İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ölümlü trafik kazası sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesinde taraf ehliyeti hususunu değerlendirmektedir.
Özet: Ölümlü trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi kararının davacı ve davalı vekillerince farklı gerekçelerle istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların taraf ehliyetine sahip olup olmadığını kendiliğinden inceleyerek, medeni hukuk gereği gerçek kişilerin kişiliğinin ölümle sona ermesi nedeniyle ölmüş olan kişinin taraf ehliyetinin bulunmadığını ve bu kişiye karşı veya onun tarafından davaya devam edilmesinin yasalara uygun olmadığını vurgulayarak, davanın usulden önemli bir eksikliğini tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/841
KARAR NO: 2026/831
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23/11/2021
NUMARASI : 2017/1343 (E) - 2021/1287 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/03/2016 tarihinde davalı ... şirketine ... sigorta poliçesi ile teminat altında bulunan ... plakalı aracın seyir halindeyken denize düştüğünü ve araç içinde yolcu konumunda bulunan ...'ın vefatı ile sonuçlanan tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, davaya konu olayla ilgili ceza soruşturmasında sigortalı araç sürücüsü ...'nın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, olayın meydana geldiği yerden sorumlu davalı .... .... AŞ'nin tali kusurlu olduğunu, davalı ... şirketine yapılan yazılı başvuru sonrasında 29/07/2016 tarihinde davalı ... ve ... için toplam 106.394,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını ancak yapılan ödeme ile davacı eş ve kızı İdil'in maddi zararlarının karşılanmadığını, alınan ibranamenin fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla imzalandığını, yine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş ... için 30,000 TL ve davacının kızı ... için 10.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL maddi tazminatın davalı ... şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsilini, davacı eş ... için 50.000 TL diğer davacılar müteveffanın çocukları ve annesi için ayrı ayrı 25.000 TL olmak üzere toplam 125.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ... ... AŞ'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24/05/2021 tarihli talep arttırım dilekçesiyle ... için talebini 165.039,56 TL'ye, ... için talebini 11.395,49 TL'yearttırarak toplam maddi tazminat talebini 176.435,05 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ...vekili ve davalı .... .... AŞ vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince; davacıların maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili taleplerinin olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin her bir davalının kusur oranına göre tazminat miktarlarının belirtilerek hüküm kurmasının hatalı olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarlarından indirim yapılmasına itiraz ettiklerini ve takdir edilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğunu, kararda hükmedilen harç, yargılama giderleri, davacılar vekili lehine takdir edilen vekalet ücretlerinin de tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği alanın Limanlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, olayın meydana geldiği yerin müvekkil şirketin söz konusu alan yönünden sadece müteahhidi konmunda olduğunu, idari yönden sevk ve işletmesinin ... ait olduğunu, müvekkil şirketin dava konusu olaya dair bir ihmali, kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın kusuruna denk gelen zarar talebinden hiçbir şekilde müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114/1-d maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8. ve 48. maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanunun 28. maddesinin 1. fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer.
Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler.
Dava dosyasının incelenmesinde, davacı ...'nın nüfus kaydı içeriğine göre, 10/02/2022 günü öldüğü anlaşılmıştır. Eldeki davada, nihai karar verilmiş olmakla birlikte istinaf kanun yolu incelemesi devam ettiğinden hüküm henüz kesinleşmemiştir. Bu itibarla ölen davacı ...'nın mirasçılarının davaya dahil edilerek, taraf teşkilinin sağlanmasından sonra oluşacak sonuca göre nihai karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Kararın kaldırılma nedeni ve gerekçesi itibarıyla, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazları bu aşamada karara bağlanmamıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacılar vekilinin ve davalı .... .... AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4. maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacılar ve davalı .... .... AŞ tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.04/06/2026