İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, su hattı patlaması sonucu oluşan hasarın sigorta ödemesine dayalı rücuen tazminatı ve görevli yargı itirazı davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, davalıya ait temiz su hattının patlaması sonucu sigortalısının binasında oluşan su baskını hasarını ödedikten sonra, Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olarak, ödediği 189.310,50 TL sigorta rücu tazminatının yasal faiziyle birlikte, davalının imal ve bakım kusurundan kaynaklanan kusursuz sorumluluğu gereği tahsilini talep ederken; davalı, davanın idari yargının görev alanında olduğunu, olayda kusuru ve illiyet bağı bulunmadığını, zamanaşımı ve sigortalının yalıtım eksikliği gibi gerekçelerle davanın reddini savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/428 EsasKARAR NO : 2026/400DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)DAVA TARİHİ : 05/01/2021KARAR TARİHİ : 17/06/2026Mahkememizin 2022/.. Esas, 2024/... Karar, 10/01/2024 tarihli kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2024/906 Esas, 2024/939 Karar, 03/07/2024 tarihli kararı ile KALDIRILMASINA karar verilmiş olmakla Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından ... numaralı poliçe ile sigortalanan ... ...'ne ait ... İstanbul adresindeki binanın, 01.06.2020 tarihinde ...'ye ait temiz su hattının patlaması sonucu meydana gelen su baskını nedeniyle hasara uğradığını, müvekkili şirket nezdinde açılan ... numaralı hasar dosyasında görevlendirilen eksper tarafından düzenlenen raporda hasarın ...'ye ait su hattındaki patlamadan kaynaklandığının tespit edildiğini, sigorta poliçesi kapsamında 189.310,50 TL tutarında hasar tazminatının belirlendiğini, davalı ...'nin 2560 sayılı kanun uyarınca su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmekle görevli olduğunu, meydana gelen zararın ...'nin temiz su hattının yapım ve bakımındaki kusurlarından kaynaklandığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi gereğince davalının imal olunan şeyin kötü yapılması veya muhafazasından doğan zararlardan kusursuz sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin 18.08.2020 tarihinde sigortalıya 189.310,50 TL sigorta tazminatı ödediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olunduğunu, ...'nin tacir sıfatı taşıması ve uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle adli yargının görevli olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 189.310,50 TL sigorta rücu tazminatının ödeme tarihi olan 18.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili idare ...'nin, 2560 Sayılı yasa ile kurulduğunu ve kamu görevi yapan bir mahalli idare olduğunu, idare aleyhine açılan ve konusu tam yargı davası olan tüm davalarda görevli yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, bu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olduğunu, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, bu sebeple bu davanın İstanbul İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini ve davanın görev yönünden reddine karar verilmesine gerektiğini, olayın meydana geliş şekliyle ilgili davacı taraf anlatımı dikkate alındığında, olayın hizmet kusuruna dayalı olduğunu, bir kamu kurumunun eylem ve işlemlerine karşı açılacak davaları görmek, idari yargının görevine girdiğini, HMK 114 (1) c maddesi gereğince dava konusu olayın İdari Yargı görev alanında olması ve sayın mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine gerektiğini, idare aleyhine açılan bu davada, haksız fiile dayalı bir zarar ve dolayısıyla oluşan bir alacak iddiası olduğunu, davacı tarafından huzurda açılan davada, davacı şirketinin sigortalısına ödemiş olduğu hasar bedelinin tazmini istemine dayandığını, tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kusurunun olması ve tazminat talep edilen hasar ile fiili arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, müvekkili idarenin ise olayda kusurlu olmadığını, gerçekleştiği iddia edilen hasar ile idarenin filleri arasında illiyet bağının kurulmasının da mümkün olmadığını, zararın idari eylem veya işlemden değil de, zarar görenin veya bir başkasının eyleminden doğması halinde, zararla idari eylem arasındaki illiyet bağı kesileceğini ve zararın idari eyleme ve idare tüzel kişiliğine bağlanması imkanı ortadan kalkacağını, davacı tarafından dilekçesinde, idareye yapılan herhangi bir başvurudan bahsedilmediğini, davacı sigortalısına ödeme tarihinden bahsetmekle yetindiğini, söz konusu vakıanın, hangi tarihte gerçekleştiği belli olmadığından ve/veya sonradan teminat altına alınmış olması ihtimalinde, haksız fiil zamanaşımı nedeniyle, dava tarihinde zamanaşımı süresi geçmiş olacağından bu davanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürede açılmamış olmasından dolayı usul hukukuna göre reddine karar verilmesine gerektiğini, davacının zarar iddiasını ve sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmesi gerektiğini, davacı temiz su şebekesindeki arızadan hasar meydana geldiğini iddia ettiğini ve söz konusu arızadan dolayı bu hasarın meydana gelmesinin mümkün olmadığını, bina sahiplerinin bina dışından gelen su arızalarına karşı gerekli yalıtım/izolasyonu yapmış olmasının şart olduğunu, gereken önlemi almayan sigortalının hasar iddiasının kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla sigortcı şirketin isteminin de hukuka aykırı olduğunu, davacı sigorta şirketinin, davanın sebebini; “... sokaktan geçen tesisatın patlaması sonucu sızan suların sirayet etmesi sonucu meydana gelen hasar...” olarak belirttiğini ve olay yeri, hasarın ne olduğu, hasarın nicelik ve niteliği gibi hususlar hakkında hiçbir bilgiye yer vermediğini, davacı sigorta şirketinin iddiasının tümüyle hukuka aykırı olduğunu, sigortacı davacının sigortalısının idareye davacının zarar ve hasar iddiası hakkında bir başvurusu bulunmadığını, söz konusu zararın meydana gelmesine neden olan müvekkili idare olmadığını, bu nedenle herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, somut olayda hasara/zarara binadaki eksikliklerin neden olduğunun anlaşıldığını, bina maliklerince binanın dışardan sızarak gelebilecek suyun bina içine sızmasını önleyecek çekvalf ve yalıtım/izolasyon tedbirleri alınmadığını ve su basma hadisesinin gerçekleştiğini, dosyadaki bilgi ve belgelere göre hasardan gerekli kontrol ve bakım işlemlerini zamanında yapmayan, bina zemin su yalıtımı, çek valf ve benzeri önlemler almayan, tesisatı ...’den onaylı porjeye uygun biçimde çekvalf ile tesis etmeyen ayrıca yalıtım izolasyon önlemi almayan, yalıtım/izolasyon, pompa çekvalf ve sair önlemleri almayan bina sahiplerinin sorumlu olduğunu, idare ...’ye yüklenebilir bir kusur bulunmadığını, fen ve sanat kurallarına uygun yapı yapmayanlar ve gerekli tedbirleri yerinde ve zamanında almayanlar, uğranılan zararın tazminini isteyemeyeceklerini, uğranılan zarar, ancak fen ve sanat kurallarına aykırı yapı yapanlardan ve gerekli tedbirleri (izolasyon, betonla kaplama, betonarme tecrit duvarı, tahliye pompası, geri tepme klapesi, binaya ait olup, bina sahipleri tarafından yapılmış olan ve doğru çalışan atık su bağlantısı, v.s.) gibi tedbirleri almayanlardan istenebileceğini, davacı sigorta şirketi sigortalısının haklarına halef olduğundan, sigortalısının hukuken hakkı olmayan hiçbir şeyi idareden talep ve dava edemeyeceğini, davacının davasını kabul anlamına gelmemek üzere, sigortacı şirketin sigorta primleri, zarar hesabına katması, ücret ve sigorta primlerini davaya konu etmesinin mümkün olmadığını, davaya konu alacak iddiasındaki faiz başlangıcının ödeme tarihinden itibaren istenmesinin hukuka aykırı olduğuna, davalı idarenin, açılan bu dava ile birlikte