Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde, ticari şirket müdürünün azil kararının iptali davasında aktif husumet yokluğundan verilen red hükmüne yönelik istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: Bir şirketin müdürlükten azledilen davacının, usulsüz olduğunu iddia ettiği azil kararının iptali talebiyle açtığı davada, davalı şirket davacının müdür atamasının sahte imzayla yapıldığını ve hakkında çok sayıda suç duyurusu bulunduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise davacının hissedar olmaması ve azil kararının kişisel sorumluluğuna etkisini ispatlayamaması gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davayı reddetmiş, bu karara davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/454 Esas 2026/749 Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : 2024/454 KARAR NO : 2026/749TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 16/01/2024NUMARASI : 2021/738 Esas 2024/11 KararDAVA : Ticari Şirket (Müdürlükten Azil Kararının İptali)DAVA TARİHİ : 23/11/2018KARAR TARİHİ : 11/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026 Taraflar arasındaki müdürlükten azil kararının iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete 19/02/2018 tarihli karar ile müdür olarak atandığını, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 27/02/2018 tarihinde ilan edildiğini, müdürlük atamasından sonra; Ankara 50.Noterliği'nin 09/03/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemi ile tescil edilen karar defterinin kendisine teslim edildiğini, karar defterinde 2 adet karar alındığını, 11/12/2017 tarihli 1. kararın; "şirket merkezinin ... adresi olarak tadil edilmesine"; 19/02/2018 tarihli 2. kararın ise; "müvekkili ...nin şirket müdürü olarak atanmasına" ilişkin olduğunu, ancak söz konusu defterin elinde (şu an İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1359 Esas sayılı dosyası içinde) iken, nasıl ve hangi yolla alındığı belgelenememiş başka bir karar defterinde 13/07/2018 tarihinde kendisinin "müdürlükten azline" ilişkin karar alınarak bu kararın, 13/07/2018 tarihinde 02949 yevmiye numarası ile noterde tasdik edildiğini ve aynı gün Bodrum Ticaret Siciline tescil ettirilerek 23/07/2018 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, usulsüz ve yasaya aykırı alınan bu kararda hiçbir sebep gösterilmeyerek azil işleminin bilgi verilmeden ve tebligat yapılmadan gerçekleştirildiğini, kararın yok hükmünde olduğunu, ticari defterlere ilişkin davalı tarafça alınmış bir zayi belgesi de sunulmadığını belirterek sonradan düzenlenen karar defteri ile alınan müdürlükten azil kararının iptali ile Bodrum Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 13/07/2018 tarihinde yapılan müdürlük azline ilişkin tescil işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıya 12/102017 tarihli ... yevmiye numaralı vekaletnameyle temsil yetkisi verildiğini, davacının, şirketin tek ortağı olan ...'nun imzasını taklit ederek 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 numaralı karar ile kendisini müdür olarak atadığını, daha sonra bu sahte ortaklar kurulu kararının Bodrum 3. Noterliği'nin 19/02/2018 tarihli ve 01114 yevmiye numaraları işlemi ile tasdik edilerek tescil ve ilan edildiğini, aynı gün şirket yetkilisi ...'nun sahte ortaklar kurulu kararına itiraz ederek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/1359 Esas sayılı dosyada muarazanın men'i davası açtıklarını, bu davanın imza incelemesi aşamasında olduğunu, davacı tarafın karar defterini vermeyerek açıkça suç işlediğini, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı'nda "belgede sahtecilik" suçundan 2019/6925 sayılı dosyasında soruşturma başlatılarak devam ettiğini, ayrıca davacının, şirkete karşı işlediği; "Bankacılık Sisteminin Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçundan dolayı 2019/111 sayılı soruşturma dosyasında; "Nitelikli Dolandırıcılık" suçundan dolayı 2019/5987 sayılı soruşturma dosyasında; "Sahte Fatura Düzenleme-Kullanma" ile "Bilişim Sistemine İzinsiz Girme ve Veri Değiştirme" suçlarından dolayı 2019/8047 sayılı soruşturma dosyasında soruşturmaların yürütüldüğünü, davacının davayı açmakta hukuki yararının olmadığını belirterek, davanın öncelikle yetki ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi halde İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1359 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine, ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun ve davacının müdür sıfatının hiç oluşmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının, davalı şirkette pay sahibi olmadığı, dava konusu karardan önceki yönetim kurulu olduğu nazara alındığında dava açma sıfatı bulunmadığı, kaldı ki eski yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu sıfatla dava açabileceği kabul edilse dahi iptali istenen genel kurulda alınan müdürlükten azil kararının uygulanmasının, ne şekilde kişisel sorumluluğuna neden olduğu yönünde iddia ve delil de bulunmadığı, davacının iş bu davayı açmakta husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle; " davanın reddine " dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; TTK 446.maddesi geçerli bir defter sonucu kararın alınmasına itirazı olan ortak ve müdürler için geçerli olmakla beraber ortada hali hazırda geçerli bir defter bulunmadığını, hali hazırda 2018/3 sayılı kararın, şirketin karar defterleri zayi olmadan çıkarılmış usulsüz ve geçersiz yeni bir karar defteriyle alındığını ve dolayısıyla geçersiz olduğunu, ...Ltd. Şti'nin vekili ve temsilcisinin karar defterini alamadıkları için yeni bir defter çıkardıklarını, yeni defterde müdürün azline yönelik karar aldıklarını ve bu durumu Ticaret Odasına bildirererk ilan da yaptırdıklarını, defterlerin zayi olduğuna ilişkin Ticaret Mahkemelerince verilmiş bir kararın olmadığını, işbu davanın konusunun, davalı tarafın, geçersiz bir defterle yani asıl karar defteri mahkemedeyken ve zayi olmaksızın çıkarılan bir başka karar defteriyle şirket müdürünün azli için alınan kararın geçersiz olduğuna ilişkin olduğunu, davalının, yok hükmünde olduğunu iddia ettiği kararın, mersis sitemine giriş yapılması gerektiğini, mersis sistemine girişin ancak şirket yetkilisinin kendi şifresi ve e-imzasıyla mümkün olduğunu, bu nedenle 2018/3 sayılı azline ilişkin kararın şirketin karar defterleri zayi olmadan çıkarılmış usulsüz ve geçersiz yeni bir karar defteriyle alındığını ve dolayısıyla geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, 13/07/2018 tarihli ve 2018/3 sayılı, davacının müdürlükten azline ilişkin davalı şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarası ile 09/03/2015 tarihinde tescil edilen .... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin, tek ortaklı limited şirket olup şirketteki tüm payların ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.İşbu davanın, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/325 esas sırasında açılarak irtibat nedeniyle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1359 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, ancak İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin birleşen iş bu davanın tefrikine karar verilip mahkemenin 2021/655 esas sırasına kaydı yapılarak bu kez genel kurul kararının iptali istenen şirketin, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğunun tespitiyle şirket merkezinin bulunduğu Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğundan bahisle mahkemenin yetkisizliğine ilişkin karar verildiği, kararın kesinleşmesiyle dosyanın, Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/738 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamanın sürdürüldüğü, mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ... ...'nin işbu davayı açmak yönünden aktif dava ( Husumet ) ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın usulden reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır. Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK 446. maddesinde; "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." düzenlemelerine yer verilerek buna göre pay sahipleri, yönetim kurulu ve kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, bu davayı açabileceği belirtilmiştir.Davacı yan; davalı şirkete 19/02/2018 tarihli Bodrum Noterliği kararı ile müdür olarak atanarak bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 27/02/2018 tarihinde ilan edildiğini, davalı şirkete ait karar defterinde 2 adet karar alınarak 11/12/2017 tarihli 2018/1 sayılı kararın; "şirket merkezinin ... adresi olarak tadil edilmesine", 12/02/2018 tarihli 2018/2 sayılı kararın ise; " ...nin şirket müdürü olarak atanmasına" ilişkin olduğunu, bu süreçte davalı şirket tarafından, karar defterine ilişkin usulüne uygun alınmış bir zayi belgesi bulunmaksızın yeni bir karar defteri oluşturulup bu yeni defter kapsamında 13/07/2018 tarihli, kendisinin "müdürlükten azline" ilişkin 2018/3 sayılı karar alınarak bu kararın, 13/07/2018 tarihinde ... yevmiye numarası ile noterde tasdik edilerek aynı gün Bodrum Ticaret Siciline tesciliyle 23/07/2018 tarihinde de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, yapılan işlemlerin usulsüz olup müdürlükten azline ilişkin 2018/3 sayılı karar ile tescil ve ilana ilişkin işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı şirket ise; davacıya, şirketi, 12/10/2017 tarihli vekaletname kapsamında temsil etmek üzere dava dışı 3.kişilerle birlikte vekalet verildiğini, davacının ise, davalı şirketin tek ortağı ve sahibi olan dava dışı ...'nun imzasını taklit etmek suretiyle 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı kararı alarak kendisini şirket müdürü olarak atadığını, sonrasında bu kararın tescil ve ilan işlemlerini yaptırdığının öğrenilmesiyle sahte olarak alınan davacının şirket müdürü atanmasına ilişkin bu karara karşı yasal yollara başvurulduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/1359 Esas sırasında dava açıldığını savunmuştur. Mahkemece; davacı ...'nin işbu dava yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığı belirtilerek dava şartları yönünden davanın reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, işbu dava yönünden aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı, bir başka ifadeyle TTK 446. Maddesinde sayılı olan genel kurul kararlarının iptalini talep edebilecek kişiler arasında yer alıp almadığı, davacının, sahte ortaklar kurulu kararıyla davalı şirket müdürü olarak atanıp atanmadığı, bunun sonucu olarak davacının müdür tayinine ilişkin genel kurul kararının yok hükmünde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/228-445 E., K. sayılı dosyasında uyuşmazlık konusunun; az yukarıda açıklanan sahte ortaklar kurulu tarafından alındığı ileri sürülen ve dosyamız davacısı ...'nin, dosyamız davalısı ... şirketine müdür olarak atanmasına ilişkin davalı şirketin, 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı genel kurul kararının sahte imza nedeniyle yok hükmünde olup olmadığına ilişkin olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda; " davacının davasının HMK'nun 308 maddesi gereğince kabulü ile , davalı ... ... Ltd. Şti'nin 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı ve ''...'nin müdür olarak atanmasına" ilişkin ortaklar genel kurulu ve alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine " ilişkin karar verildiği, işbu kararın fer'i müdahil ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin, 14/02/2025 tarihli, 2024/459 E., 2025/97 K. Sayılı ilamıyla; ".... elde ki davada da fer'i müdahilin, müdahale talebi hakkında hükümden önce, yargılama aşamasında usulünce verilmiş olumlu/ olumsuz bir karar bulunmaması, tefrik sonrası mahkemenin 2023/621 Esas sayılı dosyası kapsamında duruşma gün ve saatinin fer'i müdahile bildirilmemiş olması dikkate alındığında, fer'i müdahilin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğine yönelik istinaf istemlerinin somut dosya kapsamında gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, tefrik sonrası alınan yeni esas da fer'i müdahile yer verilmeyerek iddia ve savunmalarını ileri sürme hakkı tanınmaksızın, gerekçeli karar kapsamında fer'i müdahale talebi yönünden değerlendirme yapılması yanlış olup usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesiyle; fer'i müdahilin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile sair hususlar incelenmeksizin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verildiği, Dairemiz kaldırma kararı sonrası dosya, Ankara 12 ATM'nin 2025/228 Esas sırasına kaydedilerek Dairemiz kaldırma kararı gereği yerine getirilmiş, yargılamanın devamı sırasında bu kez 27/06/2025 tarihinde .... İşletmeciliği Madencilik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin bu