Konya BAM 3. Hukuk Dairesinden, sürücünün %100 kusurlu bulunduğu trafik kazasında ağır yaralanan yayanın maddi ve manevi tazminat talepli istinaf kararı.
Özet: Yaya olarak karıştığı trafik kazasında ağır yaralanan davacının, kazaya neden olan sürücüden ve sigorta şirketinden kalıcı ve geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri ve tedavi masrafları için maddi, ayrıca sürücüden manevi tazminat talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin sürücüyü kazada %100 kusurlu bularak verdiği karara yapılan istinaf başvurusunda, tarafların tazminat talepleri, sigorta başvuru süreçleri, kusur oranları ve diğer savunmalarının değerlendirilerek hukuka uygunluğun incelendiği bir istinaf kararıdır.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 30/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 25/11/2025NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVALILAR : 1- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/06/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/06/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili 13/12/2023 tarihli dilekçesiyle; 26.06.2023 tarihinde müvekkilinin yaya olarak seyrederken sürücü davalı şahıs idaresindeki ........ plakalı aracın müvekkiline çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiği, kaza sonrası müvekkilinin ağır yaralandığını, müvekkilinin yaralanmasına neden olan aracın kaza tarihi itibarıyla ZMMS Sigorta poliçesi uyarınca davalı ........'nın teminatı kapsamında olduğunu, müvekkilinin yaşanan kaza sonrası ağır yaralı olarak Meram Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldığını, müvekkilinin hayati tehlikeyi atlattığını ancak tedavi tamamlanıncaya kadar yatağa mahkum olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütüldüğü ve halen devam ettiğini, müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi başvuruya yazılı olarak da bir cevap verilmediğini, tarafların arabulucuk yoluna gittiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, izah edilen nedenlerle kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00 TL, bakıcı giderleri tazminatı olarak şimdilik 100,00 TL ve tedavi giderleri için şimdilik 100,00 TL olmak üzere 400,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, müvekkilinin yaşanan kaza nedeniyle 60.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı ........'dan tahsiline, yargılama ve vekaket ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalılardan ........ 03/01/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; davacı yanın davaya konu trafik kazası nedeniyle talepte bulunduğu tazminatın maluliyet iddiasının sağlık kurulu raporu ispatladıktan sonra sigorta şirketine rapor ile başvuru yapılması gerektiğini, davacının usulüne uygun başvuru yapmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, dosyada kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, söz konusu kaza nedeniyle ceza dosyası var ise ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davacının geçici bakıcı talebinin teminat dışı olduğunu, izah edilen nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ........ vekili 25/01/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; müvekkiline karşı açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, 232.06.2023 tarihli davaya konu kaza nedeniyle müvekkilinin elinde gelen tüm gayreti gösterdiğini ancak kazaya engel olamadığını, kaza sonrası müvekkilinin ambulansı çağırarak davacıyla birlikte hastaneye gittiğini, tüm tedavi süresince hastanede davacının yanında kaldığını, davacının kaza sonrası hastanedeki tüm tedavisinin 45 dk sürdüğünü, müvekkilinin, davacının tedavileri yapıldıktan sonra kendisini evine kadar bıraktığını ve kaza tarihinden itibaren 2 ay boyunca davacıyı tüm kontrollerine ve fizik tedavisine müvekkilinin götürüp getirdiğini, kaza sonrası davacının tüm hastane, yol ve bakım giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, davacının maddi tazminata ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, izah edilen nedenler ile davanın öncelikle usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2021 tarihli 2017/1179 E. Ve 2021/1563 karar sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ........ plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması neticesinde gerçekleşen kazada, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kaza neticesi yaya olan davacının yaralandığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafın ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ........'ın %100 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak maluliyetine ilişkin rapor aldırıldığı, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan ........ plakalı sayılı aracın davalı ........ şirketine ........ poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı ........ şirketinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı, davacının ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacının davasının kabulüne karar verilmiş, maddi tazminat yönünden TRH 2010 yaşam tablosuna göre alınan rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davacının davasının KABULÜ ile; 23/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 322.014,82 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 44.827,49 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 24.908,38 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 8.000 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 399.750,69 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı ........ Şirketinden 27.07.2023’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ........’dan kaza tarihi olan 23/06/2023 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 60.000 TL’nin davalı ........’dan kaza tarihi olan 23/06/2023 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından mevzuata ve usulüne uygun yapılan bir başvurunun bulunmadığını, maluliyet oranının yüksek ve hatalı hesaplandığını, kabul anlamına gelmemek üzere; tazminat hesabının Genel Şartlar uyarınca TRH 2010 tablosu esas alınarak ve %1,8 teknik faiz oranı kullanılarak yapılması gerektiğini, hesap raporunda, malul kalan kişinin geliri olarak esas alınacak gelirin; vergilendirilmiş gelir olması ve kaza tarihindeki gelirin esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebi teminat dışında olduğundan kabulünün mümkün olmadığını, geçici bakıcı talebinin de teminat dışında olduğunu, iddialarının reddi halinde, geçici bakıcı gideri yönünden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, rapor bedeli adı altında talep edilen tutarın müvekkili şirketçe karşılanmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin meydana gelen kaza ile ilgili olarak hiçbir kusurunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan aktüer raporunda aleyhe olan kısımları kabul etmediklerini, %25 maluliyet oranı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant hesap yöntemi gözetilerek davacı müvekkilinin gerçek zararının giderilmesine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece kabul edilen alacak kalemleri yönünden dava dilekçesinde avans faizi talep etmelerine rağmen yasal faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ tarafından alınması gereken harçların yatırılmaması nedeniyle Yerel Mahkemece 10/03/2026 tarihinde verilen ek karar doğrultusunda davalı vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava, trafik kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri istemlerine ilişkindir.Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından aşağıdaki sebeplerle istinaf edilmiştir.1-Davalının usulüne uygun başvuru bulunmadığı itirazında;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına/Güvence Hesabına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının, dava tarihinden önce davalıya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, davalının ödeme yapmadığı, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dava açmadan önce başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, ancak davalının ödeme yapmadığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.3- Tarafların aktüerya, Maluliyete, İtirazında; - Aktüerya itirazında;09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir.TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır.Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir.Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin 2019/3292 E. 2021/1848 K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ile Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15277 esas, 2022/4707 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekeceğinden bu esaslara göre hesaplanıp karar verilmesi gerekmektedir. -Maluliyet itirazda;Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK,Dairemizin 2024/1471 ve 2024/1331 esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli 2025/488 esas 2026/223 karar ve 2025/489 esas ve 2026/224 sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen, bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle,BU ÇERÇEVEDE;Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.-- Somut olayda, NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'dan alınan alınan 31/05/2024 tarihli raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre ayrı ayrı maluliyet belirlemesi yapıldığı, aktüerya bilirkişinin 07/07/2025 tarihli raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ve PMF 1931 yaşam tablosu ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre ihtimalli hesaplamanın yapıldığı, davacı vekilince TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant hesap yöntemi gözetilerek zararın giderilmesi gereği bildirilmek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle, aktüerya bilirkişi raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ve PMF 1931 yaşam tablosunun esas alındığı hesap gözetilerek 16/07/2025 tarihli Dava Değeri artırım dilekçesi sunulduğu, mahkemece Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği ve TRH 2010 yaşam tablosunun esas alındığı ancak taleple bağlılık ilkesi gereği değer artırım dilekçesinde istenilen miktarlar yönünden karar verilmiştir. NE VAR Kİ;Davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması halinde davacının öncelikle talep sonucunu belirlemesi, talebin belirlenmesinden sonra alacağın belirlenen miktardan daha fazla olduğunun anlaşılması halinde davacının ıslah yolu ile dava değerini arttırması gerekecektir. Yargıtay uygulamalarına göre trafik kazalarında yaralanmadan kaynaklanan tazminat davalarının belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay 17 HD 2015/14980 E 2018/8201 K ) Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığından belirsiz alacak davası olduğunun kabulü gerekir Nitekim yargıtay 17 hd nin 2019/2997 esas 2021/331 karar sayılı ilamı Gerek HUMK. 83 ve devamı maddesi gerekse 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HUMK'nın 83. (6100 sayılı HMK m. 176), maddesinde ise ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın amacı, yargılama süresinde, şekli ve süreye aykırılık sebebi ile ortaya çıkacak maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte talep miktarı ıslah ile arttırılabilecektir. Ancak taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islahın kısmen veya tamamen olduğuna bakılmaksızın taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir. Somut olayda davacı taraf, HMK 107. Madde gereği maddi tazminat talep etmiş, 16/07/2025 tarihli artırım dilekçesi ile talebini yükseltmiştir. Yukarıda anlatılan sebeplerle, davacıNIN ıslah hakkkı bulunmakta olup, davacının ıslah talebinde bulunulacak olması halinde, mahkemece, davacıya ıslah imkanı verilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu halde itiraz yerindedir. 4-Geçici iş göremezlik teminatının kapsamı ile bu tazminatın ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalı sigortanın sorumluluğu bulunmaktadır.(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında sayılmıştır.Ayrıca, 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır. İtiraz yerinde değildir.(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)5- Davacının Faizin türüne itirazında;Zarara neden olan aracın kullanım amacının "hususi araç" olduğunun araç ruhsatından anlaşılmış bulunmasına göre, davada tazminat temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine,4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,7-Konya .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........ A.Ş. tarafından sunulan; ........ Bankası A.S. / Meram/Konya, 08/01/2026 tarihli, ........ numaralı 900.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 30/06/2026 .....Başkan...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Katip... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.