Baraj suları altında kalan taşınmazın zilyetlikle mülkiyeti ve tarım arazisi niteliğinin tespiti için Yargıtay bozması sonrası eksik incelemenin giderilmesi süreci.
Özet: Yargıtay, ilk derece mahkemesinin baraj gölü altında kalan bir taşınmaz üzerindeki zilyetlikle mülk edinme talebini eksik inceleme ve yetersiz kanıtlarla reddetmesini bozarak, taşınmazın baraj suları altında kalmadan önceki niteliği ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğine hükmetmiştir; bu kapsamda geçmişe dönük hava fotoğrafları, fotoplanlar, kamulaştırma belgeleri temin edilmesi, barajın su tutma tarihi ve taşınmazın sular altında kalmadan önceki durumunun tespiti ile yerel bilirkişiler ve uzmanlar eşliğinde yeniden keşif yapılması talimatını vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/3033 E.  ,  2026/1052 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/74 E., 2024/15 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... vekili ve ..(..) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 17.747,96 m² yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı ... adına tespit edilmiş; davalı ..., dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı iddiasına dayanarak, tespit maliki aleyhine Kadastro Mahkemesinde dava açmış; kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın .. Baraj Gölü suları altında kaldığı gerekçesiyle tespit dışı bırakılmasına, kamulaştırma bedeline ilişkin tarafların genel Mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş ve verilen karar Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, mülkiyetin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2013/141 Esas, 2015/170 Karar sayılı kararı ile dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili Eğil Kadastro Mahkemesinin 1997/58 Esas, 1998/89 Karar sayılı dosyasında görülen dava sonucunda .. Barajı yapımı nedeniyle sular altında kaldığından dolayı tespit dışı bırakılmasına karar verildiği, taşınmazın kadastro tespit tutanağında baraj istimlak hat çizgisinin altında kaldığının belirtildiği ve kadastro tespit işlemlerinin gerçekleştiği tarih itibarıyla .. Barajının taşınmazın üzerinde mevcut olduğu, baraj sahasında kalması nedeniyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve kadastro tespit tarihine kadar zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı yararına oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2016/8444 Esas, 2019/3784 Karar sayılı ilamı ile ''... Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında tarla vasfıyla davacı adına tespit edilen ve baraj suyu altında kalması nedeniyle tespit harici bırakılan taşınmazla ilgili olarak tespit öncesinde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu yerin baraj gölü suları altında kalmadan önce tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Ne var ki, dava konusu taşınmazın baraj suları altında kaldığı belirtildiği halde, tespit tarihinden (1997) geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, memleket haritaları, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ve uydu fotoğrafları dosya arasına getirtilerek uzman bilirkişilerce incelenmemiş, dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanı içerisinde kaldığı belirtilmesine rağmen .. Bölge Müdürlüğünden kamulaştırmayla ilgili tüm belge, kroki, fotoğraf ve haritalar istenmemiş, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmamış, kadastro tespit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince araştırılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Böylesine eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları getirtilerek dosyasına konulmalı, ... Bölge Müdürlüğünden, baraj için hangi tarihte su tutulmaya başlandığı, nizalı yerin hangi tarihte sular altında kaldığı, bu yer ile ilgili olarak taşınmazın baraj gölü suları altında kalmadan önce film ve fotoğraflarının çekilip çekilmediği sorulmalı ve kamulaştırmaya ilişkin tüm belge ve fotoğraflar ile kamulaştırma haritasının onaylı bir örneği dosya arasına konulmalı, bundan sonra dava konusu taşınmazın işaretlendiği ve komşu taşınmazların açıkça gösterildiği kadastro paftası üzerinden taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisi aracılığıyla keşif yapılmalı; yapılacak keşif sırasında mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından pafta üzerinden nizalı taşınmazın mevki, sınırları, sınır komşuları, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, muhtaç yerlerden ise imar ve ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı ve tespit tarihine (taşınmazda bu tarihten önce su tutulmaya başlanmış ise bu tarihe) kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen sürenin geçip geçmediği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, sunulan raporda dava konusu taşınmazın memleket haritası ve uydu fotoğrafları üzerindeki konumu gösterilmeli, dava konusu taşınmazın kadastro paftasının ölçekleri ile kamulaştırma haritası ölçeği eşitlenerek çakıştırılmak suretiyle kapsam tayini yapılmalı, bu hususta denetime elverişli ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor tanzim edilmesi istenilmeli; fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor alınmalı; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları teknik raporlar ve komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtları ile denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili parsele ilişkin olarak bilhassa ziraat bilirkişisi ile harita bilirkişisinin davacının zilyetliğini