dosyada asli müdahale talebinde bulunduğu, bu talebinin ise, mahkemece reddedildiği görülmüştür. Ankara 12 ATM'nin 27/06/2025 tarih, 2025/228 E ve 2025/445 K sayılı ilamı ile ''Davacının davasının HMK'nın 308 maddesi gereğince kabulü ile; davalı ...'nin 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı ve " ...'nin müdür olarak atanmasına ilişkin" ortaklar genel kurulu ve alınan kararının yok hükmünde olduğunun tespitine ve asli Müdahale Talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine'' dair yeniden kaldırma öncesi verilen kararın verildiği, ilgili kararın bu kez asli müdahale talebinde bulunan İven şirketi tarafından 08/09/2025 tarihinde istinaf edildiği, Dairemizin, 11/06/2026 tarihli, 2025/1349 E., 2026/756 K. Sayılı ilamıyla; " HMK’nın 65. maddesine göre, asli müdahil olmak için üçüncü şahsın davanın konusu olan şey veya hakkın kendisine ait olduğunu ileri sürmesi gerektiği, oysa ki davacı yanca asli müdahale talep dilekçesinde, sadece Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E. ve 2024/12 K. sayılı müdahale talep edilen asıl davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, dolayısıyla asli müdahale koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesince bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde aktif husumet yokluğu nedeniyle asli müdahale talebinin reddi yönünde hüküm tesisi gerekçe yönünden usul ve yasaya aykırı bulunmuş ise de, istinafa gelen tarafın sıfatı değerlendirildiğinde verilen aktif husumetten red kararının, asli müdahale talebinin şartları oluşmadığından red kararına göre lehe olduğu dikkate alınarak istinafa gelen asli müdahale talep eden şirketin istinaf itirazlarının dinlenme olanağı bulunmadığı..." gerekçesine dayalı olarak davanın kabulü kararında, istinafa gelenin sıfatına göre kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden bahisle asli müdahilin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.Tarafların iddia ve savunmalarında dayandıkları İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1359 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... şirketi tarafından, davalılar ... A.Ş., ... A.Ş. Ve .... A.Ş. Aleyhine alacak davası açıldığı, bu davada davalı dağıtım şirketinin, ... şirketi ile olan 15/04/2016 tarihli bağlantı anlaşmasını feshettiğini, feshe dayanak tesis devir sözleşmesinin yok hükmünde olduğunu, bu nedenle iyiniyetli olmayan İven şirketi ile dağıtım şirketi arasında sonradan imzalanan bağlantı anlaşmasının geçersizliği ile oluşan muarazanın giderilmesini, elektrik üretim bedellerinin ... şirketine ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 24/09/2021 tarihli 2021/713 K. Sayılı ilamla; " davacı şirketin hisselerinin tamamının dava dışı ...’na ait olduğu, dava dışı ...'nin davacı şirkete dışarıdan müdür atandığı, davacı vekilinin "ana sözleşmedeki imzanın da müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını" ileri sürerek imza incelemesi yaptırılmasını talep ettiği, imzası inkar edilen ana sözleşmenin "GES Kurulum Anahtar Teslim İnşaat ve Hisse Devir Vaadi Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme olduğu, aynı zamanda hisse devrine de ilişkin olan bu sözleşmeye ilişkin itirazın davalı ...ve Tic. A.Ş. tarafından açılan ve Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen 2021/79 E. sayılı davanın konusunu oluşturduğu, dolayısıyla davacı tarafın ana sözleşme ile ilgili muvazaa ve sahtecilik iddialarının o davada tartışılması gerektiği, kaldı ki eldeki davada ana sözleşme olan GES Kurulum Anahtar Teslim İnşaat ve Hisse Devir Vaadi Satış Sözleşmesi ile ilgili fesih ya da iptal isteğinin de bulunmadığı, bu nedenle ana sözleşmede imza incelemesi yaptırılmasının eldeki bu davanın sonucunu etkilemeyeceği, dava dışı ... davacı şirket müdürü iken, davacı şirket temsilcisi ... tarafından oluşturulan ve noterde tasdik ettirilen yeni bir şirket karar defterinde "...'nin müdürlük görevinden azledilmesine" ilişkin 13.07.2018 tarihli 2018/03 sayılı kararın alındığı, bu kararın tarihinin dava konusu işletme devri sözleşmesinin imzalandığı tarih ile aynı olduğu, devir sözleşmesinin azilden 1 saat 40 dakika sonra gerçekleştirildiği, 13.07.2018 tarihli bu ortaklar kurulu kararının 13.07.2018 tarihli