Haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle açılan, servis taşımacılığı alacağına ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki belge, bir servis taşımacılığı firmasının, üniversite personeline sağladığı taşıma hizmeti karşılığında alacağını tahsil edememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin talep ve savunmaları içermektedir; davacı firma, davalının üniversite ihalesini alarak müvekkiline alt yüklenici olarak servis taşıma hizmeti verdirdiğini, ancak hakedişlerini ödemediğini ve kötü niyetle hareket ettiğini iddia ederek icra takibine itirazın kaldırılmasını ve tazminat talep ederken, davalı ise davacıya borcu olmadığını, hizmetin eksiksiz sunulmadığını, faturanın mesnetsiz olduğunu ve fatura bedelinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/744 Esas
KARAR NO : 2026/427
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/10/2025
KARAR TARİHİ : 23/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilinin, davalının servis taşımacılığını yapmak üzere ihalesini aldığı ... personeline/yolcularına ihale süresi boyunca servis taşımacılığı hizmeti vermek üzere davalı ile anlaştığını ve bu hizmeti sağladığını, davalının ihale süresi boyunca ödemelerini düzenli şekilde yaptığını ancak ihale süresinin bitimine yakın müvekkiline ödeme yapmamaya başladığını, müvekkilinin verdiği hizmet karşılığında ilgili faturaları tanzim ederek davalıya usulüne uygun olarak tebliğ ettiğini ancak ödeme alamadığını bu nedenle davalı aleyhine ... 31. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki hizmet ilişkisinden dolayı müvekkilinin personel/yolcu taşıma faaliyetini gerçekleştirerek sorumluluğunu yerine getirdiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen faturaların tebliğ edildiğini ve davalının da herhangi bir itirazının bulunmadığını ve fatura içeriğini kabul ettiğini, bununla birlikte takip başlatılmadan önce borcunun bir kısmını ödediğini, davalı tarafından sadece müvekkiline karşı değil birden fazla servis taşımacısı esnafa karşı aynı hukuka aykırı iş ve işlemlerde bulunulduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ve ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemek için alacaklılarını mağdur ettiğini, servis taşımacılığı sektörünün teamülünde ihaleyi alan firmanın, taşımacılık hizmetini gerçekleştiren kişilere yükümlü olduğu ödemeleri yapması karşılığında aldığı ibraname evraklarını kuruma ibra etmesi ve kurumun da bu ibranamenin getirilmesi koşuluyla firmaya ödeme yapması şeklinde uygulandığını ancak davalının bu iş ve işlemleri gerçekleştiremediği için ... Üniversitesi kurumunun da davalı firmaya hakedişini ödeyemediğini, müvekkilinin davalıdan alacağının takibin başlatıldığı tarih itibariyle 79.552,00-TL olduğunu, davalının borcunu ödememekte ısrar ettiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının kötü niyetli olması nedeniyle davalının alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı her ne kadar dava dilekçesinde müvekkil şirketin ... 31. İcra Dairesi ... Esas dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini iddia etmiş ise de müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, Davacı müvekkil şirkette servis taşımacılığı yapmış olduğunu, bu hizmeti sağladığını iddia etmiş ancak dava konusu (sözde) faturada belirttiği hizmeti yerine getirdiği ve/veya eksiksiz ve tam olarak ifa ettiğine dair herhangi bir evrak sunmadığı gibi hizmetin tam ve eksiksiz olarak verildiğine dair de herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığını, Davacının dosyaya sunmuş olduğu müvekkilin imzasının dahi bulunmadığı faturadan hizmetin nasıl ve ne zaman yapıldığı dahi anlaşılmamakta olup böyle bir hizmetin nasıl ve ne zaman verildiğine dair iddiasının ispatı davacıda olduğunu, Fatura tanzim eden davacının müvekkil şirket ile arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmamakta ve bu nedenle fatura herhangi bir akdin ifası olarak da düzenlenmediğini, Davacı dava dilekçesinde müvekkil şirketin servis taşımacılığını yapmak üzere ihalesini aldığı Boğaziçi Üniversitesi personeline ihale süreci