mütemerrit hale geldiğini, bu nedenle, faiz isteminde dava tarihinin esas alınması gerektiğini, talep edilen alacak miktarın da fahiş olduğunu, idarenin temerrüde düşürülmeden hasar tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hukuk dışı olduğunu, tüm bu sebeplerle; öncelikle yargı yolu ve görev itirazının kabulü ile, görevsizlik kararı verilmesine, idari yargı yolunun görevli olduğunun tespitine, davanın öncelikle usule ayıkırılık itirazları nedeniyle reddine, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddine, davacının yargılama masrafı ve avukatlık ücreti isteminin reddine, yargılama masraflarının davacı/karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Davalı şirkete ait Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi, sigorta tazminatının ödendiğine dair banka dekontu, masak beyan teslim, ibra ve temlik belgesi, hasar dosyası, hasara ilişkin fotoğraflar, tapu kayıtları, yapı kayıt belgesi, ...'den gelen hasarın gerçekleştiği adreste çalışma yapılmadığına ilişkin müzekkere cevabı, ... Belediye Başkanlığı'ndan gelen imar işlem dosyası ve projeleri gösterir CD kayıtları, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, ...'den gelen hasarın meydana geldiği adresin içme suyu kroki, atık su kroki, arıza kaydı listelerini gösterir müzekkere cevabı, bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, 01.06.2020 tarihinde ... Mah. ... Sk. No: 3 ... adresinde meydana gelen temiz su borusunun patlaması sebebiyle davacının sigortalısında meydana gelen zarardan davalı ...'nin sorumlu olup olmadığı, davacı sigorta şirketinin ödemiş olduğu riziko bedelinin davalıdan talep edip edemeyeceğinden ibaret açılan Tazminat davasıdır. Davacı, dava dışı sigortalının ... Mah. ... Sk. No: 3 .../İSTANBUL adresindeki emtiaların davalının temiz su borusunun patlaması sonucu maddi hasara uğradığını, sorumlunun davalı olduğunu, belirlenen hasar bedelinin sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalı şirkete ödendiğini, bu bedelin zararın meydana gelmesinde kusurlu olan davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesini verilmesini talep etmiştir. Davalı, söz konusu davanın tam yargı davası niteliği taşıdığından yargı yolunun idare mahkemeleri olduğu, alacağın zamanaşımına uğradığını, zararın müvekkil idareden kaynaklanmadığını bu sebeple kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının zarar iddiasını kanıtlaması gerektiğini, hasarın binanın yetersizliğinden kaynaklandığını, sunulan delillerle davacının davasını ispat edemediğini tüm bu sebeplerle davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 25/12/2020 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 1472. Maddesine göre ''Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, bu hak tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.'' Yine sigortacının halefiyet durumu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03.07.1944 sayılı kararında ''Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.'' şeklinde vurgulanmaktadır.TTK m.1481 "Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer, Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur, (2) Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin halefıyet kuralı gereğince, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (3) Sigortalı veya zarar gören, birinci fıkra gereğince sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa sigortacıya karşı sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir.Sigortacının düzenlediği poliçe ile üstlendiği yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra sigortalının halefi olabilmesinin birinci şartı sigorta tazminatının (gerek 6102 Sayılı TTK Md.1472, gerekse 6762 sayılı TTK. (Eski m.1301'de) 1472 maddesi ve Md. 1381 'e göre) gerçek hak sahibine ya da onun gösterdiği kişiye; geçerli bir poliçe kapsamından ve “poliçe genel+özel şartları ile çelişmeyen” rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan zarar için ödeme yapmış olmasıdır. Bu şart ile bir arada bulunması gereken ikinci şart ise, sigortacının sözleşmeye uygun olarak ödeme yaptığı sigortalının, sigorta zararı için üçüncü şahıslara karşı bir tazminat talebi hakkına sahip olmasıdır ve bu talep hakkı sigorta tazminatını ödeyen sigortacıya yaptığı ödeme paralelinde Kanun hükmü gereği geçer.Halefiyetin tüm şartlarının bir arada gerçekleşmiş olduğu durumlarda, ayrıca temerrüt tarihi keşide edilmemiş olsa bile, sigortacının rücuen tazminat alacağına (Y.L1. HD. 11.10.2004 Tarih, 2004/570 E- 2004/9618 K. Sayılı kararında; “TTK. (Eski m.1301'de) 1472 maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu nedenle sigortacının 3. Şahıslara rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Kanundan kaynaklanan bu temerrüt hali için ayrıca bir ihtara gerek yoktur. Bu durum karşısında mahkemece, davacının ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi talebinin de kabulüne karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” denmek suretiyle tesis edilen hükümde de vurgulandığı gibi) sigortalıya yapılan ödeme tarihinden başlamak suretiyle faiz talep edilebilecektir.Mahkememizin 2022/... E, 2024/... K, 10/01/2024 tarihli kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2024/906 E, 2024/939 K, 03/07/2024 tarihli kararı ile " Somut olayda; hasar, davalı ...'nin bakım ve onarımından sorumlu bulunduğu temiz su borusunun patlaması sonucu meydana gelmiş olması sebebiyle ... kusursuz sorumludur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda "arka terasa gelen suların bina içine girmesinden sigortalının kusurlu olduğu, suların binanın ... Sokak girişinden bina içine girmesi bina girişinde gerekli tedbirlerin alınmamış olmasından dolayı sigortalının kusurlu olduğu" ifade edilmiş ise de arka terasa gelen suların bina içine girmesinde sigortalının hangi gerekçeyle kusurlu olduğu, yine bina girişinde hangi tedbirlerin alınması gerektiği hususları açıklanmamıştır. Ayrıca hasar miktarına yönelik taraf vekillerinin itirazlarının da ek raporda değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle bilirkişi raporu hükme elverişli değildir.Açıklanan durum karşısında; davalının savunma hakkının kısıtlanmış olması yanında, alınan bilirkişi raporu hükme elverişli olmadığından taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden yeniden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden...." gerekçeleriyle kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkememizin 26/07/2024 tarihli tensip zaptının 2 numaralı ara kararı gereği dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2024/906 Esas, 2024/939 Karar 03/07/2024 tarihli bozma ilamı doğrultusunda ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir.Sigorta Uzmanı Bilirkişi ... ve İnşaat Mühendisi ... tarafından 10/12/2024 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet ek raporuna göre; "Mahallinde inceleme sırasında, sigortalı ilgilisi keşfe eşlik ederek olay sırasında yağmur yağdığını, ... nin de sokaktan geçen borusunun patlamış olduğunu, bunun sonucu olarak binanın arka terasından ve binanın yan giriş önüne önlem alınmaması nedeni ile suların içeri girerek suları bodrum katlarda hasara neden olduğunu beyan etmiştir. Teras kapısı açık bırakılmış olabilir. Sigortalı ilgilisinin bu beyanı nedeni ile olayın meydana gelmesinde sigortalının, caddede boru patlaması nedeni ile de davalı ... nin olayda sorumluluğu olduğu sonucuna varılmıştır. Kök ve Ek raporda da belirtildiği üzere, hasar giderimi ile ilgili olarak üç ayrı firmadan teklif alınmış, bu teklifler içinde en düşük olanı sigorta eksperi tarafından değerlendirmeye alınmıştır. Kurulumuz yaptığı incelemede, ekspertiz raporundaki değerler ve