Kaçakçılık suçlarında zincirleme eylemler için zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesi ve lehe kanun değişikliklerinin etkin pişmanlık hükümleriyle uygulanması.
Özet: Yüksek mahkeme, sanığın kaçakçılıkla mücadele ve tütün piyasasının düzenlenmesine aykırılık suçlarından verilen mahkûmiyet kararını temyiz incelemesi sonucu, 2010 ve 2011 yıllarına ait eylemler için 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek bu eylemlere ilişkin kamu davalarının düşmesine hükmetmiş, ancak kaçak eşyaların müsaderesini uygun bulmuştur; 2015 yılına ait eylemler açısından ise yerel mahkemenin tüm eylemleri zincirleme suç kapsamında değerlendirmeyip, ayrıca suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve eşyanın değerinin hafifliği ile etkin pişmanlık gibi sanık lehine ceza indirimi imkanları sunan yeni yasal düzenlemeleri gözetmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına ve yeniden değerlendirilmesine karar vermiştir.
7. Ceza Dairesi         2025/2442 E.  ,  2026/6919 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/690 E., 2024/1007 K.
SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na ve4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadare
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I- Suç Tarihleri 10.01.2010, 15.07.2010, 29.09.2010, 14.11.2010 (1.Grup); 23.02.2011, 02.03.2011, 06.03.2011, 27.03.2011 (2.Grup); 16.07.2011, 07.08.2011, 22.08.2011 (3.Grup) Olan Eylemler Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasında zamanaşımının durduğu tespit edilerek yapılan incelemede,
Sanığın yargılama konusu eylemlerine (1. grup, 2. grup ve 3. grup) göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri gereğince hukukî kesintinin gerçekleştiği tarihler dikkate alınıp her bir grup kendi içinde değerlendirilerek sanığa atılı son suçların işlendiği 1.grup için 14.11.2010, 2. grup için 27.03.20 11... . grup için 22.08.2011 tarihlerinden hüküm tarihine tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle davaların ayrı ayrı düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak eşyaların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13/1. maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,
II- Suç Tarihleri 02.01.2015, 09.05.2015, 21.05.2015 (4. Grup) Olan Eylemler Yönünden
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/982 Esas sayılı, suç tarihi 02.01.2015 olan dava dosyasındaki ve aynı Mahkemenin 2015/734 Esas sayılı dava dosyası içerisinde birleştirilerek görülmesine karar verilen 2015/745 Esas sayılı, suç tarihi 09.05.2015 olan dava dosyasındaki eylemler yönünden mahallinde her zaman karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1. Mahkemece suç tarihleri 02.01.2015, 09.05.2015, 21.05.2015 (4. Grup) olan eylemlerden 02.01.2015, 09.05.2015 tarihli eylemler yönünden bir hüküm kurulmayıp yalnızca suç tarihi 21.05.2015 olan eylemin, diğer 3 grup ile birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir kez 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi gereğince artırım yapılarak hüküm tesis edilmişse de,
Temyiz incelemesine konu 21.05.2015 tarihli eylemin, suç tarihleri 02.01.2015, 09.05.2015 olan ve herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılan eylemler ile birlikte, tamamının (4. grup) 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına
kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca suç tarihleri 02.01.2015, 09.05.2015, 21.05.2015 olan eylemlerin tamamının gümrüklenmiş değerleri toplamının iki katı tutarı hesaplanarak etkin pişmanlık ihtarında bulunulması (dosyada mevcut makbuz uyarınca sanığın etkin pişmanlık için eksik ihtar edilen miktarı ödediği cihetle, dosyada mevcut KEMT varakalarındaki gümrüklenmiş değerlerin iki katı tutarından, 02.01.2015, 09.05.2015, 21.05.2015 olan eylemlerin ... vergileri toplamı olan 19.221,84 TL'nin düşülerek, kalan tutarın etkin pişmanlık için ihtar edilmesi) gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş,
2. Hükmün açıklanması kararına dayanak olan ihbara konu İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/37 Esas, 2023/1035 Karar sayılı kararın Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.