Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen haksız rekabet kaynaklı tazminat davasında, eski çalışanların müşteri devri iddiaları, görevsizlik tartışmaları ve bilirkişi raporu bulguları.
Özet: Hava kargo sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket, eski çalışanları ve bir lojistik firmasını haksız rekabet yoluyla en büyük müşterisini ele geçirmekle suçlayarak 100.000 TL maddi tazminat talep etmiş; davalılar ise husumet eksikliği veya görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu savunmuştur. Başlangıçta İş Mahkemesine gönderilen dosya, istinaf mahkemesince geri gönderildikten sonra yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı tarafın iddia ettiği zararların aksine kar elde ettiği ve ticari ilişkilerinde herhangi bir borç/alacak bakiyesi bulunmadığı tespit edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/87 Esas
KARAR NO : 2026/679
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/04/2023
KARAR TARİHİ : 06/07/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil 2008 yılından hava kargo sektöründe Genel Kargo Satış Acenteliği ile iştigal davalılardan ..., ..., ... ve ... müvekkil şirketin eski çalışanları olduğunu, davalılardan .... Lojistik Ltd. Şti. ise müvekkil şirketle bir dönem ticari iş yaptığını, bu iş ilişkisi nedeni ile de diğer davalı personeller arasında iletişimleri ve tanışıklıkları oluştuğunu, davalılar birlikte ve örgütlü bir şekilde müvekkilimin en büyük müşterisi olan ... şirketini davalı ... Ltd. Şti.nin uhdesine alarak müvekkilimi zarara uğrattıklarını belirterek şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil arasında sadece iş sözleşmesine dayalı hukuki ilişki olduğunu, davacının maddi tazminat taleplerini müvekkile yöneltmesinin mümkün olmadığını, davanın davalı müvekkil yönünden maddi hukuk kaynaklı husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davası için görevli görevli mahkeme ticaret mahkemeleri değil, iş mahkemeleri olduğunu, müvekkil yönünden dava şartı noksanlığından dolayı davanın usulen reddine karar vermesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ... ile çalışmaya başladığı, davalı işçilerin davacı şirketten ayrılış tarihleri ve gerekçelerine bakıldığında müvekkil şirket ile işçilerin davacı şirketle iş sözleşmelerinin feshi arasında hiç bir illiyet bağı kurulamayacağını belirterek davanın reddine kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ;davanın görülmesinde iş mahkemeleri görevli olduğundan mahkemece görev yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkil, davacı taraf nezdinde sigortalı bir çalışan olarak aralarındaki hukuki bağlantı sadece iş hukuku kapsamında olduğunu, görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu belirterek davanın görevsizlik nedeniyle reddine kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalıların şirketteki hizmet ilişkisi devam ederken dava dışı rakip firma ile gizlice iş ilişkisinde bulunduğunu, hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş, davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olduğu ve hem işverenle çalıştığı dönemi kapsadığı görülmektedir. (aynı yönde Yargıtay 11. HD 2016/3381 Esas, 2017/6936 Karar sayılı ilamı- İBAM 37. HD 2021/1816 Esas, 2022/745 Karar sayılı ilamı) İş akdi devam ettiği sırada özen yükümlülüğüne aykırı davranışa dayalı eylemlerinin değerlendirilmesi İş Mahkemesinin görevi dahilindedir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasası’nın 1 nci maddesi hükmü uyarınca İş Mahkemeleri, İş Yasasına göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Yasası’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların çözülmesi için kurulmuş olup davadaki tüm davalılar bakımından uyuşmazlığın çözüm yeri İş mahkemeleridir. Davacı şirket, işçinin şirketle iş akdinin devam ettiği zaman dilimi için de rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini iddia etmektedir ve davanın bu sebeple İş Mahkemesi görev alanına girdiği sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine kararı verilmiş, İBAM ... Hukuk Dairesi''nin ... esas, .... karar ve 04.01.2024 tarihli ilamıyla kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizce İBAM kaldırma kararı sonrasında;
