Tapu iptali ve tescil davasında, davanın açıldığı tarihten önce vefat eden tapu malikinin mirasçılarına tebligat yapılmadan taraf teşkili sağlanamadığı için bozma kararı.
Özet: Orman vasfıyla tescil talepli tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, dava konusu taşınmazın tapu maliklerinden birinin dava açılmadan önce vefat ettiği ve mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılmadığı, bu nedenle taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşıldığından, üst mahkeme, ölen kişinin mirasçılarına dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve bu usul eksikliği giderildikten sonra esasa girilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını usul ve kanuna aykırı bularak bozmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/6253 E.  ,  2026/830 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2006/223 E., 2011/196 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.04.2025 tarihli ve 2024/617 Esas, 2025/3148 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce verilen kararın bozma ilamına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... İdaresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşıldığından, karar düzeltme dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 2002 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığını belirterek, taşınmazın orman sayılan kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... .. ili .. ilçesi .. köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman sınırları içerisinde kaldığı, orman sayılan yerlerden olduğu ..." gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 19.04.2011 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.181,75 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 21.04.2025 tarihli ve 2024/617 Esas, 2025/3148 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş ve Dairemizin ilamına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş olup, söz konusu karar düzeltme dilekçesi karar başlığında açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesi olarak değerlendirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu taşınmazın tapu kaydının ... oğlu ..., .. kızı ..., .. oğlu ..., .. kızı ... adına 14.03.1979 tarihinde oluştuğu anlaşılmakta olup, tapu maliklerinden ... kızı ...'ya duruşma gününü bildirir dava dilekçesi ekli davetiyenin 09.06.2006 tarihinde aynı konutta oğlu .. ..'ya, yenileme dilekçesinin ise aynı konutta oturan dayısı ..'e tebliğ edildiği, ancak gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakının bu kişinin ölü olduğundan bahisle iade edilmesi üzerine veraset ilamını çıkartması için davacı ... İdaresine yetki verildiği ancak dosyaya veraset ilamı sunulmadığı gibi, adı geçenin mirasçılarına gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, tapu maliki ...'nın tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin 26.12.2023 tarihinde düzeltildiği ve buna göre tapu maliki ...'nın, 14.03.1914 doğumlu .. TC kimlik numaralı ... kızı olduğu ve 25.11.1993 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
“Tarafta iradî değişiklik” başlıklı 124. maddesi, "Bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir." hükmünü içermektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyetinin ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir.
Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişi taraf ehliyetini yitireceğinden aleyhine dava açılamaz ise de, yukarıda belirtildiği üzere maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi, davacının tüm özeni göstermesine rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememesi, kısa süre önce kendisiyle işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi durumlarında, yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak yargılamaya gerçek tarafla devam edilmelidir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, ölen kişinin veraset belgesi ile belirlenen tüm mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle davanın esasına girilmesi gerekir.
Somut olayda; tapu maliki davalı ...'nın 25.11.1993 tarihinde ve davadan önce vefat ettiği anlaşılmakta olup, ölmüş kişiye çıkarılan tebligat da bir hüküm ifade etmeyeceğinden usulüne uygun bir tebligatın varlığından da söz edilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, tapu maliki davalı ... davadan önce vefat ettiğinden, mirasçılarına dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.