Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan araç iadesi davasında zorunlu arabuluculuk şartı eksikliği nedeniyle usulden ret kararı.
Özet: İki şirket arasındaki ticari nitelikteki bir araç iadesi davasında, davacının aracı kullanım ödüncü olarak verdiğini iddia ederken, davalının ise aracı borç ödemesi karşılığında edindiğini savunmasına rağmen, mahkeme, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını incelemeksizin, davanın ticari nitelikteki alacak ve tazminat taleplerinde dava şartı olan arabuluculuk prosedürünün tamamlanmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar vermiştir.

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/105 Esas - 2026/448

T.C.
ANKARA BATI
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/105
KARAR NO: 2026/448
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2026
KARAR TARİHİ : 23/06/2026
K.YAZIM TARİHİ : 16/07/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; müvekkili .....Havacılık Anonim Şirketi ile davalı Escale Teknoloji Bilişim Savunma San. Tic. Ltd. Şti. arasında 05.01.2024 tarihinde "Süresiz Yüklenici Sözleşmesi" akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalı şirket yetkilisi .....'un kullanımına bir aracın tahsis edildiğini, bu tahsisin bir kullanım ödüncü veya hizmet ilişkisi kapsamında olduğunu ve aracın mülkiyetinin devri amacı taşımadığını, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine hizmet sözleşmesinin sona erdiğini, buna rağmen davalı şirket yetkilisinin aracı iade etmeyeceğini beyan ederek haksız yere uhdesinde tutmaya devam ettiğini, davalının bu tutumunun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ve ticari zararlara yol açtığını, müvekkilinin 14.01.2026 tarihli e-posta ve 27.01.2026 tarihli noter ihtarnamesi ile iade taleplerinde bulunmasına rağmen davalının aracı iade etmeyerek temerrüde düştüğünü belirterek, ..... plakalı aracın trafik sicil kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, aracın trafikten men edilerek kolluk kuvvetleri aracılığıyla yakalanarak yediemin sıfatıyla müvekkil şirkete teslimine karar verilmesini, teminat alınmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aksi takdirde en düşük teminatla yetinilmesini, davanın kabulü ile mülkiyeti müvekkiline ait olan ..... plakalı aracın davalıdan alınarak müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; davaya konu ...... plakalı aracın firmaları tarafından haksız yere alıkonulduğu iddiasının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, aracın teslim ve tescil tarihinden itibaren mülkiyeti, ekonomik malikliği ve zilyetliğinin firmalarına ait olduğunu, söz konusu aracın davacı tarafından krediye erişim ve taksitli ödeme maksadıyla davacının davalıya olan borcunun ifası amacıyla alındığını, davacının davalıyla olan ticari ve hukuki ilişkisini mahkemeye kısıtlı ve çarpıtılmış olarak yansıttığını, dava konusu araç üzerindeki zilyetliklerinin korunması ve mülkiyetin ispatlanması için firmalarının ve şirket yetkilisi ......'un davacı sıfatıyla yer aldığı ... Esas sayılı Ankara Batı ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ile ..... Esas sayılı Ankara Batı .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde derdest davalar bulunduğunu, davacının bu davalara herhangi bir katılım göstermeden, sadece trafik tesciline dayanarak bu şekilde bir dava açmasındaki gaye ve hukuki gerekçenin anlaşılamadığını, davacının açıkça aracı alacakları karşılığı kendilerine verdiğini, ancak hizmetlerin ifası tamamlandıktan sonra emanet olduğu iddiasını ileri sürerek trafik sicil devrinden kaçındığını ve haklarını gasp etmeye yönelik girişimlerde bulunduğunu, dava dilekçesinde aracın tahsis, emanet veya benzeri bir ilişki içerisinde sunulduğuna dair tek bir maddi delil bulunmadığını, söz konusu araç kredisinin davalı firma için olduğu ve ödemesinin davalı firmaca yapılan işlere karşılık davacı firmanın borcunu ifa amaçlı yapılacağının 24 Mayıs 2024 tarihinde davalı firma yetkililerinden .... tarafından kullanılan cep telefonunun WhatsApp uygulamasından davalı firma yetkilisi .....'un kullanmış olduğu cep telefonunun WhatsApp uygulamasına gönderilen mesajlardan anlaşıldığını belirterek, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, davacı şirkete ait olan aracın davalı tarafından haksız yere alıkonulması iddiasına dayalı aracın müvekkiline teslimi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nun 5. maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı yasanın 20. maddesiyle eklenen ve 01/01/2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5/A maddesine göre, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Eldeki dava, davacı şirkete ait olan aracın davalı tarafından haksız yere alıkonulması iddiasına dayalı aracın davacıya teslimi olan istirdat talebini içeren ticari davadır. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır.
Davacı vekili ön incelme duruşmasında alınan beyanında, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadıklarını, bu sebeple sunamayacaklarını beyan etmiştir. Hal böyle olunca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce verilen 16/02/2026 tarihli ara kararı ile davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı yan tarafından verilen ara kararın istinaf edilmesi üzerine dosyanın istinaf incelemesine gönderildiği, istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 06/05/2026 tarih ve 2026/30 esas, 2026/1066 karar sayılı ilamı ile mahkememizce verilen ara kararın kaldırılmasına karar verilerek, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş ise de dosya kapsamında 23/06/2026 tarihli celsede davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmakla, bu hususta karar verilmesine yer olmadığı anlaşılmıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının peşin alınan 25.938,12TL harçtan mahsubu ile bakiye 25.206,12TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/06/2026
Katip ..... e-imzalı Hakim .... e-imzalı