Hastane tarafından verilen tedavi hizmeti bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebiyle açılan davada, sigorta provizyonu ve hastane sorumluluğu uyuşmazlığı temyiz aşamasında incelenmektedir.
Özet: Özel bir hastanenin, sigorta provizyonu alındığına dair bilgilendirme yapmasına karşın, sigorta şirketinin ödemeyi reddetmesi üzerine hastadan ameliyat ücretini talep ederek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, sigorta sözleşmesinin hasta ile sigorta şirketi arasında olduğunu vurgulayarak hastanenin alacak talebini kabul etmiş; hasta ise eksik bilgilendirme ve imzalatılan belgelerin haksız şart niteliğinde olduğu iddialarıyla kararı temyiz etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2025/5357 E.  ,  2026/2724 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2214 E., 2025/1756 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/647 E., 2022/1394 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının rutin kontrolünde uterustaki miyomlarının büyüdüğünün saptanması üzerine laporoskopik, histrektomi ve bilateral salpenjektomi işlemlerinin yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bu durumun davalı tarafından kabul edilmesi üzerine müvekkili ... Hastanesine 12.12.2016 tarihinde yatışının sağlandığını, müvekkili tarafından davalı hastanın işlem ve taburcu edilene kadarki tedavi/bakım masraflarına ilişkin 53.716,90 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, akabinde davalı ile iletişime geçirildiğini, ancak davalı hastanın yakını tarafından borcun ödenmeyeceğinin kendilerine bildirildiğini, bu nedenle başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, haksız ve hukuka aykırı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; ameliyat öncesinde müvekkili tarafından doktoruyla bu ameliyatın tüm masraflarının ... Sigorta A.Ş. tarafından karşılanıp karşılanmadığının kendilerine net olarak bildirilmesini, bu masraftarın tamamı karşılanmadığı takdirde bu tedaviyi ... Hastanesinde yaptırmayacağının bildirildiği, bunun üzerine tedavi öncesinde davacı hastanenin sigorta şirketi ile görüştüğünü ve ... Sigorta A.Ş.den provizyon bilgisinin alındığını ve tedavi masraflarının sigorta şirketi tarafından karşılanacağının müvekkiline net olarak bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin tedaviyi kabul ettiğini, davacı hastane tarafından kendilerine 53.716,90 TL tutarlı fatura tahakkuk ettirilerek hastane masraflarının talep edildiğini, müvekkilinin konuyu araştırması üzerine, sigorta şirketi tarafından davacı hastaneye müvekkilinin doktor şikayet bölümü kayıtlarının bulunduğu anamez formunda 2004 yılında operasyon geçirdiği bilgisinin bulunmasına rağmen ameliyat başvurusunda bu bilginin kendilerine iletilmemesi sebebiyle hasta mağduriyetinin oluştuğunu öğrendiğini, hastanenin daha önce tedavi olduğu hastalıkları bildiğini ve bu kayıtlarının eksik tutulmasının kabul edilemeyeceği belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tedavi evraklarının teşhise uygun olduğu, faturanın teşhis ve tedaviye uygun bulunduğu, uyuşmazlıkta SUT hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, sigorta şirketinin ödememesi durumunun sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki ilişkiye ilişkin olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile devamına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan 10.743,38 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; özel sağlık sigortası poliçesinin, davalı ile dava dışı sigorta şirketi arasında olduğu, davacı özel hastanenin bu poliçenin ve sözleşmenin tarafı olmadığı, netice itibarıyla davalının davacıdan hizmet aldığı ve bu hizmetin bedelinin ödenmediğini, davalı tedavisinin sigorta poliçesi gereği %100 teminat kapsamında olduğu hususunu ancak sigorta şirketine karşı ileri sürebileceği gerekçesiyle, oy çokluğuyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacı hastanenin eksik bilgilendirme yaparak provizyon başvurusunda bulunduğunu üç adet bilirkişi raporu davalı lehine olduğu halde bu raporala itibar edilmeyerek hukuki gerekçelendirmeden yoksun şekilde hüküm kurulduğunu, davalı tarafından imzalanan hasta taahhütnamesi ve hastane tedavi onam belgesinin haksız şart niteliğinde olup kesin hükümsüz olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacı hastane tarafından verilen tedavi hizmetine ilişkin bedelin davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı özel hastane tarafından, davalının ameliyatı için gerekli olan evrakların dava dışı sigorta şirketine gönderildiği ve dava dışı sigorta şirketince gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapıldığı, bu değerlendirme sonucunda provizyon verilerek tedavi sürecinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Hastanenin, provizyon alınması sırasında gönderilen belgelerde özgeçmiş kısmının doldurulmamış olması sebebiyle provizyonun usulüne göre alınmadığı, kusurun provizyon alınması sırasında ortaya çıktığı, bunun yanı sıra davacının sağlık durumuna ilişkin olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını veya sigorta şirketinin kararını etkileyecek nitelikte bir hususu kasten gizlediğini ortaya koyan bir delil bulunmadığı, davacı hastane tarafından özel sigortaya provizyon alınması amacıyla gönderilen evrakların davalı sigortalının tıbbi durumuna ilişkin olup, bunların gerçeğe ve usulüne uygun olmamasından evrakları tanzim ederek gönderen hastanenin sorumluluğunda olduğu, sigorta şirketince yapılan değerlendirme sonucunda verilen provizyona güvenilerek gerçekleştirilen tedavi sonrasında, poliçe kapsamı dışında kaldığı ileri sürülen bedellerin doğrudan davalıya yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında da, provizyon sürecinde kullanılan bilgi ve belgelerdeki eksikliklerin davalıdan kaynaklandığının ortaya konulamadığı, uyuşmazlığın esasen sağlık kuruluşu ile sigorta şirketi arasındaki değerlendirme ve bilgilendirme sürecinden kaynaklandığı belirtilmiş olmasına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Harçtan muaf olan davalıdan alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.