destekler mahiyetteki raporları, dosyaya yansıyan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, davaya konu parselin ormanlık alan sayılan yerlerden olmadığı, davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 996. maddesi gereğince "kazandırıcı zamanaşımında yararlanma hakkına sahip olan zilyet, zilyetliği kendisine devir eden aynı yetkiye sahip idi ise onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir." hükmüne atıfla davacının kesintisiz davasız olan zilyetliğinin eklemeli zilyetlik gereğince koşulların oluştuğu, yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporları ve gelen müzekkere cevaplarına göre taşınmazın orman ve mera vasfının bulunmadığı, davacının zilyetliğinin ekonomik amaca uygun, davasız ve aralıksız 20 yılı aşkın süredir geliştiği, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca oluşan vicdani kanaat doğrultusunda, davanın kabulüne, dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde tapulama harici olarak bırakılan 15.07.2022 tarihli jeodezi ve fotogrametri uzmanı (harita mühendisi) raporunda gösterilen eski 1 01... numaralı parselin davacı adına tapuya tesciline, davalı kurumlar 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 85,40 TL harç ile 743,00 TL tamamlama harcının davacıya iadesine, davacı tarafından yatırılan 23,30 TL başvuru harcı, yargılama nedeniyle yapılan tebligat posta ve bilirkişi ücreti 2.854,35 TL olmak üzere toplamda 2.877,65 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; 25.03.2024 tarihli tavzih kararı ile de, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, 20 yıllık zilyetlik süresinin ispatlanamadığını, bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda kaç yıldır tarımsal faaliyet yapıldığının bilimsel olarak tespit edilemediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın baraj rezervuar alanında kaldığını, zilyetliğe ve tescile elverişli olmadığını, bu nedenle tescil kararı verilmesinin doğru olmadığını, aynı zamanda orman alanında da kaldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında tarla vasfıyla davacı adına tespit edilen ve baraj suyu altında kalması nedeniyle tespit harici bırakılan taşınmazla ilgili olarak tespit öncesinde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu yerin baraj gölü suları altında kalmadan önce tarım arazisi niteliğinde olup olmadığına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... vekili ve ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz öncesinde 1 01... parsel sayılı taşınmazla birlikte bir bütün olarak kullanılmakta olup, Hazinenin 1 01... parsele karşı açtığı dava reddedilmiş, davacı ... adına tesciline karar verilmiş, 1 01... parsel sayılı taşınmazla ilgili davada ise, taşınmaz baraj gölü altında kaldığından tespit harici bırakılmasına, kamulaştırma bedeli yönünden davacının dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş, her iki dosyada incelemeden geçerek kesinleşmiştir. Toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın en eski 1950 tarihli hava fotoğrafında "orman sayılmayan yerlerden olduğu", taşınmazda kullanım bulunmadığı, 19 75... tarihli hava fotoğraflarında ise taşınmazın tamamının kullanıldığı, üzerinde sürüm izlerinin ve tarımsal faaliyet olduğu, sınırındaki orman alanından dik eğimle ayrıldığı anlaşıldığından, her ne kadar baraj gölü suları altında kalan taşınmazda fiilen keşif yapılarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesi imkanı bulunmamakta ise de, tespit öncesi hava fotoğrafları, komşu parselle ilgili dava dosyası, dosya içerinde alınan beyanlar ve bilirkişi raporları karşısında, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığına göre, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 1997/58 Esas ve 1998/89 Karar sayılı karardan da anlaşılacağı üzere, dava konusu taşınmaz halen tapuda kayıtlı bir yer olmayıp kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit dışı bırakılan bir yerdir, bu durumda, iptal edilecek bir tapu kaydı bulunmadığı gibi baraj suları altında kaldığı anlaşılan taşınmaz yönünden tescil kararı değil, "mülkiyetin tespiti" şeklinde hüküm kurulması gerektiği açıktır. Nitekim, davacının talebi de bu yöndedir. Diğer yandan dava, tescil harici bırakılan taşınmazın tespiti isteğine yönelik olduğuna göre, dava kabulle sonuçlansa dahi, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gibi, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve bakiye karar harcının da davacıya yükletilmesi gerekirken aksine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalılar ... vekili ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan ''...1 01... numaralı parselin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline...'' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, "..1 01... numaralı parselin mülkiyetinin davacı adına tespitine'' ibaresinin eklenmesi, 25.03.2025 tarihli vekalet ücretine ilişkin tavzih kararının kaldırılması, hüküm fıkrasının (4) ve (5) numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, (4) ve (5). bent olarak sırası ile ''Alınması gereken 2.971,48 TL harçtan peşin yatırılan 85,40 TL ile 743,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile geriye kalan 2.143,28 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına'', ''Davanın niteliği gereği davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına'' ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, (6). bent olarak ''Davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.