İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, tescilli marka taklidi, ticaret unvanı ve internet sitesi benzerliği ile haksız rekabet iddialı maddi ve manevi tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, tescilli markalarının ve internet sitesinin davalı tarafından taklit edildiğini, benzer ticaret unvanı kullanımıyla haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz edildiğini iddia ederek tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ticaret unvanının terkinini, internet sitesinin erişime engellenmesini, maddi ve manevi tazminat talep etmiş; davalı ise kendi ticaret unvanının daha eski olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının ilgili sınıflarda üretim yapmadığını, haksız menfaat elde etme amacında olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi ise davacının talep ettiği tazminatın hesaplama yöntemini açıkça belirtmediğini tespit etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/527 EsasKARAR NO: 2026/783İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 28/02/2023NUMARASI: 2021/... E. - 2023/64 K.DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;****************************G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait “...” ve “...” markalarının ..., ... ve ...... no ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olarak korunmakta olduğunu; Müvekkile ait “...” ve “...” markalarının taklit edildiğini; Davalı tarafından kendi unvanı ile benzer olan “...” ticaret unvanının kullanıldığını; Kendi internet sitesine benzer bir internet sitesi kurarak kendi tescilli marka itibarına zarar verildiğini ve haksız rekabet yaratıldığını; Davalı şirketin, müvekkilin tescilli markalarını taklit ederek haksız ticari kazanç elde etmekte olup haksız olarak da ticari faaliyetine aynı iş kolunda, müvekkile ait benzer marka ile devam etmekte olduğunu; Davalı şirketin internet sitesi kurmuş kurduğunu, internet sitesinin kendi internet siteleri ile birebir benzer özelliklere sahip olduğunu; Davalı şirketin iltibas yaratmak suretiyle kendilerinin haklı ürününden haksız yere ticari portföyünden faydalandığını; Davalı şirketin davacı şirket hakkında ticari çevrede yanılgı yaratarak hatta bazı fuarlarda stant dahi açarak haksız kazanç elde etme amacı taşıyıp halen daha haksız ve yanıltıcı eylemlerine devam ettiğini; Davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalının ticaret unvanının terkini, internet sitesinin erişime engellenmesi, 3.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminata faizi ile birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... .... Şti.’nin ticaret unvanının 2014 yılında tescil edilmiş olduğunu ve kullanılmakta olduğunu; Davacının ticaret unvanı 2009 yılında tescil edilmiş olsa da davacının “...” ibareli markasını 2015 yılından beri kullanmaya başladığını; Oysa ki müvekkili şirketin 2014 yılından beri markalarını kullanmakta olduğunu; Ayrıca davacı şirketin durumdan haberdar olmasına karşın beş yıl boyunca müvekkile karşı dava açmadığını; Davacının dava açmadaki esas nedeninin, müvekkilin kendisine ait “...” ibareli ticaret unvan ve markasıyla dünyanın sayılı malzeme üreticilerinden biri haline gelmesinden ötürü haksız menfaat temin etme amacı olduğunu; Müvekkili şirketin yapmış olduğu marka başvurusuna davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil yönünden itirazda bulunmuş olduğunu; Davacı şirketin iddia ettiğinin aksine, tarafların markaları arasında ne bir şekil benzerliğinden ne sınıf benzerliğinden ne de ibare benzerliğinden bahsetmenin mümkün olmadığını; Zira davacı şirket adına 07 no.lu sınıfta tescil edilmiş hiçbir marka bulunmadığını; Davacının marka hakkına tecavüz yönünden bir talepte bulunamayacağı gibi haksız rekabet yönünden de bir talepte de bulunamayacağını; zira bir haksız rekabetin varlığının söz konusu olabilmesi için davacı şirketin “...” markası ile imalat yaptığının ve 05, 07 ve 10. sınıflarda üretim yaptığını ispatlaması gerektiğini; davacının piyasada hiçbir tanınırlığının bulunmadığını; Davacı şirketin