teklifler arasında en düşük değerler alınarak hasar miktarı tespit edilmiştir. Olaydan sonra hasarın sigortalı tarafından giderilmiş olması v.s. nedenler ile daha fazla inceleme imkanı bulunmamaktadır. Sonuç olarak önceki raporlarımızdaki sonuç ve kanaati değiştirecek bir durum söz konusu olamamıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizin 22/01/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı gereği düzenlenen bilirkişi ek raporu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2024/906 E, 2024/939 K, 03/07/2024 tarihli Kaldırma gerekçelerini karşılamadığı ve ayrıca tarafların düzenlenen ek rapora karşı itiraz ettiği anlaşıldığından, kusur oranları belirlenirken sigortalının hangi gerekçeyle kusurlu olduğu, yine bina girişinde hangi tedbirlerin alınması gerektiği hususlarının açıklanması ve hasar miktarına yönelik taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın yeniden açıklayıcı ve gerekçeli ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği anlaşılmıştır. Sigorta Uzmanı Bilirkişi ... ve İnşaat Mühendisi ... tarafından 11/03/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet ek raporuna göre; "Kurulumuzun ek raporunda mahalli imceleme ile ilgili olarak aşağıdaki saptamalar yapılmıştır. “ Tayin olunan 14.07.2023 günü saat 10,00 dan itibaren sayın ...’ın başkanlığındaki mahkeme Heyeti, davacı Sompo vekili, Sigortalı temsilcisi ve ...’nin bölgedeki yetkilisinin katılımı ile olay mahallinde inceleme ve tespitler yapılmıştır. İnceleme sırasında aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. - Dava konusu mahal, İstanbul, ..., ... Mah., ... Sokak, No: 3 adresinde bulunan 4 bodrum + zemin + 11 normal katlı binadır. - 01.06.2020 günü bu binanın bodrum katlarını su basmış ve binada zarar – ziyana neden olmuştur. - Bina halihazırda ... İnşaat Firması tarafından kiralık olarak kullanılmaktadır. Bina ... Sokak ile ... Sokağın kesişim noktasındadır. Binaya ... Sokaktan 6-7 basamaklı merdiven ile girilebilmektedir. Bu giriş “VİP” girişi olup normal giriş ... Sokak Cephesinden olup ... Sokak kotuna göre bir kat daha aşağı seviyededir. ... Sokak oldukça meyilli bir sokaktır. - Sigortalı şirket ilgilisi hasarla ilgili tarafımıza bilgi vermiştir. Olay günü, binaya ... Sokaktan girişte arka ve sol yan cephede bulunan terasların ... Sokaktan gelen sular ile dolduğu, bu suların bilahare binanın içine girdiği, bu kattan alt katlara sızarak döşeme kaplamaları, duvar boyaları ve alçıpanlara zarar verdiği, -3. Bodrum kata 1 m yüksekliğe kadar su dolduğu, bu kattaki asansör kuyularına girerek zarara neden olduğu, bu katta bulunan yangın söndürme pompaları, hidrofor v.s. makine aksamına zarar verdiği ifade edilmiştir. - Olay tarihinde binanın Dershane olarak kullanıldığı, -1. (şu an için -2) katta derslik, çalışma salonları bulunduğu, -2. (şu an -3.) katın otopark onun altındaki -3. Kat (şu an -4) katın depo v.s. olarak kullanıldığı ifade edilmiştir. - Kurulumuz tarafından yapılan incelemede; -1. (şu an için -2.) katın yeni kiracı tarafından tadil edilerek tamamen değiştirildiği, toplantı salonu ve çeşitli ofis alanları olarak kullanıldığı, -2. (şu an için -3. ) katın otopark olarak, -3. (şu an için -4.) katın ise boş durumda olduğu, içeride bir kısım inşaat faaliyetinin bulunduğu, bu katta yangın ekipmanı bulunduğu, bunların yenilendiği, ayrıca su baskını sırasında zarar gören bir hidroforun bir kenara terkedildiği, zarar gördüğü ifade edilen asansör kuyuları da tarafımızdan görülmüştür. - Sigortalı yetkilisi, olay tarihinden önce ... nin ... Sokakta çalışma yaptığı bir kısım yerleri kazdığı, çıkan toprağın sokak üzerinde yığılı kaldığından ... Sokak tarafından gelen suların ... Sokaktan kolay akamadığı için binaya girdiği ve alt katlarda zarara neden olduğu ifade edilmiştir. - Daha sonra ... Sokak Cephesine geçilerek