işlem ile noterde tasdik edilip Bodrum Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TKK) 36. maddesinde yer alan düzenlemeden hareketle, müdür ...'nin davacı şirket müdürlüğünden azline ilişkin 13.07.2018 tarihli 2018/03 sayılı ortaklar kurulu kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesinden sonra tescilin üçüncü kişiler hakkında hukuki sonuç doğuracağı, dolayısıyla dava konusu işlemle aynı tarihte yapılan 13.07.2018 tarihli azlin sicile tescil edilmediği, bu nedenle de azlin davalı şirketler yönünden sonuç doğurmayacağı, üstelik davacı şirkete ait karar defterinin ...'de olduğu, defterin zayi olduğu ileri sürülerek bir dava açılmadığı, bu süreçte davacı şirket yetkilisi tarafından yeni (ikinci) bir karar defteri oluşturularak ...'nin müdürlükten azline ilişkin 13.07.2018 tarihli kararın alındığı, bu yeni deftere işlendiği, bu durum karşısında ...'nin kendi elinde olan şirket karar defterine rağmen davacı şirket temsilcisi tarafından yeni bir karar defteri oluşturup azli yönünde karar alındığını bilemeyeceği, dava konusu sözleşme tarihinde ...'nin davacı şirketin müdürlüğünden azli yönünde alınmış ve bildirilmiş ya da bilinmesi beklenebilecek bir kararın bulunmadığı, dava konusu kararın ... tarafından ve yetkili müdür olarak alınmış bir karar olduğu, tarafları bağlayacağı, ...'nin davalı .... İşl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'nin sigortalı çalışanı olduğunu bilen ve ona geniş yetkiler içeren vekaletname ile müdürlük yetkisi veren davacının ana sözleşmenin devamı ve sözleşmeye dayalı karşılıklı bir kısım yükümlüklerin yerine getirilmesi sırasında dava konusu işlemle ilgili olarak "çifte temsil halinin söz konusu olduğu" yönünde itirazda bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle tüm davalılar yönünden davanın reddine" dair karar verildiği, kararın, davacı ... şirketi ve davalı ... A.Ş. tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından 30/05/2024 tarihli 2022/176 E., 2024/1106 K. Sayılı ilamıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle istinaf istemlerinin esastan reddine ilişkin karar verildiği görülmüştür. Verilen bu kararın ise davacı ... şirketi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/11/2025 tarihli 2024/6457 E., 2025/6699 K. Sayılı ilamıyla; " ... Mahkemece, "davalı .... İşl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'ye Ankara 50. Noterliği'nden gönderdiği 04.05.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede “..., ... isimlerini beyan ettiğim vekilleri Ankara 50. Noterliği’nin 03.05.2018 tarihli ... yevmiye numaralı azilname ile beni temsil yetkilerini azletmiş bulunuyorum" demiş ise de; ihtarname içeriğinde Ankara 50. Noterliği’nde düzenlenen 03.05.2018 tarihli ... yevmiye numaralı azilnameden söz edilmesi ve bu azlin de Ankara 50. Noterliği’nden tasdikli 12.10.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletten azle ilişkin olması, ihtarnamede "...'nin müdürlükten azline" ilişkin bir ifadenin bulunmadığı" gerekçesiyle söz konusu ihtarın ve azlin ...'nin davacı şirket müdürlüğünden azline ilişkin olmadığı, kaldı ki bu tarihte gerçekleşmiş bir azlin de olmadığı kabul edilmiş ise de; Ankara 50. Noterliği’nin 12.10.2017 tarihli ... yevmiye numaralı vekaletnamesi incelendiğinde; bu vekaletnamenin davacı şirket yetkilisi ... tarafından ..., ...’a “temsile yetkili olduğu şirketler adına Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bulunan Defterdarlıklar, mal müdürlükleri, vergi daireleri, SGK, Bağkur, Çalışma ve İş Kurumu, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Sicil Müdürlükleri, Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlükleri, Özel idare müdürlükleri, esnaf ve sanatkar odaları, belediye başkanlıkları ve ilgili birimleri, bilimum resmi makam ve mercilerde tam yetkili olarak temsile, işlemleri takibe ve sonuçlandırmaya izin ve ruhsatlar almaya, kayıt ve tescilleri yaptırmaya…” şeklinde resmi makam ve mercilerde (kamu kurum ve kuruluşları nezdinde) işlem yapmak üzere verilen genel nitelikte bir vekaletname olduğu nazara alındığında, bir kamu kurum ve kuruluşu olmasa da davalı .... ve Tic. A.Ş.'ye bu hususun bildirilmesinin de somut olay örgüsünde bir anlam taşıdığının ve ... ile vekalet ilişkisinin sona erdirildiğinin duyurulması gayesine hizmet ettiğinin kabulü gerekirken, ''müdürlükten azle ilişkin bir ibarenin yer almadığı'' şeklindeki yüzeysel yorumla, bu ihtarın dikkate alınmaması da doğru bulunmamıştır. Bu itibarla Mahkemece, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/228 E. ve 2025/445 K. sayılı dosyasında Mahkemece verilen 12.02.2018 tarihli ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin karar, davacı şirket tarafından ...'nin vekaletten azledildiğine dair davalı .... İşl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'ye ihtaren yapılan bildirim, 13.07.2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'nin müdürlük yetkisine son verilmesi, kararın noterde tasdiki ve Ticaret Sicil Tasdiknamesi ile bildirilmesi ile aynı gün içerisinde davacı şirketi temsilen ... ile davalı .... İşl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. arasında yapılan davaya konu devir sözleşmesi ile işletmenin önemli bir mal varlığının davalı .... İşl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'ye devri, ...'nin aynı zamanda davalı .... İşl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'nin de sigortalı çalışanı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ...'nin yetkili müdür olarak sicilde ilan edilmesinin veya devir sözleşmesi tarihi itibari ile azlin henüz sicilde ilan edilmemiş olmasının, yine şirket defterlerinin ...'in uhdesinde bulunmasının sonuca bir etkisi bulunmamakta olup açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ...'nin davacı şirketi temsile yetkili müdür olmadığı kabul edilerek bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle davacı şirket yararına bozularak mahkemesine iade edildiği, bozma sonrası dava dosyasının, mahkemenin 2026/78 Esas sırasına kaydedilerek yargılamasının sürdürüldüğü, Dairemizce elde ki dava yönünden yapılan istinaf incelemesi aşamasında bozma ilamına uyulması yönünde mahkemesince verilmiş olumlu / olumsuz bir karar bulunmadığı gibi UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, davacı yanca, HMK hükümleri uyarınca " Hakimlerin Reddi" talebinde bulunulduğu görülmekle, bozma ilamı kapsamı ile az yukarıda incelenen Dairemizin, 11/06/2026 tarihli, 2025/1349 E., 2026/756 K. Sayılı ilamı kapsamı da göz önünde bulundurularak işbu incelenen İzmir ATM' nin 2026/78 Esas sayılı davasının, elde ki dava yönünden bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.Hal böyle olunca Dairemizin, 11/06/2026 tarihli, 2025/1349 E., 2026/756 K. Sayılı ilamı kapsamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/11/2025 tarihli 2024/6457 E., 2025/6699 K. Sayılı ilamı kapsamı hep birlikte dikkate alındığında; işbu davada, davacı ... 'nin, davalı şirket tarafından, mevcut karar defterine ilişkin usulüne uygun alınmış bir zayi belgesi bulunmaksızın yeni bir karar defteri oluşturup bu yeni defter kapsamında 13/07/2018 tarihli, kendisinin "müdürlükten azline" ilişkin 2018/3 sayılı kararı alarak bu kararın, 13/07/2018 tarihinde ... yevmiye numarası ile noterde tasdik edilerek aynı gün Bodrum Ticaret Siciline tesciliyle 23/07/2018 tarihinde de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesine ilişkin yapılan işlemlerin usulsüz olup müdürlükten azline ilişkin 2018/3 sayılı karar ile tescil ve ilana ilişkin işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşılmakta ise de; yukarıda kapsamlı şekilde incelenen Dairemiz ve Yargıtay ilamı kapsamına göre davacı ... ...' nin müdür olarak atanmasına ilişkin davalı şirket genel kurulunda alınan 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı kararın yok hükmünde olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, mahkemenin, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan bahisle reddine ilişkin yukarıda yazılı kararında sonucu itibariyle Dairemizce bir isabetsizlik bulunmamış, davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının yukarıda gerekçeleriyle açıklanan Dairemiz ve Yargıtay ilamı kapsamı da göz önünde bulundurularak reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki kararında sonucu itibariyle herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/06/2026Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...... ... ... ...