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir ve haksız rekabet alanında uzman bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporda özetle; "Davacı tarafın zararda olmadığı, aksine karda olduğu tespit edildiği, Davacı Firmanın Şirket Kayıtlarında ... İncelendiğinde; Ticari ilişkisinin 2021- yılında başladığı 2025 yılında ise sonlandığı (USD) hesabında Borç/Alacak Bakiyesinin Olmadığı Davacı Firmanın Şirket Kayıtlarında .... İncelendiğinde; Ticari ilişkisinin 2021- yılında başladığı 2025 yılında ise sonlandığı (EURO) hesabında Borç/Alacak Bakiyesinin olmadığı, Davalı ... Davacı ... havacılıkta 01.02.2018 tarihinde işe giriş yapıldığı- 29.07.2022 yılında ise 8 kodu ile işten çıkarıldığı Davalı (...) Davacı ... havacılıkta 07.02.2018 tarihinde işe giriş yapıldığı-31.10.2022 yılında ise 3 kodu ile işten çıkarıldığı Davalı (Uğur Bekçi) Davacı ... havacılıkta 01.10.2017 tarihinde işe giriş yapıldığı- 24.08.2022 yılında ise 3 kodu ile işten çıkarıldığı Davacının, korunmaya değer haklı menfaati olduğu olgusunun ortaya koyamadığı,bu nedenle “davacı şirket açısından önemli ölçüde zarar verme ihtimali” kanaatine ulaşılamadığı, Davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği konusunda bu aşamada yeterli kanaate ulaşılamadığı" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde "başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", "kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek", "müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek", "üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak", "kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak" ve "üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak", "üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek", haksız rekabet eylemleri arasında sayılmıştır.
TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, isteyebileceği belirtilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davalı gerçek kişilerin davacı şirkette iş akdiyle çalışmakta iken anlaşıp aynı dönemlerde işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra davalı şirkette çalışmaya başladıkları, davacı şirkette edindikleri ticari sır niteliğinde bulunan müşteri portföyünü davalı şirket lehine kullanmak, davacı şirket müşterilerini davacı ile olan sözleşmelerinin feshine yönlendirmek suretiyle haksız rekabet oluşturdukları iddia edilmektedir. Davalıların davacı şirketteki işlerinden ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Ancak davalı şirkette çalışmaya başlayan davalıların, davacı şirkette edindikleri ticari sır niteliğinde bulunan müşteri portföyünü davalı şirket lehine kullanmak, davacı şirket müşterilerini davacı ile olan sözleşmelerinin feshine yönlendirmek ve davalı şirkette çalışmaya başlamalarını sağladığı yönünde hiçbir somut delil ileri sürülmemiştir. İşçinin bir şirketteki işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak kabulü mümkün değildir. Aksinin kabulü, Anayasa'da güvence altına alınan çalışma özgürlüğünün ihlali anlamına gelmektedir (aynı yönde İBAM 12. HD. 2019/47 Esas, 2021/81 Karar sayılı ilamı). Mahkememizce alınan mali bilirkişi raporunda davalıların eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığına ilişkin bir veri bulunmadığı ve dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalıların davalı ile çalışmaya davet edildiğine yönelik ve davacıyı kötüleyici veya çalışanlarını sözleşmelerin feshine yönlendirme niteliğinde değerlendirilebilecek bir ifade bulunmadığı görülmüştür. Rekabet serbest olup, hizmet alan müşterilerin daha uygun koşullarla iş yapan firmayla çalışmaları, ticari hayatın gereklerine ve doğasına da uygundur. Bu nedenle davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri olduğuna yönelik somut bir delile dosya kapsamında rastlanmamıştır. Müşterilerin salt çalışanların yönlendirmesiyle firma tercihinde bulunmayacağı, sunulan hizmetin kalitesi, fiyat politikası gibi sair ekonomik nedenlerin de tercihte etkili olduğu gerçeği karşısında, davada davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı haksız rekabet iddiasının kanıtlanamadığı anlaşılmakla HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; haksız rekabet nedeniyle zarar iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan başlangıçta alınan 1.707,75 TL'ın mahsubu ile bakiye 975,75 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin ve davalı ... tarafından yapılan 100,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Başvuru tarihi itibariyle hazine tarafından karşılanan 3.280,00 TL arabuluculuk ücretinin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Artan gider avansı bakiyesinin HMK 333. md göre karar kesinleşmesi halinde ilgililere iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi.06/07/2026
Katip ...
✍e-imzalıdır
Hakim ...
✍e-imzalıdır