boyunca hizmet verdiğini iddia ettiğini, Bu iddiası mesnetsiz olup hizmeti tam ve eksiksiz olarak verdiğine ilişkin olarak da dosyaya herhangi bir belge sunmadığını, Davacının müvekkil şirkete vermiş olduğu bir hizmet bulunmamakta olup bu durum her iki tarafın da ticari defterlerinin incelenmesi durumunda anlaşılacağını, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirkete davacı tarafından böyle bir hizmet verilmiş olsa dahi yapılan faturalandırılma fahiş olduğunu, Davacının verdiğini iddia ettiği hizmetin bedeli Müvekkil şirketin mesleki tecrübesi ile birlikte piyasa değeri göz önüne alındığında oldukça fahiş olarak hesaplandığını, Davacı tarafından verildiği iddia edilen hizmetin bedeli fatura ile kesilen miktarın çok altında olduğunu, Arz ve izah edilen nedenlerle; davanın reddine, alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, Davalı tarafından ... Üniversitesi nezdinde servis taşımacılığı ihalesinin alındığı ve hizmetin taraflar arası anlaşma neticesinde davacı tarafından görülmüş olmasına rağmen fatura bedellerinin ödenmediği iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemli davadır.
Dosya ... 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas,... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gelerek mahkememiz esasına kaydı yapılmıştır.
Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 158.082,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin sunulmuş olduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Dava tarihi 17/08/2020 itibarıyla davalının ikamet adresinin Yenigün mahallesi -İzmir olduğu uyaptan yapılan adres araştırmasında belirlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla davacının yerleşim yeri Sultanbeyli/İstanbul, davalının ikamet adresi İzmir olduğu, takibin ve davanın yetkisiz İstanbul (çağlayan) mahkemesinde açıldığı, davalı tarafça İstanbul mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK 19. Maddesi gereği yetkisiz Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince kendisine verilen süre içinde dava tarihi itibarıyla ...'da yerleşim yeri bulunduğuna dair bir delil de sunmamıştır. Bu durumda aynı maddenin 2. Fıkrası gereği yetki itirazının dikkate alınması mümkün olmadığından İlk derece mahkemesince yetki itirazının dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunmuş ise de dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk faaliyeti için davalıya gönderilen tebligata ilişkin PTT kaydı ile bu dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ...Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.
Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır.
Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle:"Davacı yana ait işletme defterinin açılış ve kapanış tasdiklerin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip konusu yapılan faturaların ticari defter kayıtlarında yer aldığı, Takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 79.552,00 TL alacaklı olduğu, Taraflara ait Bs/Ba formlarındaki bildirimlerin uyumlu olduğu, İnceleme gün ve saatinde davalı şirket ticari defter kayıtlarını sunmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı, Davalı ...Şti. firması ile ... arasında 01.01.2024 - 31.12.2024 tarihleri arasında geçerli personel servisi hizmet sözleşmesi imzalandığı, Davalı ....Şti. firması ile dav: Sabahattin Kul arasında 01.01.2024 - 31.12.2024 tarihleri arasında geçerli ... plaka sayılı araç için ... güzergahı için “Taşımacı İle Sözleşmeli Taşımacı Arasında Yapılan Servis Taşımacılığı Sözleşmesi” imzalandığının tespit edildiği, Davacı ...'un... plaka sayılı araç için ... güzergahında sözleşmeli taşımacı olarak servis taşıma hizmeti veri sözleşmenin geçerli olduğu 01.01.2024 - 31.12. 2024 tarihleri arasındaki taşıma servis ücretini taşımacı davalı ....Şti. Firmasından tahsil etmesi gerektiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememizin 13/01/2026 tarihli ilk celsesinde; "Uyuşmazlığın çözümü ve tarafların birbirlerine olan borç ve alacaklarının tespiti ile davacı tarafından hizmetin yerine getirilip getirilmediği ile davalının ödemekle yükümlü olduğu miktarın hesap edilmesi amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına,
