Deniz yoluyla yük taşımacılığında oluşan hasardan kaynaklanan rücuen tazminat davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Sigorta şirketi tarafından deniz yoluyla taşınan led ekranların konteynerdeki su sızıntısı nedeniyle hasar görmesi üzerine sigortalısına ödediği tazminatı, sözleşmesel taşıyıcı konumundaki davalıdan rücuen talep ettiği davada, ilk derece mahkemesince aktif ve pasif husumet ehliyeti ile zamanaşımı yönünden davanın kabul edilebilir olduğu tespit edilmiş ancak hasarın taşıyıcıya yasal süresinde yazılı olarak bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacının bu ret kararına karşı istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2320
KARAR NO:2026/1003
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:20/09/2022
NUMARASI:2021/360 Esas 2022/525 Karar
DAVANIN KONUSU:Rücuen tazminat (Deniz yoluyla yük taşımadan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Sigortalı .... Şti. tarafından satın alınan Led ekranların taşıma işini üstlenen davalı tarafından temin edilen 11 adet 40 feet konteyner ile... limanından ... limanına ...isimli gemi ile sevkedildiğini, emtianın nakliyat emtia abonman sözleşmesine istinaden sigortalı olduğunu, tahliye esnasında ... nolu konteynerin tavan panelinden sızan su nedeniyle emtianın ıslandığını, yapılan ekspertiz çalışması sonucunda 960 adet led ekrandan 32 tanesinin kullanılamayacak derecede ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, tespit sonucu 1.425,60 Usd karşılığı 11.519,38 TL'den eksik sigorta uygulanmak ve 1.800 TL sovtaj düşüldükten sonra 9.745,57 TL hasar hasar tazminatının sigortalıya ödendiğini, davalıya 13.11.2020 tarihli rücu ihtarnamesi gönderildiğini, ambalajın nakliyata uygun olduğunun ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, davalının TTK m.926 gereğince hasardan sorumlu olduğunu, 9.745,57 TL tazminatın 17.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Konşimento kapsamında donatan, acente, taşıtan ve taşıyan olmadıkları nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, emtianın teslimi aşamasında hasar tespit edilmesi durumunda hasar tutanağı düzenlenmesi ve yedi gün içerisinde noter kanalıyla ihtarname çekilmesi gerektiğini, nakliyecinin imzaladığı bir hasar tutanağı veya keşide edilmiş bir ihtarnamenin bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunun ... limanında teslim ile son bulduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuan tahsili isteğine ilişkindir.Dava dışı sigortalı .... Şti. Tarafından satın alınan Led ekran emtiasının ... limanından ... limanına sevkedildiği, emtianın nakliyat rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, tahliye esnasında ... nolu konteynerin tavan panelinden sızan su nedeniyle emtianın ıslanmış ve büyük bir kısmının hasar görmüş olduğunun tespit edildiği, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalısına ödendiği ve bu bedelin rücuan tahsilini talep ettiği görülmüştür.Davaya konu ...sayılı konşimentoda sigortalı alıcı .... Şti. Nin yükleten, davalı .... Şti.nin ihbar edilen olarak gösterildiği, konişmentonun ... adına düzenlendiği, navlun faturasının ise davalı tarafından sigortalı adına düzenlendiği görülmüştür. Buna göre navlun sözleşmesinin dava dışı sigortalı alıcı ile davalı arasında kurulduğu, taşımanın fiilen ... tarafından yapıldığı, davalının akdi taşıyan konumunda olup pasif husumet ehliyetini haiz olduğu görülmüştür. Davaya konu mal faturasına göre emtianın FOB teslim şartı ile satıldığı görülmektedir. Bu satış türünde emtia gemi küpeştesini geçtikten sonra her türlü risk alıcıdadır. Ayrıca gümrük beyannamesinde "peşin ödeme" olduğu kayıtlıdır. Buna göre buna göre dava dışı alıcının sigortalanabilir menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK 1472. maddesi gereğince halefiyete istinaden aktif husumet ehliyetini haiz olduğu anlaşılmıştır. TTK 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Somut olayda emtianın 12/11/2020 tarihinde tesliminin gerçekleştiği, davanın 07/09/2020 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.Davacı taraf hasarın deniz taşıması sırasında davalı tarafın sorumluluğunda meydana geldiği iddiasında olup, TTK 1185. Maddesinde "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir, Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yükün teknik servis raporuna göre 12/11/2020 tarihinde teslim edildiği, süresi içerisinde hasar ihbarının yapıldığı görülmektedir. Süresinde hasar ihbarının yapılmış olmasına göre hasarın taşıma sırasında meydana geldiği yönünde karine oluştuğundan aksini ispat yükü davalı taşıyan üzerindedir.Ekspertiz raporunda hasarın konteyner tavan panelinden sızan su nedeniyle oluştuğu, gümüş nitrat testinde tuzlu su etkisinin söz konusu olmadığı, bilirkişi raporunda ise hasarın ne şekilde meydana geldiği, zararının davalının sorumluluk alanı içerisinde mi yoksa dışarısında mı meydana geldiğinin belli olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu konşimento ve navlun faturası incelendiğinde, ayrıca bir nihai teslim yerinin belirtilmediği, bu nedenle taşıyanın deniz taşıması ile sorumlu olduğu, konteynerin tahliyesiyle sorumluluğunun sona erdiği, kara taşımasını üstlenmedikleri anlaşılmaktadır. Dava konusu konteynerin, limanda tahliye edilmesi sırasında hasarlı olduğunu gösteren konteyner el değiştirme ve hasar tespit tutanağı bulunmamaktadır. Yine ıslanma hasarının deniz suyundan kaynaklı olduğunun tespitine yönelik gümüş nitrat testinin yapıldığı, tuzlu su tespit edilmediği görülmektedir. Bu tespitlere göre ıslanma hasarın deniz taşıması sırasında meydana gelmediğinin kabulü gerekmekte olup hasardan davalı taşıyanın sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece taşıma süreci sadece gemideki süreçten ibaret kabul edilmiş ise de sözkonusu sigortalı emtianın taşıma süreci sadece deniz taşıması sürecinden ibaret olmayıp konteynerin gemiden tahliye sonrası sigortalı işyerine (deposuna) götürülüp teslimine kadar olan süreci de kapsadığını, müvekkili şirket sigortalısı tarafından hasar ihbarının yapıldığını, süresinde hasar ihbarının yapılmış olmasının hasarın taşıma sırasında meydana geldiği yönünde karine oluşturduğunu, aksini ispat yükünün davalı taşıyan üzerinde olduğunu, davalı taşıyanın da hasarın taşıma sırasında meydana gelmediği yönünde herhangi bir somut belge sunmadığını, orijinal konşimento metninde davalı .... Şti.'nin, carrier(taşıyıcı) olarak yer alması, navlun faturasının davalı şirket adına düzenlenmesi ve navlun bedelinin davalı şirkete ödenmiş olması, davalı şirketin akdi taşıyan olarak taşıma sürecinin tamamından sorumlu olduğunu gösterdiğini, davalının ancak hasarın taşıma süreci tamamlandıktan sonra meydana geldiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceğini, Mahkeme'nin gerekçeli kararında dava konusu konşimento ve navlun faturasında nihai teslim yerinin belirtilmediği, bu nedenle taşıyanın deniz taşıması ile sorumlu olduğu, konteynerin tahliyesiyle sorumluluğunun sona erdiği, kara taşımasını üstlenmedikleri belirtilmişse de konşimentoda yer alan demüraj klozunda"Demüraj süreci, geminin Türkiye boşaltım limanından varışından konteyner/konteynerların taşıyıcının terminaline boş bir şekilde götürülmesine kadar ki süreç sayılır." hükmünde de taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca deniz nakliyesini kapsamadığı, taşımanın tümünden davalı şirketin akdi taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu, gerekçeli kararda her ne kadar davalının sorumluluğunun konteynerin tahliyesiyle sona erdiği belirtilmiş ise de dosyada alınan bilirkişi raporunda aynen "Dosyada “yük teslim talimat formu” mevcut olmakla birlikte üzerinde tarih mevcut değildir. Ancak dosyada mevcut “gümrük beyanname” tarihinin 11.11.2020 olduğu görülmektedir. Bu kapsamda beyanname tarihinin 11.11.2020 olduğu, ihtarnamedeki “12.11.2020 tarihli, taşımasını yapmış olduğunuz…” ibaresinden tahliyenin 12.11.2020 tarihinde yapılmış olduğu" yönündeki tespiti, yine kara taşımasının davalı şirkete ait konteynerle yapılmış olduğunun, hasarın da davalı şirkete ait konteynerin tavan panelinden sızan su nedeniyle geldiğinin dosyada mübrez fotoğraf ve ekspertiz raporu ile sabit olması, deniz nakliyesinin ardından konteynerin tahliye edilmediğini, hasara uğrayan led ekranların müvekkili şirket sigortalısının deposuna davalı şirkete ait konteynerin içinde taşındığını, konteynerin tahliyesinin müvekkili şirket sigortalısının deposunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu, konişmentoda nihai teslim yerinin belirtilmemesinin davalı taşıyanın emtianın alıcıya teslimine kadar sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu, emtianın tesliminden