İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin, marka hükümsüzlüğü davasında kötü niyetli tescilli markanın davacı iş ortaklarına karşı kullanılmasının önlenmesi talepli ihtiyati tedbir kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının uzun süreli kullanımıyla "..." ibaresi üzerinde üstün hak sahipliği iddia ederek, davalının kötü niyetle tescil ettirdiği markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği ve davalının markayı devretmesinin, davacıya veya iş ortaklarına karşı kullanmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararları istediği bir dava sürecini anlatmakta olup, ilk derece mahkemesinin davalının markasını devretmesini engellemeyi teminat karşılığı kabul ettiği, davacıya karşı kullanımını kısmen durdurduğu ancak iş ortaklarına karşı kullanımını engelleme talebini reddettiği ve davacının bu son talebinde ısrarcı olduğu görülmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/980 KARAR NO: 2026/1318İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 21/05/2026 (Ara Karar)NUMARASI: 2026/15 E. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; ...’un (“....”), “...” ibaresini 1997 yılından bu yana dünya genelinde çok sayıda ülkede marka olarak tescil ettirdiği ve ülkemizde de 2009 yılından bu yana fiilen ve kesintisiz biçimde kullandığı, bu uzun süreli, istikrarlı ve yoğun kullanım neticesinde ...’in anılan ibare üzerinde kullanım yoluyla doğan gerçek ve üstün hak sahipliğini kazandığını beyanla; müvekkilinin maddi ve manevi tazminata ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki üstün ve gerçek hak sahipliğini ihlal eder nitelikte ve kötü niyetle tescil edilmiş olan ... sayı ile tescilli "..." markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca TÜMDEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,Davalının "..." ibareli marka tesciline dayanarak, müvekkiline ve müvekkilinin iş ortakları olan..... Limited Şirketi, ...Anonim Şirketi ve .... A.Ş.'ye ihtarnameler göndermesi ve müvekkili ile iş ortaklarının maddi ve manevi zarara uğramasına yol açacak eylemlerde bulunması sebebiyle müvekkili aleyhine arattığı MUARAZANIN MEN'İNE KARAR VERİLMESİ,HMK m. 389, 390 ve 391 uyarınca karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ve tensip ile birlikte . davalının ... sayılı markasının dava sonucu kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini, hükümsüzlüğe konu edilen ve haksız surette tescil edilmiş ... sayılı marka tescilinden doğan, 6769 sayılı SMK ve sair kanunlarca kendisine tanınan hakları, müvekkiline, müvekkilinin şirketin yetkililerine ve müvekkilinin mal ve hizmetlerini müvekkilinin bilgisi ve izni dâhilinde satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının önlenmesi yönünde İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.MAHKEME KARARI; Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/01/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararıyla; Davanın niteliğine göre taraf teşkilinde güçlük yaşanmaması bakımından davalı adına tecilli ... tescil nolu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin takdiren 30.000,00 TL teminat karşılığı kabulüne, , davalı adına tescilli ise ... tescil nolu markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına,Davacının davalının tescilli markadan doğan haklarını davacıya karşı ileri sürmesinin önlenmesine yönelik tedbir talebinin SMK 159 ile HMK 389 ve devamı maddelerinde aranan koşullar bu aşamada gerçekleşmediğinden bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, " dair karar verilmiştir. Davacı vekili 30/01/2026 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunun HMK 400 maddesi gereğince bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, akabinde hükümsüzlüğe konu davalı adına tescilli ...tescil numaralı markanın müvekkiline, müvekkilinin mal ve hizmetlerini müvekkilinin bilgi ve izni dahilinde satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine yönelik tedbir talebinin alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda yeniden değerlendirilmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece bilirkişi raporu alınmıştır.MAHKEME KARARI; Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararıyla; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL nakdi veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu teminat ile kısmen kabulüne, davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını davacıya karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine, davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönündeki talebinin reddine" dair karar verilmiştir.Davacı vekilince bu karara karşı verilen 16/01/2026 tarihli dilekçe ile davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını müvekkiline ve müvekkilinin bilgisi ve izni dahilinde bu ibareyi taşıyan mal ve hizmetlerini satan, satışa sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönünde yeni bir karar verilmesini talep etmesi üzerine mahkemece celse açılmış duruşmalı inceleme yapılmıştır. MAHKEME KARARI; Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/03/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararıyla; Davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönünden yapılan değerlendirmede; Söz konusu üçüncü kişilerin dosyada taraf olmaması, kim olduklarının net bir şekilde belirtilmemesi ve bu derece geniş tedbirin ileride davalı açısından teminatla dahi giderilemeyecek zararlara sebep olma ihtimali göz önünde bulundurularak," İtirazın REDDİNE karar verilmiştir. Davacı vekili 17/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile, davalının, müvekkili aleyhine muaraza yaratan fiillerine artan bir yoğunlukla devam etmesi ve müvekkilinin markasını taşıyan ürünlerin Türkiye’deki satışını engellemeye yönelik girişimleri ile müvekkili aleyhine telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracak fillerde bulunduğunu, bu anlamda davalının ...sayı ile tescilli “...” markasından doğan haklarını, başta müvekkili Türkiye’deki ana lisansiyesi VF ... Limited Şirketi ve müvekkilinin ürünlerini bu şirketten tedarik edip satan satıcı ve dağıtıcılara karşı kullanmasının önlenmesi ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.MAHKEME KARARI; Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/04/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararıyla; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 1.500.000,00 TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu teminat karşılığı KABULÜ ile ; -Davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını davacının Türkiye'de markasını kullandığı üçüncü kişi konumundaki iş ortaklarına ve izni ile ürünlerini satan kişilere karşı kullanmasının TEDBİREN ÖNLENMESİNE, -Teminat yatırıldığında ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına" karar verilmiş, davalı vekilince tedbir kararına itiraz edilmiştir.MAHKEME KARARI; Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/05/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararıyla; " davacının, süresi içerisinde teminat bedelini yatırmasına karşın, davalının davacının Türkiye'de markasını kullandığı üçüncü kişi konumundaki iş ortaklarına ve izni ile ürünlerini satan kişilere ihtarname göndermesi nedeniyle tedbir kararının gerçek anlamda icra edilemediğini ve Türkiye'de satışını engelleyerek ticari yönden telafisi güç zararlara sebebiyet verdiğini ileri sürerek bu iddiasını destekler nitelikte ihtarname ve arabuluculuk anlaşma tutanaklarını sunduğunun görüldüğü, bu aşamada davacının iddiaları, sundukları belgeler, bilirkişi raporundaki tespitler ve HMK'nın 389/1 maddesindeki gecikme nedeniyle ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesine dair düzenleme dikkate alındığında, davalının muhtemel zararına karşılık yeterli teminat da alındığı kanaati ile davalının tedbire itirazının reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından 10/03/2026 ara karara yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulduğu, Dairemizin 11/06/2026 tarihli 2026/632 Esas- 2026/1040 Karar sayılı kararıyla; Somut olayda, davacı tarafından davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğü ve davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesini talep ettiği, mahkemece istinafa konu, 10/03/2026 tarihli ara kararı ile bu talebin reddine karar verildikten sonra, 22/04/2026 tarihli ara karar ile davacının bu tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davacının istinaf talebi konusuz kaldığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusu hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına karar verilmiştir.İSTİNAF BAŞVURUSU; Davalı vekili mahkemenin 21/05/2026 tarihli tedbire itirazın reddine ilişkin ara karara karşı süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin, önceki kararlarında müvekkilinin tescilden doğan haklarını kullanmasının hakkı olduğunu ve bu hakların üçüncü kişiler yönünden bu şekilde kısıtlanamayacağını kabul etmişken, bu kez müvekkilinin aynı tescilli marka hakkını kullanmasını davacı lehine tedbir gerekçesi haline getirdiğini, mahkemenin, önceki kararında “bu genişlikte bir tedbir davalı açısından teminatla dahi giderilemeyecek zarar doğurabilir” dedikten sonra, aynı genişlikteki tedbiri 1.500.000 TL gibi dosyanın ticari etkisine göre son derece yetersiz bir teminatla kabul ettiğini, kendi gerekçesiyle açıkça çeliştiğini.-Bilirkişi raporuna karşı beyanlarını alınmadan, rapordaki açık çelişkiler giderilmeden ve bilirkişi raporu gereği gibi denetlenmeden, esası çözen ve davanın sonucunu peşinen belirleyen bir karar verdiğini.-Kararda, tescilin ve sicilde korunan marka hakkının müvekkiline ait olduğu, davacının Türkiye’de “...” ibaresi yönünden tescilli markasının bulunmadığının göz ardı edildiğini.-Kararda ... markası ile “...” ibaresinin farklı olduğunun gözardı edildiğini, davacının iddiasının bağımsız marka kullanımına değil, tali nitelikte reklam sloganı/kampanya ibaresi kullanımına dayandığının ve SMK m.4 ve m.7 uyarınca tescilli marka korumasının, tescilsiz ve slogan niteliğindeki tali kullanıma göre daha güçlü ve öncelikli olduğunun göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunun dayanak gösterdiği faturanın, müvekkilinin 05.07.2024 tarihli marka koruma başlangıcından sonra olduğunu.-Mahkemenin üçüncü kişilere yönelik tedbir talebini iki kez reddettiğini, itirazın istinaf incelemesinde olduğunu, bilirkişi raporunun açık maddi hata içerdiğini, teminatın yetersiz olduğunu.-Emsal kararların, hükümsüzlük davasında tescilli marka hakkının üçüncü kişiler yönünden tedbirle engellenemeyeceğini gösterdiğini beyanla; 22/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, aksi kanaatte olunması halinde tedbirin üçüncü kişiler, satıcılar, iş ortakları, distribütörler, platform satışları ve davacı satış ağı yönünden uygulanmayacak şekilde daraltılmasına, tedbirin kaldırılmaması veya daraltılmaması halinde teminatın dosyanın ticari etkisine uygun şekilde artırılmasına, rapordaki açık çelişkiler giderilmeden raporun tedbire esas alınmamasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine cevabında; dava dilekçesi ve diğer dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Davacı vekilinin dava dilekçesinde; müvekkilinin ... (“...”), “...” ibaresini ... yılından bu yana dünya genelinde çok sayıda ülkede marka olarak tescil ettirdiğini ve ülkemizde de 2009 yılından bu yana fiilen ve kesintisiz biçimde kullandığını, davalı yanın ... sayı ile tescilli “...” markasını kötü niyetle tescil ettirdiğini, ileri sürerek markanın hükümsüzlüğü ve davalı tarafından yaratılan muarazanın giderilmesini, davalının müvekkili aleyhine muaraza yaratan fiillerinin dava süresi boyunca ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talebinde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece ara kararlar ile davacı tedbir talebi ve taraf itirazları konusunda değerlendirme yapılmıştır.Mahkemenin 19/02/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararıyla; 500.000,00 TL nakdi veya gayrı nakdi teminat ile tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını davacıya karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine, davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekilinin itirazı reddedilmiş, davacı vekili ise reddedilen talep yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf incelemesi sırasında, reddine karar verilen tedbirin " davacının iş ortaklarına ve izni ile ürünlerini satan üçüncü kişilere yönelik olarak da" yaygınlaştırılmasına ilişkin talep hakkında, mahkemece 22/04/2026 tarihli 2026/15 E sayılı ara kararı ile kabul kararı verildiğinden, Dairemizce konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Bu kez davalı vekili mahkemenin 22/04/2026 tarihli tedbir kararı ve bu karara yönelik itirazın reddine ilişkin 21/05/2026 tarihli 2026/15 E sayılı kararının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekilince davacı tarafın tescilli markasının bulunmadığı, ileri sürülen kullanım iddialarının ise marka kullanımı değil slogan kullanımı olduğu, tescilli markaya slogan kullanımına karşı üstünlük tanınması gerektiği, mahkeme kararlarının gerekçelerinin birbiriyle çeliştiğini, teminatın çok düşük olduğunu ve rapordaki açık çelişkiler giderilmeden ve bilirkişi raporu gereği gibi denetlenmeden, esası çözen ve davanın sonucunu peşinen belirleyen bir karar verildiğini ileri sürmüştür.Davacı tarafça “...” ibaresinin yurt dışında farklı ülkelerde tescilli olduğu, ... yılından itibaren fiilen Türkiye'de kullanıldığını, davalının markayı kötüniyetle tescil ettirdiğini, müvekkiline ve iş ortaklarına karşı ihtarnameler gönderildiğini, yasal işlemler başlatıldığını ileri sürerek markanın hükümsüzlüğü ve muarazanın önlenmesi ile ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.Mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve son olarak istinaf başvurusuna konu olan 22/04/2026 tarihli 2026/15 E sayılı ara karar ile, davalının tescilli markasından doğan haklarını davacının Türkiye'de markasını kullandığı üçüncü kişi konumundaki iş ortaklarına ve izni ile ürünlerini satan kişilere karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine karar verilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna yönelik taraf itirazlarının yargılama sırasında değerlendirilmesi ve gelinen aşamada HMK 396. Madde gereğince tedbirin kaldırılması yada değiştirilmesine karar verilmesi her zaman mümkündür. SMK 159. Madde de, davacı tarafça dava konusu kullanımın kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz edecek şekilde gerçekleştiğini veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere ihtiyati tedbire hükmedilmesini talep edebileceği düzenlenmiştir. Bu konuda HMK 389. Madde gereğince kesin ispat değil yaklaşık ispat aranmaktadır. Davacı tarafça sunulan deliller, alınan bilirkişi raporu, davalı marka tescil kaydı ve tüm dosya kapsamından davacı lehine yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, SMK 159. Madde de düzenlenen "hükmün etkinliğini temin etmek üzere" tedbir kararı verilebileceğine ilişkin düzenleme dikkate alındığında, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, teminatın yeterli olduğu kanaatine varılarak, mahkemece ihtiyati tedbir kararına yönelik davalı itirazının reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun olduğundan, davalı vekilinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../05/2026 tarih ve 2026/... E. sayılı ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2026