incelemeye devam edilmiştir. Sigortalı yetkilisi bu sokakta boru patlaması olduğunu, aynı anda da yoğun yağmur yağmakta olduğunu, borudan çıkan sular ile yağmur sularının yol kaplamasından 15 – 20 cm kadar yüksekte olan kaldırıma sirayet ettiğini, binanın bu cephesinde şu an görülen duvar ve bitkilerin olmadığını, kaldırımdan gelen suların kolaylıkla binanın ... Sokağa göre sağ yan cephesinde terasa oradan da binanın içine ve alt katlara kadar su girdiğini ifade etmiştir. - Bu sırada davalı ... nin bölge sorumlusu olay yerine gelmiş ve açıklamalar yapmıştır. Kayıtlarına göre olay tarihlerinde binanın ... Sokak cephesinde bir çalışma yapmadıklarını, ... Sokak ile ... Sokak kesişiminden ... sokak içine doğru bir çalışma yaptıklarını ifade etmiştir. - Tarafımızdan yapılan incelemede ... Sokak – ... Sokak kesişiminden ... Sokak içinde doğru, ... Sokağın davaya konu bina ile karşı tarafında 15 – 20 m boyunda asfalt yenilemesi yapılmış olduğu tespit edilmiştir. Davaya konu binanın önünde ... Sokak tarafında herhangi bir asfalt yenilemesi görülmemiştir. Ancak bu sokak üzerinde araçlar park halinde olduğundan lokal bir kazı yapılması imkan dahilindedir. Bu kısmın ... Sokak Boyunca arka tarafa doğru meyilli olduğu görülmüştür. Ayrıca ... Sokakta borudan çıkan suyun ve yağmur suyunun sokaktan 20 cm kadar yüksekte olan kaldırımı aşıp binanın ön cephesinden aşağı akması olası görülmemektedir. Zira suyun kaldırımı aşmasına kadar yol üzerinden ileri ve geri akması daha kolay olacaktır. - ... Bölge ilgilisi 06 Mayısta köşede çalışma yapıldığını beyan etmiştir. İnceleme sırasında çekilen bir kısım fotoğraf rapor ekinde verilmiştir.” Yukarıda da açıklandığı üzere olay günü sigortalının binasına sular ... Sokakta bulunan girişten ve binanın arka ve yan terasından girerek özellikle bodrum katlarda hasara neden olmuştur. Terastan su girmesi balkon kapılarının açık bırakılabileceği gibi, sıkça karşılaşıldığı gibi balkon giderlerinin çeşitli nedenlerle tıkalı olması ve suyun drenajının zorlanması sonucu birikinti olması söz konusu olabilir. Kusur değerlendirilmesi, olayı bizzat gören tanığın ifadeleri doğrultusunda yapılmıştır. Tabi ki nihai takdir sayın Mahkemenindir. Dava dilekçesinde 3. Bodrum katta 1 m yüksekliğinde su biriktiği ifade edilmektedir. Bu durum gerek ... Sokak Kapı tarafından gerekse teraslardan çok miktarda suyun içeriye girdiğini göstermektedir. Bu durumda sigortalının sorumluluğu açıktır. Suyun kapı ve terastan girmesi nedeni ile davalı ... nin bina ile ilgili öne sürdüğü beyanlarının olayla ilgisi olmadığı görülmektedir. ... nin temiz su borusunda patlama nedeni ile basınçlı su açığa çıkarak ... Sokağa yönelmiş ve bu sokakta bulunan inşaat artığı malzemenin de etkisi ile sigortalının binasına sirayet etmiştir. Kurulumuz hasarın meydana gelmesinden dört yıl sonra keşif yapmıştır. Aradan geçen sürede daha önce Dershane olarak kullanılan bina bir inşaat şirketine kiraya verilmiş ve hasar giderilmiştir. Bu nedenle hasar miktarının metrajını kontrol etme olanağımız bulunmamaktadır. Hasar giderimi ile ilgili değerlendirmede, ekspertiz çalışması sırasında alınan teklifler göz önüne alınmıştır. Alınan teklifler içinde hasarlı imalat kalemlerinin onarımında hangi teklifin fiyat olarak daha uygun ise o fiyat göz önüne alınmıştır. Buna göre hasar giderimi belirlenmiştir. Tarafların itirazları esasen rapor içinde cevaplandırılmıştır. Sonuç olarak kök ve ek raporlardaki görüş ve kanaate bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizin 15/05/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı gereği dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu denetime elverişli, hüküm kurmaya uygun olmadığı anlaşıldığından tarafların daha önce düzenlenen bilirkişi raporlarına karşı itirazları ve beyanları ile BAM kararı da değerlendirilerek dosyanın yeni bir inşaat mühendisi ve sigorta konusunda uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği anlaşılmıştır. Sigorta Uzmanı Bilirkişi ... ve İnşaat Mühendisi ... tarafından 01/11/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; "Teknik yönden yapılan incelemede; öncelikle hükme esas alınan önceki raporlarda yapılan teknik tespit ve değerlendirmeler ile hesaplanan hasar tutarına itibar edilebileceği değerlendirilmiş ve iş bu raporda ise Istanbul BAM kararı doğrultusunda, önceki raporlarda yer almayan yapısal imalat hatalarına ilişkin tespitler yapılmıştır. Sonuç olarak, teknik açıdan ana taşınmazda tespit edilen yapısal imalat hataları nedeniyle, meydana gelen hasardan; dava dışı - Sigortalı'nın “% 50 ve Davalı - ...'ninise % 50 oranında kusurlu olabilecekleri kanaatine varılmıştır. Davacı sigorta şirketi ile davadışı sigortalısı ... Gayrimenkul İnş. Tic. A.Ş arasında kurulu sigorta sözleşmesine istinaden, “su hasarları” riskinin 25.000.000.-TL sigorta bedeli üzerinden temin edildiği, davacı sigortacının sigorta süresi dahilinde gerçekleşen risk açısından 189.310,50 TL hasar tutarı ödemiş olduğu, DAVACI SİGORTACININ RÜCU TALEBİ YÖNGNDEN DEĞERLENDİRME: Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 Maddesinin 1 Fıkrasında halefiyet “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder”. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” olarak düzenlenmiş olduğu, Bu durumda davacının, davalı taraftan %50 kusura isabet eden 94.655,25 TL tutarında alacağı olabileceği" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizin 18/02/2026 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı gereği tarafların itirazları ve beyanları doğrultusunda hem kusur yönünden hem de hesaplama yönünden dosyanın ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye tevdine karar verildiği anlaşılmıştır. Sigorta Uzmanı Bilirkişi ... ve İnşaat Mühendisi ... tarafından 24/05/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet ek raporuna göre; "Öncelikle, hükme esas alınan önceki raporlarda yapılan teknik tespit ve değerlendirmeler ile hesaplanan hasar tutarına (132.777,50 TL) itibar edilebileceği değerlendirilmiş ve Kök Raporda ise Istanbul BAM kararı doğrultusunda, önceki raporlarda yer almayan yapısal imalat hatalarına ilişkin tespitler yapılmıştır. Sonuç olarak, tarafların Kök Rapora itirazları bakımdan yeniden yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; kusur oranlarının takdiri, tamamen Sn. Mahkemeye ait olmak üzere; Kök Raporda herhangi bir maddi hata veya değerlendirme hatası tespit edilemediğinden, Kök Raporda değişiklik gerektirebilecek herhangi bir husus bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı ... Gayrimenkul İnş. Tic. A.Ş arasında kurulu sigorta sözleşmesine istinaden, “su hasarları” riskinin 25.000.000.-TL sigorta bedeli üzerinden temin edildiği, davacı sigortacının sigorta süresi dahilinde gerçekleşen risk açısından 189.310,50 TL hasar tutarı ödemiş olduğu, DAVACI SİGORTACININ RÜCU TALEBİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: Türk Ticaret Kanunu’nun 1472 Maddesinin 1 Fıkrasında halefiyet “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder”. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” olarak düzenlenmiş olduğu, Sn. Mahkeme tarafından Kurulumuzca belirlenen kusur oranlarına itibar edildiği taktirde, davacının; davalı taraftan %50 kusur oranına isabet eden 66.388,75 TL (132.777,50 x %50) tutarında alacak talebinde bulunabileceği, " şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 01/06/2020 tarihinde dava dışı ... Gayrimenkul İnş. Tiz. A.