aksine müvekkili şirketin Tübitak ve yatırım teşvik belgeli onaylı pek çok ürününün bulunduğunu; Davanın tarafı şirketlere ait markaların bir bütün olarak görünüş, yazı puntosu ve sair yönlerden birbirinden farklı olduğunu; haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu beyanlar ve deliller kapsamında bu hesaplama usullerinden hangisini seçtiği hususunda bir açıklamada bulunmadığı görülmüştür. Dava dilekçesinde, "...Davalı bu suretle haksız rekabette bulunup, haksız kazanç elde etmekte ve 556 sayılı KHK'ye muhalefet eden davalı müvekkili maddi ve manevi zarara uğratmaktadır. Bu nedenle haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi İ avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebimiz bulunmaktadır. KHK'nin 66. Maddesinde, marka tecavüzüne dayalı yoksun kalınan kazancın saplanma usulleri belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre marka sahibinin elde edeceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği kazanç veya lisans bedeli, yoksun kalınan kazanç karşılığı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle davalı tarafından müvekkil adına marka hakkına tecavüz eden davalının rekâbeti olmasaydı, müvekkilin markalarını kullanması ite elde edebileceği muhtemel gelire göre fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00-TL yoksun kalınan kazancın ticari avans faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüş ise de 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hangi hesaplama yöntemini tercih edildiğine dair beyanda bulunulmadığı görülmüştür. Mahkemece 05/01/2023 tarihli duruşmada bu hususta davacı yana beyanda bulunması için süre verilmiş ancak herhangi bir beyanda bulunulmadığı görülmekle ispatlanamayan zarar nedeni ile tazminat taleplerinin reddi cihetine gidilmiştir. Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde; davalının ... ibareli markasal kullanımlarının davacıya ait marka hakkında tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün menine ve bu bağlamda davalıya ait İnstagram hesabında yer alan ... ibaresinin çıkarılmasına, Ticaret unvanının terkinine ilişkin talebin reddine, Tazminat taleplerinin reddine, davalı eylemi, aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden hüküm özetinin kararın kesinleşmesine müteakip Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeten birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına dair" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemenin iş bu dava için 2 ayrı bilirkişi heyet rapor almış olmasına rağmen her iki bilirkişi raporunun özellikle marka hakkına tecavüz yünündeki yorumlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, her iki bilirkişi raporunun haksız rekabet yoktur yönündeki mutabık oldukları yorumlarına ise sayın ilk derece mahkemesinin itibar etmeyerek “ haksız rekabet vardır “ şeklinde karar verdiğini, -yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda "... no.lu “...” markasının 35. Sınıfta ( yani diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç); diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri ) ... no.lu “... ... + şekil” markasının 35. sınıfta ve ... no.lu “...” markasının 05, 10, 35, 37, 44. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu; Müvekkili davalı tarafın markasının ise ..... tescil no.lu “...... + şekil ” olduğu bu markanın 35. Sınıfta olduğu , SMK m. 155 uyarınca davalının dayanak yaptığı marka tescilinin davada savunma yapılmasının önünün kapatılmış olduğu; Davalının instagram hesabı incelendiğinde, “ ... İmplant Teknolojileri ” ibareli instagram hesap adında “...” ibaresinin markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığı; Davacı adına 05 ve 10. sınıflarda tescilli olan 2015 68337 tescil no.lu markası ile davalının instagram sayfasında şeklindeki markasal kullanımda esas unsurun “ ... “ ibaresi olduğu; Taraf markalarının esas unsuru olan “ ... ” ibaresi diş hekimliği/diş sağlığı sektöründe tanımlayıcı nitelikte bir ibare olmayıp ayırt ediciliğinin yüksek olduğu; Sayın Mahkemeniz