Dosya kapsamında inceleme yapılması için mali müşavir bilirkişi ve taşıma hukuku alanında uzman bir bilirkişi atanmasına,
Bilirkişinin sarf edeceği emek ve mesaisine karşılık ayrı ayrı 7.500,00'er TL ücret takdirine, toplam 15.000,00 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması hâlinde bilirkişi deliline dayanmamış sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı),
İncelemenin 11/02/2026 günü saat 13:30'da mahkememiz kaleminde yapılmasına,
Taraflarca, belirlenen inceleme gün ve saatinde; Taraflar arası ticari ilişkinin olduğu dönemlerin yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterleri ile ticari defter kayıtlarını ve ticari ilişkiyi gösteren cari hesap ekstreleri ile kayıtlara dayanak belgelerini (firma e defter mükellefi ise, E-yevmiye ve e-defteri kebirin PDF formatından Ocak ayındaki ilk beratı ve Aralık ayındaki son beratı ile faturaların ve ödemelerin e-defterlerde kayıtlı olduğu sayfaları, e-yevmiye defterinin kapanış maddesinin bir flash bellek içerisinde) mahkememiz kaleminde hazır bulundurulmasına, hazır bulundurulamıyorsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmesi için işbu duruşma gününden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve dosya kapsamına göre karar verileceği hususunun ihtarına (ihtarat yapıldı),
*İnceleme gününü içerir işbu duruşma zaptının hazır olmayan tarafa ara kararlardaki ihtarat yerine geçmek üzere tebliğine" şeklinde ara karar kurulmuştur. Davalı tarafça duruşmaya iştirak edilmemesi sebebiyle söz konusu ara karar ihtarat yerine geçmek üzere 13/01/2026 tarihinde düzenlenen tebligat ile 18/01/2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça yerinde inceleme talep edilmiş ve yerinde inceleme ara kararı verilmiştir. Ancak buna rağmen davalı tarafın ticari defter ve kayıtları bilirkişilerce incelenememiştir. Davalı tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bu hususa ilişkin herhangi bir itiraz yapılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça ticari defter ve kayıtlarının mahkememize ibraz edildiği, bilirkişi tarafından yapılan incelemede defter ve kayıtların sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun tespit edildiği, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, davacının takipte talep etmiş olduğu faturaları kendi defterlerine kaydetmiş olduğu ve takip tarihi itibariyle davalıdan 79.552,00 TL alacaklı olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, yine mahkememizce celp edilen taraflara ait BA/BS kayıtlarında 2024 yılında 12 adet KDV hariç 25.968.000,00 TL tutarında alış satış bildirimi yapıldığı, beyanların faturalar ile uyumlu olduğu bildirilmiştir. Bu bağlamda sahibi lehine delil olmaya haiz davacı ticari defter ve kayıtlarında davalıya keşide edilmiş olan faturaların kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle 79.552,00 TL alacaklı olduğu, davalının BA formu ile 12 ayrı kayıtta KDV hariç toplam 25.968.000,00 TL tutarında alış yaptığının kendi beyanı ile sabit olduğu, davalının yapmış olduğu ödemelere ait herhangi bir belge sunmadığı ve davacının başlatmış olduğu icra takibinin emsal istinaf ilamında da belirtildiği üzere davalının kendi BA beyanından düşük olduğu da dikkate alınarak asıl alacak bakımından davanın kabulüne ve yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda taraflar arasındaki alacağın likit ve muayyen olması ile ticari ilişkiden kaynaklanması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KABULÜNE,
1-Davalı tarafından ... 31. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA,
2-Alacağın % 20'si olan 15.910,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.434,20 TL harçtan peşin alınan 960,79 TL'nin mahsup edilerek bakiye 4.473,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 960,79 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.576,19 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 79.552,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/06/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır