Kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali ve ortaklığın tespiti talepli davada, on sekiz yıl sonra açılan davanın hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi.
Özet: Davacı vekilinin, 1998de kura ile kendisine intikal eden dükkanların başkalarına verildiğini, kooperatiften usulsüz ve habersiz bir şekilde ihraç edildiğini ileri sürerek ihraç kararının iptali ve ortaklığının tespiti talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının 17 yıl boyunca aidat ödemeyip ihraç kararından haberdar olmadığını beyan etmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve dava açma süresinin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiş olup, davacı vekili ihraç kararının usulüne uygun alınmadığını ve tarafına bildirim yapılmadığını iddia ederek kararı temyiz etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2025/4332 E.  ,  2026/1739 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/338 E., 2025/1392 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/870 E., 2022/1024 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 1998 yılında noter huzurunda yapılan kura çekiminde İzmir İli, ... İlçesi, ... Mah., 774 ada, 1 no.lu parseldeki B blok, 3 ve 4 no.lu 2 adet dükkânın kura çekimi ile kendisine intikal ettiğini, 3 no.lu dükkânı davalı kooperatifin o zamanki başkanı olan ...’ın oğlu ... ve 4 no,lu dükkânın ise ... isimli kişilere verildiğini öğrendiğini, müvekkilinin kooperatife hiç borcu olmamasına rağmen borcunun bulunduğu gerekçesi ile ortaklıktan ihraç olduğunu yeni öğrendiğini 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesi ve tip Anasözleşme'nin 14/2. maddesinde belirlenen usule göre müvekkiline ihtarnamelerin gönderilmediğini, ihraç kararının da usulüne uygun alınmadığını belirterek müvekkilin ihraç edilmesine ilişkin genel kurul kararının iptali ve müvekkilin kooperatife ortak olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kooperatif üyesi iken kooperatif ortağı olarak üzerine düşen edimi yerine getirmediğini Kooperatif Yasası ve Anasözleşme'ye göre .... Noterliği kanalıyla 20 03... yıllarıyla kendisine ihtarname gönderildiğini, buna rağmen ödemenin yapılmadığını, ayrıca davacının 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açtığını, davacının kooperatif ortaklarından ihraç edildiğine ilişkin karardan yeni haberdar olmadığını, ortaklıktan çıkarma kararının 18 yıl önce bildirildiğini, davacı ile birlikte 12 ortağa .... Noterliği'nde ortaklıktan ... borçları ödenmesi için 28.04.2004 tarihinde ihtarname gönderildiğini ancak ödemenin yapılmadığını, genel kurul kararıyla Anasözleşmeye yönetim kurulu kararına dayanarak kooperatif yönetim kurulunun 11.08.2004 tarihli ve 10 sayılı kararı ile ortaklıktan çıkarma işleminin yapıldığını, .... Noterliği'nden yönetim kurulu kararının 23.09.2004 tarihli, 9942 yevmiye numarası ile kendisine tebliğ edildiğini, 18 yıl sonra açılan davanın hak düşürücü süre yönünden ve esastan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 1998 yılında çekilen kura ile ... 774 ada, 1 parsel, B blok, 3 ve 4 no.lu dükkânların kendisine çıktığını, ihraç kararını 2021 yılında öğrendiğini, yapı kooperatifi olan kooperatifte 17 yıllık süre zarfında ihraç edildiğini bilmediğini belirterek dava açmış ise de; TMK'nın 2. maddesine göre yapı kooperatifi niteliğindeki davalı kooperatifte her ay aidat ödemesi zorunlu olan davacının 2003 yılına kadar olan aidatları ödeyip, bu tarihten sonra ödememesi ve kooperatifle ilişkisini kesmesi nedeniyle bu tarihten sonra aidatların yeni malikler tarafından ödenmesi 17 yıl sonra kooperatif ortaklığından çıkarıldığını öğrendiğini beyan etmesi, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre ihraç kararının iptali istemini haklı kılmayacağını, 17 yıl boyunca ihraç kararından haberinin olmadığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanımını teşkil edeceğini, dava konusu olan kooperatifte davacının aynı zamanda oto tamirciliği yapmış olması nedeniyle dükkanların kendisine verildiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının davalı kooperatife ait 20.06.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 10 no.lu kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği ve kooperatif üyelerinin devam ettiği iddiasının hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Müvekkilinin dava konusu dükkanların kura kendisine düştüğünü bilmekte ise de sonradan kooperatif başkanının oğullara devredildiğinden haberi olmadığını,
b. Mahkemece müvekkilinin uzul yıllar sonra hak iddia etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de öncelikle incelenmesi gereken başka noktalar olduğunu, müvekkili hakkında alınan ihraç kararının usulüne uygun olmadığını,
c. Müvekkilinin ihraç kararının alındığı toplantıya katılmadığı gibi, tarafına noterden usulüne uygun şekilde ihtar ile de bildirim yapılmadığını,
d. Tebliğin yapılmasına ilişkin çekişme olduğu takdirde davalı kooperatifin tebliğ yapıldığını ispat etmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kooperatif hukukundan kaynaklanan ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.