Kadastro çalışmalarıyla Hazine adına kaydedilen tarım arazisinin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle şahıs adına tescili davası.
Özet: Van Bölge Adliye Mahkemesi, 3402 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi uyarınca hazine adına "ham toprak" vasfıyla tespit edilen 120... parsel sayılı taşınmazın, keşif ve bilirkişi raporları ile hava fotoğraflarına göre davacının murisi tarafından tespit tarihinden geriye doğru en az 20 yıl boyunca nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla sulu tarım arazisi olarak kullanılıp imar ve ihya edildiğinin sabit olması, 14. maddedeki sınırları aşmaması ve dere ile bütünlük arz etmemesi nedenleriyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülkiyet edinme koşullarının oluştuğunu kabul ederek, ilk derece mahkemesinin hazine adına olan tespitin iptali ve davacı adına tescili yönündeki kararını hukuka uygun bulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/3710 E.  ,  2026/1396 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1660 E., 2025/199 K.
2. Uludere Köyü Tüzel Kişiliği
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tatvan Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/72 E., 2023/52 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. . ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 20... parsel sayılı 5.981,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacıların murisi ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir kısmının müvekkilinin babasından davacıya intikal ettiğini, bir kısmının da müvekkili tarafından satın alındığını belirterek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesi talep etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; " keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin genel itibarıyla, davacının, dava konusu taşınmazı en az 30 yıldır bizzat, zaman zaman icara vermek suretiyle malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız kullandığını beyan ettiklerini, hükme esas alınan 21.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın 1975, 1984, 19 94... yıllarına ait hava fotoğraflarında tamamının tarım arazisi olarak kullanıldığı, taşınmazın dere ile ilgisinin bulunmadığı, paftada görünen derenin parselin doğu kısmında keşifte de tespiti yapılan tümseğin (tahkimatın) doğusunda yer aldığının belirtildiğini, paftada dere olarak görünen kısımdan yani dava konusu taşınmazın kuzey kısmından günümüz itibarıyla, hükme esas alınan 21.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer alan 2020 yılı ortofoto altlıklı sayısallaştırılmış tesis kadastro paftası ve yenileme kadastro paftası çakıştırılarak elde edilen krokide de açıkça görüleceği üzere ........ Karayolu geçtiği, hükme esas alınan 21.08.2023 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da taşınmazın üzerinde dava tarihi itibarıyla 46 yıldır tasarrufun söz konusu olduğu, imar ve ihyasının tamamlandığı, doğusunda mevcut dere ile arasında tahkimat (tümsek) yer almakta olup dere ile etkileşim içerisinde olmadığı ve dere ile herhangi bir bütünlük arz etmediği, derenin kuru dere vasfında olduğu kabul edildiği, keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporlarının uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın batı sınırından bitişik komşu taşınmaz olan 1 20... parsel sayılı taşınmazın da davacının mülkiyetinde olduğu, taşınmazın; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayıp orman veya mera ile ilgisi olmadığı, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere özel mülkiyete konu sulu tarım arazisi vasfını haiz olduğu, davacının belgesiz ve senetsizden aynı kadastro çalışma alanı içerisinde kuru toprakta 1.116,00 metrekare kazanımı mevcut olup dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu kabulüne göre de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yer alan sulu toprakta 40 dönüm sınırını aşmadığı, kanunun aradığı şekliyle tespit tarihinden geriye doğru en az 20 yıl süresince tarımsal faaliyetin söz konusu olup imar ve ihyanın tamamlandığı, bu hususun açıkça hava fotoğrafları, yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları ile doğrulandığı, davaya konu taşınmaz açısından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşullarının oluştuğu, dava konusu taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit olunmuş olup davalı ... Tüzel Kişiliğinin taraf sıfatı bulunmadığı" gerekçesiyle 1 20... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespitin iptaline, taşınmazın tarla vasfı ile 5.981,94 metrekare olarak davacı ... adına tapuya tesciline, davalı ... Tüzel Kişiliği aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
III. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "dava konusu taşınmazın öncesinde tescil harici iken 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi kapsamında yapılan çalışma sonucu davalı Hazine adına tespit gördüğü, taşınmazın her ne kadar tescilli ise de mülk edinme koşulları tescil harici bir taşınmaz gibi değerlendirilmesi gerektiği, davacının tespit tarihinden 20 yıl önce taşınmazın imar ihyasını tamamlamış olması ve zilyetliğinin ekonomik amaca uygun, davasız ve aralıksız en az 20 yıldır sürüyor olması gerektiği, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın imar ihyasının 46 yıl önce tamamlandığı ve sulu tarım arazisi olduğunun bildirildiği, harita bilirkişi raporunda da 1975-1984-19 94... tarihli hava fotoğraflarının hepsinde taşınmaz üzerinde kullanım olduğunun bildirildiği, mahalli bilirkişilerin de davacı zilyetliği yönünde beyanda bulunduğu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın zilyetlik ile kazanılabilmesi için öncelikle imar ihya bakımından kültür arazisi durumuna getirilmesi gerektiğini, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihin doğru şekilde tespiti ve kazandırıcı zamanaşımı sebebiyle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini ve bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.