nezdinde, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil kanaatine varılacak olunması durumunda TTK m. 55/1/a/4 uyarınca davacının emeğinden haksız faydalanma olarak haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceği düşünülse bile …Bilirkişi heyeti olarak Somut olay dikkate alındığında , davacının diş hekimliğinin sarf malzemesini satan bir firma olmakla birlikte müvekkilimin implant üretimi yapan bir firma olarak apayrı faaliyetlerde bulunan firmalar olması ve ayrıca müvekkilimin dürüstlük kuralına aykırı işlemler yapmaması da dikkate alındığında TTK m. 55/1/a/5 kapsamında müvekkilim şirketin “ ... “ ibaresini kullanmasında haksız rekabet halinin tespit edilmediği…" sonuç ve kanaatine varıldığını, -Bilirkişi raporunda ve İlk Derece Mahkeme kararında sözde marka tecavüzü olduğu söylenen ibarenin “ ... “ ibaresi olduğunu, bilirkişi tarafından, esas unsuru bir bütün halinde “......” ibareli olan markalarının “ ... ” ibaresiyle aynı esas/asli unsurdan meydana geliyormuş gibi değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, " ... " ifadesi zayıf karakterli sözcük olduğundan yalnızca bu ifadenin ortak olmasına dayanılarak karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini, müvekkiline ait marka da yalnızca " ... " ibaresinden oluşmamakta olup bir bütün halinde “ .....” şeklinde olduğunu, esas unsuru bir bütün halinde “... - ... .... ibareli olan markalarının “... ” ibaresiyle aynı esas/asli unsurdan meydana geliyormuş gibi değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, markalar arasında benzerlik incelemesinin markaların ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak bıraktığı intiba dikkate alınarak yapılacağını, Müvekkili şirkete ait “... - ... ....” ibareli markanın yalnızca "..." ibaresinden oluşmadığını bir bütün olarak imalat tekniğini de açıklayan “...” ibaresinden oluştuğunu, müvekkiline ait markanın tek basına "..." ibaresinden olursa dahi "..." ibaresi zayıf karakterli olduğundan benzerlikten ve karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini, -gerek bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda gerekse de ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda ticaret ünvanlarında yer alan ibarenin kasıtlı olarak davacı tarafından hemde (05/10/44.) ticaret ve hizmet sınıflarında haksız rekabet yaratmak için tescil ettirdiğini, müvekkiline ait marka ile diğer davacı şirkete ait "... ..." ibareli markaya ait dosyanın incelenmesi sonucunda açıkça görüleceği üzere, müvekkiline ait marka ile davacı şirkete ait markaların esas unsurları birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, Müvekkiline ait marka başvurusunun asli unsurunun bir bütün olarak “...” şeklinde olduğunu, sadece “ ... “ ibaresine bakılarak davacının marka hakkına tecavüz olduğu yönünde verilmesi verilen kararın haksız ve hatalı bir karar olduğunu -Mahkemenin bilirkişi raporlarına aykırı olarak , hatalı bir şekilde haksız rekabet vardır şeklinde karar verdiğini, iki ayrı bilirkişi heyeti ise ortak bir fikir ile haksız rakabet yoktur diye rapor verdiğini, tarafların farklı faaliyetlerde bulunduğunu, Davacı diş hekimliğinin sarf malzemesini satan bir firma olduğunu, müvekkili davacı ise implant üretimi yapan bir firma olduğunu, karıştırma ihtimali bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin, davacı firmaya haksız rekabet yapmadığını kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -kısmen red kararının yerinde olmadığını, müvekkili davacının marka tescilinin davalı marka tescilinden yıllar öncesine dayalı bir tescil olduğunu, Davalı şirketin markasal kullanımının tescile dayandığına ilişkin savunmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ....tescil nolu “..... şekil” markasının 07 ve 35. sınıflarda davalı adına tescil edildiğini, marka tescil başvurusunun .....09.2019 tarihinde yapılmış olduğunu, ...09.2020 tarihinde markanın tesciline karar verildiğini, .... sınıfta “..... mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” için tescil edildiğini, Davalının ürettiği/sattığı ürünler “..... sektörü” ile ilgili ürünler olup, SMK m. 155 uyarınca, önceki tescilli müvekkili davacı hak sahiplerinin açtıkları tecavüz davasında sonraki tescil olan davalının savunmalarının hukuki değeri olmadığını, ... ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi müvekkili olduğunu, -İlk Derece Mahkemesinin ''Davacı, davalı şirket unvanında “...” ibaresinin kullanılmasına muvafakatlerinin bulunmadığını; davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkinini talep etmektedir. Dava dilekçesinin incelenmesinde TTK m. 52'ye dayalı bir talep olmadığı görülmektedir. Davacı, davalının markaya tecavüzünün bir başka tezahürünün davalının unvanı olduğunu belirterek davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkinini talep etmektedir. Bu nedenle davacının talebi doğrultusunda yalnızca SMK hükümleri kapsamında inceleme yapılmıştır. '' gerekçesi ile ticaret sicilinden terkin talebimizi reddettiğini, dava dilekçesinde gerek konu gerekse talep sonuç kısmında davalının ticaret unvanındaki “...” ibaresinin terkinini taleplerinin bulunduğunu, davaya konu “...” ibarelerin benzer olduğunu tespit ettiği halde bu benzerlik nedeniyle, SMK m. 7/3/e uyarınca davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkini şartlarının mevcut olduğu kabul edilebilir şeklinde hükme yazdığı halde terkin taleplerini reddetmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ''Davalı ticaret unvanını dürüstlük kuralına uygun kullanıyor olduğundan, davacının marka hakkına tecavüz nedeniyle ticaret unvanının terkini koşulları oluşmadığı kanaatine varılmıştır. '' şeklindeki kararı dosyadaki somut delilere aykırılık oluşturduğunu, Müvekkili davacı şirketinin bir uzantısıymış gibi Türkiye'nin değişik illerinde stant açan davalının iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini, kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış davalı şirketin, davacı şirket adına tescilli "...", "...", "..." markaları aleyhine yarattığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalının ticaret unvanının terkini internet sitesinin erişime engellenmesi, maddi ve manevi tazminat talepli davadır. TPMK kayıtlarının incelenmesinde, ...... numara ile “... ...”, ...... numara ile “...”, .... numara ile “...” markalarının davacı adına tescilli olduğu, ... numara ile “... şekil”, .... numara - ilesimplament”, .... numara ile “...”, ..... numara ile “...” markalarının davalı adına tescilli olduğu görülmüştür. Mahkemeye sunulan 14/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numara ile “... ...”, .. numara ile “...”, .... numara ile “...” markalarının davacı adına tescilli olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde .... numara ile “.....şekil”, ..... numara ile “....”, ... numara ile “....”, ..... numara ile “.....-...- .......” markalarının davalı adına tescilli olduğu, davalının internet sayfası, Instagram sayfası genelinde ve dosya kapsamında adına tescilli "..." markasını kullandığı, söz konusu kullanımın davacı markalarıyla benzer olmaması sebebiyle davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davalının Instagram hesabında sadece künye bölümünde "... ...” ibareli marka kullanımını davacının tescilli "... ..." ve "..." ve "..." markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu bu sebeple iltibas yarattığı ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, eskiye dayalı kullanım sebebiyle Öncelikle hak sahipliğinin davalı tarafa ait olmadığı "... ..." ibareli markaların gerçek sahibinin davacı taraf olduğu, “...” ibaresi ayırt ediciliği zayıf bir marka olmadığı, davacı şirketin yasal ticaret unvanının "... ... Şti" olduğu, davalının yasal ticaret unvanının ise "... .... Şti" olduğu, her iki Ticaret unvanı incelendiğinde unvanda bulunan ayırt edici “...” ibaresinin aynı olduğu, davacının huzurdaki uyuşmazlığa konu faaliyet konusunun “diş hekimliğinde tıpta ve diş laboratuarlarında gerekli olan diş hammaddesi sarf malzemeleri alet edavat ve araç gereçlerin imali, ithali, ihracı ve toptan perakende ticareti yapmak” olduğu, davalının hukuki