önce sorumluluğunun sonra erdiğini ispat külfetinin davalı taşıyıcıda olduğunu, Mahkemenin rapordaki çelişkilerin giderilmesi için farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor ya da aynı heyetten ek rapor alması gerekirken kendi içindeki çelişkili bilirkişi raporunu hükme esas alarak karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi, sigortalı alıcının yurt dışından ithal ettiği emtiayı taşıma rizikolarına karşı güvence altına almış, emtianın davalının sorumluluğunda taşınması esnasında zarar gördüğünü ileri sürerek sigortalıya yapmış olduğu ödemenin rücuen tahsilini istemiş, davalı ise emtianın teslimi aşamasında hasar tespit edilmesi durumunda hasar tutanağı düzenlenmesi ve yedi gün içerisinde noter kanalıyla ihtarname çekilmesi gerektiğini, nakliyecinin imzaladığı bir hasar tutanağı veya keşide edilmiş bir ihtarnamenin bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunun ... limanında teslim ile son bulduğunu savunmuştur.Davacının dayandığı sigorta poliçesine göre, davaya konu emtianın taşıma rizikolarına karşı alıcı adına sigorta ettirildiği ve satışın FOB satış olduğu ihtilafsızdır. FOB satışta malların küpeştesine(güvertesine) geçene kadar meydana gelebilecek her türlü hasar satıcıya, gemi küpeştesine geçtikten sonra alıcıya aittir. Dolayısıyla emtia varma yerine ulaşıp alıcıya teslimi yapılmadan sigortalı alıcının mal üzerinde sigortalanabilir menfaati olduğu açıktır. Davacı sigorta şirketi de oluşan ziyaa ilişkin 9.745,57-TL tazminatı 17/02/2021 tarihinde sigortalısına ödemiştir. Somut olayda, davalı şirket tarafından, davacının sigortalısına hitaben düzenlenen fatura içeriğinde navlun ücreti açıklamasının bulunduğu, dolayısıyla davalının navlun sözleşmesinin tarafı olduğu ve akdî taşıyan konumunda olduğu anlaşılmaktadır.TTK'nın 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süre malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Somut olayda emtianın 12/11/2020 tarihinde tesliminin gerçekleştiği, davanın 07/09/2020 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Davacı taraf hasarın deniz taşıması sırasında davalı tarafın sorumluluğunda meydana geldiği iddiasında olup, TTK'nın 1185. maddesinde "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir, Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yükün teknik servis raporuna göre 12/11/2020 tarihinde teslim edildiği, süresi içerisinde hasar ihbarının yapıldığı görülmektedir. Bu durumda hasarın taşıma sırasında meydana geldiği yönünde karine oluştuğundan aksini ispat yükü davalı taşıyan üzerindedir.Dosyada bulunan ekspertiz raporunda hasarın konteyner tavan panelinden sızan su nedeniyle oluştuğu, gümüş nitrat testinde tuzlu su etkisinin söz konusu olmadığı belirtilmiş, bilirkişi raporunun da aynı yönde olduğu görülmüştür. Davacı tarafından, davalının karayolu taşımasını da üstlendiği ileri sürülmüş ise de davalının limandan depoya yapılan karayolu taşımasını üstlendiğine dair bir belgeye dosya kapsamında rastlanmamıştır. Yine davacı vekilince dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili bulunduğu da istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olup, HMK'nın 282. maddesi uyarınca, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edecek olup, somut olayda mahkemece yeterli inceleme ve değerlendirme ile tespitin yapıldığı anlaşılmaktadır.Dava konusu konşimentoda ve navlun sözleşmesinde teslim adresi İstanbul olarak belirtilmiş olup, dosya kapsamında emtianın gemiden tahliyesi esnasında tutulan bir tutanağa da rastlanılmamıştır. 12/11/2020 13/11/2020 tarihleri arasında geçen sürede konteynerin nerede beklediği, kara taşımasının kim tarafından nasıl yapıldığı, konteynerdeki ıslanmanın hangi aşamada nasıl meydana geldiği dosya kapsamında belirlenememiştir.Davacı vekili;konişmentodaki demüraj klozunda "Demüraj süreci, geminin Türkiye boşaltım limanından varışından konteyner/konteynerların taşıyıcının terminaline boş bir şekilde götürülmesine kadar ki süreç sayılır." hükmünde de taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca deniz nakliyesini kapsamadığı, taşımanın tümünden davalı şirketin akdî taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu iddia etmekte ise de bahse konu klozdan kara taşımasını davalının üstlendiği sonucuna varılamamıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.