İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik tazminatı davasında maluliyet oranı, hesaplama ve sigorta teminat limiti itirazlarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu ağır yaralanan davacının kalıcı maluliyet ve bakıcı gideri talebiyle sigorta şirketine açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin 238.556 TL maddi tazminat hükmüne karşı, davacının maluliyet oranının yanlış yönetmeliğe göre düşük hesaplandığı iddiasıyla artırılmasını talep etmesi; davalının ise yapılan önceki ödemenin tüm zararı karşıladığı, kararın poliçe limitini aştığı ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu gerekçeleriyle itiraz ederek istinafa başvurduğu davanın esasını incelemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/921
KARAR NO: 2026/829
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18/01/2022
NUMARASI : 2018/294 (E) - 2022/18 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/04/2016 tarihinde sürücü ... idaresindeki davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plaka sayılı aracın seyir halinde yapmış olduğu kaza neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kalıcı maluliyetinin oluştuğunu, hasar nedeniyle davalıdan 31/07/2017 tarihinde 76.385 TL ödeme alındığını, ancak müvekkilinin mağduriyetinin ve hasarının bu süre zarfında daha da arttığını, müvekkilinin kazada bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin bedensel zarara uğraması ve bakıcı gideri nedeniyle şimdilik 100 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 05/01/2022 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 233.615 TL'ye, bakıcı gideri talebini ise 4.941 TL olmak üzere toplam 238.556 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; "Davanın kabulü ile, 233.615,00 TL sürekli iş göremezlik, 4.941 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 238.556 TL maddi tazminatın 31/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca belirlenen %19 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yaptığını oysaki müvekkilinin tazminatının tespitinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği 22. maddesi dikkate alındığında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmelik Hükümlerine göre belirlenerek hesaplama yapılması gerektiğini, güncel içtihatlar uyarınca da açıkça iptal kararı sonrasında tanzim edilecek maluliyet raporlarının yönetmeliğinin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre olması gerektiğinin ifade edildiğini, dosyada mübrez 03/06/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı maluliyet oranının %41 olarak belirtildiğini ancak bu oranın gerçek maluliyet oranını yansıtmadığını, müvekkilinin her geçen gün maluliyetinin artarak devam ettiğini ve hareketlerinde kısıtlılık yaşadığını, günlük aktivitelerini yerine getiremediğini, dosyanın yeniden maluliyet oranı belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise % 41 oran esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu'nun 19/10/2020 tarihli raporunda başvuranın Erişkinler Yönetmeliğine göre %19 olarak belirlenen maluliyet oranının doğruluğunu kabul etmediklerini, dava konusu kazanın tarihi 12/04/2016 olup dava öncesi 31/07/2017 tarihinde 76.385 TL davacıya ödeme yapıldığını ve ibraname teslim alındığını, yerel mahkemenin taraflarınca yapılan bu ödemeyi kısmi ödeme olarak değerlendirdiğini ancak dava konusu kaza sonucu sürekli olarak sakat kalan davacının maluliyet oranında herhangi bir artış olmadığını, dolayısıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme değil Sigorta Hukuku anlamında tüm zararın karşılanması olarak yorumlanması gerektiğini, kaza tarihi olan 2016 senesindeki poliçe teminatının 310.000 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava öncesi yapılan bu ödemenin kısmi ödeme olarak nitelendirilse dahi bakiye poliçe teminatının 233,615 TL olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen toplam maddi tazminatın bu poliçe tutarını geçerek 238.556 TL olduğunu ve poliçe teminat limitinin aşıldığını, sigorta şirketinin gerçek zararı ödemekle sorumlu olduğunu, mahkemece faiz başlangıç tarihinin ise 31/07/2017 tarihi olan dava öncesi müvekkili şirketçe davacıya yapılan ödemenin tarihi olarak belirlenmiş ise de, davacının dava öncesinde yapılan ödemenin zararını karşılamadığından bahisle taraflarınca ikinci kez 02/03/2018 tarihinde tekrar başvurduklarını, dolayısıyla faiz başlangıç tarihinin ikinci başvuru tarihi olan 02/03/2018 olması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince maluliyete ilişkin alınan raporlarda Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 25/09/2019 tarihli raporunda; ...'in 13/07/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında %19 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde 3 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, 26/04/2021 tarihli raporunda ise; 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında %41 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde 3 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği belirtilmiştir.
Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır.
Mahkemece dosya içine alınan maluliyet raporlarında ve hükme esas alınan 25/09/2019 tarihli ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre davacının tedavisinin devam edip etmediği, gelişen durum, artan maluliyet bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden maluliyet tespiti yapılmıştır. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebi dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davacının kaza tarihinden sonra trafik kazasına bağlı olan maluliyet durumunda "zaman içerisinde gelişen bir durum olup olmadığı" yönünde açıkça tespit veya değerlendirme içeren rapor alınmaksızın karar verilmesi eksik inceleye dayalı olmuştur.
Bu durumda, kaza nedeniyle davacının gördüğü tüm tedavilere ilişkin varsa eksik belgelerin de ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilerek, ATK Genel Kurulu'ndan oluşturulacak uzman doktor heyetinden, davacıda bulunan şikayetler dikkate alınarak, davacının maluliyetine yönelik alınan rapor ve tüm bilgi belgeler incelenerek, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavisinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda her iki yönetmelik açısından seçenekli rapor alındıktan sonra, gelişen durumun olup olmadığı da dikkate alınarak, karar verilmesi gerekirken bu araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; dosyada mevcut ibraname, davacının meydana gelen kaza nedeniyle oluşan maddi zararının tazmini için İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1000 Esas sayılı davasının yargılaması esnasında tarafların anlaşması sonucu düzenlenmiştir. Bu durumda davacı tarafın eldeki dava ile ibranamenin kaynağı olan davadaki talepleri açısından da bir değerlendirme yapılarak, aynı olan tazminat kalemleri bakımından artan maluliyet olmadığının tespiti halinde borç ibra ile sona ereceğinden davanın reddi gerekirken bu yöne ilişkin değerlendirme yapılmayarak KTK 111. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, istinaf eden davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
4-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran taraflara geri verilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davalı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
7-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
8-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran taraflara geri verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.04/06/2026