uyuşmazlığa konu faaliyet konusunun “Her türlü dental implant, dental implant parçaları, dental implant ölçü alma……. ... sektörlerde kullanılan ve kullanılacak olan alet edevat ve makine, cihaz ve malzeme, aksesuarlar ile her çeşit dişçi tornalarının, kompresörlerinin, ünit, fotöy ve röntgen cihazlarının, dişçilik ve modelcilikte kullanılan madde, malzeme, alet, edevat, aksam, makine, aksesuarlar ile şırınga ve iğnelerin, cerrahi ve tedavide kullanılan diğer alet, edevat, taşıyıcı, tarayıcı, kesici, sökücü, aşındırıcı, kopyalayıcı, aktarıcı, aydınlatıcı, form ve şekil verici, pişirici, sterilize edici, karıştırıcı, tanı koyucu, polimerize edici, tababet laboratuar malzeme, film, alet, edevat, makinelerinin, sistemlerinin, aksesuarlarının yapabilmek için ithalat, ihracat, montaj, imalat, alım ve satım faaliyetlerinde bulunacaktır” olduğu, davalının ürettiği implant ürünün sektörde “diş sarf malzemesi” olarak kullanılması sebebiyle davacının ticari faaliyet konusunda tescil tarihinden kaynaklanan öncelik hakkının bulunduğu, davacının internet sitesi incelendiğinde ithalatçı bir firma olduğu fiilen kendilerinin bir ürün üretmediği sektörde kullanılan ürünleri ithal ederek satışını yaptığı ve davalının bu eylemlerinin tescil ettirdiği faaliyet konusu ile örtüştüğü, davalının ise aynı sektörde ithalat ve ihracat alım ve satım yerine üretim ve imalat yaptığı henüz fiilen ithalat ve ihracat faaliyetlerinin bulunmadığından esas sözleşmesinde yer alan “Her türlü dental implant, dental implant parçaları, dental implant ölçü alma……. Dental sektörlerde kullanılan ve kullanılacak olan alet edevat ve makine, cihaz ve malzeme, aksesuarlar ile her çeşit dişçi tornalarının, kompresörlerinin, ünit, fotöy ve röntgen cihazlarının, dişçilik ve modelcilikte kullanılan madde, malzeme, alet, edevat, aksam, makine, aksesuarlar ile şırınga ve iğnelerin, cerrahi ve tedavide kullanılan diğer alet, edevat, taşıyıcı, tarayıcı, kesici, sökücü, aşındırıcı, kopyalayıcı, aktarıcı, aydınlatıcı, form ve şekil verici, pişirici, sterilize edici, karıştırıcı, tanı koyucu, polimerize edici, tababet laboratuar malzeme, film, alet, edevat, makinelerinin, sistemlerinin, aksesuarlarının yapabilmek için ithalat, ihracat, montaj, imalat, alım ve satım faaliyetlerinde bulunacaktır” ifadesinden ithalat, ihracat, montaj, imalat, alım ve satım faaliyetleri ibarelerinden kaynaklanan iltibas tehlikesinin bulunduğu görüş ve kanaatleri bildirilmiştir. Mahkemeye sunulan 22/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ... no.lu “...” markasının 35. sınıfta, ... no.lu “...+şekil” markasının 35. sınıfta ve ... no.lu “...” markasının 05, 10, 35, 37, 44. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu; davacı adına tescilli markaların 05. sınıfta “diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar”, 10. sınıfta “diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar” ve 35. sınıfta “diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç); diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” dahil olmak üzere muhtelif mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, davalının www.....com internet sitesindeki kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilmişse de belirtilen alan adlı internet sitesinin arşiv kaydı incelendiğinde dava konusu ”...” ibresinin kullanıldığına dair bir tespit yapılamadığı, İlgili alan adı ve sayfa içerisindeki markasal kullanım şeklinde olduğu; Davalının www.....com alan adlı internet sitesinde kullandığı “...