Ş'ye ait ... Mahallesi ... Sokak No:3 .../İstanbul adresinde ...'ye ait ana su hattının patlaması sonucunda akan suların sigortalıya ait binaya sirayet ederek hasara sebebiyet verdiği, sigorta şirketi tarafından ekspertiz incelemesinin yaptırıldığı, ekspertiz incelemesi neticesinde sigortalı işyerinde oluşan hasarın 189.310,50 TL olarak belirlendiği ve belirlenen hasar tazminat bedelinin davacı Sompo Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı ... Gayrimenkul'ün banka hesabına 18.08.2020 tarihinde 189.310,50 TL havale edildiği, bu haliyle davacı sigorta şirketinin TTK 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olduğu, TTK 1472 maddesindeki halefiyet ilkesi gereği sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçerek sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceği, mahkememiz kararının kaldırılmasından önce düzenlenen bilirkişi raporunda davacıya kusurun hangi sebeplerle yüklendiğinin açıklanmadığının tespit edildiği, bunun üzerine Mahkememizin 2022/396 E, 2024/19 K, 10/01/2024 tarihli kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2024/906 E, 2024/939 K sayılı ilamı ile kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra mahkememiz dosyasının yeni esas alması ile bu hususlarda yeniden tespit yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen bilirkişi raporunda davalıya ait su hattının patlaması sonucunda sigortalı iş yerine giren suların girme sebebinin iş yerine giriş yapılan arka kapının ( su baskını buradan gerçekleşmiştir) yola sıfır olduğu, kapı üzerinde bulunan süpürgeliklerin izole edilmediği, daha önce meydana gelen şiddetli yağmur vakıalarında da aynı durumun gerçekleştiği, bu haliyle dava dışı sigortalının da hasarın önlenmesi için üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirmediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tarafların kusur oranlarının tespit edildiği gibi % 50 olduğu ve kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğu, her ne kadar davacı sigorta şirketinin toplamda 189.310,50-TL ödeme yaptığı tespit edilmiş ise de bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda meydana gelen zarar nedeniyle dava dışı sigortalının zararının, hasar giderim bedelinin 132.777,50 -TL olarak tespit edildiği, tespit edilen bu bedel üzerinden kusur oranlarına göre oranlandığında, davacının rücuen talep edebileceği tazminat miktarının 66.388,75-TL olarak belirlendiği, bu yönde düzenlenen bilirkişi heyet raporunun denetime ve kanaat edinmeye elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınarak oluşan vicdani kanıya göre davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafın 66.388,75-TL rücuen tazminat alacağının ödeme tarihi olan 18/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafça davalılar aleyhine açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davacı tarafın 66.388,75-TL rücuen tazminat alacağının ödeme tarihi olan 18/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 4.535,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.232,96-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.302,06-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davadaki haklılık durumuna göre 462,91-TL'sinin davalıdan, geri kalan 857,09-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan; 59,30-TL Başvuru Harcı, 3.232,96-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 3.292,26-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan; 13.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 637,45-TL Keşif Harcı, 1.176,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 14.813,45-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 5.194,89-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,8-Davalı tarafından yapılan; 1.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 637,45-TL Keşif Harcı, 974,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.611,45-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 915,80-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına,9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır