen kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin anlaşıldığı, davacı sigortalının aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin hasara yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporuyla sigortalı araçta kdv dahil 65.585,84 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiştir. Yapılan bu tespit dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile uyumludur. TTK'nun 1459. maddesi "Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.", 1460. maddesi "Sigorta değeri sigorta olunan menfaatin tam değeridir." ve 1461/1. maddesi ise "Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı uğranılan zarardan fazlasını ödemez." hükümlerini içermektedir. Anılan maddeler karşısında sigortacı, sigortalının uğradığı (gerçek) zararı tazmin edecek olup, sigortalının zararını giderme tutarının, gerçek zarar olarak kabul edilmesi gerekir. Sigortanın zenginleşme aracı olamayacağına dair anılan maddelerden çıkan ilkeler gözetilmelidir. Hal böyle olunca mahkemece, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda tespit edilen hasar miktarı gözetilerek hüküm kurulması isabetlidir. Öte yandan, davacının sigortalı aracını tamir ettirdiği ve buna ilişkin sunduğu faturaları düzenleyen şirket ...A.Ş.'dir. Anılan şirket davalı şirketin yetkili servis listesinde yer almakta olup, mahkemece kasko sigorta poliçesinde yer alan yetkili servis muafiyet uygulaması klozunun uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 4.480,16 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.120,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.360,11 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 25/06/2026Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.