+şekil” markası ile davacının “...” esas unsurlu markaları arasında işitsel, fonetik açıdan benzer bulunmamakla, dava konusu www.....com alan adlı ve site içeriğindeki kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği, alan adının erişime kapatılması şartlarının oluşmadığı, davalının instagram hesabı incelendiğinde, “... İmplant Teknolojileri” ibareli instagram hesap adında “...” ibaresinin markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığı; davacı adına 05 ve 10. sınıflarda tescilli olan 2015 68337 tescil no.lu markası ile davalının instagram sayfasında şeklindeki markasal kullanımda esas unsurun “...” ibaresi olduğu; Taraf markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi diş hekimliği/diş sağlığı sektöründe tanımlayıcı nitelikte bir ibare olmayıp ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, "...” ibaresinin davacı adına tescilli olması ve aynı sektörde faaliyette bulunan davalı şirketin bu ibareyi instagram alan adı ve içeriğinde markasal etki yaratacak şekilde kullanması, tüketici nezdinde ürünlerin kaynağının aynı işletme olduğu veya birbiri ile bağlantılı işletmeler olduğu izlenimi yaratabileceğinden marka hakkına tecavüz koşullarının mevcut olduğu, davalı taraf markasal kullanımına 2019 87157 tescil no.lu “...+şekil” markasını dayanak olarak göstermişse de. SMK m. 155 uyarınca davalının dayanak yaptığı marka tescilinin davada savunma yapılmasının önünün kapatılmış olduğu, davalı ticaret unvanını dürüstlük kuralına uygun kullanıyor olduğundan, davacının marka hakkına tecavüz nedeniyle ticaret unvanının terkini koşullarının oluşmadığı, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil kanaatine varılacak olursa, aynı markanın taklit üründe kullanılması suretiyle bir çıkar elde etmiş olmanın TTK m. 55/1/a/4 uyarınca davacının emeğinden haksız faydalanma olarak haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. Bilişim Uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalının www.....com alan adı ve site içeriğinde “...” ibaresini markasal etki yaratacak şekilde bir kullanımının olmadığı, ancak davalının “... İmplant Teknolojileri” adlı instagram hesap adında “...” ibaresinin markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacı istinaf istemine ilişkin olarak; 6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği, Davacı şirket adına tescilli olup esas unsuru “...” ibaresi olan markalar Nice 05. sınıfta “diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar”, 10. sınıfta “diş hekimliği ve veterinerlik sınıfta “diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) diş hekimliği ve veterinerlik için alet,cihaz ve mobilyalar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” dahil olmak üzere muhtelif mal ve hizmetlerde tescil edildiği, Davalı şirket unvanındaki çekirdek unsur “...” ibaresi olduğu, Davalı şirket “.... ŞTİ.” unvanı ile 12.09.2014 tarihinde kurulduğu, 2018 yılında şirket unvanının “.... ŞTİ.” olarak değiştirildiği, şirketin faaliyet konusu“her türlü dental implant, dental implant parçaları, dental implant ölçü alma....... ....sektörlerde kullanılan ve kullanılacak olan alet edevat ve makine, cihaz ve malzeme, aksesuarlar ile her çeşit dişçi tornalarının, kompresörlerinin, ...... kesici, sökücü , aşındırıcı, kopalayıcı, aktarıcı.... Labortuar malzeme, film, alet, edevat, makinelerinin, sistemlerinin, aksesuarlarının, akamlarının ve tüm bunların bilgisayar yazılımlarını, ......yapabilmek için ithalat, ihracat, montaj, imalat, alım ve satım faaliyetlerinde bulunacaktır” vs. Konuları olup, Davacı adına tescilli olan markaların esas unsuru “...” ibaresi ve davalı şirket unvanının ek unsuru “...” ibaresi olmakla söz konusu ibarelerin benzer olduğu, Mahkemece, davalı tarafa ait "“.... ŞTİ." nin ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin terkinine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı bu konudaki istinaf isteminin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.Maddi tazminata ilişkin istemin zararın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı, manevi tazminata ilişkin olarak, 5.000 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davalı istinaf istemine ilişkin olarak;Marka hakkına tecavüz yönünden, işaretlerin ve tescil sınıflarının benzer olması ile karıştırılma ihtimali hükümsüzlük sebebi olduğu gibi tecavüz halidir. Taraf markalarının benzer olduğu, davalının fiili kullanımının tecavüz oluşturduğuna yönelik sunulan internet görselleri incelendiğinde, davalının fiili kullanımların tescilli markalarının kullanımı şeklinde olduğu, ancak, SMK 155. md. gereği bu durumun öne sürelemeyeceği, davalının davacının markasına benzer marka kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, bu konuda ayrıca tekrar bilirkişi raporu alınması gerekli bir husus bulunmadığı, bu nedenle, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz yönünden kurulan hükümde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalı eyleminin haksız rekabet yarattığı da ileri sürülmekle, somut olayda haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanabileceği, somut olayda, TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin SMK'da düzenlenen markaya tecavüze ilişkin hükümlerle birlikte kümülatif olarak uygulanabileceği, tarafların aynı sektörde aynı tüketici grubuna hitap ettikleri, davalının iltibas teşkil eden kullanımlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," hükmü gereğince haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, Mahkemece dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde haksız rekabete karşı kurulan hükmün yerinde olduğu, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerden Mahkemenin gerekçe göstermek suretiyle ayrılabileceği, raporda ap ayrı faaliyetlerde bulunan firmalar olması nedeniyle haksız rekabet oluşmadığı sonucuna varılmış ise de, iş kolunun benzer olup, işletmesel bağlantı kurulabileceği, davalının marka başvurularının davacının itirazı üzerine reddedildiği ancak davalının itiraza rağmen www.....com Davalı internet sitesinde 10. sınıfta implant ürünleri imal edip sattığı, web sitesi künye bölümünde “... ...” ibaresi marka kullanımı bulunduğu, instagram hesabında da aynı ibarenin kullanıldığı, web sitesi ve instegramda kullanımına devam ettiği, bu nedenlerle bilirkişi raporundaki tespitin yerinde olmadığı davalının bu konudaki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması yönünde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../02/2023 tarih, 2021/... E., 2023/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının .....ibareli markasal kullanımlarının davacıya ait marka hakkında tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün menine ve bu bağlamda davalıya ait İnstagram hesabında yer alan ... ibaresinin çıkarılmasına, -Ticaret unvanı terkin talebinin kabulü ile, Davalının “.... ŞTİ." ticaret unvanından "... " ibaresinin TERKİNİNE, -İtibar tazminatı ve Maddi Tazminat taleplerinin reddine,-Manevi tazminat talebinin kabulü ile, 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Hüküm özetinin kararın kesinleşmesine müteakip Türkiye de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeten birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan markaya tecavüz yönünden 732,00-TL, manevi tazminat yönünden 732,00-TL, unvan terkini yönünden 732,00-TL olmak üzere toplam 2.196,00-TL karar harcından peşin yatırılan 170,78-TL'nin mahsubu ile kalan 2.025,22-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan red edilen itibar tazminatı yönünden 732,00-TL, reddedilen maddi tazminat yönünden 732,00-TL, olmak üzere toplam 1.464,00-TL karar harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40-TL başvurma harcı, 170,78-TL peşin harç, 6,40-TL vekalet harcı, 6.669,00-TL bilirkişi ücreti, 134,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.024,58-TL'den kabul ret oranına göre 4.214,74-TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,5/ç- Davalı tarafından yapılan: 1.331,00-TL bilirkişi ücreti yargılama giderinden dava kısmen kabul kısmen ret oranına göre 532,40-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre unvan terkini davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 2.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre reddedilen itibar tazminat davası yönünden 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz yönünden 732,00-TL, manevi tazminat yönünden 732,00-TL, unvan terkini yönünden 732,00-TL olmak üzere toplam 2.196,00-TL karar harcından peşin yatırılan 677,60-TL'nin mahsubu ile kalan 1.518,40-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,6/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026